27 Aralık 2019 Cuma

SA8240/TG273: How America Ends-Amerika’nın Sonu-I

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Atlantik Enstitüsü Fikirler bölümü kıdemli editörü Yoni Appelbaum'a aittir ve Amerikan toplumunda ve siyasetinde yaşanan kaotik durumu ele almaktadır. Sonsuz Ark olarak 'ABD'nin Çöküşü' etiketi ile yayınladığımız bir çok yayına ek olarak, doğrudan 'How America Ends- Amerika’nın Sonu' başlığını taşıyan bu analiz, ABD dışında yaşayanların bir temennisi beklentisi olmaktan ziyade, ABD'nin çöktüğünün somut bir gerçek olduğunu tescil etmektedir. Yazar Yoni Appelbaum'un şu cümlesi yeterince net ve nesneldir: "Amerika Birleşik Devletleri, belki de hiçbir zengin ve istikrarlı demokrasinin tecrübe etmediği bir geçiş dönemi yaşamaktadır: Tarihsel olarak baskın olan grup politik bir azınlık olma yolunda ilerlerken, azınlık olan gruplar ise eşit hak ve menfaatlerini savunur hale geldiler. Böyle bir geçişin emsalleri varsa; o emsaller, Beyaz İngilizler’in başlangıçta baskın olduğu ve baskın grubun sınırlarının o zamandan beri müzakere edildiği Amerika Birleşik Devletleri'ndedir. Ancak bu emsaller pek de teselli edici değildir. Bu yeniden müzakerelerin çoğu siyasi çatışmaya veya açık şiddete yol açmıştır ve çok azı şu anda devam etmekte olan kadar derindir." Türkiye, bu gerçeğin ışığında dış politika hedeflerini belirlemeli, temkinli ve tereddütsüz ilerlemelidir.
Seçkin Deniz, 27.12.2019

How America Ends
"Tektonik bir demografik değişim sürüyor. Ülke bir arada kalabilecek mi?"

Demokrasi, kaybedenlerin rızasına bağlıdır. ABD'deki partiler ve adaylar, 20. Yüzyılın büyük bölümünde, seçim yenilgilerinin ne kalıcı ne de dayanılmaz olduğu anlayışıyla seçimlerde yarıştı. Kaybedenler, sonucu kabul ederek fikirlerini düzeltip koalisyonlarını ayarlayabilir ve bir sonraki seçimlerde savaşmaya devam edebilirdi. 

Fikirler ve politikalar bazen sert bir şekilde rekabet edilebilirdi, ancak söylem ne kadar hararetli olursa olsun, yenilgi genellikle siyasi yok olma olarak görülmezdi. Riski yüksek ve ağır sonuçları olsa da varoluşsal bir durum söz konusu değildi. Ancak son yıllarda, Donald Trump'ın seçilmesinden önce başlayarak ve seçim sonrası gittikçe hızlanarak, bu durumun değiştiği görülüyor.


Abraham Lincoln, 16. ABD Başkanı, Cumhuriyetçi ilk başkan, 
Fotoğraf: Sam Kaplan; Tasarım: Brian Byrne

Trump Haziran ayında Orlando'da düzenlenen yeniden seçilme mitinginde kalabalığa hitaben şöyle diyordu: “Radikal Demokrat rakiplerimiz nefret, önyargı ve öfke ile hareket ediyor. Sizi yok etmek istiyorlar ve bildiğimiz gibi ülkemizi yok etmek istiyorlar”. Başkanın destekçilerine yaptığı konuşmanın özünü şu düşünce oluşturuyordu: O (Trump), destekçileri ve önlerindeki uçurum arasında duran tek kişiydi.

Ekim ayında ufukta gözüken azlin öfkesiyle Trump, Twitter üzerinden şu mesajı atıyordu: 

“Gerçekleşen bir azil değil, Halkın Gücünü, OYLARINI, Özgürlüklerini, İkinci Anayasa Değişikliğini, Dinini, Ordusunu, Sınır Duvarını, Amerika Birleşik Devletleri Vatandaşı olarak Tanrı'nın verdiği haklarını ellerinden almaya kasteden bir DARBEDİR!” Trump ilaveten bir destekçisinin Azil süreci için şu karanlık öngörüsünü alıntılıyordu: “Ulusumuz içinde asla düzeltilemeyecek İç Savaş benzeri bir bölünmeye yol açacak”. 

Trump’ın kıyamet söylemleri, zamanın gidişatına uyuyor. Yakın zamanla karşılaştırıldığında siyasal yapı çok daha kırılgan. Geçtiğimiz 25 yıl boyunca, şehirlerde ve banliyölerde kümelenmekte olan Demokratlar ve kırsal alanları ve şehirden uzak lüks siteleri dolduran Cumhuriyetçiler nedeniyle hem kırmızı hem de mavi alanlarda (Çev: Hangi partinin kazandığını belirtmek için seçim sonucu haritasında kullanılan renkler) çok daha derinden değişimler yaşandı. Bir zamanlar iki grup arasında ideolojik birlikteliğin yaşandığı Kongre’de, gruplar arasındaki ayrım çizgisi uçuruma dönüştü. 

Partizanlar coğrafi ve ideolojik anlamda ayrıldıkça, birbirlerine karşı daha düşmanca davranmaya başladı. 1960'larda Demokratların ve Cumhuriyetçilerin yüzde 5'inden daha azı, eğer çocukları diğer partiden biriyle evlenirse mutsuz olacağını söylüyordu; kısa süre önce gerçekleştirilen bir Kamu Din Araştırma Enstitüsü/Atlantik anketine göre ise bu oranlar günümüzde Cumhuriyetçiler için %35, Demokratlar için ise %45 oranlarına yükselmiş durumda. 

Bu oranlar, farklı ırk ve dindeki insanların evliliğine karşı çıkanlarınkinden oldukça yüksek. Aradaki düşmanlığın artmasıyla, Amerikalıların siyasi kurumlara ve birbirlerine karşı güvenleri de azalıyor. Pew Research Center tarafından Temmuz ayında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; katılımcıların yalnızca yarısı, kim kazanmış olursa olsun, vatandaşların seçim sonuçlarını kabul edeceklerine inanıyordu. Uçurumlarda, güvensizlik merkezkaç kuvveti haline geldi: Teksas'taki Sağ görüşlü ve Kaliforniya'daki Sol görüşlü aktivistler, bölünme hakkında konuşmayı yeniden gündeme getirdiler.

Vanderbilt Üniversitesi ve diğer kurumlardaki siyaset bilimciler tarafından yapılan son araştırmalar, hem Cumhuriyetçileri hem de Demokratları karşı tarafın üyelerini canavarlaştırma konusunda üzücü bir şekilde çok istekli buldu. Araştırmacıların ifadesine göre: “Partizan kişiler, karşı taraf üyelerinin temel insani vasıflara sahip olmayan hayvanlar olduğunu açık bir şekilde belirtmeye hevesli”. 

Başkan, bu korkuları teşvik ediyor ve kullanıyor. Bu, geçilmesi tehlikeli bir çizgidir. Araştırmacıların da yazdığı gibi, “Canavarlaştırma, normalde başka bir insana zarar vermemizi önleyen ahlaki kısıtlamaları gevşetebilir.”

Aleni siyasi şiddet, 1960'ların sonları da dâhil olmak üzere, diğer partizan bölünme dönemlerine kıyasla oldukça nadir görülmeye devam etmektedir. Ancak bu konuda aşırı ısınan retorik, bazı bireylerin radikalleşmesine yardımcı oldu. Boru bombalarıyla birden fazla önde gelen Demokrat'ı hedef aldığı için tutuklanan Cesar Sayoc, hevesli bir Fox News izleyicisiydi; Mahkeme dosyalarında Sayoc’un avukatları, Trump’ın beyaz üstünlükçü söyleminden ilham aldığını söylemiştir. 

Avukatların ifadesine göre: “Siyasi ortam ile [Sayoc’un] zihinsel hastalığını ayırmak imkânsızdır.” 

Bir beyzbol antrenmanı sırasında Cumhuriyetçi Kongre üyelerine ateş açan (ve Temsilci Steve Scalise’in ağır bir şekilde yaralanmasına neden olan) James Hodgkinson, ‘Cumhuriyetçi Partiyi Yok Et’ ve ‘Cehenneme Giden Yol Cumhuriyetçilerle Kaplanmıştır’ adını taşıyan Facebook gruplarına üyeydi. 

Gerçekleşen başka olaylarda siyasi protestoların şiddet dozu arttı. Bunların içinde en dikkat çekeni; Charlottesville, Virginia’da Sağı Birleştir mitingine katılan genç bir kadının öldürülmesiydi. Portland, Oregon’da ve başka yerlerde ise sağ-kanata bağlı “Antifa” hareketi üyeleri polisle çatışıyordu. Aşırılıkçı gruplar tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemleri, diğer tarafa korku salmak isteyen ideologlara mühimmat sağlar.

Bu tür bir kin nereden kaynaklanmaktadır? Küreselleşen, post-endüstriyel ekonominin stresleri. Sosyal medyanın abartılı gücü. Coğrafi ayrım. Başkanın kendisinin demagojik provokasyonları. ’Doğu Ekspresinde Cinayet’te olduğu gibi, her şüphelinin suçta parmağı vardır. Fakat bu noktada en büyük etmen coğrafi değişim olabilir. 

Amerika Birleşik Devletleri, belki de hiçbir zengin ve istikrarlı demokrasinin tecrübe etmediği bir geçiş dönemi yaşamaktadır: Tarihsel olarak baskın olan grup politik bir azınlık olma yolunda ilerlerken, azınlık olan gruplar ise eşit hak ve menfaatlerini savunur hale geldiler. Böyle bir geçişin emsalleri varsa; o emsaller, Beyaz İngilizler’in başlangıçta baskın olduğu ve baskın grubun sınırlarının o zamandan beri müzakere edildiği Amerika Birleşik Devletleri'ndedir. Ancak bu emsaller pek de teselli edici değildir. Bu yeniden müzakerelerin çoğu siyasi çatışmaya veya açık şiddete yol açmıştır ve çok azı şu anda devam etmekte olan kadar derindir.

Çoğu Amerikalının yaşayan hatırası içinde, ülke sakinlerinin çoğunluğunu beyaz Hıristiyanlar oluşturmaktaydı. Artık durum böyle değil ve seçmenler bu değişikliğe duyarsız da değiller- muhafazakârların yaklaşık üçte biri, beyaz evanjeliklerin yarısından fazlası tarafından ifade edildiği gibi, inançlarından dolayı “çok fazla” ayrımcılıkla karşılaştıklarını söylemektedir. Ancak, gerçekleşmiş olan değişiklikten daha fazla yeni döneme ait olan, henüz gerçekleşmemiş olan değişikliktir: Önümüzdeki çeyrek yüzyıl veya civarında, göç oranlarına ve etnik ve ırksal kimlik sapmalarına bağlı olarak, beyaz olmayanlar ABD'de çoğunluk haline gelecektir. 

Bazı Amerikalılar için bu değişim kutlama sebebi olurken, diğerleri için fark edilmeden gerçekleşebilir. Ancak bu geçiş zaten Başkan tarafından sömürülen ve şiddetlendirilen keskin bir siyasi ters tepki vermektedir. 2016 yılında, beyazlara karşı ayrımcılığın ciddi bir sorun olduğunu söyleyen ya da kendi ülkelerinde yabancı gibi hissettiklerini söyleyen beyaz işçi sınıfı seçmenlerinden Trump için oy kullananlar, kullanmayanların neredeyse iki katını oluşturuyordu. Trump seçmenlerinin üçte ikisi “2016 seçimlerinin, Amerika'nın düşüşünü durdurmak için son şansı temsil ettiğini” düşünüyordu. Bu insanlar, Trump’ın şahsında bir savunucu bulmuşlardı.

2002 yılında siyaset bilimcisi Ruy Teixeira ve gazeteci John Judis, Yükselen Demokratik Çoğunluk adlı bir kitap yayınladı. Kitapta, demografik değişikliklerin-daha fazla kadının, profesyonelin ve genç insanın Demokratik katmana katılımının yanı sıra esmerleşen Amerika’nın yakında, Cumhuriyetçileri kalıcı azınlık siyasi statüsüne sürecek “yeni bir ilerici çağ” başlatacağı savunulmaktaydı. Kitap, zaferane bir şekilde, yeni ortaya çıkan çoğunluk’un amansız ve kaçınılmaz olduğundan bahsetmekteydi. 



Barack Obama’nın yeniden seçilmesinden sonra, 2012 yılında The Atlantic’teki yazısında Teixeira tartışmayı iyice alevlendirerek şöyle yazıyordu: “Demokratik çoğunluk kalıcı olacak şekilde gelebilir.” İki yıl sonra, 2014 ara seçimlerinde Demokratların aldığı yenilgi sonrası nispeten geri adım atan Judis, gelişmekte olan Demokrat çoğunluk’un bir serap olduğunun ortaya çıktığını ve çalışan beyaz sınıf arasında Cumhuriyetçi Parti’ye yönelik gittikçe artmakta olan desteğin, Cumhuriyetçilere uzun vadeli bir avantaj sağlayacağını söyleyecekti. 2016 seçimleri, bu değerlendirmeyi doğrulamış görünüyordu.

Ancak şimdi, demokratik eğilimleri göz önünde bulunduran birçok muhafazakâr, Teixeira’nın hatalı değil yalnızca erkenci olduğu sonucuna vardı. Cumhuriyetçi Parti’nin gençler arasında giderek gözden düştüğünü görüyor ve kültürün kendi aleyhlerine döndüğünü hissedebiliyorlar. Daha düne kadar olağan karşılanan düşünceler bugün muhafazakâr bu kesim tarafından kınanıyor. Gelecekte seçimleri kazanabileceklerine yönelik inançlarını kaybediyorlar. Bu da karanlık olasılıkların ortaya çıkmasına neden oluyor. 

Cumhuriyetçi Parti, Trump’ın görev süresini yeniden canlanma yerine bir ara dönem, düşüşü yavaşlatmak için kullanılabilecek bir soluklanma olarak gördü. Seçimler yoluyla doğrudan yarışmak yerine, seçim bölgesini daraltarak az oyla yasama çoğunluğunu kazanma şansını artırmaya yönelik çabalarını daha da artırdı.

Yüksek Mahkemede yer alan muhafazakâr yargıçların, 2013 yılında Oy Hakları Yasası'nın önemli bir hükmünü yürürlüğe koymasının ardından, ilk beş yıl içinde, yasanın daha önce kısıtladığı idari bölgelerin yüzde 39'u oy kullanma yerlerinin sayısında azaltmaya gitmiştir. Ve seçimde hile yapmak, iki tarafı da ilgilendiren bir günah olmasına rağmen, Cumhuriyetçiler bu günahı daha yoğun bir şekilde işledi. 

Geçen yıl Wisconsin'de Demokratlar, eyalet yasama seçimlerinde kullanılan oyların yüzde 53'ünü kazanırken sandalyelerin sadece yüzde 36'sını alabildiler. Pensilvanya’da, Cumhuriyetçi Parti’nin eyaletteki kongre bölgelerinde hile teşebbüsünü engelleyen Yüksek Mahkeme yargıçları, Cumhuriyetçiler tarafından azledilmeye çalışıldı. Trump Beyaz Saray yönetimi, göçmenlerin seçimlerdeki gücünü azaltmak amacıyla 2020 nüfus sayımında göçmen sayılarının az gösterilmesi için uğraştı. Tüm siyasi partiler avantaj sağlamak için manevra yapar, ancak yalnızca halkın büyük kesiminin oylarını kazanamayacağı sonucuna varan bir parti, onları bu oyları vermekten caydırmaya çalışacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihi, daha önce marjinalleştirilmiş durumdaki kesimlerin yükselişine uyum sağlayan, bir zamanlar baskın olmuş grup örnekleri bakımından zengindir; bu uyum, bazen incelikle, daha çok acı ve bazen de şiddet yoluyla gerçekleşmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki partizan koalisyonları, sürekli olarak pozisyonların yeniden karılması ve yeni eksenler boyunca oluşan yeni ittifaklar üzerinden gerçekleşiyor. Bir zamanlar katı olan inanç, etnik köken ve sınıf sınırlarının genellikle işlenebilir olduğu anlaşılıyor. Meseleler dikkatleri çeker veya ilgisizliğe mahkûm olur; dünün rakipleri yarının müttefikleri haline gelir.

Ancak bazen bu safların yeniden düzenlenmesi sürecinde sorun yaşanır. Politik sağ, yeni müttefiklere ulaşarak onları koalisyona davet etmek yerine katılaşır ve kendisini kuşatacağından korktuğu demokratik süreçlerin aleyhine döner. Fikirlerle tanımlanan bir muhafazakârlık, ilerlemeciliğe karşı kendine has özelliklerini koruyabilir, kendi ilkelerine inanan yeni insanlar kazanabilir ve her nesille birlikte tekâmül edebilir. Kimlik tarafından tanımlanmış bir muhafazakârlık ise, siyasetin karmaşık hesabını basit bir aritmetik soruna indirger ve belli bir noktadan sonra da sayılar anlamını yitirir. 


Abraham Lincoln, 16. ABD Başkanı, Cumhuriyetçi ilk başkan, 
Fotoğraf: Sam Kaplan; Tasarım: Brian Byrne

Trump, partisini bu çıkmaz sokağa götürdü ve azil yoluyla uzaklaştırılmadığı takdirde bu durum onun yeniden seçilme şansına mal olabilir. Ancak cumhurbaşkanının yenilgisi, destekçilerinin demografik gelgitin kendilerine karşı döndüğünden duyduğu korkuyu teyit ederek sadece yükselişini besleyen umutsuzluğu derinleştirecektir. Hâlihazırda teamülleri ortadan kaldıran, normları hedef alan ve sistem dayanaklarını yıkan bu korku, Amerikan demokrasisine yönelik en büyük tehdittir. 

Geleneksel olarak gücü elinde bulunduran bir grup, düşüşün kaçınılmaz olduğuna ve bunu da çok değer verdiği şeylerin yıkılmasının takip edeceğine inanmaya başladığında, sahip olduklarını korumak adına neye mal olursa olsun savaşacaktır.


Yoni Appelbaum, Aralık 2019 sayısı, The Atlantic

(Yoni Appelbaum, Atlantik Enstitüsü Fikirler bölümü kıdemli editörüdür.)





Tamer Güner, 27.12.2019, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri







Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı