17 Şubat 2015 Salı

SA1168/KY1-CÇ101: Anlatın, Siz Sadece Anlatın!

"Anlatmayı seçin, anlattıklarınızı yaşayın, ama bana yaşatmayın. Beni sizi yaşamaya çağırmayın. Ben sizi yaşamadan da sizi severim."


Anlatın, siz sadece anlatın; ben dinlemeyi severim. Her ağza kulak olmadığım bir gerçek ise de, konuşmanızdan önce ağzınıza kulak olup-olmadığım yargısını baştan vermiş değilimdir. Dinler, kararımı ondan sonra veririm. Yani leb demeden leblebiyi anlama onuruna henüz ermişliğim yok.

Peşin yargılarım yok inanın. Ne boya kutuları taşıyorum elimde ne de fırça sahibiyim hemen boyamak için benden farklı olanı. Ben boyalı olmaktan mustaribim, ben boyanmaktan mustaribim. Ben boyanmaktan şikâyetçiyim. Boyalı olmaktan çektim ne çektiysem. Ne çektiysem sesimin boğulmasından çektim. Siz boğulun istemem. Sizin sesiniz kısılsın istemem. Sesinizi duymazlıktan gelmem. Sesinizin rengini baştan belirlemiş değilim. Baştan belirleme hevesi duymamışımdır. 

SA1167/SD221: "suç" /17.07.2006/ 520. patika

...suç...
...her şeyiyle ne kadar çirkin bir kavram...
...bu çirkinliğin insanı çirkin yaptığını biliyoruz...
...bir sürü güdü hedefli kural manzumeleri varken, üstelik bunların 'somut olarak insana dayatılan kısımları' insan eseriyken, insanın bu kurallara uygun davranması, bilebileceğimiz hâllerle imkânsızdır...
...ve bu kuralları ihlâl de insanı suçlu yapar...
...insanın koyduğu kuralları bir kenara itmenin bedeli, mümkün olabildiği kadar en ağır yapıdaki ceza ile ödetilir...
...yani; af yoktur...
...pişmanlık çoğunlukla fayda vermez...
...insan suçlu olmaktan kaçamaz...
...düşünün; insanın koyduğu kuralların çoğu bütünleşik ve adil değildir; güçlünün ve suçlunun haklarını korur...

16 Şubat 2015 Pazartesi

SA1166/KY22-AB5: Aynanın Arkasından Dökülen Sırlar ve Özgecan

"Eğer aynaya bakmayı bilmiyorsa medya, aynanın arkasından dökülen sırlarıyla toplumu daha ne kadar sıvazlayabilirler?"


Günlerden kötü bir gün, Mersin’de üniversite öğrencisi Özgecan adlı bir kız öğrenci alçakça bir saldırıya uğruyor ve öldürülüyor. Câni-kâtil hemen yakalanıyor. Tüm ülke olarak tepkiliyiz. Ailenin acısını, yüreğinin sızısını düşünmek bile istemiyor insan. Rabbim çok büyük sabırlar versin. Bu tip olaylarda her seferinde tekrarladığımız gibi yapanlara da en büyük ceza verilmeli. Keza bu olayı ne siyasetle ne inançla ne de başka bir şeyle bağdaştırmanın akıl alır, elle tutulur hiç bir tarafı yok.

Ancak bu olayın suçlusu kim? Birtakım medya gene bir türlü bulamıyor. Abuk subuk yazılar karalayan köşe yazarlarını okumaktan insanın zihni yerinden oynuyor. Herkes suçu kendinden olmayana atarak işin içinden sıyrılmaya bakıyor.

SA1165/KY9-NK48: Moral İyi Bir Şeymiş

"Velhasılı kelam biraz moral iyi geldi galiba, ellerimin şişliği indi"


Bu dünya tatlısı çaydanlık ve demlik Atila'nın evlenme yıldönümümüzde bana aldığı hediye. Bayıldım; bu çaydanlıkta iki kişilik çay demleyip içmenin tadı bambaşka...


Birkaç gündür parmaklarım çok daha iyi Allah'a şükür. Bunda gelip giden misafirlerimizin yeni tanıdığım insanların da payının olduğuna inanıyorum. İnsanlarla birlikte olmayı başka hayatlara dokunmayı ve şayet yapabilirsem o hayatlara da bir şekilde güzellik taşımayı, başka güzellikler varsa onları da yaymayı çok seviyorum.

15 Şubat 2015 Pazar

SA1164/AH19: Amatör ve Başarısız Bir Film; Kod Adı: K.O.Z

"Beyazların bu filme bir sanat yapıtı olarak bakmadıkları ve bu açıdan eleştirmedikleri ortada iken, bu kadar çok kırılgan bir filme bu kadar yatırım yapmak iyi niyetle açıklanamaz."


Uzunca bir süredir sinemaya dair yazmak istemiyordum. Zamanım elverdikçe sinema filmi, televizyon dizileri izliyordum; psikolojik, sosyolojik, ideolojik değişkenler içeren eleştirel analizler de yapıyordum, ancak bunları yazmak bana artık yük olmaya başlamıştı. Milyarlarca sinema-televizyon izleyicisine ulaşmak, "Bakın, size, toplumlarınıza şöyle şöyle şeyler yapılıyor, amaçları size ve hayatınıza zarar vermek; kendinizle, çevrenizle, toplumla, inançlarınızla yaşadığınız siyasi sistemlerle ilişkilerinizi 'subliminal' mesajlarla deforme etmek, sizi kaosa sürüklemek istiyorlar" demek istiyordum, ama bunun imkansız olduğunu biliyordum. Çünkü artık kendilerini kontrol edemeyecek derecede  'bağnaz-pastel-ilkesiz bir dünya' özlemiyle yanan milyarlarca hasta insan vardı.


Bir süredir yeniden yazmayı düşünüyordum; henüz doğan, bir süredir doğmuş olan ya da doğacak olan çocukların belki de benim yazdıklarıma, yazacak olduklarıma ihtiyacı vardı. 13 Şubat 2015'te vizyona giren Kod Adı: K.O.Z filmi yeniden başlamam için bir sebep verdi bana.

SA1163/KY1-CÇ100: Hiç Olmasaydı

"madem kurşun var hiç değil adres sorsaydı"

Bu şiir saflığını, masumiyetini korumak isterken  vahşice öldürülen genç kızlara ithaf edilmiştir.  

Kurşun hiç olmasaydı
Madem var hiç değil adres sorsaydı
Uzak dursaydı meleklerden çocuklardan
Uzak dursaydı yüreği sevgiden yana çarpandan

 ***
Madem kurşun var hiç değil adres sorsaydı
kapısını çalsaydı döktüğü kanla esrik olanın
ocağına düşseydi kan kusturanların
nefret ekip öfke biçenlerin yoluna çıksaydı

SA1162/SD220: The Messenger of Peace, İslamofobi ve Sinema Sanatı

"21. yüzyılda İslam'ın Doğuşu'nun hikayesini anlatırken, izleyicileri duygusal olarak da yakalayacak bir filme büyük ihtiyaç var"
Ramsey Thomas, Senarist, The Messenger of Peace, 2008



'İyi bir Film' izlediğimde, film bittiği andan itibaren birkaç gün filmin bendeki yansımasının ve etkilerinin tadını çıkarırım. Bu tad, filme yüklediğim anlamların çeşitliliğiyle kendisini süreklileştirir. Filmin çekim öncesi hazırlıklarını, film hakkında yapılan eleştirileri okumuş; filmin fragmanlarını izlemiş olsam da, filmi bizzat izlemeden karar vermek gibi bir alışkanlığımın olmayışı, izlediğim filmin tadını özümsememi kolaylaştırır. Aslında film vizyona girmeden eleştiri yapılmasını da etik bulduğumu söyleyemem. Eleştiriler olumlu ya da olumsuz olsun, fark etmez, nihâyetinde  bu eleştiriler izleyicileri başkalarının etkisiyle filmi izlemeye mahkum etmektedir. 

Senaryosu Ramsey Thomas tarafından hazırlanan ve Oscar Zoghbi yönetiminde çekilecek olan 'The Messenger of Peace' adlı Hollywood filmiyle ilgili haberi okuduğumda, bir burukluk hissettim.

14 Şubat 2015 Cumartesi

SA1161/ÇY4-DB37: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları - İtiraf 24

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers Testimonies

İtiraf 24


İsim: *** | Rütbe: Çavuş | Birim: Sınır Devriye | Bölge: Hebron

Hebron’da hatırladığım bir olay. O gün bizim üste Shabak (Gizli Servis)’tan birileri vardı. Hebron’daki birlikler en az savaş durumunda olanlardı. Orada Nahal ve paraşütçüler, bir de ben oradayken hala oluşturulan Lavi taburu vardı, biz en az savaşanlardık. Sonra bir gün üste bir sürü Shabakçı belirdi, bir şeyler döndüğünü görüyorsunuz. Ben bir silah-arama görevine gitmek istememden dolayı tabur komutanını  çıldırtıyordum. Sonunda onlarla birlikte gelmem için izin vermesi uzun zaman aldı. Sonuçta ben de orada başka bir kızdım, operasyon çavuşuydum. Biz orada  sadece iki kızdık.

SA1160/ÂA28: Batı Bloku'nda Derin Çatlak; Obama-Cameron & Merkel-Hollande

"Unutulmaması gereken en önemli şey ABD'nin her türlü araziye uyan bukalemun yapısı..."

Nostalji & Gelecek

ABD'nin Doğu Avrupa ülkelerine harıl harıl silah sattığı, Avrupa Birliği üyesi NATO ülkelerine savunma harcamalarını arttırmayı tavsiye ettiği, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa Kıtası'nda konuşlandırdığı Amerikan üslerinden işlevsiz olanları kapatıp Doğru Avrupa'da yeni üsler açmayı planladığı, Ukrayna'nın NATO bünyesine katılmasının tartışıldığı ve buna karşılık Rus Bombardıman uçaklarının İngiltere Hava sahasını ihlal ederek tehdit edici bir şekilde uçtuğu, Doğu Ukrayna'da  ayrılıkçıların daha ağır silahlarla savaşabilmesi ve moral güçlerinin artması için Rus askerî birliklerinin sınırlarda tanklarla desteklendiği bir anda, yani büyük bir savaşın başlamasından birkaç gün önce Hollande ve Merkel önce Kiev'e sonra Moskova'ya uçtular ve savaşı durdurdular.

Minsk'te de  ABD destekli Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko'nun homurdanmalarına, Putin'in 16 saat süren dörtlü görüşmede elindeki kalemi kırmasına rağmen 15 Şubat 2015'ten geçerli olmak üzere ateşkes sağlandı.

13 Şubat 2015 Cuma

SA1159/KY23-NN7: Nehir Nil Güney Asya'da: Hindistan & Nepal 1/ Delhi ve Tac Mahal

"Incredible India - İnanılmaz Hindistan... Ya çok seveceksin ya da nefret edeceksin"



Hindistan'a ilk seyahatime başlarken, kulağımda çok değerli bir büyüğümün bu sözleri yankılanıyordu. Teknik olarak yaptığım gezi hazırlığıma, bir de ruhi hazırlık eklemem gerektiğini anlamıştım. Nepal'i de içine alan tam 15 günlük yorucu bir seyahat beni bekliyordu.  Ve evet, seyahat sonunda yorulan sadece bedenim değil, ruhum da olmuştu. 

Hindistan'ın ülke reklamı sloganı 'Incredible India - İnanılmaz Hindistan'dır 


Gerçekten inanılmaz bir ülke.. Her detay o kadar karakteristiktir ki, bir Hollywood film setini hatırlatır..  Sanki her an birisi çıkıp 'kestik' diyecekmiş gibi. 

SA1158/TG96: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/15. Bölüm

     “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Bir ev vardı, Abu Sneina girişine bakan bir ev… O zamanlar Abu Sneina’da IDF birliği bulunmuyordu, şimdi ise var. Bölük komutanı ve ona eşlik eden iki kişi her hafta zırhlı araçlara binerek Abu Sneina’ya giderlerdi. Bir yol vardı, ilk önce yukarı doğru Abu Sneina’ya doğru çıkan, sonra yeniden aşağı Büyük Meydan’a inen bir yol. Bu zorlu bir devriyeydi. Yani demek istediğim; iki zırhlı araca binilir, yanlarında ekipmanlar ve bomba işlerine bakmak üzere bir bomba görevlisi bulunurdu.

SA1157/KY5-PT46: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf - Hakikat-i Muhammediyye

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

Hakikat-i Muhammediyye

O halde tasavvufçuların Allah'ın ilk taayyünü olduğunu söyledikleri Hakikati Muhammediyye inancı nedir?

Tasavvufçular onu şöyle tanımlarlar: "İlk taayyünle beraber olan zattır. Esmau'l-Hüsna'sı vardır ve Allah'ın ismi azamıdır." Görüldüğü gibi tasavvufçuların Muhammed'i, beşer (insan) ve resul değil, en üstün mertebelerinde ilahi zatın kendisidir. ed-Demirtaşî de şöyle der: "Hakikatlerin hakikati bütün mertebeleri kapsayan ilahi kemalli insani mertebedir. Hazratu'l-Cem', Ehadiyyetu'l-Cem' diye isimlendirilir. Daire onunla tamamlanır. Zatın yokluğunda (gaybinde) taayyun eden ilk mertebedir ve o Hakikatı Muhammediyye'dir." 

12 Şubat 2015 Perşembe

SA1156/KY24-CK1: 'Qum Şukri Qum'(*)

"İçine karıştığım kalabalıkta, Fransızca ve Arapça karışımı garip bir dil ile haykırılan sloganlar olmasa kendimi bir an Taksim veya Moda’da sanabilirdim."


İki yüz kişi civarında olduğunu tahmin ettiğim heyecanlı bir kalabalık, polisin kestiği ana caddenin tam ortasında bir miting yapıyor. Çoğu orta yaş üstü kitlenin tam çekirdeğinde heyecanlı bir grup genç var. Etraf kırmızı siyah veya kırmızı sarı bez afişler, flamalar ile donatılmış. Polisin aldığı abartılı önlemler hemen göze çarpıyor. Boydan boya şehrin en büyük caddesinin hemen hemen yarısını tamamen trafiğe kapatan bu mitingin gerek alan ve gerekse önlemler ile kıyaslandığında biraz garip görünüyor; devasa alanda bir avuç aktivist. Etrafta gezinen çoğu sivil ama ellerinde gürültülü telsizlerin olduğu polis oldukça kışkırtıcı.

Şükrü Beleyid; (26 Kasım 1964 – 6 Şubat 2013), Tunus’lu avukat ve siyasetçi. Demokrat Yurtseverler Partisi ve Tunus'ta ki laik-ulusalcı sol muhalefetin lideri olan Beleyid, 6 Şubat 2013'te evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

SA1155/SD219: "ruhun sonsuz ışıklı gözenekleri" /22.07.2006/ 521. patika

...doğa inanılmaz güzellikleriyle suya sarılı...
...su kendi yeşilinde cezbedici...
...suyun coşkun varlığına saygılı, ona meftun çılgın nebatat...
...ve insanlar...
...yarılmış tepeciklerin arasından süzülüp giden yol, yamaçları sıyrılmış tepelerin damarlarını/dokularını açmış insana...
...sıra sıra dizili katmanlarıyla tepenin yarılmış yamacı, inanılmaz bir sanat ile gözler önünde duruyor...
...farklı boyutlarıyla her biri kendi sıralarında duran taşlar..
...aralarına sıkıştırılmış toprak...
...en önemlisi, tepenin dışında görünen herhangi bir yerde o kaya/taşların benzeri yok...
...nereden geldiler, nasıl geldiler ve onları kim ustalıkla duvar gibi ördü?...

11 Şubat 2015 Çarşamba

SA1154/YB25: Gelişmişlik Yanılgısı / Sınanmış Renkler 25

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Yirmi birinci asrın insanı, yirminci asrın arsız ve ahlaksız insanından devraldığı ilkesizliği, sınırsızlığı doğasının ısrarlı redleriyle karşılıyor olsa da, normalleşmiş sınırsızlıkların kıskaçlarından kurtulamıyor."

İnsanın, çocukken, o masum yüzüyle orantılı olarak gördüğümüz içine baktınız mı hiç? Bu aralar ayrım yapmaksızın 'İnsan'a bakıyorum. Belki zamanın bana kazandırdığı en iyi şey bu; çoğunuz bakar geçersiniz, ama ben artık bunu yapamıyorum. Her insan yüzü beni kendisine bakmaya zorluyor, yüzünden ruhuna bakıyorum. Çocukluktan ergenliğe, oradan da yetişkinliğe sürüklenen insan tüm özgeçmişini yüzünde taşır; bakabilirseniz görürsünüz.

İnsan'a bakmak neden önemli? İnsan'ı anlamak neden önemli? Hepimiz insanız çünkü, anlaşılmak isteriz; anlaşılmak ve nedenlerimizin içine saklanan açıklamalarımıza, bahanelerimize hoşgörü ile bakılsın isteriz. Bu bilir misiniz, bilmem; ama çok hüzün verici bir şey. İnsan'ın anlaşılma ve mazur görülme ihtiyacı gerçekten ne kadar zayıf yaratıldığımızı göstermesi bakımından hüzün verici. O kibirli benlik güdülerinin ne kadar zavallı kaldığını görüyorsunuz.

SA1153/KY1-CÇ99: Korkuyorum

"Gitmeye korktuğum oda dün bıraktığım gibi. Dün nasıl bırakmıştım? Dün nasıl bıraktım odayı?"


Adım adım çıldırının pençesine doğru gittiğimi görüyorum. Yapacak bir şey yok. Engel olamayacağım apaçık. Ürküyorum. Korku da var belki ve fakat daha çok ürküyorum. Çıldırının soğuk nefesini bütün benliğimle bedenimde duyumsuyorum. Her şey o kâbustan uyanınca başladı. Kışın ortasında sıcak olmayan yatak odasında terden sırılsıklam uyandım. Zangır zangır titriyordum. Korkudan! Gördüğüm kâbusta yaptıklarımdı korkutan. 

İçimde bir canavar vardı. İnsan postuna bürünmüş bir canavar. Acımasız, karanlıkta ışıl ışıl parlayan kan kırmızısı gözler. Damarlarımda dolaşan kan donmuş ve bedenimden sımsıcak ter boşanmıştı. Terin bir insanı uyandıracağını o zaman öğrendim. Kendi gözlerimin korkunçluğu bedenimi tere boğup uyandırmıştı. Korkularınız, beklentileriniz, beğenileriniz, kaygılarınız sizi ele vermiyorsa başka ne ele verebilir ki?

SA1152/KY9-NK47: Merhamet, Acımak, Carlos Fuentes, Saramago

"Bize insan olmanın güzelliğini, merhamet ve sevginin, sevgi ve şefkatin tanımını her seferinde büyülü kelimelerle tekrar tekrar yapan ve tekrar tekrar kalbimize kazıyan edebiyatçılar öldüğü zaman benim de içimde bir dal kırılıyor, dünyanın biraz daha öksüz kaldığını düşünüyorum…"


Acımak ve merhamet etmek; bu birbiriyle karıştırılan hissin arasında aslında o kadar büyük uçurum var ki; çok küçükken keşfetmiştim bunu. Acımak son derece uçucu bir şey, bir anda karşınıza bir dram çıkar, üzülürsünüz, acırsınız sonra arkanızı dönüp uzaklaştığınızda o his de kaybolup gider, hemen terk eder sizi, içinizdeki acımanın yolculuğu o kadar kısacıktır işte.

Merhametse Allah’ın c.c kalbe bahşettiği ettiği bambaşka bir haslet, ona sahip olan insanın müthiş bir kalbi vardır müthiş. Temas halinde bulunduğu her şeye merhamet eder, değiştirir, dönüştürür, güzelleştirir, serinlik saçar… Ve merhamet gözüyle baktığı için de karşılaştığı meseleleri her gittiği yere kalbinde taşır; Allah’tan c.c yardım ister ve O’nun rızası için bir şeyler yapar; merhamet eder, merhamet onu terk etmez, bu yüzden de hayırlı işler merhametli insanların eliyle vuku bulur. Böyle şeyler işte…

10 Şubat 2015 Salı

SA1151/SD218: Bir Ahmedinejad Analizi

"Türk milleti karşısında konuşurken oturarak konuşamam. Türk milletine saygım çok büyük, oturarak onlara seslenemem"
 Mahmud Ahmedinejad, 6. İran Cumhurbaşkanı, 10.02.2015


Dünya yeniden şekilleniyor. Ve bu şekillenme I.ve II. Dünya Savaşları öncesinde yaşanan şekillenme sancılarından çok daha farklı bir bunalımın sancılarını yaşıyor/yaşatıyor. İnsanlık tarihinin ilk ve tek vizyonsuz şekillenmesi gibi görünse de bu şekillenme, bilgi, güç ve ideoloji çatışmalarıyla yaşanan bir şekillenme değil. Demografik unsurların egemen stratejistleri baskı altına almasıyla başlayan ve alışılagelmiş kapitalist argümanların tıkanmasıyla da zirveye çıkan bu büyük insanlık bunalımı, insanları ve ülkeleri yeni şekillenmenin merkez motor ülkelerinin hızla değiştiği ve çeşitlendiği bir çalkalanmaya doğru çok yüksek bir hızla itiyor. İnsanlık çok ciddî bir tehlikeyle karşı karşıya.

Amerika Birleşik Devletleri’ni dış politika parametrelerini tamamen değiştirmeye ve diğer ülkelerle eşite yakın ilişkiler geliştirmeye zorlayan, İngiltere’yi milletvekili maaşlarını tartışmaya mecbur bırakan, Rusya’yı diktatörlük özellikleri hızla artan bir toplumsal teslimiyete sürükleyen, Avrupa Birliğini Almanya ve Fransa’nın ulusalcı çıkarlarını koruma politikalarına mahkûm eden ve sayılan ülkelerin peyki konumundaki ülkeleri kimi zaman demokratik, kimi zamanda totaliter nitelikleri artan ülkeler olmak gibi iki seçenekle baş başa bırakan bu büyük insanlık bunalımında iki önemli ülke Türkiye ve İran insanlık için çok önemli bir yerde, önemli sonuçlar doğuracak merkezler olarak büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar. 

SA1150/TG95: "Çocuğunuz Bir Terörist mi?"

"Her ne kadar Beyaz Saray tarafından Şiddet içeren Aşırılıkçılıkla Mücadele’nin hiçbir özel gruba yönelik olmadığı noktasında ısrar edilse de, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi tarafından hazırlanan rehberde sadece Müslüman toplumdan elde edilen örnekler yer alıyor."

ABD Hükümetinin Aşırılıkçılık Riski Taşıyan Ailelere Yönelik Araştırması
-Is your chıld a terrorıst? U.s. government questıonnaıre rates famılıes at rısk for extremısm-

Siz, aileniz veya içinde bulunduğunuz topluluk aşırılıkçı görüşlere sahip olma tehdidi altında mısınız? 

The Intercept tarafından ele geçirilen gizli bir belgeye göre, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi tarafından gerçekleştirilen bir ölçüm sisteminin en önemli amacı bu riski belirlemek.

Ele geçirilen belge -ve ölçüm sistemi- Şiddet içeren Aşırılıkçıkla Mücadele için geliştirilen daha geniş kapsamlı bir stratejinin parçası. Bu stratejiye bağlı olarak yerel toplum ve dini liderlerden kanun güçleri ve diğer hükümet kurumları ile işbirliği yapması isteniyor. Beyaz Saray bu yaklaşımı dünya çapındaki terör saldırılarına karşı verilen yanıtın çıkış noktası haline getirmiş bulunuyor. Paris’te gerçekleşen saldırıların ardından, bu kapsamda 18 Şubat tarihinde Şiddet içeren Aşırılıkçıkla Mücadele için uluslararası bir zirve gerçekleştirilecek.

SA1149/KY20-MEK12: Başkanlık Fikri ve Adil Yönetim

‘…Ey yeşil sarıklı ulu hocalar
bunu bana öğretmediniz!?
hükümdarların hükümdarlığı için halka yalvardığı
ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
bunu bana söylemediniz!...’ 
Sezai Karakoç

Etrafa bakın lütfen.
Sağınıza solunuza bakın.
Eskisi kadar büyük ve uzak değil dünya,
Her hangi bir yol ile,
Kağıtlara çizili,
Ya da bilgisayar ortamında uydular marifeti ile dünyamızı her köy ve kasabası ile, her cadde ve sokağı ile capcanlı gösteren haritaları serip önünüze dikkatle bakın,
En demokratik olanından en zorbasına insanın ulaştığı yönetebilme becerisine, geliştirebildiği siyasal aygıt ve teknolojiye bakın, hepsi insanın gemlenemez hırsına tabidir.

Seçkin Deniz Twitter Akışı