Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

State Reason, Historical Burden and the Search for a New Model
5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye tarihinin en kritik siyasi komisyonu olarak vasıflandırılsa yeridir. Çünkü sadece Türkiye’nin değil bölgedeki deve dişi devletlerin de sorun haline getirdiği muazzam büyüklükteki bir etnik yapıya dönük ezber bozan bir girişim Komisyonun yüklendiği. elli bir üyeli komisyonun, Meclisteki temsil tablosu dikkate alındığında, (TBMM Başkanına göre yüzde 90) oldukça geniş bir toplumsal temsili haiz olduğu aşikâr.
Çalışma süresince gerçekleştirdiği yirmi bir toplantıda istihbaratçılardan askerlere, siyasilerden akademisyenlere, her çevreden dernek, vakıf ve örgütlere yüzlerce temsilci ile görüşen Komisyonun yayınladığı rapor (*) , eblehçe batırılan bir işin içinden çıkmak için yol arayan samimi bir çabanın özeti olarak okunabilir. Ancak anayasanın ve yasaların çizdiği çerçeve, Meclis eliyle kurulan bir komisyonu bile endişelendirmiş olmalı ki Komisyon raporundaki başlıklardan biri komisyon üyelerini ve komisyona katılanları adliyenin elinden korumaya ayrılmış.
Gerçekte konu tam olarak budur. Bu kadar daraltılmış, özgürlüklere, sosyolojik gerçeklere zinhar güvenlik gözlüğünden bakma konforundan asla sapmayan bürokratik oligarşinin gölgesi, geçen onca zamana, yaşanmışlığa rağmen hala tepemizde sallanmaya, bırakın vatandaşı, meclisi bile ürkütmeye devam etmektedir. Bundan mütevellit olsa gerek raporun ruhuna yansıyan en net mesaj yeni bir anayasa ihtiyacıdır.
Raporun başa çıkmaya çalıştığı temel sorunlar, Cumhuriyet tarihi boyunca inşa edilmiş olan kurgusal heyulalardır dense yeridir. Öncelikle birbirini besleyen etnik milliyetçi dil, bu dilin yarattığı acılı tarih, bu acılarla sahicilik kazanmış ve dikkate alınması lazım gelen kayda değer toplumsal kesim, bu kesimlerin varoluşsal addettiği duyarlılıklar.
Esasında Devlet nezdinde bütün bu ürkütücü kurguların hükmü Sayın Devlet Bahçeli’nin çıkışıyla faş olduğu üzere diğerkam bir put kırıcı söylemdir. Bu sürecin tasarımında MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın yetkinliği hem rapora hem de her aşamada sürecin ruhuna sinmiştir. Rapor bu söylemin siyasetin kaygan dengelerini gözeten ama devlet ciddiyetini de elden bırakmayan bir dille yeniden ifadesi, en temelde söz konusu dengeleri de gözeterek bir meşruiyet arayışı, bir meşruiyet inşası çabasındadır.
Devlet belki de ilk kez siyasetin önündedir. TBMM’de Kürtçe için hala “bilinmeyen dil” ifadelerinin kullanılabildiği, Meclis Başkanının bile kullandığı iki Kürtçe kelime üzerinden ilzam edildiği bir vetirede siyasetten daha cesur, daha kurucu çıkışlar elzem hale gelmiştir. Raporun ruhuna sinmiş olan; “Sürecin merkezine Gazi Meclisi” koymak yaklaşımı, siyaseti daha cesur, Bahçeli’nin şahsında somutlaşan ezber bozan ve ufuk açan yaklaşımın bütün siyasi partiler için örneklik teşkil etmesi gerektiğini imlemektedir. Kimse kolaylıkla provoke edilebilir sosyal kesimlere, ideolojik kompartmanlara yalakalık kolaycılığını siyaset diye sunamaz artık.
Gazi Meclis'in temsil ettiği millet iradesi, raporun ruhuna sindiği gibi daha da berkitilmelidir.
Raporda öne çıkan önemli bir gerçeklik, tarihsel arka plana yapılan esaslı vurgularla siyasî özne olarak Kürd'ün varlığına dair ifadelerdir. Türk-Kürt kardeşliği, Selçuklu, Osmanlı, Millî Mücadele, TBMM’nin kuruluşuna kadar getirilen kesintisiz süreç, yine kader ortaklığına yapılan vurgu, Selahaddin ve Zengi, Alparslan gibi önemli tarihsel şahsiyetlerle kurulan bağ, hep bu siyasi çizginin devamlılığına yapılan önemli vurgulardır. Rapor açıkça şunu söylemektedir: Kürt dün ortaya çıkmadı, Kürt, Türk ve Arap’la birlikte bu topraklardaki din u devlet davasının temel bileşeni olarak hep vardı, hep var olmaya devam edecektir.
Emperyalizmin terkisinde tuttuğu can yakıcı bir “sorun” olarak Kürt, akla ziyan bir kurgudur. Şimdi devlet ve TBMM şahsında millet, Kürd'ü bir sorun alanı olarak değil, bir ortaklık, bir kardeşlik, bir iş birliği ve sinerji alanı olarak, olması gerektiği gibi yeniden tanımlamaktadır. Hiçbir maddi karşılıkla ödenmesi mümkün olmayan binlerce evladımızın kaybı ve yıllık 240 milyar dolarlık bir maliyetle Devlete ve millete dayatılan bu rezaletin sona erdirilmesi için hem uluslararası konjonktür hem de iç siyasi dengeler en doğru oranda birleşmiş durumdadır.
Yürüyen süreç, Gazi Meclisin denetiminde, sosyolojik gerçeklere ve siyasi dengelere uygun biçimde, geçmişte başka ülke ve güçlerin de elinin içinde olduğu süreçlerden farklı olarak, tamamen yerli, orijinal bir ‘model’ olarak kurgulanmıştır. Meselenin odağında ‘örgüt’ varmış gibi bir algı olmasına karşın, Türkiye’nin çizdiği ve raporun ruhuna da sinen vizyon daha kapsayıcı, bölgesel düzeyde bir ‘hamilik’ vizyonudur. Raporda rikkatle ele alınan ‘Türkün gururu ve Kürdün onuru’ kavramları sosyolojik anlamda önemlidir. Burada ayrıca çıkarılacak ‘özel yasaların’ cezasızlık ve af algısına yol açmamasına dikkat edilmesi de sosyal ve siyasi dengeler adına önem arz etmektedir.
Özetle:
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda ifade edilen hususlar, sosyolojik gerçekliğe ve entegrasyona odaklanmakta, sürecin tasarımında ve tatbikinde uluslararası konjonktürün yarattığı risk ve fırsatların dikkate alındığına, devlet kapasitesine dayalı milli bir çözüm modeli olduğuna dikkat çekmektedir.
Bundan sonrası, hukuku ve adaleti temel alarak süreci ilerletmektir. Devletin kılcallarına sinmiş bürokratik vesayet zihniyetinin, jakoben yasa, tüzük ve uygulamaların tek tek ayıklanması, demokratik değer ve katılıma dayalı entegrasyonu derinleştirmektir. Yaşanması muhtemel iletişim kazalarına, provokasyonlara, acul ve ebleh müdahalelere mahal verilmemelidir. Devlet, herkesin devletidir ve hukuk, herkesin tek bağlayıcı ortak misakıdır.
Eksikler çoktur, ama sürecin mantığı zaten zamana yayılmış irade değil midir?
Ferda bütün ışıltısıyla önümüzdedir.
Dr. Mustafa Ekici, 23.02.2026, Sonsuz Ark, Konuk Yazar
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
