26 Aralık 2018 Çarşamba

SA7317/ÇY11-HK60: Türkiye Amerika’nın Oyununu Bozdu



Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki hafta Fırat’ın Doğusuna operasyon yapabiliriz açıklaması ve ardından yaşanan gelişmeler Suriye konusunda yeni denklem ne olacak sorusunu akıllara getiriyor. Operasyon açıklamasından yaklaşık bir hafta sonra ABD’nin Suriye’den askerlerini çekeceğini duyurması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, operasyonun bir süre bekletileceğini söyledi.

Bu gelişmeler, ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesine taraftar olmayan Savunma Bakanı Jim Mattis’in görevine mal oldu. Bir yanda bu gelişmeler yaşanırken diğer yanda ABD’nin Afganistan’daki 7 bin askerini geri çekeceği ileri sürüldü.

Bölgedeki aktör ülkelerin temasları, ABD’nin bu çekilme kararı ile nasıl değerlendirilmeli? ABD’nin Suriye’deki üsleri ne olacak? Bölgede yeni bir dizayn mı söz konusu? Konunun uzmanları Suriye meselesini yorumladı.

Normal şartlarda ABD’nin PKK-PYD ve Suriye’yi bırakmayacağını ifade eden ASAM Uzmanı ve Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Eray Güçlüer neden bırakmayacağını şöyle açıklıyor:

“Çünkü bu birden olan bir hadise değil. Yakın geçmişe baktığımızda, Türkiye’nin ortaya koyduğu çok yönlü stratejik bir kapasite var. Bu kapasite, ABD’yi özellikle kendi küresel çıkarları için Türkiye’yi yanında bulundurmak zorunda bıraktı. Türkiye tarafından ortaya koyulan stratejik kapasite nedeniyle ABD Türkiye’nin izlediği Suriye politikasına yakın bir çizgiye doğru itildi ya da zorlandı"

Türkiye’nin farklı operasyonlarla tehdit edildiğini söyleyen Güçlüer, “Operasyon yaparız girmeyin dediler. Türkiye ‘hayır, benim beka meselem’ diyerek direndi. Arkasından Arap NATO’sunu getiririz denildi ama olmadı. Bu alandaki gerçeklikle örtüşmez, çünkü Türkiye izin vermez. Son dönemde Barzani ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmeye çalıştılar.

Öte yandan Rusya’yla karşı karşıya getirmeye çalıştılar, peşmergeyi Suriye alanına sokmaya çalıştılar. Suriyeli peşmergeleri PYD’nin yanına getirmeye çalıştılar. Hatta aldığımız bilgi Esed’le anlaşıp PYD’nin Türkiye’ye karşı hareket etmesini istemişler. Bütün bunların hiçbiri tutmayınca artık fazla bir seçenek yok. ABD’nin her geçen gün politik sosyolojik ve psikolojik yalnızlığa itildiği bir ortamda artık PYD/PKK’nın araçsallık vasfı ortadan kalkmaya başladı.”

STRATEJİK DENGE ABD’YE ALAN BIRAKMADI

Trump’ın Pentagon’a manevra yaptığını söyleyen Güçlüer, “Türkiye’nin son dönemde oluşturduğu çok yönlü stratejik denge hali, ABD’ye Suriye alanında fazla seçenek bırakmadı. Zaten Donald Trump, Beyaz Saray-Pentagon çekişmesinde küresel çıkarlar için Türkiye’yi yanında tutma ya da Türkiye ile birlikte hareket etme anlayışında. Bu sayede Pentagon’a karşı bir asimetrik manevra yaptığını da söylememiz yanlış olmayacaktır” diyor.

Tehditle, şantajla Türkiye’ye bir şey yaptırılamayacağını, Türkiye’nin eksen kaymasından endişe edildiği için Türkiye ile birlikte hareket etme ve dediklerini kabul etme gibi bir durumla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Güçlüer, “ABD şu an yaptıklarını isteyerek yapmıyor. Türkiye’nin ortaya koyduğu çok yönlü stratejik kapasite sayesinde yapıyor. Önemli olan burada ABD’ye ne yaptırıldığından ziyade Türkiye’nin bu stratejik kapasiteye ulaştırılabilmesinin dinamikleri neler? Yani bunun içerisinde Doğu Akdeniz enerji ekonomi politiğinden İran-Çin hattına kadar bütün Ortadoğu’da Türkiye’nin sağladığı milli güç unsurlarının ortaya çıkardığı sinerji, bu stratejik kapasitenin ve Türk devlet aklının bir ürünü olduğunu görmemiz lazım” diyor.

TÜRKİYE STRATEJİK OLARAK ÖNDE

ABD’nin Suriye’deki üslerini PKK ya da PYD’nin tek başına korumasının mümkün olmadığını ve terör unsurlarının geri çekileceğini belirten Eray Güçlüer, çekilmezlerse A planı olarak operasyon seçeneğinin hazır olduğunu söylüyor:

“Türkiye, alana girip PKK’yı, diğer adı PYD olan Suriye PKK’sını bitirecek. Zaten içeride Türkiye’nin PKK’yı bitirmiş olması, Suriye’de de bitirme noktasında büyük bir stratejik üstünlük sağladı. Terörle mücadeleden, terörizmle mücadeleye geçme noktasında çok önemli bir stratejik kapasite sağladı. Burada izlenmesi gereken süreç, bunlar çekiliyor mu çekilmiyor mu? Fransa ve İngiltere 100-150 kişi olarak alanda bulunuyor. Türkiye’nin politikalarını etkileyebilecek herhangi bir dinamiğe ya da güce sahip değiller. Bu çok açık ve net. Çekilme hadisesi gerçekleşirse kurumsal Suriye devlet yapısının demokratik bir temelde özgürlükçü bir anayasayla inşasının önü büyük oranda açılmış demektir. Ve bu bölgede daha fazla kan akmadan bir takım olayların düzelmesi, bölgenin huzur ve istikrara kavuşması anlamına geliyor.

Sadece Suriye’de de değil 2010 yılında sözde Arap Baharı’yla bütün Ortadoğu’yu tarumar eden bu sürecin tersine dönmesinin de önü açılmış demektir. Suriye devlet yapısının yeniden oluşturulma sürecinin önü açılırsa, aynı Suriye durumunda olan daha pek çok ülke var. Binlerce yıllık kadim bir medeniyetin, bütün Ortadoğu coğrafyasına nasıl yayıldığına şahit olacağız.”

Bölgenin istikrarı için yapılan görüşmelerin devamını da değerlendiren Güçlüer, Türkiye’nin süreci insani, demokratik ve medeni bir şekilde yürüteceğini ve politikaların da buna göre şekilleneceğini söylüyor:

 “Astana süreci devam ediyor. Geçen hafta anayasa komisyonu ile alakalı dışişleri bakanları toplandı. Ocak ayında da ilk koordinasyon toplantısı yapılacak. Hani Astana’nın fişini çekiyorlardı? Şimdi Astana’nın fişini çekenlerin fişini çekiyorlar. Türkiye’nin gücünü kimse hafife almasın. Tamamen Türkiye’nin stratejik kapasitesi ile alakalı olan bir şey.”

ABD TEK BAŞINA HAREKET ETMİYOR

İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, ABD’nin İsrail’in güvenliğini sağlayabilmek, İran’ın etkisini azaltabilmek ve Rusya’ya karşı belirli bir kaldıraç elde edebilmek için müttefikleri ile bu bölgeye girdiğini söylüyor:

“Bölgeye girerken DEAŞ’ı bahane etti. Şimdi DEAŞ’a karşı savaşın etkin şekilde yürütülmesi için PKK-PYD terör unsurlarıyla işbirliği yaptı ve bu yaptıkları hoşumuza gitmedi ve sürekli eleştirildi. Bir kötülüğü yok etmek için başka bir kötülüğü desteklemeniz sonuç vermez diye uyarılar yapıldı ama ABD burada tek başına hareket etmiyor. İşin içerisinde Fransa ve İngiltere de var. İngiltere Kıbrıs’taki üsleriyle bu operasyonların tam içinde. İngiltere, Brexit’ten sonra Amerika ile birlikte geliştireceği o Anglo Sakson dünyanın yeniden kurgulanması projesinin içerisinde. Bu bölgede de ABD ile olan ilişkilerini Türkiye parantezine alarak bir şekilde burada daha güçlü bir ittifak arayışına girmiş gibi görünüyor. Bunun AB, Brexit vs. ile bağlantısı da önemli. Bunları hayal gücü olarak söylemiyorum, çünkü askerleri donanmaları, hava kuvvetleri vs. hepsi burnumuzun dibinde. Bununla ilgili siyasi diplomatik bir takım girişimlerin olduğu göz ardı edilmemeli.”

ABD’NİN KÜRT DEVLETİ KURACAĞI DÜŞÜNCESİ TEHLİKELİ

ABD’nin, Türkiye’yi yönetmek ve yönlendirmek için geçmişte elinden geleni ardına koymadığını söyleyen Aybar, en son 15 Temmuz darbe girişimi ile bunu yaptığını belirtiyor.

 “Trump, DEAŞ’ı yendik diyor. Zaten iki senedir bu işle uğraşıyor. Bizde de, ABD’nin bu bölgede Kürt devleti kuracağı düşüncesi vardı. Böyle bir söylem mayınlı bir alanda yürümek gibidir. Çünkü ‘ABD Kürt devleti kuracak’ diye yürütülen bir söylemin arkasından gelen şey, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gerginleşmesidir. Oysa ABD ile Türkiye son 50 senedir stratejik ortak. ABD’nin en önemli üslerinden bir tanesi Türkiye’deki İncirlik Üssü. ABD, Türkiye’ye yönelik biraz daha adil ve ahlaklı bir politika izlemesi gerektiğini Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla öğrendi. ABD başkanı Trump, ‘Benim uygulamak istediğim küresel güvenlik politikası terör örgütleriyle vekâlet savaşları yürütmek değildi. Ben şimdi asıl işimi yapmak istiyorum ve Suriye özelinde başka bir aşamaya geçiyoruz’ türünden açıklamalar yapıyor. Tabi onun karşısında da malum koro, zehir saçmaya devam ediyor ve bölünmelerle Türkiye- ABD ilişkilerini gerginleştirmek için ellerinden geleni yapıyor. Bu kimsenin hayrına ve çıkarına değil. Bunu Patriot olayında da, savunma sistemleri meselesinde de gördük. Türkiye kendi güvenlik koridorunu oluşturmak istiyor. Ve orada da bir kırmızı çizgisi var. ‘Ben güney sınırlarımda terörist istemiyorum’ diyor ve bu konuda çok kararlı. Siyasi irade bu yaklaşımın arkasında dimdik duruyor. Bu dik duruş, Sayın Cumhurbaşkanıyla ortaya çıktı.”

Halime Kirazlı, 26.12.2018, Sonsuz Ark, Çırak Yazar, Özel Dosyalar
Özel Dosyalar

Halime Kirazlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Halime Kirazlı Hanımefendi'ye çalışmalarını bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 20.08.2018

İlk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı