4 Temmuz 2014 Cuma

SA751/ KY12-TG28: Rus Perspektifi: Kırım Sonrası Dünya/ Yeni Dünya Düzeni Senaryoları-4

“Rusya dünyayı değiştirmeye karar vermiştir ve büyük bir risk almaktadır.”
Kartcev Dmitry, Vladimir Shpak, Andrey Veselov, Nikolai Anischenko ortak çalışması,
18 Mart 2014


Senaryo 4: Kuşatılmış mevkilerden oluşan bir Dünya

Geliştirmeler: Rusya Kırım’ı ilhak eder ve bu sebeple sadece Batı’nın sert yaptırımlarıyla karşılaşmakla kalmaz aynı zamanda Batılı ülkelerle büyük ticari ilişkileri olan Çin (Çin ihracatının %17.9’u AB’ye, %17.2’si ABD’ye ve sadece %1.9’u Rusya’yadır) tarafından da yalnız bırakılır. Ülke, uluslar arası anlamda izole edilmiştir. Yaptırımlar aşamalı olarak fakat istikrarlı bir şekilde uygulamaya koyulur. Bireysel ve şirketlere ait hesapların dondurulmasıyla başlayan yaptırım süreci birkaç yıl içerisinde Rusya’dan enerji ithalatının durdurulması noktasına kadar gider.

Müzakerelerde Kırım’a su ve elektrik sağlanması noktasında Ukrayna’nın takındığı sert tutum bölgede ağır bir enerji sıkıntısına yol açar. Doğu Ukrayna’da Moskova’nın Kırım senaryosuna bağlı olarak desteklediği Rus yanlısı büyük gösteriler düzenlenir. NATO tarafından desteklenen Ukrayna ordusunun Rus birliklerini geri püskürtmesi aşamasında olaylar silahlı çatışmalara dönüşür. Kırım Rusya’nın kontrolünde kalır fakat Rusya için ekonomik anlamda ağır bir yük oluşturur. Moskova’nın önceki nüfuzunun ortadan kaldırılması için en temel enstitüler bile revizyona tabi tutulur.

Jeopolitik: Wallerstein tarafından kullanılan terminoloji ile bu dünya mafsallı bir çekirdek yapısına sahiptir. Ara tabaka ortadan neredeyse kaybolurken geriye kalan kısmın, “dışarıdaki karanlık ve gıcırdayan dişlerin” (1) bulunduğu arka çerçeveyi oluşturduğu bir dünya.  İkiyüzlü devletlerin ideolojisi “kuşatılmış mevki” konseptine dayansa da gerçekte kendini dünyanın geri kalanından ayırmak için surlar inşa eden Batı’nın bizzat kendisidir. Bunun sonucunda yakın gelecekte ortaya çıkacak olan jeopolitik bir siberpunk (2) hikâyesidir.

Felsefe: Yeni dünyanın kahramanı, Filistinlilere kendi problemlerinin kendileri tarafından çözülmesi gerektiği tavsiyesinde bulunan ve İsrail’in kendisini Filistinlilerden sembolik değil fakat gerçek bir duvarla ayırması gerektiğini ifade eden Ariel Sharon’dur.

Sürecin ilerleyen aşamalarında gelişmiş kapitalist ülkeler sınıfına dâhil olmak neredeyse imkânsız hale gelecek ve Batılı geleneksel modeller ortadan kaybolurken arkalarında büyük bir politik enerji bırakacaktır. Gelişime yönelik etkin bir seçenek sunan ülkelerden herhangi biri veya “duvarın” ardında istikrarlı bir şekilde hayatta kalabilen ülke, liderlik rolüne talip olacaktır. Bununla birlikte herhangi bir dış gücün yükselişini kendilerine tehdit olarak gören dünya liderlerinin gözü bu ülkenin üzerinde olacak ve girişimleri ağır bir şekilde sınırlandırılacaktır. 

Politik Ekonomi: Bu senaryoda, dünyanın geri kalanı “uygar” olan kısım tarafından yağmalanan bir platform işlevi görür. Bombalamalar, askeri operasyonlar, “insani” savaşlar günlük rutin haline gelir.

Kısıtlamalar: “Jeopolitik siberpunk” dünyası öyle dizayn edilmiştir ki bir anti-ütopyaya bile sahip olamazsınız. Şüphesiz bu tür bir izolasyon ortamında ve güneş altında bir yer edinebilmek için süre giden bu mücadelede asgari şartlarda bir devlet olabilmek için otoriter rejimler “kuşatılmış mevkiler” şeklinde kurulacaktır. Bununla birlikte bu dünya sonsuza kadar sürmeyecektir. Çin, “içinde-arasında” tarzında beliren konumuyla güven telkin etmeyen bir noktadadır: Çekirdeğe katılmak için hem çok büyük hem de uzaktadır, fakat dışarıda kalmasına imkân vermeyecek şekilde fazlasıyla gelişmiştir. Eğer Çin ekonomisi için öngörülen muhtemel büyük kriz gerçekleşmezse lider konumuna gelecektir ki bu durum bizi 3. senaryoya geri götürür.
Bu noktada muhtemel başka bir tehlike ortaya çıkıyor: “Duvar” ardındaki dünya, daha iyi bir yaşam için kendi kaynaklarını acımasız bir şekilde sömürür. Eğer bu durum çevresel bir felakete neden olursa bütün dünyayı etkileyecektir. Tabi bu sırada Holywood’ta gişe rekorları kıran türden, cennet misali uzay istasyonlarını kurmamışlarsa.

Senaryo 5:  Herhangi bir liderin olmadığı bir Dünya

Esas Oyuncu: Yok

Geliştirmeler: Kırım, Rusya’nın bir parçası haline gelir. Yüksek sesle dile getirilen retoriğin aksine Batılı ülkeler herhangi bir gerçekçi adım atmaz. Hatta Rusya’ya karşı yaptırımlar bile görünüşte kalır. Örneğin, ABD “Magnitsky listesini” (3) genişletir, AB Parlamentosu Rusya’yı kınamakla kalır vs. AB ve ABD’den gerçek anlamda bir destek bulamayan Ukrayna Rusya ile müzakere etmek zorunda kalır. Sonuçta milliyetçi bir liderin seçimleri kazanmasıyla, Kiev hükümeti borçları ve Rusya’nın genel anlamda ülkenin ve özelde de Ukrayna’nın güneydoğusunun federalizasyonunu hiçbir şekilde desteklememesi karşılığında Kırım’ı vermeyi kabul eder.

Felsefe: Çok kutuplu bir dünya, çoğulcul demokrasinin uluslar arası alana taşınmış bir rüyası olmakla birlikte kökleri modern parlamento fikrinin ortaya çıktığı zamanlara dayandığı için tartışmalıdır da. Yıl 1648, İngiltere dünyanın ilk parlamento devriminin ortalarındadır;  Avrupa ülkeleri, yıkıcı Otuz Yıl Savaşları’nı sonlandırarak ve modern dünya düzeninin ilkelerini ortaya koyarak Westphalia Barış Anlaşması’nı imzalar. Böylece güç dengeleri, kontrol ve dengeler, koalisyonlar, güçlerden birinin hegemonyasının engellenmesi kavramlarından oluşan konsept ortaya çıkar. Bu konseptle alakalı herhangi yanlış bir şey olmamakla birlikte, ilk baştan itibaren “ne olur ne olmaz” düşüncesinden kaynaklanan çatışmalar ortaya çıkmış ve bariz bir şekilde olmasa bile yapıyı hegemonya kurmaya yönelik şekillendirme teşebbüsleri ortaya çıkmıştır. Bugün dünya küçük bir farkla üç yüz yıl önceki eski haline geri dönebilir: O fark, şu anda kitlesel imha silahlarının mevcut olmasıdır.

Jeopolitik: Çok kutuplu dünya, otoritenin bulunmadığı, güçlünün hakkının cesurun hakkına baskın çıktığı bir dünyadır. Kırım örneği benzer olayların baş göstermesine yol açsa da aslında gerçek olayların önünü keser. Çin, sessizce ve barışçıl bir şekilde gözüken fakat adada “tek ülke-iki sistem” görüşüne karşı çıkanları orta menzilli füzeler ile tehdit ederek Tayvan problemini çözmeye çalışır. Rusya’nın hiç hoşlanmayacağı Moldova ve Romanya’nın yeniden birleşmesi fikri tekrar gündeme taşınır. Dağlık Karabağ bölgesinde de ilginç gelişmeler yaşanabilir.

Önümüzdeki çağın reel politiğinde sınırların dokunulmazlığı ve meşruiyeti fikri yanıltıcı bir ölçüt haline gelir. Yeni çağda bunun yerine “halkların kendi kendini idare etmesi” ve muhtemelen “tarihi haklar” konuları gündeme gelecektir. Fakat şunu da unutmamalıyız ki, ancak gerçek bir askeri ve ekonomik güce sahip ülkeler için yukarıda bahsedilen ölçüt geçerliliğini sürdürecektir. Vyborg’un Finlandiya’ya geri dönmesi söz konusu değildir. En azından şimdilik.

Politik Ekonomi: Çok kutuplu dünyanın iki yönü bulunur. İlki, çatışmaya yönelik şiddetli bir temayül ve cephe sayısında önemli bir artışa bağlı olarak ekonomik istikrarsızlıktır. Aslında böyle bir dünyaya öncelikli olarak kendi ömürlerinin bitmediğini ve halkların en azından güçlerini mobilize etmek için onlara ihtiyacı olduğunu ispat etmeye çalışan endüstriyel çağın ulus devletleri ihtiyaç duyar.

Yeni diktatörlüklerin çoğalması ve günümüzde ortaya çıktığına şahit olduğumuz temsilci demokraside yaşanan krizler neredeyse kaçınılmaz hale gelecektir. Fakat bu durumun diğer bir yönü var; bu tür bir dünya, politik anlamda büyük fırsatların da ortaya çıkmasını sağlayacak ve kim olağandışı bir politik ekonomi modeli sunmayı başarırsa kesin bir avantaj elde edecektir. Bu dünya müthiş korkuların olduğu kadar aynı zamanda müthiş fırsatların da dünyasıdır.

Kısıtlamalar: Bu dünya sisteminin büyük bir açığı vardır. Burada herhangi bir zamanda, aralarında korkunç bir nükleer savaşın da bulunduğu her şey gerçekleşebilir.





Tamer Güner, 03.07.2014, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Çeviri



Makalenin orijinali ve tamamı için:

Makalenin İngilizce çevirisi için:


Çevirenin Notu:
(1) “The outer darkness and gnashing of teeth” İncil’de geçen bir cümledir. “Karanlık ve gıcırdayan dişler” ifadesi muhtemelen cehenneme yapılan bir atıf olarak gözüküyor.
(2) Siberpunk: "Yüksek teknoloji, düşük yaşam" şeklinde özetlenen bir dünya şekli çizen bilim kurgu alt türü.
(3) ABD'nin Magnitsky Yasası: Hermitage Capital Management Fonu avukatlarından Sergey Magnitsky'nin, 2009'da Rusya'da gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya'nın gözaltı süresince gerekli önlemleri almadığını savunarak, sorumlu bürokratların cezalandırılmasını istemişti. Bu kapsamda 2012 yılında ABD'de kabul edilen Magnitsky Yasası, insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtilen Rus bürokratların ABD'ye girişinin engellenmesi de dâhil bir dizi yaptırımların hayata geçirilmesini öngörüyor

Seçkin Deniz Twitter Akışı