"Ve bu psikolojik-sosyolojik zeminden günümüze sıçrayan, günümüzün psikososyal sorunlarından, mimarî, siyasî, ekonomik, dinî perspektiflerimizden, çatışıklaşmış ve çatışıklaştığı kadar karmaşıklamış bir içiçelikle bütün çağları üst üste ve acımaksızın zihnimize yükleyen bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor Cihan Aktaş, Şirin'in Düğünü'nde.. Bu bir düğün, ama nasıl bir düğün?"

Matbaa'da
basılmış her türden metnin okurları zamanın çağlar mevsiminden çekip giderken, matbaada
basılı kitapları, dergileri ve belgeleri daha geride kalan başka çağların
mevsimlerinden kalan el yazmaları, tabletler, mağara duvarları, anıtları gibi
tarihin nesne mezarlığına teslim ediyorlar; elbette zamanın çağlar mevsiminde
değişen sadece sözün üzerine yazıldığı nesne, ama asla okurluk değişmiyor,
okuma eylemi değişmiyor ve doğal olarak da yazarlık değişmiyor. Okur ve yazar arasındaki
ilişki, sözün üzerine yazıldığı nesnenin fiziksel özellikleri değişse de olduğu
gibi korunuyor. Evrensel ve çağlar üstü olan şey temel özelliklerini devam
ettiriyor; okunan sözü yazan, okuyanı etkilemeye ve değiştirmeye devam ediyor,
insan var oldukça da devam edecek.