13 Şubat 2014 Perşembe

SA553/KY11-TG3: WinNews/ Haber Penceresi 3 (10.02.2014-13.02.2014)

Solcu Yahudilerden İsrail Lobisi'ne Destek veren New York Belediye Başkanı'na Tepki;  Ultra-Ortadoks Yahudi Hahamlar'dan WhatsAp'a Sert Eleştiri; İsrail Ordusuna Arap Kökenli Hristiyan Katılımında Artış; Berlin'de 330.000 Evsiz; İngiltere, Altın Tapınak (Golden Temple/Hindistan/1984) Katliamındaki Rolünü İtiraf Etti; ABD, Güney Çin Denizi'ndeki Sınırlamaları Hukuksuz Buluyor; AB'den İsrail'e Boykot Yok; Hamas'tan Siyonist Unsurlar Taşıyan BM Yönetimindeki Okul Müfredatlarına Tepki; Ariel Sharon’un 1972'de Sina'da Ölüme Terk ettiği 3000 Bedevi; Müslüman Kardeşler AB'yi Darbeye Destek vermekle Suçladı; P5+1'le Anlaşma İran'ın Bölgesel Gücünü Arttıracak; ABD, Bagram'dan Tahliyeleri Kınadı; Putin'den Sisi'nin Cumhurbaşkanlığı Adaylığına Destek; İranlı General General Hassan Firouzabadi: "ABD ve Siyonist Rejime Karşı Savaşa Hazırız!"; Analiz: Problem İran Değil /Lawrence Davidson


1- Yeni New York Belediye Başkanı Bill de Blasio Amerikan İsrail Hakla İlişkiler Komitesinde (AIPAC) yaptığı konuşmadan dolayı tepki aldı. Blasio konuşmasında “Bu şehir meclisi her zaman AIPAC’a açık olacaktır. Bana Washington’da veya başka bir yerde ihtiyacınız olduğunda çağrınıza memnuniyetle cevap vereceğim, çünkü bu benim işim” demişti.


Sol eğilimli belediye başkanının İsrail yanlısı lobiye sadakatini bildirmesi bazı önemli solcu Yahudilerin tepkisini çekti. 58 liberal Yahudi Blasio’a tepki gösterek “işinin AIPAC’ın emirlerini yerine getirmek olmadığını” belirten bir mektup yazdı.





2- Ultra-Ortadoks Yahudi hahamları, toplumlarına karşı en büyük tehlikenin bir akıllı telefon mesajlaşma uygulaması olan WhatsApp olduğunu belirtti. Ortadoks Yahudiler, 2012 senesinde Facebook gibi sosyal medya sitelerine karşı gerçekleştirilen internet karşıtı bir kampanya sonrasında bu uygulamaya yönelmişti. Boşanmalara nezaret eden hahamlar boşanmaların 1 numaralı sebebinin bu uygulama olduğunu belirtiyorlar.

Satmar Hasidik okulları evlerinde internet bulunduran ailelerin çocuklarını okula almıyor. Ayrıca okulda kayıtlı öğrenci ailelerinin akıllı telefonlarında Web filtresi bulundurmasını şart koşuyor.



3- İsrail Ordusuna Hristiyan katılımında artış. 2013 senesinin son yarısında İsrail Ordusuna (IDF) 84 Arap kökenli Hristiyan’ın katıldığı ve bu sayının artmasının beklendiği belirtildi. Bir Yunan Ortadoks rahip olan Gabriel Nadaf’ın başını çektiği oluşum, Hristiyanların İsrail Ordusuna katılımını destekliyor. Diğer yandan Nadaf’ın da içinde bulunduğu toplantı sırasında bir grup genç tepki göstererek toplantının sona ermesini sağladı.

Nadaf’ın 17 yaşındaki oğlu Aralık ayında bir Hadash Partisi üyesi tarafından saldırıya uğramıştı.
İsrail Parlamentosunun (Knesset) Arab asıllı üyesi Hanin Zoab, Müslümanların, Hristiyanların ve Arabların IDF’ye katılımına şiddetle karşı çıkıyor. 






4- Press Tv Berlin temsilcisi, ülkede 330000 evsiz yaşadığını bildirdi. Dünyanın en stabil ekonomilerinden birine sahip olduğu kabul edilen Almanya’da 10 milyon civarında insanın sosyal destek programlarıyla hayatını sürdürdüğü belirtiliyor.

Yeşiller Parti’sinden Wolfgang Strengmann ekonomik sorunların ileride sosyal krizlere neden olabileceğini belirtti. Berlin’de şu anda evsiz sayısı beş bin. Bu sayının 2015’te %15 artış göstereceği tahmin ediliyor.






5- İngiltere, Altın Tapınak’ta (Golden Temple) gerçekleşen katliamda rolü olduğunu kabul etti.
İngiltere Sihizm’in en kutsal tapınaklarından biri olan Altın Tapınakta 30 yıl önce gerçekleşen saldırıda parmağı olduğunu kabul etti.

Salı günü Avam Kamarası’nda gerçekleşen oturumda İngiliz Dışişleri sekreteri William Hague, 1984 senesi Haziran ayında Hindistan’ın kuzeybatısında bulunan Amritsar şehrindeki Sih katliamında İngiltere’nin ne tür bir rol oynadığını eldeki bilgiler ışığında ortaya koydu.

İngiltere Başbakanı David Cameron olayla ilgili belgeler ışığında hazırlanan raporun Thatcher Yönetimi’nin katliamdaki rolünü ortaya koyduğunu belirtti. Diğer yandan Sih Federasyonu sözcüsü Amrik Singh, Cameron’a yazdığı mektupta raporun olaydaki İngiliz Hükümeti faktörünü tam anlamıyla ortaya çıkarmadığını bildirdi.



6- ABD, Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan tarafından Güney Çin Denizi’nde uygulanan ve “dokuz-çizgi hattı” (nine-dash line) olarak adlandırılan sınırlandırmanın uluslar arası hukuka aykırı olduğunu açıkladı.

Doğu Asya ve Pasifik ilişkileri yardımcı sekreteri Danny Russel; “uluslararası kanunlara göre Güney Çin Denizi’ndeki sınırlandırmaların karasal özelliklere göre belirlenmesi gerekir. Çin tarafından dokuz-çizgi hattı olarak belirlenen sınırlandırma karasal özelliklere dayanmadığı takdirde geçersiz sayılır. Uluslararası toplum Çin’in dokuz-çizgi hattı sınırlandırmasını uluslararası deniz kanunlarına daha açık olarak belirlemesi halinde memnuniyet duyacaktır” ifadelerini kullandı.





7- Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz AB’nin İsrail’i boykot etme gibi bir düşüncesinin bulunmadığını söyledi. Schulz Avrupa’da İsrail menşeli malların etiketlenmesi üzerine bir çalışma bulunduğunu ama bunun boykot anlamına gelmediğini belirtti.


http://www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/177384#.UvtSpvl_tu0


,

8- Hamas Eğitim Bakanlığı Gazze’de Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Örgütü (UNRWA) tarafından yönetilen okullarda okutulan kitaplarda Siyonistlerin tanınmasına yönelik ifadelerin bulunduğunu ve bunu kınadıklarını belirtti. Bakanlık bu tür bir müfredatın halihazırda süren katliam, işgal ve ayrıma rağmen Filistinli çocukların beynini yıkamaya yönelik bir çalışma olduğunu belirtti. UNRWA ise okullarında mahalli kültüre aykırı herhangi bir müfredatın okutulmadığını bildirerek suçlamaları ret etti.


http://www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/177379#.UvtUVvl_tu0




9- Yeni ortaya çıkan bir biyografide Ariel Sharon’un 1972 senesinde Sina’da gerçekleşen gizli bir operasyonda, içlerinde yaşlı ve çocukların da bulunduğu 3000 bedevinin gece yarısı sürülmesi emrini verdiği ve bu insanların soğuktan donarak öldüğü ifade ediliyor.

http://www.haaretz.com/news/diplomacy-defense/.premium-1.573778


10- Mısır'daki Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan), Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Konseyi'nin Mısır'a ilişkin önerilerini reddederek, "ülkedeki demokrasi ve özgürlüğün önünde engel teşkil eden darbeyi gözardı etmekle" suçladı.


Müslüman Kardeşler Teşkilatı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "AB'nin açıklamaları, bir yandan darbeci yönetime maddi destek, baskı, öldürme, terör aracı verirken diğer yandan Avrupa halklarını insani prensiplere ve demokratik kurallardan yana olduğuna, Mısır halkını ise hak ve özgürlükleriyle ilgilendiğine inandırma girişimi" denildi.


Açıklamada, " AB, zaman zaman ülkedeki hak ihlalleri ve suçların bulunduğu gerçekleri yansıtan açıklamalar yayınlamayı ancak pratikte bütün kararlarını yerle bir eden uygulamalara devam etmeyi alışkanlık haline getirdi. AB, Mısır'daki darbecileri desteklemeyip doğru bir tutum içerisinde olsaydı yönetim düşerdi. Mısır halkının, mevcut yönetime karşı öfkesi dinmedi" ifadelerine yer verildi.


http://www.timeturk.com/tr/2014/02/12/ihvan-dan-ab-ye-tepki.html#.Uvteivl_tu0







11- İran'ın, BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ve Almanya'yı kapsayan P5+1 grubu ile imzaladığı nükleer anlaşmanın, ülkenin Körfez bölgesi ile arasındaki mevcut duruma son vermesi muhtemel. ABD'nin Irak'tan çekilmesi dengeleri sarsarken, nükleer anlaşma ile birlikte İran'ın bölgedeki gücü de eşi benzeri görülmemiş bir biçimde artacaktır. Bu gelişme, Körfez bölgesi ülkelerinin arasına siyasi açıdan mesafe koymuş durumda.


http://www.timeturk.com/tr/2014/02/08/korfez-ve-iran-yeni-gercekler-yeni-stratejiler.html#.UvtfU_l_tu0





12- ABD, Afganistan’ın Bagram Hapishanesinden 65 kişinin salıverilmesini kınadı. Geçen sene Bagram’ın yönetimini devralan Kabil yönetimi hapishanede bulunan tutuklular hakkında yeterli delil bulunmadığını belirtti.
Devlet başkanı Hamid Karzai Bagram’ın Taliban üretim merkezi haline geldiğini ifade etti.

BBC'den Yalda Hakim’in bildirdiğine göre burada bulunan tutuklular ABD askeri yetkilileri tarafından dünyanın en tehlikeli insanları olarak nitelendiriliyor.


http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-26166949





13- Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin Mısır’daki başkanlık yarışında Abdul Fattah al-Sisi’yi desteklediğini açıkladı. Mısır’ın meşru cumhurbaşkanı Mursi’nin, Sisi tarafından gerçekleştirilen darbe ile yönetimden uzaklaştırılmasının ardından ABD, Mısır’a yaptığı yardımları askıya almıştı. Sisi Rusya tarafından yapılacak 2 Milyar $ yardıma yönelik görüşmeler yapmak üzere Rusya’da bulunuyor.


http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-26171142






14- İran silahlı kuvvetler başkanı General Hassan Firouzabadi, ABD ve Siyonist rejime karşı savaşa hazır olduklarını açıkladı. Firouzabadi Fars Haber Ajansına yaptığı açıklamada, “İran’a karşı savaş açılırsa hiçbir toprağımızı vermeyiz ve onlar bunu çok iyi biliyor. Şimdi söyledikleri sözler sadece blöften ibarettir” dedi.

Diğer yandan İran Parlamento sözcüsü uluslar arası ilişkiler başdanışmanı Hossein Sheikholeslam, İsrail tarafından gerçekleştirilebilecek herhangi bir saldırıya karşı Lübnan Direniş Hareketi’nin hazırlıklı olduğunu ve ellerinde binlerce füze olduğunu açıkladı.






 Analiz:





 Problem İran Değil /Lawrence Davidson

Araştırmacı yazar Gareth Porter tarafından kaleme alınan “Üretilmiş Kriz: İran Nükleer Korkusu Üzerine Bilinmeyenler” isimli kitapta belirtilenler eğer gerçekse Amerikalıların korkması gereken İran değil kendi politikacıları, bürokratları ve sözde müttefikleri İsrail.

Porter’a göre İran’ın hiçbir zaman ciddi bir nükleer savaş programı olmadı. İran’ın nükleer savaş programı, sadece ABD istihbaratı tarafından kongreye yıllık olarak verilen raporlardan kaynaklanan bir düşünce.  Ne yazık ki istihbarat tarafından sürekli tekrarlanan bu düşünce politikacılar tarafından kabul görüyor ve medya tarafından zayıf bir değerlendirme ile yayınlanıyor. Buna bağlı olarak Amerikan halkı olayları doğru olarak değerlendiremiyor ve gelişmeleri yabancı bir devletin entrikaları olarak görmeye devam ediyor.

Düşman İhtiyacı:

Soğuk savaşın bitmesiyle ABD dış ilişkileri, ordu ve savunma bürokrasileri hemen terör meselesi üzerine yoğunlaştı.  Ve sağ-kanat diktatörlüklerinin ABD’yi dünyadaki bütün direniş hareketlerinin düşmanı olarak görmesini kendi menfaatleri doğrultusunda desteklediler. Bu yanlış tavır 11 Eylül 2001 olayı ile sonuçlandı. 
Bunun devamında terör saldırıları ve kitlesel imha silahları tehdidi, daha büyük savunma bütçesi peşinde koşan politikacı, bürokrat ve askerin her fırsatta kullandığı malzeme haline geldi. Bu düşüncenin en büyük destekçisi G.W.Bush’un Irak’ı işgali büyük felaketin habercisi oldu.

Siyonizm Faktörü:

Irak rezaletinin ardından ortada herhangi bir tehdit kalmaması Amerikan politikasının dikkatini İran üzerine yoğunlaştırması ile sonuçlandı.

Bush ve danışmanları tarafından yapılan hatalar unutulmuş ve daha büyük bir politik koalisyon stresin yavaş yavaş İran’ın nükleer araştırmaları üzerine yoğunlaşmasını sağlamıştı. Fakat kanıt neredeydi? Bunun için her zaman İsraillilere güvenebilirdik.

Porter devamında İsrail’in kendi yayılmacı politikalarını rasyonalize etmek ve ABD’yi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için İran tehdidini nasıl ustalıkla kullandığını anlatıyor.

İddialara göre 2004 senesinde bir İranlı bilim adamından alınan laptop İsrail tarafından Amerikan istihbarat ajanlarına verildi. 2008’den beri İran’ın nükleer silah programı ile ilgili ortaya sürülen kanıtların çoğu bu bilgisayardaki verilere dayanıyor. Porter kitabında ikna edici bir şekilde bu verilerin ve bundan başka bilgilerin İsrail tarafından uydurulduğunu anlatıyor.

İran Cephesi:

Bazı İranlılar ABD tarafından haksızlığa uğradıklarını düşünüyor. Kendilerine uygulanan yaptırımlara bir anlam veremiyorlar. Amerikalıları seviyorlar ve turist ticaretinin yeniden başlamasını istiyorlar fakat ABD Hükümetinin tavırları hala onlar için muamma.

ABD yaptırımları politika ile ilgisi olmayan normal halka zarar veriyor. Enflasyon, yüksek kirlilik oranı, sivil havacılık güvenliğinde azalma, ilaç bulma sıkıntısı, İran Bankalarının dış dünyadan izole edilmesi ve ihracat kısıtlaması yaptırımların neden olduğu sıkıntıların içinde yer alıyor.

Diğer yandan bazı İranlılar ise yaptırımların ülkeye kendi kendisine yetebilen bir özellik kazandırdığını ve bunun kaybedilmemesi gerektiğine inanıyor.

Sonuç:

Bu ülkede savaştan çıkarı olan pek çok unsur var: milyonların çalıştığı askeri-endüstriyel fabrikalar;  “savunma” tacirlerini desteklemekte çıkarı olduğuna inanan demokrat ve cumhuriyetçi politikacılar; ABD’nin dünyaya hükmetmesi gerektiğine inanan neocon ideolojiler; menfaatlerinin yabancı tehdidine bağlı olduğunu düşünen bencil bürokratlar ve Amerikan saldırganlığını kendi hedeflerine yöneltmek isteyen, dış güçlerle bağlantılı özel menfaat lobileri.

Bu verilere dayanarak Gareth Porter’ın İran sorununa bakışının doğru olduğunu söyleyebiliriz. Amerikan halkının asıl korkması gereken İran değil kendi liderlerinin tutumudur.



Not: http://www.maannews.net/eng/ViewDetails.aspx?ID=671084 adresindeki “Analysis:Iran is not the Problem” başlıklı yazıdan kısaltılarak çevrilmiştir.





Tamer Güner, Sonsuz Ark, 13.02.2014, WinNews, Haber Penceresi






Seçkin Deniz Twitter Akışı