6 Mart 2020 Cuma

SA8410/KY13-AO343: Suriye'de ABD-Rusya'nın Hesapları ve Rusya ile İdlip'te Ateşkes Anlaşması

"Her iki emperyal blok da, sünni özelliklere sahip Erdoğan iktidarının o nedenle 'Laik Sünnilik'ten, 'Radikal Sünniliğe' kadar geniş bir alanda etkili olabileceğini düşünüyor ve bu durumu her tür 'Sünni Yayılmacılık' için toparlayıcı bir anahtar olarak görüyor."

"Görelim Mevlâ neyler,
Neylerse güzel eyler."

Rusya ile İdlip konusunda anlaşma, uzlaşma olabilecek mi? 
Günlerdir merak edilen bu konu hakkında birkaç şey söylemek istiyorum;

Gerek AB(D), gerekse Rusya Erdoğan iktidarını Atatürk Türkiye’sinin dokularıyla uzlaşabilen ancak 'İslâmcı' özelliğini önceleyen bir iktidar olarak görüyor.


Her iki emperyal blok da, sünni özelliklere sahip Erdoğan iktidarının o nedenle 'Laik Sünnilik'ten, 'Radikal Sünniliğe' kadar geniş bir alanda etkili olabileceğini düşünüyor ve bu durumu her tür 'Sünni Yayılmacılık' için toparlayıcı bir anahtar olarak görüyor.. 

Erdoğan’ın etkisinin sadece bununla sınırlı kalmayıp, sol tandanslı anti-emperyalist ülkelerle de kolay iletişime geçebilmesi her iki blok ülkeye göre tehlikenin boyutunu daha da büyütmekte.


İran üzerinden Şii yayılmacılığına yol vererek, İslâm coğrafyasını mezhep kavgalarına düşüren ABD’nin, bir kısım şia/İran karşıtı devletleri kendine mahkûm edip haraca bağlaması, dilediği ülkede, dilediği iktidarları işbaşına getirme hedefleri düşünüldüğünde coğrafyada etkin olmaya çalışan Türkiye’nin, ABD tarafından zayıflatılmak istendiği, bunun için çeşitli yollara başvurduğu, bundan sonra da aynı doğrultuda çalışmalar yürüteceği bir gerçek. Bunun için muhtemeldir ki, ABD’nin başvuracağı ilk yöntem Türkiye’yi bir kaosun içine sokup, kendine sıkıca bağlamak olacaktır..


Rusya’ya gelince; 


İzlediği politikalar bedeniyle AB(D)’yi çeşitli önlemlere sevk eden Erdoğan’ın hedefleri Rusya’yı da tedirgin etmektedir. Zira, Rusya ile ABD arasındaki sert mücadelenin ara bulucusu siyonist İsrail’dir ve Erdoğan iktidarını asıl tehlike gören devlet İsrail’dir.


Her iki emperyal gücü kontrol eden İsrail, kendi çıkarlarına uygun şekilde Suriye’nin ABD ve Rusya arasında parsellenmesinin gerçekleşmesini istemekte, Türkiye’nin burada kendine yakın sünni bir devlet kurulmasını gelecek açısından tehlikeli görmektedir..


Türkiye’nin İdlip’te etkinliği ele geçirmesinin yol açacağı durumun İsrail ve her iki emperyal güç açısından tehlikeli olarak değerlendirilmesi düşünüldüğünde Rusya’nın İdlip konusunda geri adım atması pek mümkün görünmüyor..


Eğer bir şekliyle Esed yönetimi işbaşından uzaklaşmazsa, Rusya ve onunla birlikte hareket eden İran’ın İdlip konusunda ellerinden geleni yapmaya çalışacakları ve Türkiye’nin buraya hakim olmasını engellemek isteyecekleri ortada..


Türkiye’nin kararlılığı da dikkate alındığında AB(D)’nin tedrici bir yöntemle Türkiye’yi frenlemek isteyebileceği, onun için güvenli bölge için adım atmak, parasal yardım gibi yollara başvuracağı, böylece İdlip’in Türkiye’den uzak tutulmaya çalışılacağı düşünülebilir.


Ne olup biteceğini kestirmek için öncelikle Erdoğan-Putin buluşmasının sonuçlarının ne olacağını görmek gerek.. (Bakınız; Sonsuz Ark'ın Notu: İdlib Ateşkes Anlaşması)


Gün ola harman ola..


***

Suriye’de sorun olan 3 grup var. 

1-Silahlı radikal Selefi unsurlar..
2-İran milisleri ve silahlı şii uzantılar..
3-PKK uzantısı PYD/YPG gibi terör örgütleri..

ABD, radikal Selefi örgütleri destekliyor, Rusya ve İran’a karşı kullanıyor, gerekirse tehlike göstererek onların yok edilmesi için sahadaki güçleri devreye sokuyor; İsrail’in tehlike gördüğü İranlı milisler ve uzantılarına darbe vurmayı hedefliyor.

ABD ve İsrail, PKK/PYD/YPG’yi İran ve uzantıları ile Radikal Selefi gruplarla mücadele için desteklediği iddiasıyla büyük Kürdistan hedefli sınırımıza yerleştirme hesabında.

Rusya, PKK kozunu onlara bırakmak istemiyor ve elinde tutmak istiyor. İran ve uzantılarıyla yakın ilişkide, onlarla bir sorunu yok. Radikal Selefi unsurlara karşı mücadele içinde.

Türkiye sahadaki bu tablo nedeniyle Ruslar ve zaman zaman da bunları kullanan ABD tarafından radikal silahlı Selefi’lere yakın durmakla suçlanıyor, onlarla mücadele etmesi isteniyor.

Esed’i göndermek isterken onunla iç içe olan İran’ı hala korumakta olduğu ve ABD tarafından İran’a yapılacak muhtemel bir saldırıya destek vermeyecek olmakla suçlanıyor.

Türkiye Suriye’de böylesi bir tabloyla karşı karşıya. Aynı anda ÖSO hariç buradaki bütün güçlerle karşı karşıya.. Bir yanda Esed rejim askerleri, bir yanda YPG/PKK, bir yanda onlara destek veren ABD, bir yanda radikal Selefi unsurlar,bir yanda da Rusya ile mücadele ediyoruz.

Bu tablo karşısında Türkiye kendi politikasını uygulamak, Esed’i işbaşından uzaklaştırıp, PKK ve radikal Selefi unsurları etkisizleştirmek, İran’ın yayılmacı politikalarını engellemeye çalışıyor.

Bunlar hedeflenirken, ayrıca Türkiye Kıbrıs, Akdeniz, Libya gibi bölgelerde de çıkarlarını koruma mücadelesi veriyor. Ayrıca  iç politikada hainlerle mücadele içinde.

Bütün bunlarla baş etmek oldukça zor. Ancak, bütün bu zorluklara rağmen mücadelemizi başarıyla sürdürüyoruz.


Allah yar ve yardımcımız olsun..


Adnan ONAY, 06.03.2020, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem'in Düşündürdükleri




Sonsuz Ark'ın Notu:


“İdlib’de bu gece yarısı itibariyle ateşkes yürürlüğe girecektir”, 05.03.2020, TC. Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bugünkü görüşmelerimiz, İdlib sahasında attığımız adımları masadaki çabalarımızla pekiştirerek bölgedeki soruna kalıcı çözüm bulma irademizin bir tezahürüdür. Öncelikle en kısa sürede ateşkesi gerçekleştirecek, ardından birlikte kararlaştıracağımız diğer adımları süratle atacağız. Bu gece saat 00.01, yani tam gece yarısı itibariyle ateşkes yürürlüğe girecektir. Ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi için gereken çalışmalar hızla ve etkin şekilde yürütülecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Rusya Devlet Başkanı Putin'e daveti için teşekkür ederek bölgede kritik gelişmelerin cereyan ettiği dönemde bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“KÖKLÜ İLİŞKİLERİMİZİ KARŞILIKLI SAYGI VE ORTAK ÇIKAR TEMELİNDE İLERLETMEK EN BÜYÜK ARZUMUZDUR”

Özellikle Suriye'deki durumu ve İdlib'deki son gelişmeleri ele aldıkları görüşmelerde, yaklaşık altı saat süren bir çalışma yaptıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesis ettikleri samimi diyalog kapsamında benzer veya farklı görüşte oldukları tüm konuları ayrıntılarıyla görüştüklerini, müzakere ettiklerini söyledi.

Türk-Rus ilişkilerinin derin tarihî köklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, beş asrı aşan bu tarihin, güçlü geleneğe sahip iki devletin ve halkın karşılıklı etkileşiminin de tarihi olduğunu belirtti.

“Bu köklü ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve ortak çıkar temelinde ilerletmek en büyük arzumuzdur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, diplomatik ilişkilerin 100’üncü yılının idrak edildiği bu sene Üst Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı için Rusya Devlet Başkanı Putin'i Türkiye'ye beklediklerini ifade etti.

“İDLİB'DE YENİ BİR STATÜNÜN OLUŞTURULMASI KAÇINILMAZ HÂLE GELMİŞTİR”

2018 Eylül ayında Soçi'de varılan mutabakat ile İdlib'de nispi istikrarın sağlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Soçi Mutabakatı’na göre İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi muhafaza edilecek, bölgeye yönelik saldırıların önlenmesi dâhil olmak üzere, statükonun korunması için gerekli tüm tedbirleri alacaktık. Rejimin geçen mayıs ayından itibaren yoğunlaşan ve doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları İdlib'de tesis ettiğimiz sükûneti bozmuştur. İdlib Mutabakatı’nın bozulmasına yol açan gelişmelerin birinci derecede sorumlusu saldırganlığıyla bölgenin istikrarını da hedef alan rejimdir. Bu bölgede yaşayan 4 milyon insanın tamamının terörist olarak ilan edilip havadan ve karadan ağır bombardımana maruz bırakılmasını kabul etmemiz mümkün değildir.”

Rejimin zulmünden kaçan ve Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Ofisi verilerine göre sayıları 1,5 milyonu bulan bölge halkının Türkiye sınırlarına yığıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rejimin buradaki esas amacının; İdlib'i belirli bir kesim açısından insansız hâle getirmek ve oluşturduğu göç baskısıyla Türkiye'yi zora sokmak olduğu açıktır. Türkiye elbette böyle bir tehdit karşısında eli kolu bağlı kalacak değildir. İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nin sınırlarına kurduğumuz gözlem noktaları sahadaki durumu kontrol etme değil, sadece ateşkesi takip etme, bu vazifeyle yükümlüdür” değerlendirmesinde bulundu.

Bir süre önce bölgede Rusya ile birlikte tesisi konusunda uzlaşıya vardıkları istikrarı sağlamak üzere İdlib'e ilave askerî birlikler gönderdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Artık hem rejimin saldırganlığının önüne geçmek hem de ateşkese riayet etmeyen diğer grupları dizginlemek üzere sahada çok daha aktif bir şekilde yer aldık. Bu süreçte bölgede bulunan Rus güçleriyle koordinasyonu sıkı tutmaya gözen gösterdik. Rejimin doğrudan askerlerimizi hedef alan saldırganlığı sebebiyle yaşanan üzüntü verici hadiselerin ardından İdlib'de yeni bir statünün oluşturulması kaçınılmaz hâle gelmiştir. Bugün Moskova'da Rus mevkidaşım ve ekiplerimizle bu konuyu enine boyuna konuştuk, değerlendirdik.”

“AMACIMIZ BÖLGEDEKİ İNSANİ KRİZİN DAHA DA KÖTÜYE GİTMESİNİ ÖNLEMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya ile aramızdaki iş birliği ruhu bugüne kadar Suriye'deki ihtilafa son verilmesine yönelik uluslararası çabalara emsalsiz bir katkı sağlamıştır. Siyasi süreç ve Fırat'ın doğusu gibi boyutları da bulunan çalışma ilişkimizi derinleştirerek sürdürmeyi arzu ediyoruz. Bu hususta bizimle hemfikir olduğuna inandığımız Rusya'nın, rejimin iş birliğimizi zedeleyecek eylemlere göz yummayacağına inanıyorum. Bugünkü görüşmelerimiz İdlib sahasında attığımız adımları masadaki çabalarımızla pekiştirerek bölgedeki soruna kalıcı çözüm bulma irademizin bir tezahürüdür. Öncelikle en kısa sürede ateşkesi gerçekleştirecek, ardından birlikte kararlaştıracağımız diğer adımları süratle atacağız. Bu gece saat 00.01, yani tam gece yarısı itibariyle ateşkes yürürlüğe girecektir. Ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi için gereken çalışmalar hızla ve etkin şekilde yürütülecektir. Amacımız bölgedeki insani krizin daha da kötüye gitmesini önlemektir. İhtiyaç sahibi tüm Suriyelilere ön şartsız ve ayrım gözetilmeksizin yardım sağlanması için birlikte çalışacağız. Ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin güvenli ve gönüllü olarak ikamet yerlerine geri dönüşlerinin kolaylaştırılasını temin edeceğiz” diye ekledi.

“TÜRKİYE, REJİMİN SALDIRILARINA CEVAP VERME HAKKINI SAKLI TUTACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üzerinde mutabık kalınan ortak metnin Dışişleri Bakanları tarafından açıklanacağını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye bu süreçte rejimin yapabileceği her türlü saldırıya tüm gücüyle ve tüm sahada cevap verme hakkını saklı tutacaktır. Ve bu süreç içerisinde karşılıklı olarak değerli mevkidaşımla irtibat hâlinde olacağız. İlgili bakanlarımız birbirleriyle irtibat hâlinde olacaklar. Suriye krizine bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde bir çözüm bulunana kadar Türkiye, Soçi Mutabakatı dâhil bölgedeki inisiyatiflerini sürdürmekte kararlıdır. Bir kez daha Cenevre'de kurulan müzakere masasının kalıcı barış ve istikrarın yegâne anahtarı olduğunu belirtmek istiyorum. Bugünkü toplantımızın Suriye'deki ihtilafa kalıcı çözüm bulunması çabalarına katkı vermesini temenni ediyorum.”

İDLİB GERGİNLİĞİ AZALTMA BÖLGESİ’NDEKİ DURUMUN İSTİKRARLAŞTIRILMASINA İLİŞKİN MUHTIRAYA EK PROTOKOL

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in açıklamalarının ardında, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’ üzerinde anlaşılan metni Rusça, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkçe olarak okudu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, okuduğu, “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin Muhtıraya EK Protokol” başlıklı metin şöyle:

“Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu, Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki ateşkes rejiminin uygulanmasının garantörleri olarak (bundan sonra taraflar olarak anılacaktır),

Suriye Arap Cumhuriyeti’nde Gerginliği Azaltma Bölgeleri Oluşturulmasına İlişkin 4 Mayıs 2017 tarihli Muhtıra ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin 17 Eylül 2018 tarihli Muhtıra’yı hatırda tutarak, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan kuvvetli taahhütlerini yineleyerek,

Terörizmin tüm tezahürleriyle mücadele ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan tüm grupların ortadan kaldırılması yönündeki kararlılıklarını yinelerken, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini kabul ederek,

Suriye ihtilafının askerî çözümünün olamayacağının ve ihtilafın yalnızca Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde, Birleşmiş Milletler’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğinin altını çizerek,

İnsani krizin daha da kötüleşmesinin önlenmesinin, sivillerin korunmasının, ihtiyaç sahibi tüm Suriyelilere önkoşulsuz ve ayrım gözetmeksizin koruma ve insani yardım sağlanmasının, keza ülke içinden yerinden edilmelerin önlenmesi ile mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilen kişilerin güvenli ve gönüllü olarak Suriye'deki asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının önemini vurgulayarak,

Aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:

1- İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askerî faaliyetler 6 Mart 2020 tarihinde saat 00:01’den itibaren durdurulacaktır.

2-M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecektir. Güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacaktır.

3-Türk-Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba’dan (Serakib’in 2 km batısı) Ain-Al-Havr’a kadar olan kesimi boyunca başlatılacaktır.

İşbu Protokol, imzalandığı anda yürürlüğe girer.


Türkçe, Rusça ve İngilizce üç örnek olarak ve eşit yasal geçerliliği olacak şekilde 5 Mart 2020 tarihinde Moskova’da imzalanmıştır.”



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı