23 Eylül 2018 Pazar

SA6863/KY49-İTIĞLI128: Afrika Politikamızda Yeni Bir Vizyona İhtiyaç Var!

"Artık Afrika’dayız. Hem Türkiye’nin hem Afrika’nın kazanmasını istiyoruz. Afrika’ya gelirken gemileri yaktık, dönüşü yok artık bu gelişimizin. O yüzden bir vücudun tüm organları gibi hareket edip yükselen Afrika’yı gelin birlikte kuralım…"


Türkiye 2005’ten beri başladığı Afrika açılım politikasında önemli başarılar elde etti. THY’nın sefer düzenlemediği hemen hemen bir Afrika ülkesi yok gibi. TİKA’nın birçok Afrika ülkesinde ofisi var ve kalkınma projelerini hız kesmeden devam ettiriyor. Diyanet Vakfı, Kızılay yaptıkları yardımlarla Avrupalı yardım kuruluşlarını geçtiler. Afrika ülkelerinin büyük bir bölümünde elçilikler açıldı, artık ilişkiler birebir devam ediyor.

Fakat bu açılımlar, yatırımlar, projeler maalesef yeterli değil. Henüz Türkiye yolun başında gözüküyor. ABD, Çin gibi küresel güçlerle kıyaslandığında daha mütevazi başarılarla devam ediyoruz. Türkiye’de ekonomik durumun da, bu seyir de etkisi var muhakkak. Tasarrufa bağlı olarak biraz duraklamanın da olduğu gözüküyor. Hangi Türk kuruluşu ile görüştümse Afrika’da da yapılanlarla ilgili tasarrufa gidileceğini söylüyor. Yunus Emre Enstitüsü tasarruf yapmaya başladı bile. Projeler durduruluyor, öğretmenler geri çağrılıyor.

Türkiye’nin küresel saldırganlığın etkisi ile ekonomide yaşadıkları malum. Belki Afrika’da başlamış projeler dahi duracak, yeni çalışmalara girilmeyecek. Afrika’da çalışan birçok kişi mali alanda tasarruftan dolayı geri çağrılacak, çağrılmasalar bile bütçeleri düşürülecek.

Gerçek Hayat dergisinin bu haftaki sayısında da yazdım. Çin, Afrika’da giderek yükselen bir güç oluyor. Yeni İpek Yolu bile Afrika’dan geçiyor diye. Çin, Afrika ile ilgili artık 5-10 yıllık hesaplar değil, 50-60 yıl üzerinden hesap yapmaya başladı. Etiyopya, Ruanda, Güney Afrika, Nijerya, Angola’da Çin’dekine benzer şehirler kuruluyor.

Afrika’ya Erdoğan misyonunda büyükelçiler gerekli

Geçen hafta büyükelçilik kararnameleri açıklandığında heyecanlandığımı söylemeliyim. Çünkü Afrika’ya her atanan büyükelçi aynı zamanda yeni bir başlangıçtır da. Yeni ve güçlü adımların atılması, ilişkilerin daha da güçlenmesi demek. Sudan ve Somali örneklerine bizzat şahidim. Yeni atanan büyükelçiler daha ileri götürdüler ilişkilerimizi bu ülkelerle. Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda Türkiye’yi daha görünür kıldılar.

Şunu da söylemeliyim, Afrika’da kaldığım 7 yıl boyunca bazı büyükelçilerin devlet başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ne vizyonuna ne misyonuna sahip olmadığını da gördüm. Oysaki her büyükelçi, o ülkede cumhurbaşkanımızı temsil ediyor ve onun gibi çabalamak, gayret göstermek, mücadele etmek zorundadır. Eski monşer alışkanlıklarını bir kenara bırakıp, Türkiye için gece gündüz görevli oldukları ülkelerde çalışmak mecburiyetindeler. Artık büyükelçilik-rezidans-otel arasında geçen hayat devri, Fransız şarabına bandırılmış peynir yemek vakti bir köşede kalmıştır.

Dışişlerimiz çok köklü bir geleneğin ürünü. Her zaman bu kurumumuzun reflekslerini farklı değerlendirmek gerektiğine inandım. Ama bir sorumluluk gereği ve Afrika’da kaldığım yılların hatırına bazı tavsiyelerde bulunmayı üzerimde bir hak olduğunu düşünüyorum.

Afrika’ya gönderilecek büyükelçiler kısa süreliğine değil, en az 3-5 yıllık bir süre için gönderilmeliler. Diğer ülkelerde birçok işi evrak üzerinden yapabilirsiniz fakat Afrika’da görev yapacaksanız saha da olmak zorundasınız. Afrikalının dili ile konuşmanız, onların yediği yemekleri yemelisiniz, onlar gibi gülmeli, onlar gibi eğlenmelisiniz. “Afrika’da her şey saha da yaşanır ve ölünür”. Bu bir Afrika atasözüdür aynı zamanda. Bu kurumumuz Afrika’da görev yapacaklara yerel dili öğrenmeyi mecbur tutmalı. Eğer ilişkilerinizi sömürge dili üzerinden yapıyorsanız burada bir sorun var demektir.

Su kuyusu diplomasisinden çoklu işbirliğine geçmeliyiz

Biz Afrika’da susuzluk sorununu kuyular açarak çözemeyiz. Bazı Afrika ülkelerinde susuzluk sorunu, global çözümlerle ancak giderilebilir. Yalnız su kuyularını şu ana kadar açan kişi ve kurumları da alkışlamamız gerekli. Yeri geldiğinde bir kurtarıcı, umut oldular, yeri geldiğinde de küresel aktörlerin yüzyıllardır göz ardı ettiği insani bir duruma çare oldular. Artık su kuyusu açmak politikasını şehriler kurmak, eski birlikte inşa ettiğimiz medeniyetimizi ihya etme politikasına çevirmeliyiz.

İş adamlarınız bu yeni politikada motor güç olmalılar. Sadece kendi kazanımlarını değil Türkiye’nin de, Afrika’nın da ne kazanacaklarını düşünmeliler. Afrika’da yapılacak bir yatırımın Türkiye’ye de bir katkısı olmalı. Hem istihdam hem de geri dönüşüm açısından olmak zorunda. Özellikle Afrika’da inşaat, kimya, sağlık, ulaştırma gibi alanlarda güçlü yatırımlara ihtiyaç var. Afrika’da küçük işletmecilik devri kapanmıştır, ancak ortaklıklar kurarak büyük işlere talip olunursa ayakta kalınabilir.

Afrika’da eğitim hala büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Maarif Vakfı kurulduğu andan itibaren Afrika’da önemli işlere imza attı. FETÖ terör örgütüne ait birçok okul alındı, bunların yanı sıra yeni okullar açıldı. Artık Maarif ’in yeni hedefinin kaliteli eğitime odaklanacağını düşünüyorum. Maarif’in ülke koordinatörlerine, eğitim için Anadolu’dan gelecek öğretmenlere çok iş düşüyor. Bugün Afrika ve Türkiye için fedakârlık yapmak çabalamak günüdür. Ekonomi bazen iyiye bazen kötüye gider fakat Türkiye’nin Afrika’da yapacakları konusunda eksilme değil daha ileriye gitmek olmalıdır.

Maarif yalnız okul açmak değil, Afrika insanı ile sosyal ilişkileri geliştirmek bütünlüğü sağlamak üzerine de toplumsal projeler üretmelidir. Çünkü Afrika’da sosyal hayat eğitimle iç içedir, birini birinden ayırmak imkansızdır. Kültür merkezlerine, gençlik komplekslerine ivedilikle ihtiyaç var.

Bir Afrika başkanlığı şart!

Afrika’daki en büyük eksiğimiz koordinasyonsuzluk. Büyükelçilikler bu koordinasyonu sağlamada iş yoğunluğu nedeniyle yetersiz kalabiliyor. Afrika’ya daha fazla önem verdiğimizi göstermek ve başarılarımızı daimî hale getirmek için Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir Afrika başkanlığı gerekiyor. Afrika’da yapılacaklar bir başkanlık üzerinden ortak akıl üzerinden yürütülürse daha verimli sonuçlar alabiliriz.

Artık Afrika’dayız. Hem Türkiye’nin hem Afrika’nın kazanmasını istiyoruz. Afrika’ya gelirken gemileri yaktık, dönüşü yok artık bu gelişimizin. O yüzden bir vücudun tüm organları gibi hareket edip yükselen Afrika’yı gelin birlikte kuralım…


İbrahim Tığlı, 23.09.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Dış Bakış
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı