24 Temmuz 2020 Cuma

SA8741/TG303: Apaçık Gerçek

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin Hıristiyan duyarlılığı yüksek olan vakıf başkanı Martin Hall'e aittir ve Küresel Satanist Hükümet'in varlığını tartışmaya odaklanmaktadır. Komplo Teorisi sarkazminden uzakta, nesnel, elle tutulabilir delillere ve beyanlara bağlı kalınarak yapılan 2016 tarihli bu analiz David Spangler tarafından, Dünyanın Yeniden Tasavvuru adlı kitabında ifade edilen şu gerçeğin apaçık ilan edildiğini görmemizi sağlamaktadır: "Lusifer (Şeytan) bize bütünlüğün son hediyesini vermeye geliyor. Kabul edersek o zaman, o özgür olur ve biz de özgür oluruz. Bu Şeytani inisiyasyondur(*). Bu, şu anda ve önümüzdeki günlerde birçok insanın karşı karşıya kalacağı bir şeydir; çünkü bu, New Age'in inisiyasyonudur. Lusifer'e ibadet etme sözü vermedikçe kimse Yeni Dünya Düzenine girmeyecek.” 2019 sonunda başlayan ve 2020'yi tamamen kaplaması beklenen Coronavirus-Covid-19 salgını(!)nın Satanist Küresel Düzen'in tesisi için üretildiğini kuşkusuz bir açıklıkla fark edeceğinizi umduğumuz analiz için dikkatli okumalar yapmanızı umuyoruz. Konuyla ilişkili bir başka gelişmeyi de burada hatırlatmakta fayda vardır. 10 Temmuz 2020 günü Danıştay'ın 24 Kasım 1934 tarihli bakanlar kurulunun müzeye kararını iptal etmesi ve Erdoğan'ın Ayasofya'nın tekrar Câmi olarak hizmete açılması ile ilgili kararnameyi yayınlaması sonrası, bugün 24 Temmuz 2020 günü Ayasofya'da ilk cuma namazının kılınması dikkat çekici ve önemlidir... Küresel Satanist sistemin bir temsilcisi olarak mason Cizvit papa Francis'in derin acı çektiğini ilan etmesi sonrası Almanya'nın tanınmış Cizvit papazlarından Felix Körner, Köln'de dini yayın gerçekleştirilen "Domradio" adlı radyoya yaptığı açıklamada, inanan birisinin Ayasofya'nın mabet olarak kullanılmasından rahatsızlık duymaması gerektiğini söylemişti. Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinden dindar bir insanın üzülmesine anlam veremediğini belirtiyordu Körner: "Papa Franciscus acı duyduğunu söyledi. Atatürk tarafından laiklik nedeniyle sadece bir ziyaret yeri olarak kullanılan ve artık mabet olarak kullanılmayan bir müzenin şimdi tekrar bir ibadethane haline geldiğini düşündüğünüzde sizi üzen ne olabilir? Dindar birisine bu acı vermez, bu sadece mutlu edebilir. Ama elbette eski bir anı yeniden ortaya çıkıyor. Batı Hıristiyanlığı olarak biz, Osmanlılar yaklaştıkça Doğu Roma'yı umursamadık. 1453'te şehri ve dolayısıyla Hıristiyanlık için Ayasofya'yı kaybettik. Tabii ki bu bize acı verebilir." Ve ekliyordu: "Ondan sonra asıl biz oranın müzeye çevrilmesi dolayısıyla orayı ikinci kez kaybetmiştik. Şimdi orayı bir kez daha kaybetmedik. İnançlı insanlar olarak böyle görmeliyiz, orayı tekrar kazandık. Ayasofya'dan yükselen 'namaza davet' çağrısını kabul edip, şunu söyleyeceğiz, 'Memnuniyetle bu camiye bir toprak talebi olmadan gideceğiz, bu yeri Müslümanlar ile veya tek tek ibadetimiz için manevi bir dürtü ve manevi taşıyıcı olarak kullanmak istiyoruz.' Ben böyle görüyorum." Her ikisi de Cizvit olan iki Hıristiyan din adamının yaklaşımı arasındaki temel fark mezheplerin siyasal etkisi ile izah edilebileceği gibi Satanizmle olan farklı ağ ilişkileri ile de açıklanabilir. Körner'in şu yaklaşımı onun da 'Cizvit' doğasının arka planını görmemizi sağlamaktadır: "Böyle bir yerin, dinler arası tanıklık için nasıl kullanılabileceğini düşünüyoruz. Örneğin Hristiyanlar olarak bilinçli şekilde orada dua etmeye davet edildiysek, tıpkı Hazreti Muhammed'in Medine'deki Hristiyanları 7. yüzyılda camisine dua etmeye davet ettiği gibi... Bu işaretler, belki Ayasofya'yı dinler arası bir diyalog yeri ve herkes için anlayış ve manevi ışınlanma yeri haline getirir." Ayasofya'nın 'tekrar ve sadece Câmi' olarak inanan insanlara hizmet etmesi Satanizm'in asla istemeyeceği bir değişimdir.
Seçkin Deniz, 24.07.2020

The truth in plain sight

“…………… ve küllerden yükselen Yeni Bir Dünya Düzeni olacaktır”

Bugün, tarihin en tehlikeli zamanında bulunan bir Dünya’nın üzerinde yaşıyoruz. Kanunsuzluk, iç huzursuzluk, ayaklanmalar ve terör eylemlerinde yaşanan çok dramatik artışa ve görünüşte sonsuza kadar sürecek savaşlara baktığımızda; Dünya’nın TÜMDEN YOK OLUŞA giden bir “Kıyamet Senaryosu”na doğru nasıl hızla ilerlediğini hepimiz açık bir şekilde görebiliriz.

Bu bağlamda, birçok uzman ve siyasi yorumcu, şu anda Dünya'da meydana gelişine tanık olduğumuz şeylerin, gözlerimizin hemen önünde doğmak üzere olan “Yeni Dünya Düzeni”nin  “doğum sancılarından” başka bir şey olmadığını öne sürüyor.

Bu nedenle, aynı uzman ve siyasi yorumcular, Dünya'daki kaos ve anarşinin kazara gerçekleşmediğini, aslında bir tasarımın ürünü olduğunu ve aslında “küresel perde"nin arkasında bulunan bazı çok kötü insanın “ipleri ellerinde bulundurduğunu” öngörüyor.

Her ne kadar siyasi liderler onları “Komplo Teorisyeni” olarak damgalamakta acele ediyor olsalar da, en azından şu anda bu konuda tartışılanları dikkate almamak çok aptalca olacaktır.

“Yeni Bir Dünya Düzeni” terimi, ayrı ayrı ülkelerin, sınırların ve milletlerin olmadığı bir dünyaya ait siyasal bir idealden ziyade; Tek Dünya Dini, Tek Dünya Parası, Tek Dünya Polisi ve Tek Dünya Ordusu’na sahip Yüce Küresel Hükümet’in yönetiminde “Tek” olacağımız bir Dünya anlamına gelir.

Bu, bazıları için “hoş ve ümit verici” bir şey gibi görünse de; diğerleri, “Yeni Dünya Düzeni”nin oluşum sürecinde yapılması önerilen bir başka şeyin, gezegenin kitlesel olarak Depopülasyonu (nüfusun azaltılması) ile Dünyada bulunan insan sayısının 7 milyardan sadece 1 milyara düşürmek olmasını endişe verici bulabilir.

Bu bağlamda, böyle bir Depopülasyon Gündemi'nin ancak aşağıdakilerin bir kombinasyonu ile elde edilebileceği varsayılmaktadır:

  • Termal nükleer bir 3. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi;
  • Küresel ölçekte ölümcül ve tedavi edilemez bir hastalığın ortaya çıkması;
  • Sivillerin birbirlerini öldürdüğü küresel bir ayaklanma;
  • Asteroid çarpması gibi ciddi bir doğal afet.

Gerçekten de şu anda, 2016 yılının Eylül ayında, Dünya'da olup bitenlere dikkatlice bakacak olursak, kendimizi önemli bir “Küresel Dönüşüm”ün eşiğinde bulduğumuzu gösteren çok sayıda işaret bulunmaktadır. Suriye'deki savaş birçok işaretten sadece biri ve İncil Kehanetlerinde de bu savaşa atıfta bulunuluyor

Şam’la ilgili bildiri: "İşte! Şam kent olmaktan çıkacak, enkaz yığınına dönecek.." İncil / Yeşeya 17: 1

Yukarıdaki ifadeler, birçok insan için çok zorlanmış ve hatta imkânsız gibi görünse de, kendimizi “Büyük Aldatma”nın olduğu bir zamanda ve "Hakikat"in genellikle "Kurgu"dan daha garip bir şeymiş gibi değerlendirildiği bir mekânda yaşarken bulduğumuzu hatırlamakta fayda var.

Geçmişte çok sayıda Küresel Liderin, yeni bir dünya düzenine yönelik arzusunu dile getirdiğini ve “Yeni Dünya Düzeni” terimi ile nitelendirdikleri bu düzene, özellikle son yıllarda giderek artan bir şekilde atıf yaptıklarını unutmamak gereklidir.

Başkanlar Barrack Obama, Vladimir Putin, Francois Hollande, Nicolas Sarkozy, Başbakan David Cameron; Dışişleri Bakanı John Kerry ve hatta Katolik Kilisesi'nden Papa Francis, bu terimi zikredenler arasından birkaç örnek isim olarak verilebilir.

Belki de en unutulmaz referans, 1990'da Kongre önünde eski ABD Başkanı George H.W. Bush tarafından yapılan olabilir:

“Basra Körfezi'ndeki kriz, son derece ciddi olduğu kadar, tarihi bir işbirliği dönemine doğru ilerlemek için nadir bir fırsat da sunuyor. Bu sıkıntılı zamanlardan beşinci hedefimiz olan - Yeni Dünya Düzeni - ortaya çıkabilecektir: Yeni bir dönem, terör tehdidinden uzak, adaletin sağlanmasında daha güçlü ve barış arayışında daha güvenli (bir dünya). Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney’deki ulusların refah ve uyum içinde yaşayabileceği bir dönem. ” 

En uğursuz referans, Warburg Bankacılık Hanedanlığı'ndan banker Paul Warburg'a aittir:

“Beğenseniz de beğenmeseniz de bir dünya hükümetine sahip olacağız. Tek sorun, bu hükümetin cebren mi yoksa rızaen mi ulaşılacağıdır.”

En rahatsız edici gönderme ise, BM ile ilişkili, David Spangler tarafından, Dünyanın Yeniden Tasavvuru adlı kitabında ifade edilen şu sözdür:

"Lusifer (Şeytan) bize bütünlüğün son hediyesini vermeye geliyor. Kabul edersek o zaman, o özgür olur ve biz de özgür oluruz. Bu Şeytani inisiyasyondur(*). Bu, şu anda ve önümüzdeki günlerde birçok insanın karşı karşıya kalacağı bir şeydir; çünkü bu, New Age'in inisiyasyonudur. Lusifer'e ibadet etme sözü vermedikçe kimse Yeni Dünya Düzenine girmeyecek.”

Bu ifadeler bugün Dünya'da gerçekleştiğini gördüğümüz şeylerle TAMAMEN bağdaşıyor mu? Ve bunların hepsi, Birleşik Devletler'in önde gelen siyasi figürlerinin aşağıdaki ifadelerine nasıl uyuyor:

“Görünürdeki hükümetin arkasında, halka karşı hiçbir sadakat göstermeyen ve sorumluluk kabul etmeyen, görünmez bir hükümet mest olmuş bir şekilde oturuyor.” Başkan Theodore Roosevelt

“Başkanın Yüksek Bürosu, Amerikan özgürlüğünü yok etmeye yönelik bir komplo oluşturmak için kullanılmaktadır ve görevden ayrılmadan önce vatandaşları bu durumdan haberdar etmeliyim.” Başkan John F. Kennedy  

"Yaklaşmakta olan savaş o kadar şiddetli olacak ki, sadece bir Süper Güç kazanacak."  Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger

Gerçekten de, “Yeni Bir Dünya Düzeni” teriminde, sadece bazı “çılgın insanlar” tarafından oluşturulmuş çılgın bir “Komplo Teorisi” olmaktan çok daha fazlası var gibi görünüyor – Bunun (Çev: Yeni Dünya Düzeni) oluşumu / başlangıcı çoğu insanın düşündüğünden çok daha kolay bir şekilde ve aşağıdaki basit stratejilerle gerçekleştirilebilir:

  1. Bir sorun yarat; bir tepki oluşmasını teşvik et ve insanları kandırmak için “gizli bir çözüm” getir;
  2. Kitle Propagandası ve Dezenformasyon yap;
  3. Böl ve Ele geçir - insanların birbirine düşmesini sağla;
  4. Uluslar arasında kaos ve anarşi ortamı oluştur;
  5. Küresel ekonomiyi çökert

Aslında gerekli olan tek şey, tüm dünyada MUTLAK ÇARESİZLİK'e neden olacak ve tüm ulusların, bağımsızlıklarını teslim edip doğrudan Yeni Dünya Düzeni yapısına katılmayı isteyerek kabul edecekleri “makul” ve “büyük bir kriz” ortamı oluşturmaktır.

Tabii ki hiçbirimiz yukarıda özetlenen varsayımların TAMAMEN doğru veya eksiksiz olup olmadığından emin olamayız; ancak bildiğimiz şey, insanlığın Tanrı'ya sırtını dönmüş olduğu ve Dünyanın, görünüşe göre tersine döndürülemez, “Kitlesel Yok Oluşa” giden bir “Çarpışma Rotası” üzerine yerleştirilmiş olduğudur.

İnsan Irkı “geri dönüşü olmayan” noktaya ulaştı ve aramızda doyumsuz bir güç ve para arzusu olan ve ruhları yozlaşmış olanlar var. Ayrıcalıklı konumlarından vazgeçmeden önce dünyayı tamamen MAHVOLMUŞ görmeyi tercih edeceklerdir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler'in kısa süre önce Suriye'yi “zamanımızın en büyük krizi” olarak deklare ettiğini; bazı önemli ülkelerin ise son haftalarda vatandaşlarına hazırlık yapmasını ve birkaç ay dayanacak kadar yiyecek ve içme suyu biriktirmelerini tavsiye ettiklerini de biliyoruz.

Bu nedenle artık konu hakkında sessiz kalmayı ve bu kadar olanca çıplaklığıyla ortada olanı görmezden gelmeyi göze alamayız; çünkü böyle yapmak kendi kendimizi tehlikeye atmak olacaktır.
Bu bağlamda, tanınmış bir İngiliz parlamenter bir zamanlar şunları söylemiştir: “Kötülüğün zaferi için gerekli olan tek şey iyi insanların hiçbir şey yapmamasıdır.” 

Korkmuş ve gelecek olanlardan endişe duymakta olanlar için şu basit tavsiye geçerlidir: Kötülükten ve günahtan uzaklaş ve Tanrı'ya sığın.

“Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.” İncil / Luka 12: 2

Martin Hall, 20 Eylül 2016, News24

(Vakıf Başkanı  ve arkeolog olan Martin Hall (Guildford, İngiltere doğumlu), Güney Afrika tarihi , kültürü ve yüksek öğrenim politikası üzerine kapsamlı bir şekilde yazmış olan bir İngiliz-Güney Afrikalı akademisyen ve eğitimcidir. Salford Üniversitesi eski Rektör Yardımcısıdır.)



Tamer Güner, 24.07.2020, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri





(*) İnisiyasyon (Süluk) kimi ansiklopedilerde “bireyin spiritüel gelişimi için, ‘spiritüel tesir’i alıp aktarabilen bir üstadın sert ve sürekli kontrolü altında, bir düzen ve disiplin içinde, sınavlara dayalı tarzda, metotlu olarak eğitimi” şeklinde tanımlanmaktadır.



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı