6 Mayıs 2018 Pazar

SA6087/KY20-MEK74: Şehadet, Gaza ve Adap Üzerine

“Sakın ha onları ölü sanmayasın, onlar dipdiridir ama sen anlayamazsın” (2/154)

"Allah’tan rıza dışında hiç bir şey ummayan, kendinden, adından bahsedilmesinden bile utanan, acısını onurla taşıyan bu sessiz çoğunluktur İslam milletini var kılan."



“…dövüştü pir aşkına,
yaralandı birkaç kere
ve saire
ve kavga bittiği zaman
ne çiftlik sahibi oldu, ne apartıman.
kavgadan önce Kartal’da bahçıvandı,
kavgadan sonra Kartal’da bahçıvan...” 
Nazım Hikmet

Bir feda olarak şehadet, muazzam bir kahramanlık, bir diğergamlık konusudur. Bireysel olarak aşkın bir hedef uğruna muhteşem bir adanma, bir vazgeçiş, bir serden geçme durumudur. İlkel olarak kendi içine kapanmış, savruk bir savunma durumundan bahsedilemez. Tersine yüreği coşku ile dolduran bir ileri fırlayış, bir şavkıma halidir şehadet. Ve bu durum kaçınılmaz olarak dini ve manevi alan ile ilgilidir. 

Modern insanın üretim ve tüketim, sahip olma, toplama, yığma ve refah gibi kapitalist uydurmalarla kirlenmiş muhayyilesinin kolay kolay alamayacağı bir istidattan bahsediyorum. İntihar gibi çıkmazlar içinde mefluç ve korkakça bir eylem değil, murad edilmiş, içtenlikle arzulanmış, onurlu ve yüksek bir ‘varoluşa’ doğru cesur bir atılımdır şehadet.

Gazinin muradı

Şehit boynu bükük, kaybetmiş biri değildir. Tersine çok yüksek bir makam sahibi, biz henüz yaşayanların aklının/havsalasının asla alamayacağı denli büyük nimetlere erişmiş, kazanmış kişiye derler. Gazi bunu murad eyledi şüphesiz, bu sefer kaçırdı fırsatı zahir, amma elleri tetikte, gözü ufukta, şehadete dair bir dem kollamakta. Ondan mütevellit, kaybettiği, şimdilik elden kaçırdığı muhteşem makamlara kıyas edilmez ya, Müslümanlar içinde bir ulu kişidir. Önünden kalkılır hürmeten, yaşına bakılmaz baş köşeye buyur edilir hep. Herkes bilir gazinin yüreğinde yanan koru, onu hayata biraz kekre kılan eksikliği, dünya ehlinin dört elle sarıldığı ‘çer u çöp’ el hak şehidin olduğu gibi tıpkı, gazinin gözünde çer u çöptür.

Namus için, ekmek için

Devasa savaş makinelerine narin bedeni ile dikilen Müslüman, hiç bir hesabın altından kalkamayacağı bir savaş denklemi kurmaktadır. Sadece bir insan ömrü içinde kasaba irisi bir çöl şehrinden çıkan sade insan fedası ile iki büyük dünya devini yerle yeksan eyleyen bir denklemdir bu. Muazzam iman ile donanmış zayıf insan bedeninin orta yere koyduğu amaçsız, kör bir şiddet değil, Allah/adalet için, özgür ve hür bir yaşam için, namus ve onur için, ekmek için, aş için, hayatı zindana çeviren ne kadar tiran, tağut, tanrılık iddiasında haddi aşmış zalim varsa, hepsinin köhne düzenlerini başlarına yıkmak için ışıyan alevli bir nur parçasıdır.

Gaza ve şüphesiz büyük bir cesaret ve içtenlikle arzulanan şehadet dünya ile ilgili değildir. Dünyaya bir tekme savurup yalın kılıç zulme karşı dikilen, ölümün üstüne üstüne yürüyüp, ölümlü her şeyi ve ölümün kendisini de korkutan bu muazzam eylemin bu çer-çöp ile bir ilgisi yoktur. O yüzden şehid şehadete tanık olan herkesin genzinde derin bir imrenme acısı bırakır.

Büyük bir emperyalist saldırı ve işgal girişimi olan 15 Temmuz’da muhteşem fedaları ve narin bedenleri ile küffara dünyayı dar eden, bütün planları-nı tuz buz eyleyen şehit ve gazilere yönelik ahlaksız itibarsızlaştırma çabalarına karşı İslam milleti uyanık olmalıdır. Şehit ve gazilerin mirası sadece bu vatan değil, onların mübarek kanları ile kutsanmış imanımızdır...

Hayatı yaşanmaya değer kılan kutsallarımızdır. Şehit ve gazinin temsil ettiği şey semada yankılanan ezan, secdeye değen alın, yetimi okşayan el, muhacire açılan kucaktır. Boynu bükük analara, acılı eşlere ve masum yetimlere… Onlar kadar en az, yüreğinde bir şehitlik acı saplanmış gözleri buğulu gaziye yakından bakın lütfen. Bu vatanın her köşesine dağılmış, her kasabasında, her bucağında mirasları ve hatıraları ile capcanlı yaşayan onurlu şehitler/gaziler kervanına tekrar tekrar bakın. Küffarın uykularını kaçıran bu akıl dışı denklemi kuran sıradan insanlardır işte. 

Allah’tan rıza dışında hiç bir şey ummayan, kendinden, adından bahsedilmesinden bile utanan, acısını onurla taşıyan bu sessiz çoğunluktur İslam milletini var kılan. Zaman zaman, dünya ile bir işi olmayan bu muazzam fedalardan bir nema devşirme, bu derin acılardan bir kuru gürültü ideolocyası çıkarmaya cüret edenler olabilir, olacaktır da… Ama şehidin ışıl ışıl fedası, mübarek kanı ve gönlünde şehitlik hasreti saplı gazinin buğulu gözleri, bu saygısız, bu kıymet bilmez fırsatçıları her zaman bertaraf edecektir. Bu cühela istismarını fırsat bilip şehadeti, gazayı istiskale cüret edenlerin hesabı başka bir hesaptır. Üzerinde derin derin düşünülmesi gereken bir hesap.

‘Bir kurşuna siper olurum’

15 Temmuz gecesi yedikleri büyük tokadın etkisiyle mefluç olanlar, sıradan insanın, iman ile tankları/uçakları durduran bir deve dönüşmesini asla anlayamayacak. Evde beş kardeşe babalık yapan kendi de çocuk bir fırın işçisinin “Elimizden ne gelir abi eve gel” diyen kardeşlerine “Bir kurşuna siper olurum, bir kurşun bir kurşundur” diyen ve karşısına dikildiği kurşun ile şehit olan insanlık durumuna getirebilecekleri bir açıklamaları yoktur. 

Sabah hıncahınç dolu metrobüste askıdaki sargılı kolu ile işe giden ve yolcuların sorusuna “Küçük bir yara, durumu daha ağır insanlar var. Ben devlete başvurmadım benden daha fazla hakkı olanlar var” diyen geniş yürekli tekstil işçisi delikanlıyı da anlamaları mümkün değil. Sedyede Gaziantep’e götürülen ve ağlarken kendisini teselli etmeye kalkışanları “Ne tesellisi yahu şehit olmadığıma ağlıyorum” diyerek insanı utandıran bir cevap veren inşaat işçisini de…

Savaşın da bir ahlakı vardır. Ama bu ülkede bu ülkenin değer ve insanlarından çok başka değer ve toplumlara mensubiyet hisseden, bağlılık hisseden bir ekalliyet var ki hiç bir sınır ve ahlak tanımıyor. Kanlı darbe ve işgal girişimine tiyatro diyenler, şimdi gönlü yaralı gazilerimiz üzerinden bir kampanya başlatarak İslam milletinin muazzam direnişine kara çalmaya kalkıyor. Hiç şüphesiz bir süre sonra sıra şehidlerimizin muazzez hatırasına da gelecektir. 

Niyetleri bu mübarek direnişin temel dinamiği olan Müslüman ahalinin iradesini gevşetmek, üzerinde var olageldiği değer ve kutsallarını sulandırmaktır. Bu vesile ile bu rezil işbirlikçi istiskal kampanyalarına malzeme taşıyan, bilerek bilmeyerek şehidin ve gazinin aziz hatırasına kara çalmaya alet olanlar derhal kendilerine çeki düzen vermelidir. Şehadet ve Gaza gibi iki ulu eylemin gölgesinde kaşıkçı kavgasına tutuşanlar kendi kutsallarını muazzep ediyor. Bir şehidin veya gazinin hatırasına, mirasına yaraşır bir ağırlıkta, olgunlukta durmak müminin sadece şanı değil, görevidir de.

Bu toprağı var kılan...

Şehit ve gazilere yönelik her istiskal çabasının arkasında, İslam’a ve onun kutsallarına, şehit kanının kutsadığı toprağımıza göz koyanların, tehdit olanların varlığı aşikar. İslam milleti bu korkakça saldırıları nasıl Uhud’da, Bedir’de, rezil Haçlı saldırılarında Kudüs’te, İznik’te, Trablus’ta, Antep’te, Çanakkale’de ve daha binlerce cephede ve yüzlerce yılda başlarına çaldı ise, 15 Temmuz’da hain planlarını silahsız insan bedenleri ile nasıl tarumar eyledi ise, yine başlarına çalmayı iyi bilir. 

Bu nedenle hiç kimsenin, ne cühela takımının nema ve kuru gürültü siyasası ve ne de bundan fırsat şehit ve gazilerimizin muazzez hatırasına yönelik sinsi işbirlikçilerin saldırılarına izin verilemez. Bu toprağı da, üzerinde yaşayan insanı da var kılan, onun hamurunu karanın şehadet ve şehidin kutlu kanı olduğu asla unutulmamalıdır.



Mustafa Ekici, 06.05.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar 



İlk Yayınlandığı Yer: Star Açık Görüş






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı