24 Temmuz 2020 Cuma

SA8742/AŞ114: 24 Temmuz ve Ayasofya’da Cuma Namazı

Herkes kimin zafer elde ettiğini, kimin hezimet yaşadığını çok iyi biliyor.


Akustik testleri yapılırken çekilen videodan dinlediğim Kur’an ‘Sen bizim Mevlâmızsın, kâfirler kavmine karşı bize yardım et” diyerek Müslümana dua etmesini öğretiyordu. 1934’ten 86 yıl sonra câmi olarak yeniden İslam’la ve Müslümanlarla müşerref olan Ayasofya’da bu duayı dinlemek ne güzeldi. Özel olarak üretilmiş olan Turkuvaz renkli halıları serildikten sonra dün, Erdoğan ve Bahçeli’nin ziyareti esnasında birkaç gün önce kaldırılan ‘Ayasofya Müzesi’ tabelasının yerine ‘Ayasofya-i Kebir Câmi-i Şerifi’ yazılı tabela asıldı.

23 Temmuz 2020

24 Temmuz 2020’de, yani bugün kılınacak ilk Cuma namazı ile birlikte 10 Temmuz 2020 tarihli Danıştay kararından sonra başlayan süreç tamamlanacak, bir devir kapanacak yeni bir devir açılacak. Tarihî günlere şahitlik ediyoruz.

Bu 1934’te Osmanlı ile birlikte kaybedilen Ayasofya’nın yeniden fethiydi; bu fetih de 1934’ten sonra başlayan bir direnişin nihayetinde 2002 sonrası Erdoğan liderliğinde başlayan bir şahlanışın ve çok değerli bir mücadele setinin sonucunda elde edilen zaferin taçlanmış hâliydi.

112 yıl sonra 24 Temmuz 2020’yi, Satanist-masonik gücün etkisindeki sivil-askerî-sufî zevât eliyle II.Abdülhamid’in dizlerinin üstüne çökertildiği 24 Temmuz 1908’in rövanşı haline getiren aşağılanmış, ezilmiş, yoksullaştırılmış, evlatları öldürülmüş bir milletin onurlu arayışıydı.

Rövanş algısı da yine 2008’de II. Abdülhamid’i devirmelerinin 100. Yılını kutlayan aynı satanist-masonik yapının bugünkü uzantıları tarafından dile getirilen siyasî yapıların dilinden türeyen bir operasyonun sonucu aslında. Millet elinden zorla alınan hakkını, alnının teriyle yeniden elde etmişti sadece. Demokrasi de tam olarak buydu.

1934’teki müze kararının gerekçeleri üzerinde duracak değilim, o dönemin dış politika stratejisi Osmanlı’ya ait her ne varsa tarihe gömmekten ibaret olabilirdi, laik bir Cumhuriyet için Ayasofya’nın câmi olarak çok fazla bir anlam taşımayacaktı.

1922’de Saltanat, 1924’te Hilafet kaldırılmış, "Devletin dini, İslam dinidir" maddesi 10 Nisan 1928'deki değişiklikle anayasadan çıkarılmıştı ve müze kararından 3 yıl sonra 1937'de laiklik ilkesi anayasaya girmişti. 24 Temmuz 1908’de başlayan süreç yaklaşık 20 yıl sonra 1937’de tamamlanmıştı.

2002’den 2020’ye kadar geçen süre henüz 20 yıla tamamlanmış değil, ancak 15 Temmuz 2016 FETÖ-NATO-ABD-AB-İsrail-BAE-SUUD askerî darbesini durduran bu millet, Ayasofya’nın tekrar câmiye çevrilmesini zafer hakkı olarak istemiş ve nihayetinde 24 Kasım 1934 sayılı Bakanlar Kurulu kararı Danıştay tarafından iptal edilerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzaladığı kararnamenin önü açılmıştı.

15 Temmuz 2016 gecesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a omuz vererek Türkiye’yi ayakta tuttuğu günden bu yana çok şey değişmişti. Erdoğan ve Bahçeli’nin karşısına geçerek darbecilere destek veren CHP-HDP-İP-SP-GEP-DAP gibi siyasî aparatların karşı çıktığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 2017 referandumu ile kabul edilmiş, 2018 seçimleri sonucu Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle de yürürlüğe girmişti.


ABD-AB-İsrail’in kurduğu ve yönettiği FETÖ-PKK-DAEŞ terör örgütleri ile operasyonlar dahil her türlü araçla mücadele eden Erdoğan liderliğindeki Türkiye, art arda zaferler elde etti ve Ayasofya’da bugün ilk Cuma’nın kılınmasına yüklenen anlamı, şehitlerin, gâzilerin ve mücadele azmi ile milletin inançlı fertlerinin iradeleriyle yüceltti.


Ayasofya’da Cuma Namazı kılmak yerine, 24 Temmuz’u Lozan Anlaşmasının yıl dönümü olarak kutlayan CHP ve ortaklarına her şeyin farkında olduğumuzu hatırlatarak düşünmeye devam ediyorum.

Herkes kimin zafer elde ettiğini, kimin hezimet yaşadığını çok iyi biliyor.

Bugün Müslümanların kavmi, her bir ferdi İstanbul’a gidemese de, Türkiye’nin ve Dünya’nın her yerinden coşkuyla koşan ruhuyla Ayasofya’da bir bütün olarak Cuma namazı kılıyor, Allah kabul etsin diyorum hepimizin cumasını ve milyarlarca şükre karşılık gelen duayı yeniden diliyor ve o duaya aynı şekilde katılıyorum:

‘Sen bizim Mevlâmızsın, kâfirler kavmine karşı bize yardım et”


Arif Şahin, 24.07.2020, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 114



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.




Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı