8 Temmuz 2026 Çarşamba

SA12062/SD3838: Mehter | Bazen Tarih Bir Medeniyeti Kılıçla Fethetmez: Bir Ritim Yeter

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, edebiyat ve felsefe sever bir Bulgar olan Sophia Proneikos'a aittir ve 7-8 Temmuz 2026'da, Ankara, Beştepe Külliyesi'nde yapılan 36. NATO Zirvesi'ne katılan liderleri  karşılayan Mehteran Bölüğünün çaldığı marşlara ve etkisine odaklanmaktadır: "Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter."
Seçkin Deniz, 08.07.2026, Sonsuz Ark 

Mehter | Sometimes History Doesn’t Conquer a Civilization with the Sword: A Rhythm Is Enough

 "Hepsi övgüyle bahsetti, tokalaşırken 'muhteşemdi' dediler. Hatta bazıları 'biz yeniçerilerinizi tanırız' dedi" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO liderlerinin Mehteran Bölüğü tarafından karşılanması ile ilgili bir soruyu cevapladı.

Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar. 

Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu. 

Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: 

Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. 

Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru ilerlediğini inandırmaktı. 

Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez. Bir ritim yeter. 

Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: 

Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.

 Sophia Proneikos, 8 Temmuz 2026, Twitter-X

(Sophia Proneikos, edebiyat ve felsefe sefer bir Bulgar'dır.)


Seçkin Deniz, 07.07.2026, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar


Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark
Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Seçkin Deniz Twitter Akışı