24 Temmuz 2018 Salı

SA6540/SD1072: Bir Şey Olarak İnsan Aklı'nın Diğer Şeylerle İlişkisi

"İnsan aklının şeylerle ilişkisi, aklın da bir şey olduğu gerçeği göz önünde tutulursa nasıl irdelenebilir?"


İnsan aklının şeylerle ilişkisi, aklın da bir şey olduğu gerçeği göz önünde tutulursa nasıl irdelenebilir? Akıl aktif bir birinci tekil şahıs olarak diğer şeylere baktığında, baktığı şeyler pasif bir durağanlıkla kendilerini teslim ederler mi? Aktif-pasif ilişkisi aklın yöneldiği şeylerle akıl arasında mümkün müdür?

Eğer akıl, diğer şeylerle eşdeğer nitelikte bir şey olarak değerlendirilirse eşdeğer iki şey arasında akıldan şeye doğru tek yönlü bir tek aktif- pasif ilişkisi yerine aktif-aktif, pasif-pasif, aktif-pasif, pasif-aktif gibi dört permütasyon mümkün olmak zorundadır. Diğer şeylerle eşdeğer bir şey olarak aklın yöneldiği şeyler arttıkça, her bir şey sayısı kadar dört permütasyon gerçekleşebilir olur. 


O halde on şeye yönelen diğer şeylerle eşdeğer bir şey olan bir aklın karşılaşacağı kırk permütasyon, yani durum vardır; şeylerin sonsuza doğru sürüklenen sayıları olduğu bilindiğine göre bu durum sonsuz kez dört permütasyonun, yani durumun mümkün olması gerektiği anlamına gelir. Aklın diğer şeylerle eşdeğer bir şey olduğunu kabul ettiğimizde karşılaşacağımız kaosun boyutlarını düşünün.

İnsan aklının diğer şeylerle eşdeğer bir şey olmadığı ilk duruma dönerek, akıldan şeye doğru bir tek aktif-pasif ilişkisi olduğunu varsaydığımızda, bu kez aklın yöneldiği şey sayısı ne kadarsa ortaya çıkacak olan permütasyon-durum sayısı, şeylerin sayısı kadar olacaktır; yani on şey ile oluşacak durum sayısı da on olacaktır, ama burada yine bir sıkıntıyla karşılaşacağız; sonsuz tane şey var olduğundan biz yine sonsuz tane durumla karşılaşacağız... sonsuzu dörtle çarpmanın bir anlamı yok, çünkü sonsuzun katları da sonsuz demek.

Geldiğimiz yer bir çıkmaz; insan aklı diğer şeylerle eşdeğer bir şey olsun ya da olmasın, insan aklının başka şeylerle kurduğu ilişki sayısı-durumu yine sonsuz adet olacaktır. O halde bazı şeylerle ilişki kuran o şeylerle eşdeğer bir insan aklı ile, kendisine eşdeğer olmayan bazı şeylerle ilişki kuran insan aklından söz ettiğimizde oluşacak sonsuz durum bizim için sıkıntı olmayacaktır. Nasılsa her varsayımda ortaya sonsuz durum çıkmaktadır.

Peki neyi arıyoruz? İnsan aklını bir şey olarak almak zorunda olduğumuza göre, insan aklının ilişki kurduğu şeyler arasında kendisiyle eşdeğer olanlar veya olmayanlar mı vardır?

Başlangıçtaki sorularımıza geri dönelim. İnsan aklının şeylerle ilişkisi, aklın da bir şey olduğu gerçeği göz önünde tutulursa nasıl irdelenebilir? Akıl aktif bir birinci tekil şahıs olarak diğer şeylere baktığında, baktığı şeyler pasif bir durağanlıkla kendilerini teslim ederler mi? Aktif-pasif ilişkisi aklın yöneldiği şeylerle akıl arasında mümkün müdür?

"İnsan aklının şeylerle ilişkisi, aklın da bir şey olduğu gerçeği göz önünde tutulursa nasıl irdelenebilir?" sorusuna yukarıda cevap bulduk gibi görünüyor. Evet; İnsan aklını bir şey olarak almak zorunda olduğumuza göre, insan aklının ilişki kurduğu şeyler arasında kendisiyle eşdeğer olanlar veya olmayanlar vardır. Çünkü insan, akla sahip diğer insanlarla ilişki kurduğu gibi, yine formunu bilmediği halde ilişki kurduğu kendisinden büyük ve üstün ilâhî akıl ve (ya) eşdeğer olmasa da insandan farklı olarak varoluş bilgisine sahip yaratılmış olan şeytanî akıl vardır.

İlâhî akla bir 'şey' dememiz ne kadar mümkün bu tartışılır, çünkü yaratılmamış olandır İlâhî akıl, oysa şeytânî akıl yaratılmış olarak bir şeydir. İlâhî akıl insanın ihata edemeyeceği, algılayamayacağı ve karşısında âciz-pasif kalacağı tek akıl olarak değerlendirilse bile, insandan Allah'a doğru bir talep-dua etkileşimi-çağrısı vardır ve bu bile tek yönlü bir ilişki demek olmadığının göstergesidir; ancak bir tek şey olan insan aklının Allah ile kuracağı ilişki durumları sınırlıdır. Bu ilişki biçimi aslında insan aklının bilmek ve inanmakla ilgili diğer şeylerle kurduğu ilişkilerin sonuçlarından dolayı vardır veya yoktur. İnanan-mü'min insan aklı için bu ilişki tercih ettiği için mümkün kılınmıştır ve ümit olarak vardır; inanmayan-münkir insan aklı için ise bu ilişki o insanın tercihleri doğrultusunda kurulmamıştır ve yoktur.

Bununla birlikte şeytâni akıl yaratılmış bir şey olarak kendisiyle rekabet-mücadele edebilen, yetersiz kalınca Allah'tan yardım isteyen bir şey olan insan aklı ile ilişki kurmak üzere konumlanmıştır. Eğer insan aklı ile eşdeğer bir akıl olarak şeytanî akıl arasındaki ilişki biçimine bakarsak, burada da aktif-aktif, pasif-pasif, aktif-pasif, pasif-aktif gibi dört permütasyon-durum olup olmayacağını inceleyebiliriz.

İnsan'dan şeytana asker olanların aklı bu dört durumdan birinde şeytandan insana doğru aktif-pasif formunda olabileceği gibi, diğerinde aktif-aktif formunda da olabilir; şeytandan insana doğru pasif-pasif ve pasif-aktif durumlar mümkün olmayacağına göre eşdeğer şeyler olarak şeytan aklı ve insan aklı arasındaki ilişki türü iki tanedir, diyebiliriz.

Klasik olan ilişki türü şeytan aklının aktif, insan aklının pasif olduğu ilişki türüdür, burada pasif olan insan aklının, eğer nesne olarak değerlendirilebilecek şeylerle olan ilişkisi yetersizse ve bilmek-inanmak gibi formda ilâhî akla teslimiyet söz konusu değilse- ki zaten bilmeden inanmak mümkün olmayacağına göre, bilmeyen Allah'a teslim olma imkanını da kaybetmiş demektir-, şeytana hizmet edeceği gerçeğidir, eğer pasif olan insan aklının diğer nesnelerle ilişkisi yeterli ve bilmek-inanmak gibi bir formda  ilâhi akla teslimiyet gerçekleşmişse insan aklı şeytana karşı direnmiş ve başarılı olmuş demektir, ki insan yaşadığı sürece de bu durum her an değişebilir niteliğini koruyacaktır.

Klasik olmayan ilişki türü de şudur; şeytan aklı ile insan aklı arasında aktif-aktif çift yönlü bir ilişki vardır. Bu ilişki türünde de yine klasik ilişki türünde olduğu gibi her an değişebilir özelliklere sahip iki durum vardır; ilk durumda insan aklı aktif bir şekilde şeytanî akla direnir, onunla mücadele eder, kazanmaya meyillidir, diğer nesnelerle ve  ilâhî akılla olan ilişkisini buna göre düzenler, iyilik tam teşekküllü olarak insan aklının zaferi ile kazanır, ikinci durumda ise insan aklı şeytânî akılla işbirliği yapar ve şeytanî aklın temsilcisi olarak, ilâhî aklı reddeder ve  nesnelerle olan ilişkisini de bu formda düzenler, kötülük tam teşekküllü olarak insan aklının yenilgisi ile kazanır.

İnsan aklının kendisi ile eşdeğer bir şey olarak diğer insanın aklı ile ilişkisi başlangıçta ifade ettiğim gibi dört permütasyona-duruma sahiptir; aktif-aktif, pasif-pasif, aktif-pasif, pasif-aktif... İnsan aklının ilişki kurduğu her bir insan aklı ile kuracağı bu dört durum, insanın iletişim kurduğu insan sayısının dört katı olarak insan aklını meşgul eder. Burada da dört farklı değerlendirme yapmamız mümkündür... Aktif-pasif yön dikkate alınarak bakılırsa birbiriyle kurdukları ilişkiye göre yetişkin olarak kabul edilen Erkek aklı ile erkek aklı, kadın aklı ile kadın aklı, erkek aklı ile kadın aklı, kadın aklı ile erkek aklı arasında ilişkiler vardır.

Şu tartışılabilir; erkek aklı ile kadın aklı eşdeğer akıllar olarak değerlendirilebilirler mi? Bence evet; çünkü eşit bir şekilde akıllarından sorumludurlar ve birbirileriyle ilişkileri de bu eşdeğerlik üzerinden mümkün olmaktadır. Tabi erkek aklı ile kadın aklının birbirini bütünleyici ya da parçalayıcı nitelikleri de bu eşdeğerlik üzerinden mümkün olur. İnsanların birbirlerini etkileme ve değiştirme çabası eş değer akılların imkan alanında seyreder.

"İnsan aklının şeylerle ilişkisi, aklın da bir şey olduğu gerçeği göz önünde tutulursa nasıl irdelenebilir?" sorusunun cevaplarını aradığımız bu son bölümde bir şey olarak insan aklının kendisi ile eşdeğer olmayan, alt değerli şeylerle kurduğu ilişkiyi irdeleyebiliriz. (Yetişkin olan insanın aklı ile yetişkin olmayan insanın aklı arasında eşdeğerlik tartışması yapmak anlamsızdır, çünkü insan aklının, ilâhî akılla ya da şeytânî akılla veya  nesneler olan şeylerle kurduğu ilişkinin yaşı yoktur; bilginin alım süreci insan aklı için diğer insanlara göre eşzamanlı-eşkaliteli olarak ilerlemeyebilir ve elbette çocuk aklı yetişkin aklı olana kadar sorumluluk taşımayan bir akıldır.)

İnsan aklının bir şey olarak kendisi ile eşdeğer olmayan, alt değerli şeylerle kurduğu ilişki insandan bakıldığında bir tek formda ve aktif-pasif olarak değerlendirilebilir. Çünkü insan aklının ilgilendiği nesneleri ihata ve kontrol etmesi, değiştirmesi mümkündür. Burada insan aklının ilgilendiği alt değerli şeylerle ilişkisi, keşifleri, keşiflerden elde edilen öğrenmeyi mümkün kılsa da, aklı olmayan şeylerden oluşan bir şey olarak nesneden insan aklına doğru aktif bir etkileşim olmadığından fazla irdelemeye gerek yoktur.

İlk sorumuzun cevaplarını bulma çabamız sona erdiğine göre ikincisine ve üçüncüsüne bakalım:

"Akıl aktif bir birinci tekil şahıs olarak diğer şeylere baktığında, baktığı şeyler pasif bir durağanlıkla kendilerini teslim ederler mi?

"Aktif-pasif ilişkisi aklın yöneldiği şeylerle akıl arasında mümkün müdür?"

Aslında ilk soruya aradığımız cevaplar ikinci ve üçüncü soruların da cevaplanması anlamına geliyordu. Çünkü ikinci ve üçüncü sorular ilk soruyu pekiştirmek ve anlamını netleştirmek için sorulmuştu...

Sizce de öyle değil mi?


Seçkin Deniz, 24.07.2018, Sonsuz Ark, Şeyler ve İnsanlar, Sohbetler





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı