23 Nisan 2020 Perşembe

SA8537/KY23-NN40: Tarih İstismarcısı Haaretz, Siyonist Yahudiler'in Ermeniler'le İttifakını Kışkırtıyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız Haaretz metni, ​​Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu Uluslararası Tarih profesörü siyonist yahudi Marc David Baer'e aittir ve İsrail'in ve Siyonist Yahudilerin Ermeni tezlerini politik çıkarları için kullanmasına odaklanmaktadır. Tarihî bir analiz olmaktan fersah fersah uzak olan metnin detaylarında tipik fırsatçı Siyonizmin tarihi gerçeklerden saptıran yaklaşımı bariz bir şekilde görülmektedir. Başlangıcından beri tarihî gerçeklerden haberdar olan ve Türkiye ile eş güdümlü olarak Ermeni tezlerine karşı pozisyon alan Yahudileri ve  Filistinlilere soykırım uygulayan İsrail Devleti'ni baskı altına almak, Türkiye'ye karşı kışkırtmak ve tarihten kopuk yahudileri yönlendirmek için kaleme alınmıştır. Başlığını gerçeğe uygun olarak değiştirdiğimiz metin siyonist zihniyetin nasıl işlediğinin anlaşılması için yayınlanmıştır. 1492'de İspanyol Soykırımı'ndan kurtardığımız Yahudilerin, Osmanlı'ya olan vefa duygularına referans veren yazar, İttihat ve Terakki İktidarı'nda ortaya çıkan Ermeni meselelerinde Yahudilerin ve masonların da sorumlu olduğu gerçeğini saklamaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye karşıtı her politik adımın arkasına sıkıştırılan Ermeni tezlerine karşı bütün tarihi belgelerin açık olduğunu ve kurulacak ortak tarih komisyonu tarafından incelenerek bir sonuca varılması teklifini umursamayan bu ahlaksız fırsatçıların itiraflarının farkına varmamaları da ilginçtir. Tarih profesörü Marc David Baer'in bahse konu tarih istismarcılığı şu cümlede berrak bir şekilde izlenebilir: "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yahudi karşıtı komplo teorileri, muhaliflere yönelik otoriter baskıları, İsrail karşıtı tutumu ve Kürtleri sınır dışı etmek için Suriye'ye yönelik akınlar terazinin dengelerini değiştirdi." Oysa Erdoğan Nisan 2014'te (Dipnota bakınız), "Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz. Aynı dönemde benzer koşullarda yaşamını yitiren, etnik ve dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla anıyoruz." diyerek ilk kez taziyelerini dile getiren bir Başbakan ve Devlet adamıdır. İsrail ve Siyonist Yahudiler 100 yıllık geçmişte Türkiye'nin hiçbir Cumhurbaşkanı'na ve Başbakanına bu şekilde saldırmamışlardır. Türkiye'nin Haaretz'in kışkırttığı siyonist yahudilerin desteğine ihtiyacı yoktur, Erdoğan'ın ifadesi ile "Fakat 1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul edilemez." Türkiye, 1915 olaylarında ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi ülkelerin desteği, silahları ve kışkırtıları sonrası 1000 yıldır birlikte yaşadıkları Müslümanlara karşı, Anadolu'nun Doğusu'nda, Güneyi'nde ve birçok yerde binlerce Müslüman'a tecavüz eden, onları vahşice katleden Ermeni Komitacılarla Yahudilerin ve İTC mensubu Ermenilerin ilişkilerini belgeleriyle ortaya koymalıdır. (Not: Metindeki parantez içi ifadeler ve fotoğraflar tarafımızdan eklenmiştir.)
Seçkin Deniz, 23.04.2020

The Jews Who Befriended Turkey and Became Genocide Deniers
Türkiye Dostluğu ile Soykırım İnkarcıları Haline Gelen Yahudiler

"Türk başhahamlarından, İsrail Cumhurbaşkanlarına ve ABD'deki kanaat önderlerine kadar önde gelen birçok Yahudi, Türkiye'nin Ermeni soykırımı inkârını desteklediler. Bu durum daha yeni değişmeye başladı."

Salgın gibi bazı felaketler kaçınılmazdır. Çünkü salgınlar birer doğa eylemleridir. Ama önlenebilir salgınlar vardır ve bunlar insan yapımıdır. Soykırımlar da bunlardan birisidir.

Her 24 Nisan'da dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, Osmanlı rejiminin 1915'te yaptığı (iddia edilen) Ermeni soykırımını anıyorlar. Bu trajedinin halk tarafından anılmasına öncülük etmesi gereken iki ülke ise bu anmalara katılmıyorlar. Bu iki ülke Türkiye ve İsrail'dir.

Türkiye Cumhuriyeti, 1923'teki kuruluşundan bu yana, kasıtlı olarak (yapıldığı iddia edilen) Ermeni soykırımını reddetmiştir. Hatta daha da ileriye gidip, Ermenilerin Türklere soykırım uyguladığını iddia etmiştir. Türkiye’nin en yüksek dağı Ermeni sınırına yakındır ve üstelik bu dağ Ermeniler tarafından şehit edilen Türklere ithaf edilmiştir.

Osmanlı'da Sefarad Yahudileri

1948 yılında Nazi soykırımıyla beraber temellerinin atılması hızlanan İsrail Devleti, (iddia edilen) Ermeni soykırımını görmezden geliyor. Bir Yahudi devletinin soykırımı nerede olursa olsun bunu tanıyan ilk devlet olması gerekmektedir. Ancak sessizliği, Türkiye'nin mevcut liderinin Yahudi ve İsrail karşıtı söylemi ne olursa olsun, askeri ve ekonomik müttefikini düşmanlaştırmaya tercih ediyor.

En şaşırtıcı olanı da, Türkiye ve İsrail’in (iddia edilen) bu soykırımı inkârının, Türk Yahudileri tarafından da desteklenmesidir. Türkiye Cumhuriyetinde uzun bir süredir zaman zaman şiddete maruz kalmalarına rağmen, Türk Yahudi liderleri yıllardır Türkiye'nin soykırım inkarının en güvenilir görevlileri arasında yer almaktadır.

Peki bunun sebebi nedir?

Türk Yahudi Cemaati liderleri, giderek güvensizleşen ve azalan toplumdaki varlıklarını garanti altına almanın en iyi yolunun Türk Devletine olan sarsılmaz sadakatlerini göstermek olduğuna kanaatindeler. Hatta İsrail, ABD ve Avrupa’nın soykırımı tanımalarını ajitasyonunun sebebi de, bunu kendileri için bir değer testi olarak görmeleridir.

Osmanlı'da Sefarad Yahudileri

Türk Yahudi Cemaati ve Türk Devleti arasındaki bu ittifak tarihi, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin var olduğu toprakların Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olduğu yıllara kadar uzanır.

Osmanlı İmparatorluğu, 15. yüzyılın sonunda İspanya ve Portekiz'den kovulan on binlerce Yahudi’nin topraklarında yaşamasına izin verdi. Buna minnettarlık duyan Yahudiler, Osmanlı Sultanı'nı kurtarıcıları olarak tasvir edip, onu kutsal bir görevin uygulayıcısı olarak gördüler.

19. yüzyılda, Osmanlı Yahudi aydınları modern öncesi görüşlerine geri döndüler. Sultanı ve ayrıca tüm Türkleri, Yahudi “misafirlerinin” hoşgörülü ev sahipleri olarak andılar. 1892 yılındaki Sefarad Yahudilerinin Osmanlı topraklarına gelişinin 400. yıldönümünde, Türkleri “İnsancıl koruyucular” olarak adlandırdılar. Bu olay, ilk Ermeni katliamları esnasında meydana gelmiştir. Kendilerini “padişahın sadık özneleri” olarak tanıtan Osmanlı Yahudi Cemaati liderleri, II. Abdülhamid ile birlikte ortak düşmanları olan Ermenilere karşı koydular.

1915'te ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya  gibi ülkelerin desteği, silahları ve kışkırtıları sonrası 1000 yıldır birlikte yaşadıkları Müslümanlara karşı Ermeni komitacıların giriştiği soykırımcı eylemler sonrası Osmanlı'nın diğer topraklarına tehcir edilen Ermeniler.

1915'teki (iddia edilen) soykırımdan sonra, Türk Yahudilerin duygusal minnettarlık durumlarına korku ve kaygılar da eklendi. Osmanlı İmparatorluğu'nun külleri üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti'nde Yahudi karşıtı basın kampanyaları, kıyımlar ve fahiş vergilendirmeler Yahudi Cemaati'nde can, servet ve mal kaybına yol açmıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında binlerce Türk Yahudi, Türkiye'nin kendilerini vatandaş olarak tanımaması nedeniyle işgal altındaki Avrupa'daki Nazi kamplarında hayatlarını kaybettiler. Yıllar içinde Yahudi liderlerine suikast girişimleri olmuş ve 1980'lerden bu yana da ölümcül bazı sinagog saldırıları düzenlenmiştir.

ABD, İngiltere, Fransa ve Rusya  gibi ülkelerin desteği, silahları ve kışkırtıları sonrası 1000 yıldır birlikte yaşadıkları Müslümanlara karşı, Anadolu'nun Doğusunda, Güneyi'nde ve birçok yerde binlerce müslümana tecavüz eden, onları vahşice katleden Ermeni Komitacıları

Tüm bu tecrübelerine rağmen, 1989 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile birlikte çalışan Türk Yahudi elitleri, Türklerle olan 500 yıllık dostluklarına atfen, 500. Yıl Vakfını kurdular.

Beş yüz yıllık bu dostluğa sahip çıkmak için, Türkiye'nin en etkin Yahudi liderleri - Baş hahamlar David Asseo ve İshak Haleva, haftalık Musevi dergisi Şalom’un baş editörleri, sanayici Jak Kamhi ve eski Yahudi Cemaati Başkanı Bensiyon Pinto gibi kanaat önderleri - Ermeni soykırımının tanınmasına karşı çıktılar.

Bu harekete İsrail'deki destekçileri (başkanlar Şimon Peres ve Moşe Katzav, Dışişleri Bakanlığı ve İsrail Türk Göçmenler Birliği dahil) ve İftira-İnkarla Mücadele Birliği, Amerikan Yahudi Komitesi ve Yahudi Halkla İlişkiler Konseyi ve ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'nun en etkili Yahudi tarihçileri Bernard Lewis ve Stanford Shaw da dahil olmak üzere, hemen hemen tüm büyük Amerikan Yahudi örgütleri de katıldı.

Ayrıca bu gruplar “Türk anti-semitizminin” varlığını da inkar ettiler. Onların görüşüne göre;

“Soykırım bir önermedir. Eğer Türkler ve Yahudilerin 500 yıldır barış ve kardeşlik içinde yaşadıklarını kabul edecek olursak, bu durumda Türklerin Ermenilere karşı soykırım yapmış olamayacağı sonucu çıkarılmalıdır."

Birleşik Devletler Kongresi'nde bu efsanenin büyüsü nihayet bozuldu.

29 Ekim 2019'da Temsilciler Meclisi, Yahudi-Amerikalı Kongre Üyesi Adam Schiff'in sponsorluğunda, 1915'te Osmanlı'nın Ermenileri soykırım yaparak yok ettiğini kabul eden bir kararı kabul etti. 12 Aralıkta Senato da benzer bir kararı oy birliğiyle onayladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yahudi karşıtı komplo teorileri, muhaliflere yönelik otoriter baskıları, İsrail karşıtı tutumu ve Kürtleri sınır dışı etmek için Suriye'ye yönelik akınlar terazinin dengelerini değiştirdi. Türk devletinin tehditlerine ve Türk Yahudi lobilerine rağmen Amerikan Kongresi, 1915'te Osmanlı İmparatorluğu'nun Ermeni tebaasını kasıtlı olarak soykırım uyguladığını nihayet kabul etti.

İftira ve İnkarla Mücadele Birliği, Amerikan Yahudi Komitesi de dahil olmak üzere, birçok büyük Yahudi-Amerikan örgütü, (iddia edilen) soykırımı yakın zamanda tanıdı.

İsrail'de de bu konuda değişim rüzgarları var. Lakin bu tür eylemlerin tarihi Türk-Yahudi ittifakının geleceği açısından ne anlama geleceği de belirsizdir.

Ama bir şey kesindir; Tarihte yaşadıkları benzer olaylar birbirlerini doğal müttefik yapan iki grup; Ermeniler ve Yahudiler, soykırım inkarından dolayı onlarca yıldır zarar gören ilişkilerini böylelikle geliştireceklerdir.

Marc David Baer, 23 Nisan 2020, Haaretz
(Marc David Baer, ​​Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu'nda Uluslararası Tarih profesörüdür)




Nehir Nil, 23.04.2020, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Çevirmen Yazar, Çeviri, Çevirilerdeki Sesler





Dipnot:

Erdoğan'ın 100. yıldöndümünde 1915 olaylarına ilişkin mesajı;

“Ermeni vatandaşlarımız ve dünyadaki tüm Ermeniler için özel bir anlam taşıyan 24 Nisan, tarihi bir meseleye ilişkin düşüncelerin özgürce paylaşılması için değerli bir fırsat sunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz. Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar.

Tabiatıyla ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de acıların birbiriyle mukayese edilmesi ve yarıştırılması acının öznesi için bir anlam ifade eder.

Atalarımızın dediği gibi ‘ateş düştüğü yeri yakar’.

Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi Ermenilerin de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir.

Türkiye'de 1915 olaylarına ilişkin farklı görüş ve düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi; çoğulcu bir bakış açısının, demokrasi kültürünün ve çağdaşlığın gereğidir.

Türkiye’deki bu özgür ortamı, suçlayıcı, incitici, hatta bazen kışkırtıcı söylem ve iddiaları seslendirmek için vesile olarak görenler de bulunabilir.

Ne var ki, tarihi meseleleri hukuki boyutlarıyla birlikte daha iyi anlamamız, kırgınlıkları yeniden dostluklara dönüştürmemiz mümkün olacaksa, farklı söylemlerin empati ve hoşgörüyle karşılanması ve bütün taraflardan benzer bir anlayışın beklenmesi tabiidir.

Türkiye Cumhuriyeti hukukun evrensel değerleriyle uyumlu her düşünceye olgunlukla yaklaşmaya devam edecektir.

Fakat 1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul edilemez.

Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan hadiseler, hepimizin ortak acısıdır. Bu acılı tarihe adil hafıza perspektifinden bakılması, insani ve ilmi bir sorumluluktur.

Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır.

Bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi ortak geleceğimizin inşası bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir.

Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara rağmen konuşabilmeyi; karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı; uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi; nefreti ayıplayıp saygı ve hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.

Bu anlayışla biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 1915 olaylarının bilimsel bir şekilde incelenmesi için ortak tarih komisyonu kurulması çağrısında bulunduk. Bu çağrı geçerliliğini korumaktadır. Türk, Ermeni ve uluslararası tarihçilerin yapacağı çalışma, 1915 olaylarının aydınlatılmasında ve tarihin doğru anlaşılmasında önemli bir rol oynayacaktır.

Bu çerçevede arşivlerimizi bütün araştırmacıların kullanımına açtık. Bugün arşivlerimizde bulunan yüzbinlerce belge, bütün tarihçilerin hizmetine sunulmaktadır.

Türkiye, geleceğe güvenle bakan bir ülke olarak tarihin de doğru anlaşılması için ilmi ve kapsamlı çalışmaları her zaman desteklemiştir. Etnik ve dini kökeni ne olursa olsun yüzlerce yıl bir arada yaşamış, sanattan diplomasiye, devlet idaresinden ticarete kadar her alanda ortak değerler üretmiş Anadolu insanları, yeni bir gelecek inşa edebilecek imkân ve kabiliyetlere bugün de sahiptir.

Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine, kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.


Aynı dönemde benzer koşullarda yaşamını yitiren, etnik ve dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla anıyoruz.”

Kaynak: http://www.mfa.gov.tr/basbakan-sayin-recep-tayyip-erdogan-1915-olaylarina-iliskin-bir-mesaj-yayimladi.tr.mfa


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı