Kitaplar ve Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar ve Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2018 Salı

SA6429/SD1047: Amerika'nın Kanlı Laboratuarlarında Bir Kobay-Bir Kurban Ülke; Bütün Hainleriyle Irak ve Saddam

CIA ajanı ve lider analisti John Nixon, yine bir CIA ajanı olan Saddam Hüseyin'in idam edilmesini şöyle değerlendiriyor:
"İdam midemi bulandırdı. Gece yarısı bir grup haydut alay ederken Saddam'ı idam etmek bizim hükümetin engelleyebileceği bir olaydı. Ancak yapmadılar."


Herhangi bir konudan, olgudan ya da olaydan yola çıkarak yaptığım araştırmalarda her bir adımda alışılageldik neden-sonuç ilişkisini irdelerken bazen nedenden sonuca gitme alışkanlığımı tersine çeviriyor, sonuçtan nedene ulaşmayı deniyorum. 'Sonuç'tan 'neden'e ulaşmak insanlar için her zaman daha zor olmuştur (Bugün bunu, sonuçları elimizde olan her şeyin köken ilkelerini ve kanunlarını aradığımız için bilim diye adlandırıyoruz), ancak daha kalıcı daha net hükümler üretmem konusunda bu zorluk sanılanın tersine çok ciddi kolaylıklar da sağlayabiliyor.

27 Şubat 2018 Salı

SA5712/SD908: Cemal Paşa; Anılarım 1913-1922 ve İttihat ve Terakki'nin Üç Paşası

"Tarih, her zamanki gibi gerçeklerin saklanmasına izin vermiyor. Bundan dolayıdır ki; baskıdan kurtulmuş bir akılla okunan hatıralar (anılar) daha doğru bir tarih algısının mümkün olmasını sağlıyor."


"Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık" efsanesinin, Cumhuriyet'in kurucu kadrosunun da üyesi olduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (İTC) beceriksiz ve basiretsiz yöneticilerinin ve üyelerinin Osmanlı İmparatorluğunu yok ettiğini saklamak için üretilmiş olduğunu İTC'nin üç pervasız ve zalim paşasının hatıralarını okuduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz.

Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya'sında Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat anlattığı gibi, Vahdettin'in kendisine “Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini bir tarih kitabının üstüne bastı). Bunları unutun, dedi. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin!" demesinin temel sebebi İTC ile yaşadığı fikir ayrılıkları ve 1918 sonrası değerlendirilen sicilinde İTC'ye dair leke bulunmamasıdır. Ancak ne olursa olsun İTC bir başlangıçtır ve Cumhuriyet'in kurucuları İTC'nin 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı mağlup eden bir zavallılık sergilediğini kabul etmek istemezler...

20 Şubat 2018 Salı

SA5674/SD902: MİT'in FETÖ-Dijital İni'ne Giriş Operasyonu: Kod Adı Bay Bay

"FETÖ ile ilgili temel hikayeyi, olguları, kişileri romanın akışına yedirirken, bu büyük faciayı MİT'in Bylock operasyonu ile sınırlayarak anlatması Yahya Bostan'ın doğru bir strateji ile hareket ettiğini gösteriyor."


"FETÖ'nün 'Dijital İn'i Bylock'a böyle girildi."

Anlat deseler nasıl anlatmaya başlayacağımı bilemediğim, ama başladıktan sonra günlerce anlatabileceğim bir tarih bu. FETÖ,7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarını tutuklamaya kalktı; devletin derinliklerinde siyasî iradeye karşı verdiği gizli mücadelesini gözler önünde yapmaya karar verdiği o günden bu yana medyaya yansıyan neredeyse her şeyi yorumlayarak, yazarak ve analizler yayınlayarak şahit olan ve bu anlamda FETÖ ile mücadele eden biri olarak, Şubat 2018'de bile her gün her an deşifre edilen FETÖ üyelerine yönelik operasyonlar sürerken, anlatmak kaygısı güden her çalışmayı eksik olsa da değerli buluyorum.

Öylesine geniş ve derin bir zamanda yaşandı ki bu kâbus ve öylesine benzersiz bir şekilde kontrol altına alındı ki, binlerce roman, belgesel, sinema filmi, tv dizisi, siyasî, psikolojik, sosyolojik, stratejik, teolojik, tarihî analiz bu vahşi örgütün yaptıklarını ancak anlatabilir... Ama FETÖ kısaltmasının geçtiği her türlü metni görmekten ve okumaktan tiksinecek dereceye gelmiş bir topluma olan biteni dosdoğru anlatabilmek için bir yerden başlanmalıydı, bir şekilde bu şeytanî olgu somutlaştırılmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıydı...

28 Kasım 2017 Salı

SA5238/SD831: Tarihe Tanıklık Eden Sorgulamalar ve Roman; Ümit Aktaş ve Kitabevi

"Herkesin, hatta devletin alması gereken çok ders var Kitabevi'nde."


Kitap ne kadar tedirgin edici bir kavram... okuyan için de okumayan için de tedirgin edici; çünkü haberdar ediyor, kitabın okuyanı haberdar ettiği şey gerçek veya değil, doğru veya yanlış, iyi veya kötü, romantik ya da realist; toplamında içeriklerin tümü didaktik, yani öğretici, okumayan da oradakinden haberdar olamadığının farkında. İyiliği de öğretebilir kitap kötülüğü de, gerçeği de öğretebilir gerçek olmayanı da, doğruyu da öğretebilir yanlışı da...çünkü muhatabı sadece insan. İşte bu yüzden kitap önemlidir ve tedirgin edicidir.

Kitabın önemini tedirgin ediciliği ile eş tutabiliriz, tedirgin edici özelliğidir kitabı eleştirilen bir varlık haline dönüştüren özellik. Kitap, okuyucunun konforunu, algılama alışkanlıklarını değiştirme gücü taşır, yanılgılarını güçlendirme veya açığa çıkarma riski yüksektir; rahatsız eder. Doğru ya da yanlış bilgiler içerse de tarihe tanıklık eden özelliği de önemlidir kitabın, örtülmemesi gerekeni örten kitaplara karşılık örtülmeye çalışanları açığa çıkaran kitaplar vardır. Özellikle romanlar...

9 Ağustos 2017 Çarşamba

SA4704/SD741: Zaman'ın Çağlar Mevsimi'nin Romanı; Cihan Aktaş ve Şirin'in Düğünü

"Ve bu psikolojik-sosyolojik zeminden günümüze sıçrayan, günümüzün psikososyal sorunlarından, mimarî, siyasî, ekonomik, dinî perspektiflerimizden, çatışıklaşmış ve çatışıklaştığı kadar karmaşıklamış bir içiçelikle bütün çağları üst üste ve acımaksızın zihnimize yükleyen bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor Cihan Aktaş, Şirin'in Düğünü'nde.. Bu bir düğün, ama nasıl bir düğün?"


Matbaa'da basılmış her türden metnin okurları zamanın çağlar mevsiminden çekip giderken, matbaada basılı kitapları, dergileri ve belgeleri daha geride kalan başka çağların mevsimlerinden kalan el yazmaları, tabletler, mağara duvarları, anıtları gibi tarihin nesne mezarlığına teslim ediyorlar; elbette zamanın çağlar mevsiminde değişen sadece sözün üzerine yazıldığı nesne, ama asla okurluk değişmiyor, okuma eylemi değişmiyor ve doğal olarak da yazarlık değişmiyor. Okur ve yazar arasındaki ilişki, sözün üzerine yazıldığı nesnenin fiziksel özellikleri değişse de olduğu gibi korunuyor. Evrensel ve çağlar üstü olan şey temel özelliklerini devam ettiriyor; okunan sözü yazan, okuyanı etkilemeye ve değiştirmeye devam ediyor, insan var oldukça da devam edecek.

15 Nisan 2016 Cuma

SA2757/SD418: 'Dünya'nın En İyi Yazarı'

"Ben günlerce uyuyamadım.... "Yazdığım yazıdan nasıl para alırım?" diye... neyse..."


Çok uzun zaman önce bir roman yazmıştım, gençtim, heyecanlıydım; 17 yaşındaydım... Bir yayınevine gönderdim... Amacım para kazanıp babamın borçlanarak ödediği 12 Eylül darbe rejiminin koyduğu peşin 50 bin liralık verginin borç yükünden kurtulmaktı... 

Yayınevine daktiloyla yazdığım romanımın bir bölümünün, o zaman güç bela bulunabilen fotokopi ile kopyasını çekip göndermiştim.. Yayınevi bana cevap verme nezaketinde bulundu; biraz daha roman okumam lazımmış... Oysa binlerce roman okumuştum. Keşke saklasaydım o gönderilen yazıyı... Kızmış ve kağıdı yırtıp atmıştım ve 'Dünya'nın En İyi Yazarı' olacağım demiştim 17'imde... 

23 Şubat 2014 Pazar

SA567/SD102: İki Ses Arasında Sıkışmış Bir Ruh; İlker Başbuğ -Suçlamalara Karşı Gerçekler-

“Başbuğ klasik bir cumhuriyet çocuğu ve ödediği bedel cumhuriyetin günahlarından besleniyor.”


Gerçek nedir? Yaşadığımız, gözlemlediğimiz, etkileriyle hayatımızı her açıdan bağımlılıklara mahkûm ettiğini bildiğimiz olayları ve olguları nasıl algılarız? O olguları ve olayları planlayanlar, organize edenler ve hayatın her alanına serpiştirenler nasıl algılarlar? İki yüz yıllık keskin tabakalaşmanın üst ve alt katlarındakilerin dışında olanlar, doğuştan alt kattakilerden oldukları halde bulundukları statü dolayısıyla üst kattakilere daha yakın ve daha aktif olanlar gerçeği nasıl algılarlar?

Platon’un Metaller Efsanesi böyle bir şey; insanların metal katmanları arasında sıkışmalarını hesaplayan bir gerçekten bahsediyoruz. Gerçek elbette algılama biçimlerinin tamamını içerdiği gibi muhtemel, mümkün tüm durumları da içerir.

11 Eylül 2013 Çarşamba

SA406/SD61: Eleştirel Bir Analiz; Bir Portre-Bir Kitap/ Prof. Seyyid Kutub - İslam'da Sosyal Adalet

"İhtiyaç kadar insanı zelil eden bir şey yoktur. Aç karın öyle ulvi mana falan tanımaz"
 Prof. Seyyid Kutub


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

1949 yılında Mısır'da ilk Arapça orijinal baskısı, Cağaloğlu Yayınevi tarafından İstanbul'da 6 Şubat 1962'de ilk Türkçe baskısı, 1964'de ikinci baskısı ve 26 Haziran 1968 'de üçüncü baskısı yapılan kitabın 'Nâşir' tarafından yazılan Önsöz'ünden;

"Halbuki memleket evlâtlarına asgarî islâmî kültür bakımından bazı bilgilerin doğru, kısa ve metotlu olarak verilmesi de bir zarurettir. Bu ölçülerle İslâmiyyetin ibadet kısmına dair eserler varsa da İslâmın ictimâî ve ahlâkî vechesine müteallik maksadı temin edecek Türkçe eser bulunmamakta idi. Bu ihtiyâcı karşılamak gayesiyle, bu sahada yazılmış eserler içinde müstesna yeri bulunan Prof. Seyyid Kutub'un "İslâm'da İctimâî Adalet" adlı eserinin 1958 yılında Kahirede münteşir 5. baskısından metne tamamiyle sadık kalınarak tercüme edilen işbu kitabın ..."

19 Temmuz 2013 Cuma

SA298/SD46: Hanefi Avcı ve Haliç’te Simon Avı

"İnsan güvendiği, sevdiği, sonuna kadar inandığı insanlara bile bir örgüt içine girdiği zaman her türlü kötülüğü yapabiliyor."
 Hanefi Avcı, Eski Emniyet Müdürü


Hanefi Avcı, klasik istihbaratçı alışkanlığıyla ürettiği kodu, ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ı, yazdığı kitabında ad olarak kullandı. Hiç şüphesiz bu kod, başarılı bir analiz-sentez-tez ürünü. Ünlü İngiliz casusu Ian Fleming’in James Bond serilerinde kullandığı adlardan bazıları ’İnsan İki Kere Yaşar, Ölümsüz Elmaslar, Yaşayan Gün Işıkları’. Avcı’nın analitik düşünce sistemindeki uzmanlığına hayran (!) olmamak mümkün değil.

Seçkin Deniz Twitter Akışı