17 Ocak 2026 Cumartesi

SA11813/SD3709: Sıkıntı (Roman); 13. Bölüm-Toprak 37

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"O âna kadar sessizce bizi dinleyen Avukat birdenbire ellerini çıkardı ceplerinden, balkon korkuluklarına doğru yürüdü. Önce fısıltıyla başladı, sonra her cümlede sesini biraz daha yükselterek içinde tutamadıklarını savurdu boğaza doğru.


İncelmiş cildi, ışıyan yüzü ve kahvesini yudumlayan nezaketiyle geçmişten bugüne insanı özetleyen duruşu çok dikkat çekiciydi.

‘Son sonuçlarımdan veya çıkarımlarımdan biri de şudur!’ dedi dinlenmek istercesine. ‘İnsan, kendisi karşısında da çaresiz kalabildiği için insandır; biyolojisi ve ruhu arasındaki ilişkileri bile çözemeden milyonlarca yıldır dünyada yaşayan insan dokunulmazdır, dokunulduğu anda bilinmezleşendir. Çaresizleştiğim anda İsrâ Suresinin 85. ayeti beni rahatlatıyor: "Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir." diyor Allah. Ulaştığım her iki sonucu birlikte değerlendirdiğimde 'Uyarıcı olsun ya da olmasın, insan özgür iradesi ile karar verme yeteneği ile donatılmış olarak yaratıldı, ancak 'uyarıcı' doğru karar vermesi için 'sadece' ona yardımcı olabilecek bir etkendir, zorunluluk değildir' sonucu gereği insan kendisi için emek harcanması gereken bir varlıktır, diyorum!’

‘Doğru diyorsunuz!’ dedim söylediklerini düşünürken.

‘Gelecekteki insana çok şey anlatmış sayılmamakla birlikte, yaptığım bu analizin sonuçlarının insanın iyiliğine katkıda bulunacağını düşünüyorum!’ dedi sonra. ‘Çok uzun zamandır kendimi ve kendim dışındaki birçok insanı uyardığımı, uyarmak için yazdığımı söylemiştim; ne zaman vazgeçmeyi düşünsem, vazgeçmekten vazgeçmeye karar veriyorum... Bu da insanın o muhteşem döngüsel kaosu için iyi bir örnek gibi duruyor.’

‘Neden tiksinti?’ diye sordum kahvemden son yudumu aldıktan sonra.

‘Nedenini herkes o duyguyu hissettiğinde bilir!’ dedi yüzüme bakarak. ‘Sonuç olarak şimdiyi yorumlayabilirim. Düşünmek istemiyorum, düşünüp anlatmak hiç istemiyorum; yazmak da istemiyorum. İnsanların ruhlarını okumak tiksindiriyor beni, insanların ruhlarını okuduğumu da 'sanmıyorum'; okuyorum. Tiksintim Adem’le eşinin ölümsüzlük gibi kirli, çirkin, haysiyetsiz bir hevesin peşine takıldığı anda başladı. Yazdım; yazarken tiksindim, yaşamaya devam ederken tiksindim!’

‘Hiç mi tiksinmekten vazgeçmediniz ya da tiksinmekten de tiksinmediniz?’ dedim aklının merhamete çıkış yollarına dokunarak.

‘Şöyle ifade etmeliyim!’ dedi gülümseyerek. ‘Tiksintim insan ağlarken azaldı hep, masumane oynarken azaldı; onu Allah'a içtenlikle dua eder görürken azaldı, öldükten sonra toprağa gömerken azaldı. İnsandan en çok aşağılık hevesleri ile iç içe iken tiksindim, insanları aldatırken tiksindim, aldatıldığını bile bile aldanmamayı seçmezken tiksindim; tiksintim sürüyor... İnsanlara kızgınlığım geçmiş değil merak etme Evladım; milyarlarca insan kötülere, kötülüğe boyun eğmeye devam ederken tiksinmesem kendimden tiksinirdim!’

‘Tiksintinin artmasından ve yaygınlaşmasından endişelenmiyor musunuz, Amca?’ dedim bilenlerin sorumluluklarını hatırlatarak.

‘Bir kötünün endişelenmesi gereksiz; çünkü endişe iyinin refleksidir!’ dedi gözlerinde biriken gözyaşlarını kontrol etmekten vazgeçerken. ‘İşte yapayalnızım. Tiksintimi anlatırken, onun neden ortaya çıktığını da gösteriyorum insanlara; onun ne kadar büyük bir tehdit olduğunu görsünler istiyorum. Bir şeye, kendisinden çevresine ve bütün evrene doğru bakmayı öğretmeliler çocuklarına. Eğer kadın ve erkek, yani insan, aslî görevini ihmal etmeye devam edecekse, kötü olmayı seçecekse yarın için endişelenmeye gerek olmayacak; dediğim gibi endişe iyilerin işidir!’

‘İnsana ve ruhuna dair bütün teorik yaklaşımların kimler tarafından, kimler için üretildiğini her insan bilmese ya da bilenler bilmezden gelse de, sizin de bildiğiniz gibi, ben İblis'in bu işten sorumlu olduğunu düşünüyorum!’ dedim biraz uzağa çekilerek. ‘İblis'in insanlardan tedarik ettiği iblislerin olduğunu hangimiz bilmiyoruz ki?’

‘Bu topraklarda herkes ne kadar bilge...’ dedi boğaza derin derin bakarak. ‘Sorun değil, sorun olan bilgelik değil, cehaletin bilgelik diye pazarlanması. İblis insandan intikamını alıyor, bunda şaşılacak bir şey yok. Görüyor olmalısın Mühendis; bu gerçeği bilen herkes birbirini ağırlıyor, sağırlar sağır, dilsizler dilsiz değil.. İşin ucu aşağılık bir uzlaşmada düğümlü; bu yüzden daha çok tiksiniyorum!’

O âna kadar sessizce bizi dinleyen Avukat birdenbire ellerini çıkardı ceplerinden, balkon korkuluklarına doğru yürüdü. Önce fısıltıyla başladı, sonra her cümlede sesini biraz daha yükselterek içinde tutamadıklarını savurdu boğaza doğru:

‘Ben bir zerreyim, rüzgardan dağlara, okyanuslardan küçücük akarsulara, her konmak istediğim yere konan özgür bir iradeyim. Bazen çakıltaşlarının arasında izlerim her şeyi, bazen de saraylarda, sirklerde ya da tapınaklarda. Çok yer gezdim, çok insan gördüm, zamanı aştım, zamanda aştım gerçeğin üstündeki perdeleri. Hepinizin nasıl düşündüğünü biliyorum; sussanız da biliyorum, bağırsanız da!’

Yaşlı Yazar susmuş ve başını eğmişti, ben Avukat’a bakıyordum. Avukat korkuluklara döndü sırtını ve bize baktı:

‘Sen tiksindin, İhtiyar!’ dedi kupkuru bir sesle. ‘Ben bıktım!’

Ona değil, bana baktı Yaşlı Adam:

‘İnsanın nasıl karmaşık bir ruhu olduğunu sanırım anlamak üzereyim, Evladım!’dedi sıcak bir sesle. ‘Çok az kaldı. Ancak üzgünüm; bu üzüntü çok derin bir üzüntü. Bu böyle olmamalıydı diyerek düşündüğümde yaşadığım şeyin adı bu; üzüntü. İnsan nasıl bu kadar değişken ve ne yapacağı belirsiz bir varlık haline geliyor? İzlemek, görmek ve aynı zamanda insan olarak bu gerçeği yaşamak çaresizlik duygusu ile birlikte aklına yağıyor insanın. Tarihte, yani dün ya da bugün, daracık çerçevede dönüp dolaşıp hep aynı yerde, kendisinde, kendi yapabileceklerinin sınırlarında tıkanan insanın çaresizliğini bilmek, görmek ve yaşamak kahredici bir durum. Başkasız bir durum, başkalaşımların tekdüzeleştiği bir kısır döngü!’

Sonra ayağa kalktı, Avukat’a doğru yürüdü, onu kolundan tutarak koltuğuna doğru götürdü ve oturttu. Yumuşak bir dille aklındakileri Avukat’ın gözlerine dokuyarak konuştu:

‘Her insan aynı şekilde doğuyor, aynı şekilde büyüyor, aynı şekilde yaşıyor ve aynı şekilde ölüyor, Avukat!’ dedi. ‘Bedeni ile ilgili sorumluluğuna dair, bedenini beslemekten, bedeninin dış bakımını yapmaktan ve cinsel ihtiyaçlarını gidermekten başka kendisine herhangi bir ödev yüklenmemesine rağmen, ruhun sorumluluğu asimetrik büyüklükte karşısında duruyor. O kocaman ruh küçücük bedenin birkaç işlevinin arasına sıkışarak insanı deli dana gibi bedeninin etrafında döndürüyor. Ne yaparsa yapsın bedeninin her gün aynı şekilde yaşamasına bağımlı olan ruhun, zamana, mekâna ve bedene sığmayan sınırsızlığı insanı değişken ve ne yapacağı belirsiz bir varlık haline getiriyor!’

‘Acı çekiyorum, Yargıç!’ dedi Avukat, amansız bir öfkeyle. ‘Sen de acı çekiyorsun, şu mantık delisi Mühendis de... buralardan gitmek, kaçmak istiyorum!’

‘Belki de siz ikiniz abartıyorsunuz her şeyi!’ dedim ikisinin girdiği kaosun dışından seslenerek. ‘Bence siz birbirinize sürekli kötüyü göstererek iyiyi, iyiliği unutuyorsunuz. İyi var, iyilik var, beyler!’

Koltuğuna oturdu Yargıç:

‘Kimi zaman iyi, kimi zaman kötü denebilecek düşüncelerle, bedeni basit bir mekanizma olarak kullanan ruhun bedenden uzağa gitme isteği aynı oranda riyakârca bir özgürlük hissine kaçış demek, gençler!’ dedi kararlı bir sesle. ‘Ama kaçamayan, kaçamadıkça hırçınlaşan ruhun bedene verdiği eziyet, bedenin kaldırabileceği bir yük değil. Riyakârlığa saplanan, sistemine yerleştirilmiş bulunan ilahî ölçülerle sıkıştırılınca yeniden bedene yönelen ruh bu kez bedenin sistematiğine baskı yaparak onu hastalanmaya zorluyor!’ 


<<Önceki                      Sonraki>>


[13.01.2026, 13/75 (1029))]


Seçkin Deniz, 17.01.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı