25 Aralık 2018 Salı

SA7313/SD1231: Sonsuz Ark Sohbetleri 32

"2019 ve sonrası dönemde Türkiye Osmanlı dönemi politikalarının kapsamlı ve çok boyutlu politik perspektiflerine ve araçlarına daha çok ihtiyaç duyacaktır; ancak bahse konu politikaları tekrarlamak yerine onların çalıştığı patikaları ve temel aldığı yol haritalarını yeniden incelemeli,  imparatorluğu çöküşe sürükleyen hataları tesbit etmeli ve neyi tekrarlamayacağını belirginleştirmelidir..."


Dünya ve Türkiye için çok uzun, yorucu ve yıpratıcı bir yılı geride bırakıyoruz; ancak yaşanan bütün olumsuzlulara karşın elde edilen sonuçlar dikkate alındığında 2018 önceki yıllara oranla daha olumsuz bir sonraki yıla hazırlık yapmadı, Türkiye ve Dünya emperyal güçlere karşı verdiği mücadeleden güçlenerek çıktı ve geleceğe dair umut üretmek adına başarılı oldu. Her şeyden önce yer küreyi kan gölüne döndüren neocon-siyonist politikalar genel olarak durduruldu ve bu politikaların üreticileri, hangi politik araçları kullanırlarsa kullansınlar geçmişe oranla çok da güçlü ve etkili olamadıklarını anladılar. 

Dünya'nın ezilen bütün insanları için bu olumlu bir gelişmeydi ve bu çıkışı sağlayan da Türkiye'nin liderliğiydi... Türkiye, emperyalistler adına elde edilen kazanımlara itiraz eden ve hakkını isteyen tutumuyla klasik çift kutuplu dünya simülasyonunu dağıttı ve 21. yüzyılda ABD-Çin-Rusya temelinde üçlü bir emperyal güç dengesi üretmeye çalışan satanistlerin planlarını bozarak alternatif güç olarak küresel politikalara müdahil olma hakkını elde etti. 

Bugün, Türkiye'nin baskısıyla geleneksel yayılmacı ve kaos temelli politikalarını sonuçlandıramadan Suriye'den çekildiğini açıklayan ABD, bu hakkı somut olarak temsil eden bir kazanımlar serisine gecikmiş olsa da saygı duymak zorunda kaldı. Bundan çok daha önce Rusya ve 15 Temmuz sonrasında, organizasyonunda ABD ile ortak olduğu askerî darbenin durdurulmasıyla Avrupa Birliği Türkiye'nin eşit güç olduğunu kabullenmek zorunda kalmışlardı. 

ABD sürecin son direneni olarak PKK-FETÖ-DAEŞ gibi terör örgütleri ile işbirliği yapan ve onları proxy (vekil) savaşçı ülke olarak uluslar arası arenada Türkiye tarafından teşhir edilmiş, ABD ile birlikte PKK-FETÖ-DAEŞ terör örgütlerine her türlü lojistik, psikolojik desteği veren Suud hanedanı, BAE, İsrail gibi embedded ülkeler de Kaşıkçı Cinayeti ile apaçık bir şekilde dünya kamu oyunun önünde bütün çirkin yüzleriyle kalakalmışlardı. ABD'den sonra Suud-BAE-İsrail merkezli yerel-küresel kötülük ağının da Türkiye'ye saygı duymak zorunda kalacakları gün çok yakındır. Türkiye, Suriye'den sonra Irak, Libya ve Yemen'de de söz hakkı olduğunu dile getiren bir söylem aralığına büyük bir özgüvenle girmektedir. 

2019 ve sonrasında Türkiye'nin ürettiği güven halkası Asya, Afrika, Doğu Avrupa ve Balkanlara doğru genişleyecek ve tarihin karanlıklarından çıkıp gelen son vahşi imparatorluklardan biri olan ABD'nin hareket alanı gün geçtikçe daralacak, terk ettiği yerlere, -her ne kadar Avrupa Birliği'nin en borçlu başat ülkelerinden olan Fransa veya Almanya göz diktiklerini ilan etseler de, bunu yapabilecekleri bir kabiliyetleri olmadığından- Türkiye yerleşecektir. 

Çöken ve büzüşen ABD, terk ettiği yerlere Türkiye dışında herhangi bir gücün yerleşmesine de izin vermeyecektir, çünkü Türkiye, Rusya, Çin veya Avrupa Birliğinden çok daha fazla stratejik hesaplar yapan, buna karşılık emperyal amaçlar beslemeyen güçlü bir ülke bir konumunda olduğundan, ABD ile etkili bir iletişim kurabilecek olgunlukta ve yetkinlikte olduğunu kanıtlamıştır. 

2018 yılı 24 Haziran seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini yürürlüğe koymuş ve güçlü bir lider olan Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı seçerek gelecek zamana dair güçlü bir irade ortaya koymuştur. Ne ABD ne Rusya ne AB ne de Çin böylesine güçlü bir değişim geçirmiş veya etkili bir sisteme geçmiş değillerdir; aksine çürümüş, demografik zaafları belirginleşmiş, moral değerleri yok olmuş, ekonomik potansiyelleri gün geçtikçe negatif gelişme eğilimi artan niteliklere sahip sistemleri ile umutsuzluk yaymaktadırlar.

2019 ve sonrası dönemde Türkiye, Osmanlı dönemi politikalarının kapsamlı ve çok boyutlu politik perspektiflerine ve araçlarına daha çok ihtiyaç duyacaktır; ancak bahse konu politikaları tekrarlamak yerine onların çalıştığı patikaları ve temel aldığı yol haritalarını yeniden incelemeli,  imparatorluğu çöküşe sürükleyen hataları tesbit etmeli ve neyi tekrarlamayacağını belirginleştirmelidir... Kırmızı Çizgiler bu hataların tekrarlanmamasını sağlayacak şekilde yeniden çizilmelidir. Bu babda, Osmanlı Devleti'nin nitelikli devlet adamı yetiştirme zaafı ile yıkıldığı esasının, nitelikli strateji yokluğu esası ile mâlul olduğu unutulmamalıdır... Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geleceğini yönetecek olan devlet ve siyaset adamlarını yetiştirmek için güçlü bir plan hazırlamak ve gecikmeden bu planı uygulamaya başlamak zorundadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan güçlü bir devlet inşâ etmek istiyorsa, tarihin hastalıklı şahsiyetlerini gençlerin önüne ideal kişilik olarak koymaktan vazgeçmelidir... Bugün Mevlana olarak anılan Celâleddin Rûmi, Yunus Emre, Mehmet Akif, Necip Fazıl ve benzeri şairlerin birer bilimadamı, âlim ya da fikir adamı ya da din adamı ya da bütün nitelikleri ile tekemmül etmiş ihlaslı bireyler olmadıkları artık sır değildir. Bunlar birer şairdir ve hak ettikleri kadar değer görürlerse sonraki nesiller tarafından şair olarak değerlendirirler, ancak gençlerin önüne 'örnek müslüman' olarak bu tür isimler konulduğu taktirde 'örnek müslüman' modeli başlamadan biten bir model olarak insanlığın önüne umut olarak çıkmadan yok olacaktır, bunu model olarak alan gençler asla güçlü bir devlet üretemeyecek, güçlü bir devlet idare edebilecek kaliteye ulaşamayacaklardır... Bu insanlar 'Kur'an'ı merkeze alan müslümanlara örnek olacak tıynette ve felsefede değillerdir. Kur'an'ı merkeze almayacak olan bir insan da ne tam olarak müslüman olabilir ne de örnek bir müslüman olma imkanına ulaşabilir...

Bu büyük bir vebaldir... 

Erdoğan gibi akıllı bir liderin bu büyük vebale girmeyeceğini düşünmek istiyorum. Allah müslümanlara kendilerini değiştirebilecekleri bir fırsat verdi, bu fırsatı birkaç beşerin laf sanatına hayranlıkla heder etmemek gerekir...

Selam ve Sevgiyle...


Seçkin Deniz, 25.12.2018, Sonsuz Ark, Sonsuz Ark Sohbetleri


  

Sonsuz Ark'tan 
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.



Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı