20 Şubat 2018 Salı

SA5675/SD903: Norm, Normal ve Normalleşme Nedir? Normları Kim Belirler?

"Şeyler'den müteşekkil insanın yine şeylerden müteşekkil diğer insanı, kendi sınırlı yeterliliği ile kapsamaya ve çerçevelemeye çalışması da hem bireysel anlamda hem de toplumsal anlamda bir hak ihlalidir."


Normalleşme taleplerinin değer kazanabilmesi için 'Normal' ve 'Normalleşme' üzerine düşünmek zorundayız, aksi halde binlerce yıldır yapılan hataları tekrarlar dururuz... İnsanın kendisine ve çevresine bakarken nasıl düşündüğünü anlayabilmemiz için, onun hangi normali ya da normalleri standart olarak kabul edip gördüğü şeyleri o standartlarda algıladığını, yorumladığını ve bir karar aralığına sürüklediğini ve davrandığını tespit etmiş olmamız gerekiyor. 

Tabi bunun yanında insanın 'norm(lar)'a ne kadar uygun davrandığı sorusu da varoluşun, açık bir şekilde cevaplanmış asıl sorularından biri; sayısız 'suçlu' ve 'günahkâr'la dolu insanlık tarihinde kanıt aramaya gerek yok; bizzat kendimiz 'norm(lar)'a uygun davranıp davranmadığımızı çok iyi biliyoruz.

Norm nedir? Normal nedir? Normalleşme nedir? Şükür ki bu kavramların ne olduğuna dair ortak bir karara varmış durumda insanlar... Kişi ve grupların, tavır ve davranışlarının nasıl olması gerektiğini belirleyen ve yaptırımlarla desteklenen ortak toplumsal kurallara norm(lar), bu norm(lar)a uyan şeylere, durumlara, davranışlara 'normal' denirken; hukuk sisteminde yer alan, devletin resmi organlarınca düzenlenen ve uymayanlara çeşitli yaptırımlar uygulanan, kanun, tüzük, yönetmelik gibi uyulması zorunlu kurallara 'yazılı-resmî normlar'; sosyal ilişkilerin düzenlenmesi ihtiyacından doğan, toplumun belirlediği ve uymayanlara kınama, ayıplama dışlanma gibi yaptırımlar uyguladığı kurallara 'yazısız-resmi olmayan normlar' deniyor; bu normlara uygun olanlara 'normal', bu normallerin uygulanışına ve yaygınlaşmasına da 'normalleşme'.

Normalleşme taleplerinin değer kazanabilmesi görüldüğü gibi çok karmaşık ve ürkütücü bir konu, bir durum. Normu belirleyen(ler) kim(ler)? Kim(ler)e göre normal? Her normallaşme evrensel olarak, herkesi bağlayan bir normalleşme midir?

Norm, normal ve normalleşme kavramlarına dair ortak bir karara varan insanın iş 'norm'u belirlemeye gelince yaptığı tek şey mızıkçılıktır; her insan norm belirleyici olarak kendisinin güç sahibi olmasını, oyunun açık kazananı olmak, şeyler üzerinde hâkim olmak ve kendi istediğini normlaştırmak, öteki insanları bu normlara uygun davranmaya zorlayarak normalleştirmek ister, bu durum mızıkçılığın tanrı kompleksine doğru yol almasının baskıcı/faşizan pozisyonunu belirler.

Krallar, şahlar, padişahlar, imparatorlar ya da günümüz profiliyle diktatörler tek norm belirleyici olarak, normalin ve normalleşmenin sınırlarını çizdiler tarih boyunca... Norm belirleme gücünü Tanrı'dan aldığını iddia edenlerle, kendilerini tanrı ilan ederek bu gücü sadece kendilerine ait bir hak olarak ilan edenlerin sürünerek, tasfiye edilerek geldikleri nokta, yine eş zamanlı olarak demokrasi denilen bir şeyin karşıt olarak konumlanmasını sağladı; site devletleri ya da yunan demokrasisi, bu anlamda sınırlı sayıda 'seçkin' insanın belirlediği normlara uygun davranmayı normal saydılar ve bu normlara uymayanlara yaptırım uygulayarak onları normalleşmeye zorladılar.

Normalleşmeye zorlamak bile başlı başına sorunlu bir sonuç olduğuna göre normalleşme her zaman herkesin istediği bir şey demek olmuyor; gerçekten de sınırlı bir süre dışında bu normalleşme etkin ve yaygın da olmuyor... İnsan bu dayatmayı bir süre sonra yerine yenisini kurarak tarihe gönderebiliyor. 

Şeyler'e dair  varsayımlar dışında kesin bir fikri olmayan, bu şeylerin varoluşunda herhangi bir katkısı bulunmayan insanın bütün şeylere dair norm belirleme çabasını bir küstahlık olarak değerlendirmek gerekir. 

Şeyler'den müteşekkil insanın yine şeylerden müteşekkil diğer insanı, kendi sınırlı yeterliliği ile kapsamaya ve çerçevelemeye çalışması da hem bireysel anlamda hem de toplumsal anlamda bir hak ihlalidir. Hak ihlallerinden oluşan bir normlar sisteminde normalleşme de asla evrensel bir normalleşme sayılamaz. Çünkü evrene dair olanı evrenin küçük bir parçası olan insanın bilmesi ve evrensel olanı belirleyebilmesi mümkün değildir. 

Evreni ve içindeki her şeyi yaratan ve kesin olarak bilen bir Tanrı, bize göre Allah, bu yüzden norm belirleme yetkisine sahip tek güçtür. Çünkü yarattığı zamana bağlı değildir, bilmediği hiçbir şey yoktur  ve yarattığı canlı cansız her varlığın var olma normlarını belirleyen odur, doğal olarak zamanın getirdiklerine göre bilgisi artan ve sürekli değişen insanın, değişen ve çoğunlukla birbirleri ile çelişen normlar geliştirme çabası da bu bakış açısıyla bütün insanlık için evrensel normlar geliştirme imkanına sahip olamaz.

İnsanların ya da devletlerin bir araya gelerek seçilmiş temsilciler tarafından belirlenmiş normlar üretmesi, buna uygun olarak gerçekleşen normalleşmenin insanlara sağladığı hakların sınırları ve kalitesi, öteki insanlardan ya da devletlerden belirli bir şekilde olumlu anlamda farklılaşma olasılığına sahipse de bu nihayetinde sürekli değişen ve temsilciler tarafından kalıcı olmayan bir farklılaşmadır, sonraki gün olumsuz anlamda bir farklılaşma üretmeyeceği anlamına gelmemektedir. İnsanın ürettiği norm, eğer Allah'ın emir ve yasaklarının oluşturduğu üst normlara uygun değilse, insanlara sağladığı hakların sınırları ve kalitesi süreklilik niteliğine sahip olamaz.

İnsanı norm yapıcı olarak belirleyen tanımların ötesinde bir de 'Üst Normlar'ı belirleyen 'İlahî Normlar' vardır; ki insan bu üst normları hayatı için belirleyici normlar olarak kabul etmekte zorlanır. Zaten tarih boyunca insanın ürettiği normların temel kaynağı, insan itiraz etse de, aykırı normlar üretse de, insanın içindeki adalet duygusuna ve beklentisine hitap etmek zorunda olan normların kaynağı ilahî normlardır.

İlahî normlara uymayan normların ürettiği normalleşme ne kadar kalıcı olabilir? Savaşlar neden vardır? İlahî normlara uymayan normalleşme çabalarına karşı çıkmak değil midir savaşmak?

İlahî normları 'Üst Normlar' olarak kabul etmeyen insanın hak ihlallerinin en büyüğü Allah'a karşı olduğu içindir ki savaşlar vardır ve savaşlar öteki insanların canına ve değerlerine kasteden en büyük hak ihlallerinin ortaya çıktığı olaylardır. Diğer bireysel ve toplumsal hak ihlallerinin sonsuz sayıda artıyor olması da insanın tanrılaşma serüveninin sonuçlarına bağlıdır.

İnsanın 'İlahî Normlar'ı üst normlar olarak kabul etmemesi, tarih boyunca, ilk insandan bu yana, onu ilahî normları ulaşılabilir olmaktan alıkoymaya ya da ilahi normların olduğu gibi diğer insanlara aktarılmasını engellemeye itmişti. Allah tarafından gönderilen elçilerin karşılaştığı şiddetli direnişin kökeninde de bu etken vardır; İnsan Allah'ın belirlediği normlara göre normalleşmeyi geçici çıkarlarına aykırı bulmuştur.

Normalleşme çabalarının anlamlı ve değerli olabilmesi için üst normlarla ilgili sıkıntıların giderilmesi gerekir. İlahî normlara karşıtlık, kapsamı ve içeriği hemen her gün değişen 'bir üst norm düşmanlığı'dır, üst norm belirleyici olarak insanı ve arzularını öne alan dar, çelişkili evrensel olma olasılığı bulunmayan bu düşmanlığın kim ya da hangi meslek grupları ve güç sahipleri tarafından devam ettirildiğinin hiçbir önemi yoktur. Kimi zaman bir tanrıtanımaz kimi zaman da bir tanrı pazarlamacısı rolünde herhangi bir insan ilahî normları çarpıtıp güç kazanımlarının aracı haline getirebilir.

Gerçek bir normalleşme, üst normlar olarak kesin olan ve zamana bağlı olmayan ilahî normların insanlar tarafından üretilmiş perdelerden kurtarılması, oldukları gibi algılanması ve üzerinde düşünülmesi ile birlikte üretilmiş alt normlara uygun davranmanın yaygınlaşmasıyla mümkün olabilir. Aksi halde herhangi bir normalleşme beklentisi öteki insanın sığ arzularına ve kıt aklına çarpıp yere düşmekten kurtulamayacaktır.
  

Seçkin Deniz, 20.02.2018, Sonsuz Ark, Şeyler ve İnsanlar, Sohbetler





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.





Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı