7 Ağustos 2018 Salı

SA6622/SD1089: Bir Siyaset-Diplomasi Felsefesi Değişikliği; Türkiye-ABD İlişkileri mi, ABD-Türkiye İlişkileri mi?

"Türkiye'nin ABD'ye karşı stratejisi, ABD'ye eşit bir devlet olarak davranma kararlılığını sürdürmesini sağlayacak davranış setini içermelidir. Geriye atılacak herhangi bir adım Türkiye'nin itibarını sarsacak ve sağlıklı adımlar atmasını engelleyecektir." 


ABD-Türkiye ilişkileri diye baktığımda farklı, Türkiye- ABD ilişkileri diye baktığımda farklı şeyler görüyorum. Gerçekten bunu sadece ben mi böyle görüyorum, yoksa diplomasi ve uluslararası ilişkiler uzmanları da böyle görüyorlar mı? Görmüyorlarsa zaten sorun var demektir, görüyorlarsa da bunu analiz etmeleri ve yazmaları gerekir. Şu anda tartışmamız gereken şey tam olarak budur. 

Her devlet, daha doğrusu devlet olma niteliğini kazanmış, ülkesinin çıkarları gereği özgür kararlar alabilen yöneticilere sahip her devlet, ikili ilişkiler kurduğu devletlerle ilişkisini tanımlarken başlangıçtan itibaren bunu muhatabına yansıtır, adı önce anılacak olan devlet yöneticinin kendi devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yöneticisi ABD ile ilişkilerini tanımlar ve somut bir çerçeveye oturturken Türkiye-ABD ilişkileri başlığı altında düşünür. Bugün Türkiye'nin ABD-AB temelli yaşadığı kuşatmanın temelinde yatan da bu sorundur. 


Türkiye-ABD ve Türkiye-AB ilişkileri  (şimdilerde doğru bir şekilde kurulan Türkiye-Çin ilişkileri ve 2015'ten sonra yeniden kurulan Türkiye-Rusya ilişkileri) her biri kendi başlığı altında yeniden inşâ edilmektedir ve bu durum ABD-Türkiye, AB-Türkiye şeklinde dayatılan gelenekselleşmiş kolonyal ilişki biçimine alışkın ABD ve Avrupa ülkelerinin çıkarlarını rahatsız edici bir felsefeye sahiptir. Erdoğan'ın şahsında eşit haklara sahip bir devlet olarak masaya oturan Türkiye'nin varlığı Küresel Sistemi rahatsız etmektedir. 

Putin, defalarca uyarılmasına rağmen Türkiye topraklarında manevra yapan savaş uçaklarıyla Türkmendağı'nda kardeşlerimizi bombalarken "Türkiye siyasetçilerinin esnek olabilme" kapasitelerinden bahsederek Türkiye'yi aşağılıyor ve liderlerimizle alay ediyordu. Türkiye'nin angajman kuralları gereği düşürdüğü kimliksiz savaş uçağı Rusya'ya ait çıkınca da ortaya çıkan kriz, Putin uluslararası arenada yalnız kaldığı için altı ay gibi kısa bir sürede çözüldü ve Putin Türkiye'ye saygı duymak zorunda kaldı, FETÖ detayı ikili çıkarlar öyle gerektirdiği için sorunun çözümünde aktif bir şekilde kullanıldı ve konu hızla kapatıldı. Bu Türkiye-Rus ilişkilerinin de yeniden tanımlanması demekti ve sonuç alındı.


Buna karşılık 15 Temmuz FETÖ-ABD-NATO-AB askerî darbesine kadar ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye öncelikli ilişkilere net bir şekilde karşı çıktılar. 15 Temmuz'da yenildikten sonra da yeni darbeler, yeni suikastler, terör, iç savaş, diplomatik yalnızlaştırma, ekonomik ambargo dahil her şeyi denediler, ABD başkanı seçilen Trump Ocak 2017'de göreve başlayana ve 'Önce Amerika' diyerek bütün ittifaklarını sarstıktan sonra ticari anlaşmalarını yeniden dizayn etmek üzere yeni vergi tarifeleri ilan edene kadar da vazgeçmediler. 


Trump'ın G7 ve NATO zirvelerinde Avrupa ülkelerini aşağılayan tavırları, ekonomisi can çekişmekte olan Avrupa'yı paniğe sürükledi ve böylece Türkiye karşıtı Batı bloku çatlamaya başladı. Önce İngiltere, sonra 2017 sonbaharında yapılan seçimde yaşadığı oy kaybıyla zayıflayan Almanya Başbakanı Merkel Türkiye'ye karşı pozisyonunu değiştirmek zorunda kaldı. 9 Temmuz sonrası Türkiye-AB ilişkileri de bakanlık düzeyinden Dışişleri Bakanlığına bağlı bir birime indirgenerek, daha eşitlikçi bir konuma taşınmış olarak yeniden inşâ edilmeye başlandı.


Satanis/Masonik/Siyonist Küresel Sistemin en büyük temsilcisi ABD ise, dış politika hastalıklarından en önemlisini sürdürmeye kararlıydı. Türkiye-ABD ilişkilerini kabul etmiyor, ABD-Türkiye ilişkilerinin eskiden olduğu gibi ABD'nin çıkarlarına hizmet edecek şekilde sürmesini istiyordu. Her biri bir savaş nedeni sayılabilecek olan, 15 Temmuz, PKK-FETÖ-DAEŞ gibi Türkiye'ye karşı olduğu net darbe ve terörle ilişkisi kesin bir şekilde kanıtlanmasına rağmen ABD'nin bu ısrarı Türkiye'nin 2002'de başlayan bağımsız bir devlet olma stratejisini ete kemiğe büründürme zamanının geldiğini de gösterdi.


Rusya'nın ve Avrupa Birliğinin ve birlik üyesi diğer ülkelerin öğrendiği gibi ABD'nin de Türkiye-ABD ilişkilerini öğrenmesi gerekiyordu, vize krizi ile başlayan şimdi de ajan-papaz Brunson'la devam eden yaptırıma karşı yaptırımla ABD bunu öğreniyor.


Türkiye asla ABD'nin Stratejik Ortak, Model Ortaklık gibi ilişki biçimini tanımlama girişimlerini ciddi olarak algılamadı. Çünkü ABD'nin tarihinde böyle bir ortaklık mevcut değildi. Şu anda da net olarak görülen şey ABD'nin 'Stratejik Ortak, Model Ortaklık' şemsiyelerinin altında istediği şey sömürgeci düzenin sürmesi... ancak artık bu imkansız.


Türkiye-ABD ilişkileri inşâ edilirken ABD'nin elinde çok fazla tehdit aracı yok; Dolar değer kazandıkça ABD'nin Dış Ticaret açığı artacak, aşırı değerli dolar ABD için ticarî bir dezavantaja dönüşecek, ABD orijinli ihracat malları dünya pazarında rekabet edemeyecek ve zaten batık durumda olan ABD ekonomisi Trump'ın istediği şekilde ihracata odaklanma kapasitesini tamamen kaybedecektir. Bu riskle birlikte Dolar'ın küresel hegemonyası da sarsılacak ve alternatif para birimleri ya da yerel para birimleri ile ticaret yaygınlaşacaktır.


Bugün Avrupa Birliği, İngiltere, Fransa ve Almanya, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlara karşı şirketlerini koruyacaklarını ilan ederek de ABD'nin yaptırım gücünü zayıflattılar, Buna karşılık Putin petrol şirketini İran'dan çekerek küresel oyunda ABD'nin bir partneri olduğunu, Türkiye açısından da çok güvenilir bir ortak olarak değerlendirilemeyeceğini bir kez daha gösterdi.


Türkiye'nin ABD'ye karşı stratejisi, ABD'ye eşit bir devlet olarak davranma kararlılığını sürdürmesini sağlayacak davranış setini içermelidir. Geriye atılacak herhangi bir adım Türkiye'nin itibarını sarsacak ve sağlıklı adımlar atmasını engelleyecektir. ABD çökmüştür, çöken ekonomisi, psikolojik olarak yok olan ordusu, eskiyen askerî teknolojisi ile bütün heybetini kaybetmiştir; ancak bütün dünya için nükleer bir tehdit olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir; bunu her an göz önünde tutarak ilerlemeye devam etmeliyiz.



Seçkin Deniz, 07.08.2018, Sonsuz Ark, Ağacın Çürümüş Yaprakları-34, Sorgulamalar

Ağacın Çürümüş Yaprakları

Seçkin Deniz Yazıları

Takip et: @Seckin_Deniz



Sonsuz Ark'tan



  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı