30 Aralık 2019 Pazartesi

SA8248/KY1-CÇ697: Bir Pazartesi Yazısı

"Benim babam sizin babanızı döver!"


Soru sormak insan için hemen her zaman kolaymış gibi gelir. Kolayca sorabilen bir varlık gibi görünür yeryüzünde insan. İnsan soran-sorgulayan bir canlıdır nihayetinde, insan öyle algılanmıştır dünyamızda. Elbet bir yanıt beklenerek soruluyorsa kolaydır gibidir. Ve fakat insan sorarken ille de bir yanıt beklemez. Dünyasını tanıtmak meramıyla da sorar. Gerçek bir soru değildir. Gerçek bir sorgulama değildir ereklenen. Dünyasının sınırlarını göstermek içindir kurduğu ya da kurguladığı soru. Dilinin olanakları içinde dile getirilmiştir başkasının dünyasında olanaklı olup olmadığını hesaba katmadan kurgulayıp ortaya konulan soru. Böylece daha baştan önü kesilmiştir olası yanıtların. Kendi dünyasıyla sınırlandırmıştır. Bizde böyle bir sorunun peşine düşmeye niyetliyiz. Kendi dünyamın sınırları içinde kurguladığımın ayrımında olarak soruyorum işte: ikna olanaklı mıdır?

İkna olanaklı mıdır? Hem evet. Hem hayır! Evet, mizacın uyuşuyorsa. Meşrebin, mektebin, grubun selameti için ise evet. Karşıt ise hayır. Bu arada dünyalarınız, mizaçlarınız ne kadar ayrı olursa olsun matematiksel alanda iknaya gerek olmadığı için anlaşırsınız. Tek anlaştığınız konu matematik dünyasıdır. Niye böyledir? Bulabilmiş değilim. Anlayabilmiş de değilim. Oysa matematik en soyut olandır. Bir kere dış dünyada nesnesi yoktur matematiğin. 

Ne demek istiyorum? Bir tartışma açmak için söylüyor değilim. Bana ‘masayı göster!’ dediğinizde, masa olarak ad verilmiş şeyleri rahatlıkla gösterebilirken ‘beş’i göster deseniz gösteremem. Sembolünü yazarım. Kendisi yok. Şimdi denebilir ki 'nasıl hem sembolü var hem de dış dünyada yok?' diyorsun. Yok olan şeyin sembolü mü olurmuş? Oluyor. Kendi çevrene bak, beş’i bizzat var olarak bulursan benimle de paylaş. İkna olacağıma sizi temin ediyorum. 

Bakacak ve göreceksin ki herhangi bir rakam dış dünyada somut bir biçimde var olan bir nesne değil. Matematik üzerinde anlaşmamızın biricik nedeni bana dünyanın ölçülebilir, sayılabilir oluşundanmış gibi geliyor. Ya da ölçülebilir, sayılabilir dünyaya koşullandığımız için böyledir. Bir dünya düşleyin -tasavvur edin, desem burun kıvıracakların çıkması kuvvetle muhtemel olduğu için tasavvur edin demiyorum- o dünya sayılabilir, ölçülebilir bir anlayış yerine görselliği öncelemiş olsun. Onlar “Boyun kaç?” diye sormayacaklardır. Öyle bir soruları olmayacaktır. Sivri, top vb. Bilemiyorum. Şekil üzerine bir dünya inşa etmek bana zor geliyor. 

Bir insanın kanında kaç al yuvar, kaç akyuvar var sorulabilirken, şekil üzerine inşa edilmiş bir dünyada böyle bir soru kurgulanamaz. Demek ki o dünyada kan üzerine bir soru sorulmasına olanak yoktur. Öyle bir dünyada -sayılabilir-ölçülebilir olmayan bir dünyada- sorular ister istemez farklı kurgulanacaktır. Peki bu halin bizim “İkna olanaklı mıdır?” sorusuyla ilişkisi nedir? İlişki örtük değil aslında. Görmek isteyen göz için değil. Soruların ırasıyla ilgili. Bir soruyu sorabilmenin olanağını -dünyasını, alt yapısını- sorgulama gayretindeyiz. Bizim ülkemizde ‘İkna olanaklı mıdır?’ sorusunun olabilirliğini inceleme peşindeyiz. Öyle görülüyor ki bu sorunun sorulması -bir yanıt beklentisi içinde olarak- olanaklı değil. Hatta görünüşte sorulabilir olan gibi duruyor. Gerçekte sorulmuş olmuyor. ‘Benim gibi düşünür müsün? Benim gibi algılar mısın? Benim gibi yorumlar mısın?’ sorularını örtük olarak içeriyor ‘İkna olanaklı mıdır?’ senin gibi olmam mı yoksa ‘o şeyin o şey olup olmadığının anlaşılması mı?’ sorusunu içermiyor. 

İçermiyor, çünkü taraflar ‘benim babam senin babanı döver’ evresinde. Çocukluk evresinde. Çocuklarda ikna yoktur. Ya olacaktır. Ya olacaktır. 'Çocuk dünyasında ikna olanaklı mıdır?' Sorusu gerçek bir soru değildir. Sizi buna ikna edemeyeceğimi biliyorum. Böyle olmadığına da siz beni ikna edemezsiniz. Benim babam sizin babanızı döver!




Cemal Çalık, 30.12.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı