31 Ocak 2026 Cumartesi

SA11836/SD3721: Sıkıntı (Roman); 14. Bölüm-Su 1

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 “Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Serin olmayan ve faydasız, kapkara bir dumanın gölgesindedirler.”
Kur'an, Vâkı’a Suresi, 42-44. Ayetler


14. Bölüm/ Su

Uyumuşum; gözlerimi açtığımda bir ân nerede olduğumu anlamaya çalıştığımı fark ettim. Çok sık yaşadığım bir şey değildi bu. Zihnim kısa bir süre dalgalandı ve sonra duruldu. Uçaktaydım. Saate baktım, uçak kalkalı on beş dakika olmuştu. Uçuşun ilk beş dakikasını hatırlıyordum; sonraki on dakika farkında olmadan bilinç akışım kopmuş, yaşadığım zamandan ve mekândan başka bir evrene geçiş yapmış ve uyumuşum.

Günün yorgunluğu değildi beni bu kadar yıpratan, zihnimin yorgunluğuydu. Başımı koltuk başlığına yasladığımı hatırlıyordum sadece. On dakikalık uyku, zamansız bir şekilde çalışan zihnim için mükemmel bir dinlenme zamanı olmuştu. Dinç hissediyordum; uyku gerçek bir durma ve düzenleme aracıydı, özellikle zihnim için. Farkında olmadan yaşadığım bu deneyimi sonraki zamanlarda bilinçli bir şekilde yapmak gerektiğini düşünüyordum.

Aşırı baskı altında kalan zihnimin bir kaçış refleksiydi bu belki de. Havaalanında yaşadığım o tuhaf şeyler kıskaçlarla bunalan ruhuma iyi gelmemişti demek ki. İD oradaydı; Amerika dönüşü oturduğumuz kafeteryada. 

Üzerinde dikkat çekici hiçbir renk yoktu, makyaj bile yapmamıştı. Vücut hatlarını saklayan bol, dökümlü, bisiklet yaka, uçuk mavi bir tişört, aynı renk bir kot pantolon giymişti, sade bir spor ayakkabı vardı ayaklarında. Kendi haline bırakılmış sarı saçları, canlılığını yitirmiş mavi gözlerini saklayamıyordu. Poe kolyesi de asılıydı boynunda.

Selam vermiş ve sandalyelerden birine oturmuştum. O da ‘Aleykûmselam’ demişti yumuşak bir şekilde heceleyerek. İyi telaffuz ediyordu selamı.

‘Boya-badana seni çirkinleştiriyor, Keçi!’ demiştim gülümseyerek. Sonra da sormuştum: ‘Nasılsın?’

Gülümsemişti biraz, ‘İyi... iyi sayılırım, sen nasılsın?’ demişti gözlerini saklayarak. Sonra da kendini tutamamış ve gülmüştü: ‘Boya-badana mı?’

‘Evet!’ demiştim. ‘Kendilerini çirkin hissedenlerin güzelleşeceklerini düşünerek yaptıkları saçma sapan işler!’

‘Daha güzel iltifat edebilirdin, Bay Gıcık!’ demişti o da. ‘Hem bunları konuşmuştuk gibi geliyor bana?’

‘İltifat etmiyordum ki?’ demiştim ben de. ‘İnsan doğal haliyle bence daha güzeldir, hele kadınlar... Bakımlı olmayı kastetmiyorum, dikkat et, kadınlar için boya-badana bakım değildir, pazarlamadır!’

‘Sen hiç değişmeyeceksin, Mühendis!’ demişti buruk bir tebessümle. ‘Galiba ben de... Bugün hiç makyaj yapmak gelmedi içimden, hepsi bu; ama bu bir daha yapmayacağım anlamına gelmez. Sen nasılsın?’

‘Hamdolsun Allah’a!’ demiştim gülümseyerek. ‘Hayatımın hiçbir döneminde yaşamadığım bir yoğunlukla başa çıkmaya çalışıyorum. Bir de inatçı bir keçinin, benden, kendinden ve evrenden bağımsız aldığı ardışık kararları uygulama çabasına maruz kaldım şu karanlıklar çağında!’

Başka tarafa baktı, ‘Böylesinin daha iyi olacağına karar verdim!’ dedi titrek bir sesle. ‘Vedalaşmaları da pek sevmiyorum, ama giderken görmek istedim sadece!’

Saat 20.30’a yaklaşıyordu; akşam namazı vakti gelmişti. Ona, ‘Akşam namazını kılmam gerekiyor, beni bekler misin?’ diye sormuştum. ‘Yoksa gidecek misin?’

Durmuş, dalgın bir şekilde bana bakmış ve ‘Ah, evet; namaz... tamam, git, bekliyorum!’ demişti gülümseyerek.

Eşyalarımı ona emanet etmiş, havaalanı kampüsünden çıkmış, geçici olarak ayrılan mekânda akşam namazını kılmış ve tekrar kafeteryaya dönmüştüm. Çok fazla zamanım yoktu sohbet için. 

‘Bir kahve içimi kadar vaktimiz var, biliyorum!’ demiş ve ben gelmeden önce de kahve söylemişti iki tane.

‘Neden böyle bir karar verdin?’ diye sormuştum. ‘İşin ne olacak, buradaki evin?’

‘Karını, çocuklarını ve yaşadığın şehri gördüm, inanç dünyanı, hayatının akışını düşündüm günlerce!’ demişti İD. ‘Böyle bir hayat akışına ve inanç dünyasına uyum sağlayabilir miyim, bilmiyorum. Ayrıca karın dahil hiç kimseyi rahatsız etmeye hakkım olmadığını da fark ettim. Bu ülkede bulunduğum sürece de aklımdan çıkmayacağını biliyorum!’

Kahvesinden bir yudum almıştı ve sürdürmüştü sözlerini:

‘Bizim şirketin Avrupa’daki şubelerinden birinde işime devam edeceğim, buradaki evimi de kiraya vereceğim!’ demişti.

‘İş seyahatlerinde de görüşmeyeceğiz yani, artık?’ diye sormuştum dikkatle.

Utangaç bir tebessümle, ‘Onların çoğunu da ben ayarlıyordum, aslında zorunda değildim!’ demişti. ‘Masum ayarlamalardı; tabi sen kadınları bilmezsin!’

‘Tabi, tabi!’ demiştim sinirlenerek. ‘Siz kadınlar... hem zaten sonunu hep bildiğiniz ayarlamalar bunlar; bin bir hesapla ve incelikle ördüğünüz örümcek ağlarına yakalanan avlar için çaresizlik de bir seçenek değildir, zorunlu bir sonuçtur, Hanımefendi!’

‘Öyle deme yaaaa!’ demişti gülerek. ‘Bak, Sabır Taşı için ne güzel oldu. Cevval çok mutlu!’

‘Erkeklerin kadınlardan kaçıp saklanacağı hiçbir delik yok, fare deliği bile kurtaramaz bizi!’ demiştim sinirli bir şekilde. ‘Sen ve karım ne kadar güzel anlaştınız öyle; hiç değilse şu işi tamamına erdirseydiniz de bir ev de sana açsaydık Adana’da?’

Susmuştu gülümseyerek ve kolyesini okşamıştı:

‘Bu kolyeyi boynumdan hiç çıkarmayacağım!’ demişti. ‘Karın da o gün aynı kolyeyi asmıştı boynuna. Bu bir meydan okumaydı, biliyordum. Bir ân ikimizin de senin karın olduğumuz bir hayatı düşünmüştüm. Çok heyecan vericiydi benim için bu düşünce. Ama karına kıyamadım, çok iyi bir insan o; asla üzülmemeli, onu asla üzme, Mühendis!’

Kahvemi bitirmiştim; o beni sıkı sıkı tembihlerken ben ayağa kalkmıştım. Hesabı da istemiştim o sırada.

‘Vay be!’ demiştim biraz da alaycı bir dille. ‘Beni üzmemekten bahsetmiyor hiç kimse. Kadınlar korosu sağlam kurulmuş, cinsiyetçi bir koruma refleksi de bana talimat veriyor. Ben çelikten adam... Neyse, vakit doldu; ben gidiyorum, sana iyi yolculuklar, Hanımefendi!’ 


<<Önceki                      Sonraki>>


[27.01.2026, 14/3 (1038))]


Seçkin Deniz, 31.01.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı