18 Ocak 2026 Pazar

SA11814/SD3710: Sıkıntı (Roman); 13. Bölüm-Toprak 38

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Ve güldüler birbirlerine sarılarak.


Akşam serinliği, boğazın doğu yakasına vuran kızıllığı sarıp sarmalıyor ve aklımızı gerçeğin kollarına çeken yargıcın, ‘Çirkin nedir, güzel nedir, gençler? Size erkek ya da kadın, insanı derinden etkileyen ve hayatının neredeyse tamamına yön veren bir hikaye anlatmamı ister misiniz?’ diye soran sesini daha iyi duymamızı sağlıyordu.

İkimiz de sorusuna herhangi bir tepki vermedik, kafasındaki dağıtık kurguyu toparlaması için onu dinlememiz gerekiyordu:

‘Özgürlük yanılsaması ruhun bedenle çatışmasına neden oluyor!’ diyordu nereye baktığını anlayamadığımız gözlerini hiç kırpmadan. ‘Bedenin hiçbir hatası ve sorumluluğu olmamasına rağmen, diğer insan ruhları tarafından taşıdığı özelliklerin 'güzel ya da çirkin' olarak 'kasıtlı' bir şekilde damgalanmaya maruz kalması ruhun 'güzel ve çirkin' algılarını olağan dizininden çıkarıyor. 'Çirkin' olan bir bedenle, 'güzel' olan bir bedenin maruz kaldığı tehdit ve yıpranma ruha aynı yapı bozucu baskı olarak dönüyor. Başkalarının tanımları ile bedenini 'çirkin' bulan ruh, 'güzel' bedenlere alttan ve kıskançlıkla bakarken, bedenini 'güzel' bulan ruh çirkin bedenlere üstten ve küçümseyici bir kibirle bakıyor. Her iki bakış, ruhları dar alanda kısır bir yoruma taşıyor; zarar vermek açısından iki bakış arasında zerre kadar fark olmaksızın ruhun bedenle ilişkisi eş değer oranda zarar görüyor.’

Avukat’ın, ‘Sadece kaçmak istiyorum dedim, sen iyiden kötüye geçtin, oradan da güzel ve çirkine... yine neler karıştırıyorsun, İhtiyar?’ diyen sesini duymazdan gelerek yazılı bir metnin başına buyruk istikrarını hatırlatırcasına sözlerini sürdürdü:

'Güzel ve çirkin arasında gezinen bedenlerin ruhlarıyla ilişkisi bu kısır döngüye kolaylıkla girmiyor, ancak 'güzel'e ve 'çirkin'e eşit mesafeden bakmanın getirdiği görece daha hafif, ama değer olarak eşdeğer bir yıpranma, çirkinden güzele doğru dalgalanarak yaşayan ruhlarını tahrip ediyor. Güzellik, çirkinlik ve ikisi arasında bir yerde bulunmakla sınırlı değil insan ruhunun bedeniyle girdiği çatışmanın boyutları; ancak üzüntü verici olan, güzellik ve çirkinlikle çıkılan yollarda diğer insanların ruhlarına sirayet eden hastalıklı yargıların her an her türlü insanî ilişkide baskın rol oynamasıdır!

Sınırları zorlayan, ilahî yasaları hiçe sayan, şeytanî isteklerinin kölesi olan bir ruhun bedenini gittikçe bir paçavraya dönüştürmesi, bedeninden intikam alırcasına davranması kahredici bir çaresizliğin sonucudur. Sürekli aşınmaya, yok sayılmaya çalışılmış olan ilahî yasa, sınırların aşılamayacağının işareti olarak ruhu kısır döngüye sürüklemektedir; ruhun cezası böylece bedenin cezasına dönüşmektedir. İşlenen suçlara karşı beşerî kanunların bedene verdiği hapis ya da tecrit cezası bu anlamda ruhun cezasının bedene yüklenmesi gibi haksız bir cezalandırma sürecinin de ortaya çıkması anlamına gelmektedir. 

Bu çok tehlikeli ve hüzün verici cezalandırma sürecinin beşerî hukukun dışında gelişen yönlerine baktığımda gördüğüm en iç acıtı şey de şudur; bedeni ihtiyacı olan şeylerden mahrum bırakmak, insanın her anlamda bir diğer insanın ruhunu kendi iradesinin talepleri gerçekleşsin diye baskı altına almak demek, onu çıkmazlara sürüklemek demek. İnsan, ruhunu bizzat kendisi çıkmaza sürükleme becerisine sahip iken başkalarının zorlaması onun ruhunda daha keskin, katı ve kahredici sonuçlar üretmektedir. İnsan bu ve benzeri kıskaçlar ve çıkmazlarla bazen iyi bazen de kötü düşünceler ve eylemlerle görünür hâle gelen bedeni ile başının belada olduğunu düşünmektedir. 

Ardışık günlerin sıradanlıkları ile özgürlüğe kaçış döngüsü arasında sıkışmış olmaktan daha üzüntü verici olan ne vardır ki insan için? İnsan kendisi ilahî sınırlara uysa bile diğer insanların önemsemediği bu sınırların bedenin sınırlarını tahrip ettiğini fark ettikçe, ruhunun sınırsızlığına saklanmayı seçtiğinde ise delirmektedir... Ne tek başına ruh ne de tek başına beden içine sığılacak kadar geniş ya da dar değildir, insan bu ikisi arasındaki orantısız ilişkiyi yönetemediği için bazen iyi bazen de kötüdür.’

Yaşlı Adam’ın sesi, boğazın gittikçe kararan sularına doğru karmaşık huzur dalgaları gönderdikten sonra birdenbire çekilmişti kulaklarımızdan.

‘Bedenimle sorunum yok, Yargıç!’ dedi Avukat. ‘Biraz üşütmüşüm, hepsi o kadar!’

‘Sen!’ dedim Avukat’a dönerek. ‘Diğer insanların seni delirttiğini söylemiyor muydun? İşte Amca onu anlatıyor, savunma kaygısıyla gerçeği uzağa itmeye çalışacağına anlamaya çalış bence. İblis'in insandan devşirdiği şeytanların anlattıklarından daha sade ve daha anlaşılabilir şeyler! Umarım İkiniz birbirinizi anlarken artık çok fazla eziyet etmezsiniz kendinize...’

‘Ben yargıç değilim!’ dedi Yaşlı Adam, sert bir sesle. ‘Yaşlı bir yazarım sadece!’

‘Ben de avukat değilim, İhtiyar!’ dedi Avukat, aynı sertlikte. ‘Hukukçuyum sadece!’

‘Ben bir mühendisim, ama şimdi bir savcı gibi davranacağım!’ dedim gülerek. ‘İkinizin de kendinize karşı işlediğiniz suçlardan dolayı bir başkası tarafından yargılanmanız ve cezalandırılmanız gerektiğini düşünüyorum, aksi halde kendinizi mahvetmeye devam edeceksiniz. İnsan ölene dek iyi ve kötü arasında her ân tercih yapabilen bir varlıktır; bu aklınızda kalsın. Kimi sıkıştırırsanız sıkıştırın, sonunda birbirinizi sıkıştırmış, çaresizliğe sürüklemiş, daracık bedeninize hapsettiğiniz kendinize kötülük yapmış olursunuz. Biriniz boşanmış, diğeriniz karısını yanından uzaklaştırmış olarak kimi cezalandırdığınızı zannediyorsunuz?’

‘Senin vaktin geldi, Mühendis!’ dedi Avukat ayağa kalkarak. ‘Hadi gidiyoruz, savcılık oynamaya dakikaların yetmez, uçağın kaçacak!’

İkimize birer bardak su doldurdu Yaşlı Adam, ‘Suyunuzu da için!’ dedi gülümseyerek. ‘Anlaşıldı, bu Mühendis yaşlanınca benim gibi olmayacak!’

Suyumuzu içtik ve bahçeye indik. Yaşlı Yazar, ikimizi de kucakladı sıcak bir şekilde.

Avukat, ‘Yenge artık burada olacak değil mi, İhtiyar?’ dedi hafifçe sırtına vurarak. ‘Öyle dedin az önce!’

‘Öyle birdenbire olmaz, Tıfıl!’ dedi Yaşlı Yazar. ‘Bazı şeyleri daha iyi düşünmem lazım, çünkü bir daha asla geri dönmemem gerek. Mühendis akıllı bir çocuk, beni sarstı, köklerimden sarstı hem de!’

‘Estağfurullah, Amca!’ dedim. ‘Allah bizi bir erkek ve bir kadından yaratmış, yarım yamalak yaşamayı seçmek, bilerek ve isteyerek birbirimize eziyet etmek demek. Hangimizin hayatı sorunsuz ki? Babam, ‘evlendikten sonra bir kulağınız sağır, bir gözünüz kör olacak, her şeyi duymayacak, her şeyi görmeyeceksiniz’ der her zaman. Haklı olduğunu sanırım siz de biliyorsunuz!’

‘Baban haklı’ dediler ikisi de aynı ânda.

Ve güldüler birbirlerine sarılarak.

‘Bir daha gelin beni ziyarete!’ dedi İhtiyar. ‘Bugün güzeldi, güzel şeyleri arttırmak lazım!’

Kahve ve nazik ev sahipliği için teşekkür ettim bu ince adama.

‘Söz etmeye değmez, Evladım!’ dedi sol eliyle sağ omzumu hafifçe sıvazlayarak. ‘Güzel insansın sen, senin gibiler yüzünden Allah bize merhamet ediyor!’

Yine bir övgü dalgasına maruz kalırken bütün hücrelerimle kızardığımı hissetmiştim ‘Estağfurullah’ derken.

‘Öyle, öyle!’ dedi gülümseyerek. ‘Bunu da sıkıntı yapma kendine!’

‘Bu bir roman yazıyor, İhtiyar!’ dedi Avukat. ‘Bir ihtimal bugünü de yazacak!’

‘Yazsın, yazsın, onun gibiler yazsın, bizim gibiler artık ciddiye alınmıyor!’ dedi heyecanla. ‘Bitirince okumak isterim!’

‘İnşaallah bitirebilirim!’ dedim gülümseyerek. ‘Ağır bir yük; sizi ezdiğine göre bana ne yapar, bilmiyorum!’

‘Sen halledersin, korkma!’ dedi yine gülümseyerek.

Yaşlı Yazar’la vedalaştıktan sonra tekrar İstanbul Havalimanına doğru yola çıktık. Saat 19.00’ı biraz geçiyordu; pazar gününün getirdiği bir ferahlık vardı İstanbul caddelerinde. Avukat da boş bulduğu yollarda çok hızlı sürüyordu arabayı... 


<<Önceki                      Sonraki>>


[16.01.2026, 13/77 (1031))]


Seçkin Deniz, 18.01.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı