5 Eylül 2026 Cumartesi

SA12140/SD3881: Sıkıntı (Roman); 16. Bölüm-Ateş 3

   Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 "Babamda gizli bir şair ruhu olduğunu düşünürdüm kimi zaman, bunu söylediğimde de gülümser ve ‘O da insan değil midir ki?’ der geçerdi."


Doğuya doğru sürüyordum arabayı ve güneş henüz doğmamıştı. Sağ ön koltukta oturmuş olan babam güneşin az sonra doğacağı yarı karanlık gökyüzüne bakıyordu sessizce.

Biraz sonra derin bir nefes aldı ve ‘Ölüm başka bir şeydir, oğlum!’ dedi. ‘İnsan sevdiklerini toprağın kucağına vere vere bir gün kendisinin de gideceği dünyadaki o son durağa alışır!’

Onu dinlemeyi öğrenmiştim çocukken; anlatacağı derin şeyler olmadıkça birkaç kelimelik cümleler dışında konuşma gereği duymazdı. ‘İnsan anlar!’ derdi. ‘Anlar ve bilir, işine gelmiyorsa ne söylersen söyle anlamazlıktan ve bilmezlikten gelir; ona hiçbir şey fayda etmez!’

Şehir Hastanesinin önünden önünden geçerken artık güneye doğru kıvrılmıştı yolumuz. Henüz karanlığını terk etmemiş olan göğe bakmaya devam ediyordu babam.

‘Bize Mülk Suresini oku, oğlum!’ dedi gülümseyerek. ‘İlk on beş ayet cezm eder hayatı ve ölümü!’

Eûz-ü Besmele çekerek önce Arapçasını okudum ilk on beş ayetin; sonra da babamla birlikte tek tek Türkçesini dillendirdik:

“Mülk elinde olan O ne mübarektir. Ve onun her şeye gücü yeter. O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. Ve O, Azîz’dir, Gafûr’dur. O, yedi göğü tabaka tabaka yarattı. Rahmân’ın yaratışında hiçbir düzensizlik görmezsin. Gözünü döndür de bak: Herhangi bir çatlak görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha döndür. Gözün sana umudunu keserek yorgun ve bitkin bir şekilde geri döner. Ve biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Ve Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Varılacak ne kötü yerdir orası! Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı korkunç homurtuyu işitirler. Neredeyse (cehennem) öfkeden çatlayacak! Onun bekçileri oraya atılan her bir topluluğa sordular: “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” Onlar, “Evet, bize bir uyarıcı geldi. Fakat biz onu yalanladık ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ dedik” dediler. Ve, “Eğer söz dinleseydik veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık” dediler. Günahlarını itiraf ettiler. Artık alevli ateştekiler  uzak olsun. Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Ve sözünüzü gizleyin yahut onu açığa vurun; şüphesiz Allah, göğüslerin özünü bilir. Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, hakkıyla haberdardır. O, yeryüzünü size boyun eğdirendir. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve onun rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.”

Babam gözlerini hafifçe yumdu ve ‘Âmennâ ve seddaknâ!’ dedi başka bir yerden gelen bir sesle. ‘Kendisinden ötesini merak ettiren bu gökyüzü, yaratıldığı ândan beri insana bize göründüğü gibi görünmüştür! Ve birazdan ağaracak olan bu siyah gök, her bakan insana, kendi içinden başlayıp sonsuza giden bir yolun yolcusu olduğunu hatırlatır. İnsan için hatırladığı ândan öncesi siyahtır, karanlıktır. Doğmadan önce nerede olduğunu bu sebeple bilmez insan, öldükten sonra nereye gideceğini de gözleriyle süzemez, elleriyle toprağa gömdüğü sevdiği insanın o ândan sonra ne yaptığını da bilemez!’

‘Gökyüzünden ötesi gibi ölüm de, Baba!’ dedim arabaların tek tük ortaya çıkmaya başladığı geniş yolda ilerlerken. ‘Karanlık!’

Hüzünlü bir tebessümle devam etti sözlerine:

‘Göğün karanlıkları sayısız ışıldakla aydınlanmış, bak birazdan güneş de doğacak!’ dedi. ‘Allah gökte olanları anlatmış, insanın sonrasını sahne sahne tasvir etmiş olsa da insan için göğün ötesi gibi ölüm de karanlıktır; tecrübe edilmediği için bilinmezdir. İnsan yaşadığı vakti bilir çünkü… yaşadığı vakte giydirilmiş bütün renklere göre bilmiş öğrenmiştir her şeyi. Allah ölümü ve ötesini de anlatsa insan yine bilmiş gibi, anlamış gibi yapamaz!’

Yolumuz bir ölüme tanıklık etmek için aldığımız bir yol değildi, ölümün geride bıraktığı tefekkür çekiyordu bizi ölünün yakınlarına doğru.

‘Fakat siyah karanlıktır, renklerin tamamını var ışık olana kadar içinde saklar; onları söndürür, boğar, bilinmez hâle getirir, kaybeder!’ dedi Babam, yüzüne yansıyan sükuneti muhafaza ederken. ‘Ölümün gözlerimizin önünde cereyan etmesi bizi tedirgin ettiğinde, hastalıkların, içimizdeki bütün renkleri simsiyah bir korku tülüyle örttüğünü gördüğümüzde, içimizi belirsizliklere sürükleyen, umutlarımızı hırpalayan, hüzünlerimizi dağlayan karanlıkla yoğrulu cehaletimizdir!’

Cehalet, en büyük karanlıktı aslında.

‘Siyah, diğer her şeyden daha önce, ölümle, günahla, kötülükle baş başa kaldığımızda karşımıza dikilen ve bize ait olan cehalettir!’ dedi sonra, sanki ölen her insanın bütün hayatına tanıklık etmiş gibi. ‘Kırmızıyla yakın dosttur. Öfkenin, kinin, şehvetin, kıskançlığın ve hırsın, yaşandıkça, yaşlandıkça, koyulaştıkça bürüneceği tek renktir. Bütün renklerin birer birer öldüğü ışıksızlıktır siyah; yıldızlar ne kadar çok olurlarsa olsunlar, siyahın karanlığını aydınlatacak kadar güçlü olamazlar. Bu yüzden gök, ışıklarıyla yıldızları görebildiğimiz halde karanlıktır. Biraz daha baksak, yıldızları görebilmemiz için göğün karanlık olması gerektiğini de idrak ederiz!’

Her insan aynı sistemle yaratıldığı ve aynı sistemle yaşayarak öldüğü için insanların bir ömür süresince yaşadıkları birbirine benzerdi; kendisini ve yaşadığı hayatı bilen bir insan için diğer insanların yaşadıkları ve düşündükleri aslında çoğunlukla aynıydı.

Altıncı Kolordu Kışlası solumuzda güneye doğru ilerliyorduk; az sonra yolumuzu kesen su kanalını kuzeyden ve güneyden saran yola çıkacaktık, sola dönerek ışıklardan.

‘Ne bir yıldız karanlık olmadan görülebilir ne de ışık karanlık olmadan renklere can verebilir. Ama hiçbir zaman unutmayız, unutamayız yıldızlardan daha güçlü bir kaynak, kesin bir bilgi kaynağı varsa eğer aklımızda, zihnimizin en değerli yerlerinde karanlık yok olur. Renklerin hepsini tek tek fark ederiz, göğün ardını görmesek de idrak ederiz.” diyordu Babam, artık ufkun artan aydınlığına bakarken. “Doğmadan önce de bizi var kılan her ne ise, öldükten sonra da bizleri bekleyecek olanla birlikte her şey keskin, kesin ışığın parlaklığında karanlığını, bilinmezliğini yitirir. Adem’in beline yerleştirilmiş olan hükmümüz, bizim belimizden bizden sonrakilerin beline düşer bize sır kalmayarak!’

Kur’an’dı o keskin ve kesin olan ışık.

‘Bilenlerle bilmeyenler elbette bir olmaz. ‘Oku’ emrine çekince koyan herkes gibi bakmak lazım bazı vakitlerde!’ diyordu Babam. ‘Neyi okumak, nasıl okumak, nereye kadar okumak? Hududunu bilmediğimiz okumalarla, pusulasız, haritasız ve maksatsız bir şekilde kıyamete kadar dolanır dururuz, eskimiş bu yeryüzünün omuzlarında. Kimi zaman gökteki karanlık çeker bizi içine, kimi zaman da yerdeki gündüze saklanmış gece siyahı!’

Babamda gizli bir şair ruhu olduğunu düşünürdüm kimi zaman, bunu söylediğimde de gülümser ve ‘O da insan değil midir ki?’ der geçerdi. Tarihi iyi bilirdi, iyi düşünürdü insanın yapıp ettiklerini:

‘Önce yıldızları tanırız kutup dediğimiz yerlerden; bizi doğru yola ileteceğini bildiğimiz yön taşlarımızdır yıldızlar, ama maksadımız, varacağımız menzil yoksa yıldızların gösterdiği yön işimize yaramaz. Musa’nın kavmi gibi çölün kızgın kumlarında sürüklenir dururuz yıllarca. Biliriz, gökteki her yıldız bize yön göstermez, her yıldızın başka bir görevi vardır. Her yıldıza göğe asılmış bir insan remzi diye bakanların, yön bildiren yıldızlara âlim demelerindeki sırrı göğe bakarak bulamayız. Öyle olsaydı, Firavunların, Nemrutların, Tiranların gökteki yıldızlarda aradıkları istikbal onları ölümsüz kılardı, namağlup tutardı ölüme karşı!’ 


<<Önceki                      Sonraki>>


[04.09.2026, 16/7 (1164)]


Seçkin Deniz, 05.09.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

  

Seçkin Deniz Twitter Akışı