Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Milyarlarca insan hedefteydi, bu, çocuklar dahil, klasik savaşlarda yer alan insanlardan daha çok insanın savaşın tam ortasında ve birer kurban olarak yer aldığı anlamına geliyordu."
Zihnimizi korumak için atalarımızdan çok daha dikkatli ve uyanık olmalıydık; bilgiye hükmeden Samirîlerin gerçekle bağımızı koparmalarını engellemeliydik; yapay zeka şimdilik yardımcımız olarak konumlandırılıyordu, ancak gelecekte durum kesinlikle değişecekti.
Yanis Varoufakis’in temas ettiği ancak satanist kökenlerine dair bilgi vermekten kaçındığı gelecek projeksiyonlarına dair şimşekler çakmıştı zihnimde, ‘Dağ Yazarı’nın ABD'li Albay Stefan J. Banach'a ait ‘Virtual War and Weapons of Mass-Sanal Savaş ve Kitle Aldatma Silahları’ başlıklı analizinden alıntıladığı notlarına bakmıştım tekrar:
“Geleceğin super-AI (Süper Yapay Zeka) kreasyonları, yavaş ilerleyen bürokratik, askeri, finansal ve ekonomik sistemlerimizin 2018'de kavrayamadığı şekilleri öğrenecek, düşünecek, karar verecek ve hareket edeceklerdir. AI ilerlemeleri, bugün bireysel sanal avatarlar olarak toplumumuz için gri alandadır. Ortalama vatandaş, ortaya çıkmakta olan küresel eğilim kalıplarının ve bizi Gibson'un sanal gerçekliğine daha da yaklaştıran düşey progresyon eğrilerinin farkında değildir.” diyordu Şeytan’ın insandan devşirilmiş çocuğu.
Bu şeytanî gücün, sıradan insanların zihnini nasıl büktüğünü ve yeniden şekillendirdiğini açık bir şekilde görebiliyordum. Önce kendi ürettikleri tehditlerden haberdar ediyorlar, sonra korkutuyorlar ve istedikleri gibi düşünmeleri için insanları ikna ediyorlardı:
“AI varlıkları, insan farkındalığının radarları altında gelişmiş versiyonlarını yeniden üreteceklerdir. Gelecekte yapılacak olan AI tezahürlerinin çok fazla güç kazanmasını nasıl engelleyeceğiz? Gelecek AI varlıkları, savaş alanlarında ve sivil toplumumuzda, pozitif bir tanımlama yapabilecek ve karar verme hesaplamalarında bir insan olmaksızın tehditleri ortadan kaldıracaktır. Bu AI güdümlü yetenekler, yasa uygulama protokollerini ve güvenlik normlarını yeniden tanımlayacak ve çok sayıda ahlaki sorun üretecektir. Bu gerçekler bugün çoğu liderin lanetlenmesine neden oluyor. Yeni liderliğe, öğrenme, karar verme ve yönetişim modellerine ihtiyaç duyduğumuzu söylemek, bir eksiklik olarak değerlendiriliyor. AI dinamik olarak olgunlaştıkça günümüzde kullanılan güç liderleri ve hantal bürokrasiler ezilecekler. Üzerinde düşünülecek olan soru şudur: Kendimizi beklenti durumunda konumlandırarak kanıtlar ışığında zihinsel modellerimizi mi değiştireceğiz; yoksa bekleyecek, gerici olacak ve eylemsizliğin sonuçlarına mı katlanacağız?”
Yasası ve ahlakı olmayan bir alanda ilerlerlerken, soru soracak olan insanları susturmanın ve çaresiz hissettirmenin en açık yolunu kullanıyordu Albay Banach; örnek verdiği 11 Eylül saldırılarında olduğu gibi -ki o tarihten itibaren de İslam’ı ve Müslümanları düşman olarak göstermiş ve saldırdıkları Afganistan’da ve Irak’ta milyonlarca masum insanı öldürmüşlerdi- elde etmek istedikleri zihinsel altyapıyı oluşturmaya çalışıyordu:
“Mart 2018'de Las Vegas'taki IBM Think 2018 konferansında IBM, Watson Assistant'ı duyurdu. Bu, Şirket'in “AI girişim asistanı” olarak tanımladığı yapay bir akıllı danışmandır. IBM Watson, Siri, Alexa ve Google Asistan, Gibson tarafından anlatılan inanılmaz güçlü AI tekno-figürlerinin ilk nesil öncüleridir. Güçlü AI aktörleri, istenilen gerçek zamanlı etkiyi elde etmek için tüm seviyelerde güvenlik sistemlerini içerecek şekilde hayatımızın her yönünü manipüle edebileceklerdir. Benzer şekilde, haydut ulus-devletler, terör örgütleri, mafyalar, uyuşturucu kartelleri, büyük teknoloji şirketleri ve hackerlar, bugün meydana gelenlerin ötesinde AI'dan faydalanacaklardır. Bu varlıkların her biri, gelecekteki yönetişim rolüne potansiyel olarak hizmet edebilirken, eski hükümet modelleri, AI ilerlemelerinin ağırlığı ve daha geniş teknolojik değişimin hızı altında çökecektir. 11 Eylül'de var olmayan birçok terör örgütünün ortaya çıkışı ile dünyada binlerce insan için yönetişim mantığını zaten kabul etmiş bulunuyoruz. İleriye giden insanlar için eski hükümet modelleri gelecekteki yönetişim mantığını nasıl yönlendirecek? Var olan antifragile (kırılgan olmayan) varlıklar, gelecekteki üstel teknolojik ilerlemelerde kendilerine hakim olmalarını sağlayacak şekilde evrim geçirecek ve gelişecek midir?”
Dikkat çekici olan şey hiç de gizli değildi: Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail nükleer silahlara sahip, yapay zekanın ve diğer bilişim teknolojilerinin kurucuları oldukları halde kendilerini haydut devlet olarak tanımlamıyorlardı, saldırmak istedikleri her devlet ya da topluluk onlar için haydut ve teröristti çünkü. Kitle aldatma silahlarını da tasarlayanlar ve etkin bir şekilde kullananlar yine onlardı:
“Dünya, günlük yaşantımızdaki her eylemi etkileyen küresel kitle aldatma silahları tarafından yönetilen insanların ilişkilerinde bir devrim yaşıyor. Kitle aldatmaca silahları kullanan uygulayıcılar, küresel hava dalgalarının yabancı ve yerli kralları ve kraliçeleridir.”
İnsanlar onların kurdukları sistemden haberdar olmadan kitlelerin nasıl aldatıldığını anlayamazlardı; her şeyi istedikleri şekilde tanımlıyor, kurguluyor ve anlatıyorlardı:
“Sanal Savaş, her şeyi ve herkesi etkilediği için insanoğlunun bildiği en güçlü savaştır. Toplam savaş, kullanılan silahlar, bölge ya da savaşçıların ya da özellikle savaş yasalarının göz ardı edildiği hedefler açısından sınırsız bir savaş olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, bugün dünyada güvenlik cephesinde neler olduğunu açık bir şekilde anlatıyor. Onlarca yıl boyunca savaş eğitimi almış olanlar, II. Dünya Savaşı deneyimi bağlamında topyekun savaş öngörüyorlar. Bu, uzlaştırılması gereken bir başka aldatma seviyesidir. Bugün II. Dünya Savaşı'ndan daha fazla insan toplam savaştan etkileniyor. İnternete bağlı 4.156.932.140 insan var; Dünya nüfusunun yaklaşık % 54,4'ü, yani yarısından fazlası artık, iş yerinde ve aradaki tüm noktalarda sürekli, açık veya örtülü olarak meşgul ve kontrol edilen sanal savaşın katılımcılarıdır.”
Milyarlarca insan hedefteydi, bu, çocuklar dahil, klasik savaşlarda yer alan insanlardan daha çok insanın savaşın tam ortasında ve birer kurban olarak yer aldığı anlamına geliyordu.
“Sınırlılık durumu yaratmak, toplam savaşa katılan aldatıcı aktörlerin ilk hedeflerinden biridir. Liminalite, bireysel ve toplumsal dengesizlik yaratma sanatıdır. Tehdit olan aktörler, bölgeler arası ağ geçidini kontrol etmek için gayret gösterirler ve neyin doğru ve neyin yanlış olduğu ile ilgili belirsizlikler üretirler. Bu, bir saldırganın zihni tarafından, insanlara saldıran, onları yanlış yönlendiren ve kafalarını karıştıran ve hem fiziksel hem de fiziksel olmayan yollardan kitlesel dikkat dağıtıcı etki yaratan belirsizlik infüzyonuyla körleştirerek başarılır. Bir nüfusun dikkat, endişe, kimlik ve nüfuzunun manipüle edilmesi ve bir nüfusun belirli çıkarları desteklemek için harekete geçirme potansiyelini fark etmesi, tehdit unsurlarının başlıca hedefleridir. Nüfusun dikkati, kaygısı, etkisi ve kimliği para kazandıran, harekete geçirilebilen birer maldır!”
Facebook-Meta, Instagram, Twitter, TikTok ve benzeri sosyal medya şirketleri, Albay Banach’ın bahsettiği sanal savaşın bütün silahlarını rakipsiz bir şekilde kullanıyorlardı:
“Stratejik silahlar olarak sanal savaş ve aldatılmış kitleler, fiziksel savaş için başarılı koşulları belirlerler. Sanal Savaş, insanın bilişsel davranışının sömürülmesini ve anında dünya çapında gerçekleşmesini sağlayan duygusal bir eşleşme yarattığından, daha geniş ve güçlü bir çatışma biçimidir. Bu Sanal Savaş değişkenleri daha sonra “Arap Baharı” ya da Boston, Londra, Paris, Brüksel ve başka yerlerde gördüğümüz bombalı terör saldırıları gibi stratejik psiko-motor etkiler yaratır. Fiziksel savaş, dünyanın çeşitli alt bölgelerinde kalıcı bir stratejik değere sahip olmayan taktiksel etkiler üreteceğinden ondan çok daha az güçlüdür.”
Türkiye’de yaşayan bizler, diğer kurban ülkelerde olduğu gibi, CIA-MOSSAD’ın direktifleri doğrultusunda yürütülen küresel sanal savaşın kurbanlarıydık, 2013 Gezi Teröründe ve FETÖ’nün Emniyet-Yargı darbesinde sanal savaşın etkilerini doğrudan yaşamıştık; Erdoğan’ın şahsında hedef alınan ülke Türkiye’ydi. CIA-MOSSAD-MI6-BND-DGSE gibi istihbarat örgütlerinin desteklediği, FETÖ tarafından 15 Temmuz 2016 gecesinde gerçekleştirilmeye çalışılan askerî darbenin hem fiziksel hem de sanal savaş araçlarının kullanıldığı bir hibrit savaş türü olduğunun farkındaydık.
O günleri unutmam mümkün değildi: kökleri atalarımızın savaşçı ruhuna dayanan direniş bilincimizle sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanmış ve bu hibrit saldırıların sanal araçlarını etkisiz hale getirmiştik, fiziksel araçlarını ise FETÖ tarafından tamamen ele geçirilememiş olan devlet durdurmuştu.
Yaşadığımız bu korkunç geçiş döneminde toplum olarak ayağa kalkmış ve savaşmıştık, ancak birçok insan her şeyin henüz yeni başladığının farkında bile değildi.
Sıkıntı
Takip et: @SonsuzArk
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
