Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2019 Cumartesi

SA8153/ÇY4-DB149: İran'da Karşı Fetva-Rumî ve Şems Tebrizî 'Aşk Sarhoşu'; 'Film Türkiye'de Çekilecek'

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız yorum İranlı gazeteci Kourosh Ziabari'ye aittir ve İranlı film yapımcısı ve yönetmen Hassan Fethi'nin çekeceğini ilan ettiği Rumî ve Şems Tebrizî'nin aşkını anlatan 'Aşk Sarhoşu' filmine karşı İran dinî liderlerinin yayınladığı fetvaları eleştirmektedir. İranlı gazetecinin 1979 devrimi ile İslamcı bir bakış açısının İran'ın Milli Kültürünü ve Pers Medeniyeti'ni baskı altına alarak dönüştürmeye çalıştığını ileri sürerek, Sufizm'in temsilcileri olarak görüldükleri için Rumi-Şems ikilisinin aşkını anlatacak olan filmin çekimine karşı fetva verdiğini iddia etmesi ve bu filmin de İran'ın ulusal kimliğine ait unsurlar içerdiği için çekileceğini söylemesi tuhaftır. Kourosh Ziabari, 'Geçmişte de, İslami mistisizm ilkelerine bağlılıklarından dolayı Rumi ve Şems'i reddetmişlerdi.' diyerek İran velayetinde hakim olduğunu iddia ettiği İslamcı perspektifi dışlamakta ve "Günümüzdeki destekçileri, dini aşırılık yanlılarının rahatsızlığına karşı hoşgörü ve çoğulculuk yanlısıdır." diyerek Sufizmi-Tasavvufu aklamaktadır. Daha da ilginç olan gazetecinin, "İran'da Mowlana olarak bilinen Rumi, kuşkusuz, tüm zamanların en ünlü ve evrensel olarak sevilen şairlerinden biridir. 1997'de, Christian Science Monitor onu ABD'de en çok satan şair ilan etmiştir." cümlesi ile Hristiyanların Rumi'ye olan ilgisinin 'şâir' niteliğine yönelik olduğunu vurgulamakta, ancak birkaç paragraf önce şöyle söylediğini unutmaktadır: "Müslüman dünyasında mistik düşünce ve edebiyat etkileyen ve genellikle “Farsça Kuran” olarak adlandırılan didaktik epik Mesnevi-yi Maʿnevi (Spiritual Couplets) yazarı Celal-Eddin Muhammed Rumi adlı ünlü bir Fars şairi, ilahiyatçısı ve İslam alimidir." Rumi bir şair midir, yoksa 'Farsça Kur'an Mesnevi-yi Maʿnevi (Spiritual Couplets)' yazarı olarak dinin ana kaynağı olan Kur'an'a yönelik açık bir saldırı düzenleyerek Kur'an'ın ana mesajlarını tahrif eden bir Kur'an karşıtı mıdır? Yoksa her ikisi olarak politik, ideolojik, stratejik bir hedefe doğru ilerleyen şeytanî bir yapının aktörü müdür? Gazetecinin diğer benzerleri gibi konuyu İslamcılık-Sufizm karşıtlığına indirgemesi, açık bir manipülasyon olduğu gibi, iki erkek ya da iki kadın arasındaki aşkların ve resmen kıyılan eşcinsel nikahların yaygınlaştığı günümüzde Müslüman dünyasında başından beri sapkın olarak görülen iki erkek arasındaki aşk ilişkisinin normalleştirilmesine hizmet etmekte ve eşcinsel ilişkilerin yaygınlaşmasına karşı dinî engelleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Kaldı ki gazetecinin karşı olduğu İslamcılık da, taraftarı olduğu Sufizm gibi masonik kökleri olan ve Kur'an'ı ve İslam'ı tahrif etmek üzere tasarlanan iki ideolojik yaklaşımdır. Bu filme karşı fetva veren  dini otoriteleri inşa eden İran Velayet Sistemi'nin de kurucuları masonlardır. Şiddete meyyâl bir İslamcılık ile iki erkek arasındaki aşkı normlaştıran Sufizm arasında sıkıştırılmış bir İslam ve Müslüman olgusuna karşı durmalıyız. Film'in eleştirilere karşı İran yerine Türkiye'de çekilecek olması da ilginçtir; Türkiye'nin, 'sanat-aşk-sufizm' cenderesinde üretilen kültürel çöplüklerinde, özenle, benzerleri ile birlikte, (özellikle Pers kültürüne ait bir unsur olarak iki erkek arasındaki aşkın) yer alacak olan bir filmi bu kadar ciddiye alması beklenmemekle birlikte, filmin ana mesajı olan 'iki erkek arasındaki aşk' pedagojik riskler ve değersizleşmeye yönelik tehditler taşımaktadır. Türkiye'nin yeni nesilleri susmamakta ve iki hemcins arasındaki ilişkilerin 'ilahî aşk' diye pazarlanmasını sorgulamaktadır. Otoritelerin bu sorumluluğu ciddiyetle tartışması gerekmektedir. Her biri birer masonik amaç olan liberal sapkınlıklara yönelik hoşgörünün sınırsızlaşması politikacıların bulundukları zemini kayganlaştırmaktadır.
Seçkin Deniz, 23.11.2019

Iran’s most famous Sufi faces fatwa at home
 "İran’ın En Ünlü Sufisi Anavatanında Fetvaya Maruz Kaldı"

"Yazıları ABD’de en çok satanlar arasında olan 13. yüzyıl şairi, İran’daki muhaliflerin taze kınamalarıyla karşı karşıya."

İran’daki iki yüksek rütbeli din adamı, 13. yüzyıldan kalma İranlı şair ve mistik Rumi ve onun akıl hocası Şems Tebrizi’nin hayatını anlatan bir filmin prodüksiyonuna karşı bir fetva vererek İran kamuoyunda dinsel otoritelerin rolüyle ilgili uzun süredir gündeme gelmeyen, bölücü bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.

3 Şubat 2019 Pazar

SA7414/SD1270: İslâm, Felsefe ve Tasavvuf

"Aklını kullanan bir kul olmak insana neden zor geliyor?"


Öncelikle tertemiz üç soru soralım? İslam'ın derdi ne? Felsefe'nin derdi ne? Tasavvuf'un derdi ne? Sonra temiz cevaplar bulalım. Çok zor değil bu iş.

Felsefe'nin derdine bakalım kısaca. Felsefe, 'Bilgi'nin peşine düşer. Evren’e, varlığa ve varlığın oluşumuna dair sorular sorar. Burada İslam'la çelişen bir tarafı yoktur. Zira Kur'an sorular soran insanlara cevaplar verdiğine göre aslında İslam Felsefe'nin kafasını karıştıran soruları ve cevapları kesin bilgiyle temize çıkarır. Bütünleşiktir bu anlamda Felsefe ve İslam. Ancak Felsefe'nin filozoflar tarafından saptırılan hedefleri, işleri karıştırır. Kir ve pislik burada başlar. Yani insanın ve İblis'in megaloman standartları felsefenin temiz yapısını bozar.

15 Ocak 2019 Salı

SA7370/SD1247: Kader; Tanrı Düşmanı İnsan ya da Şeytan'ın Tanrılığını İlan Ettiği Krallık

"Türkiye, Şeytan'ın Krallığı'nın tamamen tesis edilmesinin önündeki en büyük beşerî engeldir ve 'Kaderinden kaçamazsın" diyen Şeytan'ın ve uşaklarının karşısına dikilerek özgür iradesini ve aklını kullanmaktadır; bu zayıflatılması gereken değil, güçlendirilmesi gereken doğru bir tutumdur."


Hollywood filmlerinde sık sık kullanılan ve yapımcıların ve senaristlerin başrol oyuncularına söylettiği, izleyicilerin bilinçaltına yerleştirilen tanıdık bir slogan vardır: "Kader'inden kaçamazsın!" Tanıdık, çünkü Tasavvuf merkezli din algısında hemen her tür faşizan uygulamayı meşrûlaştıran "Kaderin böyleymiş, kaderinde böyle yazılmış, elinden bir şey gelmez" sloganları 1200 yıldır müslüman halkların bilinçaltına, inanç sisteminin merkezine imanın şartı olarak yerleştirilmiştir. 

27 Mart 2016 Pazar

SA2680/KY5-PT103: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 7

  بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


GÜNÜMÜZDE KUTUP İNANCINA ÖRNEKLER


1. ÖRNEK
ALTINOLUK DERGİSİ, ARALIK 1995, SAYI 118, SAYFA 32-33
           Tasavvuf Meseleleri – Doç. Dr. H.Kamil YILMAZ
            Ricalü’l-Gayb – Gayb Erenleri

Allah dünyanın cismani düzenini sağlamak için bazı insanların bir takım görevler üstlenmesini murat ettiği gibi, âlemdeki manevi ve ruhani düzenin korunması, hayırların temini, kötülüklerin giderilmesi için de sevdiği bazı kullarını görevlendirmiştir. Bunlar büyük peygamberlerin yerine, onlardan bedel kişilerdir. Allah’ın yeryüzünü kendilerine muahhar kıldığı kimseler olarak değerlendirmiştir. Onlar âlemin intizam sebebidir. İnsanların işlerini tanzim ettiklerine inanılır.

20 Mart 2016 Pazar

SA2651/KY5-PT102: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 6

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

MEHMED ZAHİD KOTKU İLE BULUŞMAM

Sene 1974. Elime ‘Kitab'ül-ibriz’ diye bir tasavvuf kitabı geçti. Kitap, 01.11.1969’da Abdullah Arığ diye biri kişi tarafından İzmir'de yayınlanmış. Kitabı açar açmaz karşıma Erbakan'ın şeyhi Mehmet Zahid Kotku çıktı. Takdim yazısını şeyh yazmış. 

Ben nurcu iken dershanemize bazı haftalar Mehmet Zahid Kotku'nun müridleri gelirdi. O tarihlerde aramızda pek muhalefet yoktu. Çünkü hiç kimse gittiği yolun ne olduğunu bilmiyordu. Herkes gittiği yolu hak biliyordu. Bu uyanmalar, Kur'an mealleri, yeni Türkçe anlamı ve Kur'an tefsirleri yayınlandıktan son­ra anlaşılmaya başladı.

13 Mart 2016 Pazar

SA2617/KY5-PT101: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 5

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


TASAVVUF ADI ALTINDA PUTPERESTLİK (KUTUPLAR)

Sene 1971 tasavvuf eserlerini incelemeye aldığım senedir. İlk elime geçen Tasavvuf Kitabı Miftah-ül-Kulub (Kalplerin Anahtarı). Yazan Mehmet Nuri Şemseddin Nakşibendî. Demir Kitabevi 1968 İst.
Önsöz:

Kitabımızın yazarı Şeyh Mehmet Nuri Şemseddin El-Nakşibendi, 1216 Hicri yılında İstanbul'da doğdu. 1231'de Beyazıd Camiinde devrin ünlü dersiamlarından Baltacı Hasan Efendi’nin talebeleri arasına katıldı. 14 yaşında Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş oldu. 1257'de tekrar hacca gitti. 1259 senesinde "Miftah'ül-Kulub" adlı kitabını yazmağa başla­dı. 1280 senesinde 64 yaşında vefat etti.

6 Mart 2016 Pazar

SA2580/KY5-PT100: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 4

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***



GAYB BİLGİSİ

Kur'an'da varlık; bilgiye konu olması itibariyle iki ana kategoriye ayrılır: Şehadet (görünen âlem) ve gayb (görünmeyen âlem). Bu bakımdan gayb kelimesi yer yer görünmeyen şeklinde çevrilmiştir. Kur'an’da, Allah'ın peygamberlere vahiy yoluyla verdiği bilgiler dışında, hiç kimsenin gaybı bilemeyeceği ve Allah’ın da bildirmeyeceği konusu ısrarla vurgulanmaktadır. Bu noktada gaybın tanımı önem arz etmektedir. 

Gayb kelimesi, müşahede alanı dışında kalan her şeyi ifade etmekle birlikte, Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceği gayb, ahiret ahvali, melekut (ruhlar) âleminin mahiyeti ve istikbalde (gelecekte) vuku bulacak olaylar şeklinde belirmektedir.

28 Şubat 2016 Pazar

SA2545/KY5-PT99: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 3

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

SAİD NURSİ (SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBİ)
HZ. ALİ'YE (R.A) SUHUF İNDİ Mİ?
  -ON SEKİZİNCİ LEM'A-

Gizlidir herkese gösterilemez. Otuz birinci mektubun onsekizinci lem'ası Risale-i Nur şakirtlerine (talebelerine) işaret eden Hz. Ali (r.a.)nin bir keramet-i gaybiyesidir. (Gaybi, bilinmeyenleri bildirmesidir[1] Said Nursi'nin, Hz. Ali'ye suhuf indiğine dair bazı iddiaları mevcuttur. Bu iddialarını on sekizinci lem'ada şöyle ifade ediyor: Hazret-i Gavs-ı Azam Şeyh Geylani'nin sarahat (açıklık) derecesindeki keramet-i gaybiyesini te'yid ve takviye eden (sağlamlaştıran) Hazret-i Esedullah-ul Galib Ali ibn-i Ebu Talib (r.a.) ve keremullahu vechehü (Ebu Talib'in oğlu olan galip ve üstün Allah'ın arslanı Hz. Ali (r.a.). (Allah, Hz. Ali'nin şahsını muhterem kılsın) kaside-i Ercüze-i Meşhuresinde aynen İhbarat-ı Gavsiyeyi tasdik edip işaret ediyor.

21 Şubat 2016 Pazar

SA2514/KY5-PT98: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 2

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


ABDULKADİR GEYLANİ

Tasavvuf dininin mezhepleri olan tarikatların kurucuları bütün mutasavvıflar En'am suresi 93.âyetin şümulü içine girmişlerdir. Böyle inanan kimselerin hakkında nazil olmuştur. Beyazıd-ı Bestami ve Hallac-ı Mansur'dan Said Nursi'ye kadar geçen bütün mutasavvıflar ayetin dediği gibi inanmışlardır. Bazıları açıktan vahiy geldiğini ve eserlerinin vahiy ile yazdırıldığını söyledikleri halde, bazıları ise insanların tekfir etmesinden korktukları için eserlerinin ilhamla yazdırıldığını söylemişlerdir. Bunlardan bir iki örnek verebiliriz.

14 Şubat 2016 Pazar

SA2488/KY5-PT97: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Din Dersi Öğretmeni Mehmet Erol-Özel Bir Değerlendirme 1

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***




İncelemelerime Başlayışım

1971 yılından başlayarak 2000 yılına kadar 466 tarikat inceledim. Her tarikatın öz kaynakları temin edilerek bir kütüphane meydana gelmiş durumda. Hiç kimseye iftira edilmiş değildir. İftiradan Allah'a sığınırım. Okuyanlar göreceklerdir ki, tasavvufçulara bir iftirada bulunmadım. Ve kendi inançlarını kendilerine göstermekten başka bir şey yapmadım. Haklarında şu veya bu kişilerin söylediklerine değil, bizzat tasavvuf kitapla¬rından inançlarını açıkça ifade eden metinlere ve sözlere yer verdim. Bunları Kur'an-ı Kerim âyetleri ve Resulullah'ın (s.a.v.) sünnetiyle karşılaştırdım. Böylece hiçbir tasavvufçu Allah'a (c.c.) birer iftira olan kendi sözlerini kendilerine aktarmamın dışında her¬hangi bir iftirada bulunduğumu iddia edemez.

7 Şubat 2016 Pazar

SA2458/KY5-PT96: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tefekkür

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***



TEFEKKÜR

Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma. Tefekkere fiili, üç harfli olan "fekere" fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir.

Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah'ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah'ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez.[1]

31 Ocak 2016 Pazar

SA2424/KY5-PT95: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf'ta Sapmalar

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


Tasavvufta Sapmalar 

Tasavvuf beden-ruh, zahir-batın, lafız-mana ayırımı yapar ve daima bunlardan ikincilere ağırlık verir, fakat birincileri de ihmal etmez. Bununla birlikte tarihî seyir içinde zaman zaman zahir ile batın, zahirî-şer`î ilimlerle batini-manevî ilimler arasındaki mesafe açılmış, uçurum derinleşmiştir. 

Açılan mesafeyi kapatmak için şeriatla tasavvufu bağdaştıran ve kaynaştıran Ebû Nasr es-Serrâc, Ebû Tâlib el-Mekkî, Kuşeyrî, Hücvîrî ve Gazzâlî gibi büyük mutasavvıf âlimler değerli eserler yazmışlar, böylece zahir ehli ile batın ehli arasındaki zıtlaşmaları ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırmaya veya en aza indirgemeye çalışmışlardır. Tasavvufun Ehl-i sünnet arasında daha fazla yaygınlaşmasının önemli bir sebebi söz konusu mutasavvıf bilginlerin bu tür çalışmalarıdır. 

24 Ocak 2016 Pazar

SA2389/KY5-PT94: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 14

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


96. Hıristiyan kadınına yapılan bir iftira (S.174) 

Davud-ı Tai hazretleri kibar-ı meşayih, ehl-i tasavvuf, İmam-ı Azam hazretlerinden yirmi yıl ilim okumuş, ilminde fakihü'l fıkıh olmuşur. Hazret-i Fudayl bin İyad, İbrahim Edhem hazretlerini görmüş, Habib-i Rahi ve Habib-i Acemi'nin de müridi olmuştur. Davud-ı Tai Hazretleri bir gün oturmuş yemek yerken yanından bir Hıristiyan geçiyordu. Adab-ı muaşeretten yemeğe davet etti. Hıristiyan geldi, Davudi-ı Tai hazretlerinin yanında doyasıya yedi, içti. O gece Hristiyanın Hanımı Maruf-ı Kerhi hazretlerine hamile kaldı.

17 Ocak 2016 Pazar

SA2357/KY5-PT93: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 13

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***



94. Önce günahkar bir Müslüman iken sonunda müşrik oldu. (S.133–137) 

Şimdi tövbe ederek bu yola girmiş iki kardeşimizle yaptığımız söyleyişini veriyoruz. İlk kardeşimiz Konyalı olup adı Cengiz idi. Bugün ismini Âdem olarak değiştirdi. Almanya'da 19 senesini dolduran Adem kardeş Hamburg'da oturuyor ve gemi tersanesinde boyacılık yapıyor.

—Âdem kardeş, sen bu kapıya gelmeden önce nasıldın? Kendini bize tanıtır mısın?

—Eskiden elektronik makinelerle kumar oynama müptelası idim.

—Kaç sene oynadın?

—16 sene oynadım.

—Bir günde en çok ve toplam 16 yıl boyunca ne kadar kaybettin?

10 Ocak 2016 Pazar

SA2324/KY5-PT92: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 12

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***



93. Nakşi tarikatına bağlı mutasavıfların batıl rabıta izahları (S.129-133) 

"Tekrar rabıtaya dönüyoruz. 6 ve 7 inci sohbetlerimizde rabıtanın şeriatta helal olduğunu ayetlerle izah etmiştik. Rabıta vasıtadır. Rabıta, şeyhin suretini, siretini, ahlakını kalpte zabtu rabt edip hatırdan çıkarmamaktır, demiştik. Bütün evliya-i izam rabıtadan geçmiş olup milyonlarca müridlerinin rabıta yaptığını ve bu rabıtalarla kemal sıfatlar kazanarak ahirete intikal ettiklerini görüyoruz. Bu da rabıta ile insanın Allah'a yaklaşabileceğini gösterir. Rabıta tasavvuf yolunun en önemli bir hükmü olup, insanın murada ermesine ve nefsini terbiye etmesine vesiledir." 

3 Ocak 2016 Pazar

SA2289/KY5-PT91: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 11

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***



92. Müslüman şahadetini bozan tasavvuf masalları (S.114–120)
 
Tarikat-ı Nakşiye'de rabıtanın sağladığı menfaat çok fazladır. Rabıta ile mürid, kalbine giren vesveseleri çıkartır, kalb huzurunu bulur. Şeyhin rabıtası ilahi nuraniyet kazandırır. Böylece zikrin faziletinin bereketi kalbe daha tesirli olur. Tarlayı sürdük, çapaladık, tohumu attık. Hazır tarlaya yağan rahmet nasıl menfaat verirse, evliya-i izamın feyz-i Rabbanisi de müridin kalbine yağmur gibi gelir. Allah'ın feyzi yalnız evliyaya değil bütün Varlıklara yağar. Kainattaki herşey Allah'ın feyzi ve inayeti ile ayaktadır.

Şeyh Muhammed Raşid hazretlerinin sağlığında, kardeşi ve halifesi Abdülbaki hazretlerine soruluyor: "Ya seyidim, bir insanın rabıta zamanında dünya işi olsa, bu rabıtayı sonra kaza mı edecek, ne yapacak?" Şöyle cevap verdi: "Bizi birisi çağırırsa, 25 estağfirullah çekip gözümüzü açarız. Giderken gözler açık olduğu halde rabıta devam eder. Mecbur olmadıkça konuşmayız, elimiz işte olsa da gönlümüz rabıtada olur."

27 Aralık 2015 Pazar

SA2253/KY5-PT90: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 10

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


90. Tasavvufta müşrik olmanın bir örneği ‘Rabıta’ (S.90–99) 

Rabıta:

Rabıta 'nın lügat anlamı, iki şeyi birbirine bağlamaktır. Tasavvuf ıstılahatında rabıta, ilahi ve zati sıfatlarla muttasıf şuhud makamına ulaşmış kamil bir şeyhe kalbi bağlamaktır. Yani bu müridin şeyhine bağlanması demektir. Bu bağlanma şeyhin huzurunda, şeyhin gıyabında suretini, siretini, nuraniyetini, kudsiyetini hayalen kendisi ile birlikte/ muhafaza etmek; yanında bulunduğu zaman edebe bürünüp himmet ve inayeti Allah'dan niyaz ederek mürşidden beklemektir. Mevlana Halid Zülcenaheyn hazretlerinin bildirdiğine göre rabıta, müridin, fenafillâh nakamına ulaşmış olan şeyhinin suretini hayalinde saklayarak Ruhaniyetinden istimdad dilemektir.

20 Aralık 2015 Pazar

SA2223/KY5-PT89: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 9

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***



81. Bunlar Allah’ın velisi değil, Şeytan'ın Evliyası (S.9)

Mevlana Halidi Bağdadi (k.s.) hazretlerinin halifesi Seyyid Taha hazretlerine Ermeni komşusu geldi: "Sizin dininizde komşu hakkı vardır, Hristiyan olan komşuya da vardır. Benim sana bir işim düştü. Bizim hiç çocuğumuz olmuyor. Sen Muhammed (a.s.)'in varisisin. Bir dua ediver de çocuğumuz olsun." Seyyid Taha hazretleri yanındaki sofiye: "Bizim sürüye git, koyunlardan iki tane kıl kopar da getir." dedi. Sofi istenileni getirdi. Seyyid Taha hazretleri Ermeniye: "Şu iki kılı al, yumuşak bir şeye sar. Hanımın, karnına bağlasın. İnşallah çocuğunuz olur." dedi. Ermeni kılları aldı gitti. Her sene ikiz çocukları oldu.

13 Aralık 2015 Pazar

SA2186/KY5-PT88: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 8

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


71. Şerefli vücudun mucizevi hallerde yalanı (S.105–106) 


Halk, bu adî vücudunun kuvvetiyle uykuda iken bulduğu şeyi, Seyyar uyku ile yakaza arasında bulunurken bu maddî ve adî vücudunun zayıf oluşu diğer manevî ve şerefli vücudunun kuvveti ile bu gücü kendinde bulabilir.

Sonra bu şerefli vücut kuvvetlenir, (artık âlem-i gaybta olduğu gibi) âlem-i şehadette de (bu tip) fiil (ve hareketler) vaki olur. Netice olarak havaya uçar, su üzerinde yürür, ateşe girdiği halde zarar görmez, yanmaz. Görür, işitir, alır, çıkar, iner, himmet eliyle tasarrufta bulunur! Onunla beraber bulunan bir şahıs kesif vücutla örtülü olduğu için bunu bulamaz ve göremez.

6 Aralık 2015 Pazar

SA2147/KY5-PT87: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 7

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

Tasavvuf Dünyası'ndan Hezeyan Örnekleri 7

61. Çölde Hızır’la karşılaşma yalanı (S.40)

Nitekim Ebu Mansur, İbrahim Havvas'a (öl. 291/903) «Nefsini hangi makamda tutuyorsun» diye bir soru sormuştu.

Mutasavvıflar içinde iki tane meşhur İbrahim vardır. Bunlardan biri İbrahim b. Edhem, diğeri İbrahim Havvas'tır. Bu ikincisi çölde Hızır'la karşılaşmış ve «hangi davranışım sebebiyle seninle karşılaş­tım» diye bir soru sorunca, Hızır «Annene karşı iyi davranman se­bebiyle», şeklinde karşılık almıştı. Evet Ebu Mansur'un yukarıdaki sorusuna İbrahim şöyle cevap verdi: Otuz yıldan beri nefsimi tevekkül makamında bulunduruyorum. Otuz yıldan beri, tevekkül makamında riyazetle nefsimi düzelt­meye ve tashihe çalışıyorum. Tevhid-î sıfatın gayesi rızâ olduğu gibi tevhid-i efâlin gayesi de tevekküldür. Tevhid-i efâi ise kulun kendi fiillerini Hakk'ın fiilleri olarak müşahede etmesidir. Çünkü Kur'ân'-da «...Rabbin ne dilerse onu hakkıyla yapandır», (Hûd, 11/107) buyurulmuştur. Bu müşahede anlayışı kuvvet bulsa halka itiraza yer kalmaz. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı