4 Temmuz 2026 Cumartesi

SA12055/SD3834:Sıkıntı (Roman); 15. Bölüm-Hava 15

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 "Karımı ve çocuklarımı teselli etmiştim, ama içimde kopan fırtınalara söz geçiremiyordum; çocuklarımızı korumak için çok daha büyük işler yapmamız gerekiyordu."


Amerikalı Albay Banach’ın Sanal Savaşın ilk mimarı olduğunu düşünmüyordum; Adem’le karısının, bilişsel davranışlarının sömürülmesini ve gerçekleşmesini sağlayan duygusal ilk eşleşme ânına kadar uzanan kökleri ile aldatma olgusu, tek başına bir insan tarafından tasarlanamayacak ve yönetilemeyecek kadar büyük, çok boyutlu ve katmanlı bir sistemdi. O ve benzerleri ancak kendilerine öğretilen bu sistemin geliştirilmesini, güne uyarlanmasını ve sürekliliğini korumasını sağlayabilirlerdi.

Albay’ın analizinde gördüğüm korku dikkat çekiciydi; Samirîler, kanlı Amerikan yüzyılının sona erdiği bugünlerde insanlık ailesi karşısında yaklaşık iki yüz yıldır sahip oldukları ve acımasızca kullandıkları büyük güçlerini ve etkilerini kaybetmek üzere olduklarının farkındalardı ve paniğe kapılmışlardı. Tekelleri dağılıyordu, rakipleri artan fiziksel güçleri ile dünyanın tek güç merkezine baskı uyguluyorlardı:

“Ne yazık ki ABD savunma kuruluşu, Rusya, Çin ve birçok terör örgütünün yaklaşık yirmi yıldır büyük bir başarı ile neleri kavradığını ve işlediğini göremiyor ve anlayamıyor. Çok sayıda yerli ve yabancı aktör, ABD tarihinde tarihi bir dönüm noktasının merkezinde yer almaktadır. Birçok tehdit unsuru, Sanal Savaş ile fiziksel savaş arasında var olan diyalektiğe hakim oluyorlar. Bu, ABD topraklarında Sanal Savaşın manipülatif yabancı ve yerli ajanlar tarafından yürütülmesini içeriyor. Bu gerçeklere rağmen, fiziksel savaş hâlâ Savunma Bakanlığı için savunma hazırlıklarının kalbinde yer almaktadır. Sanal Savaş hazırlıklarında harcanan para miktarı, fiziksel savaş harcamalarına oranla çok azdır.”

ABD gibi SSCB-Rusya, Çin ve birçok terör örgütü, Samirîlerin egemenlikleri için kurulmuş milyarlarca insanı baskı altında tutan basit araçlardı, buradaki temel sorun kardeşler arasındaki kıskançlıktan ve tekelin dağılmasından başka bir şey değildi.

Banach’ın fiziksel savaşa odaklanan ABD yönetimine sanal savaştan vazgeçmemesi için yaptığı tespitler ve ısrarla vurguladığı tavsiyeler, normal, sağlıklı ve iyilik merkezli çalışan bir aklın ürünü olamazdı; bu aklın sadece Amerikan hegemonyasının sürmesi için çalıştığı da söylenemezdi. İnsanları aldatmaktan daha çok doğrudan öldürmeyi tercih eden Pentagon'un ürettiği riski yönetmeye ve istediği gibi yönlendirmeye çalışıyordu Albay:

“Sanal Savaş bir gerçekliktir, benzeri görülmemiş güçlü bir durumdur ve buradadır. Sanal Savaş yeryüzündeki yaşamın her yönünü değiştiriyor. ABD savunma topluluğundaki operasyonel sanatçı, nesiller arası savaşın topoğrafyasındaki değişiklikleri görmeyi ve anlamaya çalışmaktadır. Bugün Savunma Bakanlığı- Pentagon (DoD) içindeki liderler, onları Sanal Savaş yoluyla tüketen “insanlık devrimi”ni anlamıyorlar. Bu nedenle, 11 Eylül'den bu yana ortaya çıkan sonuçlara göre, güncel olmayan bir güvenlik paradigmasına kurumsal olarak bağlı kaldık. Bu, mahkemeye verilmiş Billy Mitchell'in askeri profesyoneller nesline benziyor. 1925'te, İkinci Dünya Savaşı'ndan kısa bir süre sonra ABD Hava Kuvvetlerine ne olacağı konusunda yenilikçi fikirlerini (Harp divanındaki suçlamalara göre) asil bir şekilde dile getirdiği için yargılandı. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki güvenlik uzmanları, Sanal Savaş'ı anlamadılar ve onu, egemenliğimize karşı en büyük tehdit olarak tanımlamadılar. Savaş-arası dönem ile II. Dünya Savaşı dönemi arasındaki fark, ABD Ordusu Genelkurmay Başkanı General George C. Marshall'ın zaman içinde “askeri işlerdeki devrimi” tanıması ve doğru dönüşümsel ayarlamaları yapmasıdır.”

Sanal Savaş, yani insanları aldatmak askeri bir işti, ABD yaklaşık yüz yıldır sanat olarak tanımlanan bu savaş türünün kendisine sağladığı avantajları kullanıyordu, aldatma sanatının direktörleri bu avantajı kaybetmemek için de çırpınıyorlardı:

“Kısacası, ABD ulusal güvenlik teşebbüsü, eski ve çok daha az kuvvetli bir fiziksel savaş paradigmasında, daha güçlü bir Sanal Savaş yaklaşımına uymaya çalışıyor.” diyordu Albay Banach. “ABD ordusu günümüzde neler olup bittiğini ABD süvari şefine, ABD Ordusunun son teknoloji mekanize Louisiana Manevraları'nda atlı süvari filolarını tanıtması için soruyor. 1940 ve 1941'de de olduğu gibi, tıpkı atın bir tanka ayak uyduramaması gibi, Fiziksel Savaş paradigması hiçbir zaman Sanal Savaş paradigmasının dışına çıkmayacaktır. Bugün ulusal savunma sanayi üssünün büyük bir kısmında mevcut olan bilişsel uyumsuzluk, ABD'ye ve küresel güvenliğe zarar vermektedir. Siber operasyonlar ve bilgi operasyonları, mükemmel silolarda yürütülüyor ve bugün askeri alanda planlamalar yapılıyor, ancak pratik uygulamalara daha sonrada geçiliyor. Ulusal Sanal Savaş politikası, stratejisi ve öğretisi - savaşın ve sanal savaşçılık işlevlerinin sanal ilkelerini içerecek şekilde - dünyada ve ülkemizde neler olduğuna bağlı olarak tartışılmalıdır.”

Sosyal medya ve yapay zeka üreten Amerikalı, ancak özellikle Yahudi kökenli Amerikalı özel teknoloji şirketlerinin desteklenmesi için çabalıyordu Amerikalı şeytan; Big Tech şirketlerinin sahiplerine baktığımda görüyordum bunu:

“Yaşam tarzımızı sürdürmenin ilk adımı, karşımıza çıkan sorunların içinde bulunduğu karmaşık sistemi adlandırmak ve tanımlamaktır. Bir sonraki adım, geçmişte yaptığımız gibi, cumhuriyetimize yönelik tehditlerin üstesinden gelmek için özel sektörümüzü barışçıl bir şekilde harekete geçirmektir. ABD özel sektörü, şu an meşgul olduğumuz global Sanal Savaş'ı kazanabilir ve bunu çok hızlı bir şekilde yapabilir. Asıl mesele, özel sektörümüzü devrimci uyarlamalar yapacak şekilde harekete geçirilmesi gerektiğidir. Büyük değişiklikler, bir sisteme enjekte edilecek çok büyük miktarda enerji gerektirir ve normalde bu tür değişiklikler ülkemizde büyük bir olumsuzluk meydana geldikten sonra mümkündür. Yaşadığımız Sanal Savaş, formlar, işlevler ve kendi mantığı içinde sinsidir. Sanal Savaş, ekosistemimizi alarma geçirecek veya değişime neden olan zorlayıcı bir ihtiyaca yol açacak şekilde dramatik bir şekilde rahatsız etmiyor. Bir ocakta kaynayan bir su kabındaki kurbağa metaforunu düşünün. Sıcaklık her seferinde sadece bir derece değişiyor. Çok geçmeden, kendisini bekleyen tehlikeden habersiz kurbağa yok olacak.”

İnsanları, aldatılarak yok edilecek farkında olmayan birer kurbağa gibi görüyorlardı. Sinema, televizyon, Sosyal Medya, Yapay Zeka ya da oyun sektörüne pasif oyuncu/ tüketici formunda dahil ettikleri kurbanları yetişkin ya da çocuk diyerek ayırmadan hedef olarak belirliyorlardı. Tek amaçları vardı; kurbanları arasında sıradan Amerikalılar bile olsa kendileri dışındaki bütün insanların farkındalığını yok etmek ve kendi egemenliklerini sürdürmek.

“Amerika Birleşik Devletleri, savaş sektörünü özel sektörü de içerecek şekilde yeniden yaratmalı. Stratejik öğrenme sistemlerimizi, yeniden yapılandırmak ve sınırların ötesinde düşünmek, hem fiziksel hem de sanal alanda hem ulusun savaşlarını kazanmak olarak tanımlanan sistem uygunluğunu sağlayacak şekilde, hem de yeniden yapılandırmak esastır. Politika ve strateji geliştirme için yeni yönetim ilkeleri yaratan ikili ve üçlü döngülü öğrenme etkilerinin üretilmesi, ülkemizin muhalefet sistemimizle ilgili beklenti duruşunda konumlandırılması açısından çok önemlidir.”

Bu bir sanattı, Şeytan’ın sanatıydı:

“İstenen psiko-motor etkinliğini sağlamak için ulusal ve küresel duygusal ve bilişsel davranış kalıplarını şekillendirme sanatında ustalaşmalıyız. ABD ordusunun normal eğilimi, süreç merkezli tek döngülü öğrenme görevi yürütme sürecine girmektir. Değerlendirme temel olarak öğrenme ile ilgilidir. Öğrenebilme yeteneği kontrol ettiğimiz tek şeydir. Kamu-özel sektör sınırlarında nasıl yapılandırıldığımızı öğrenmek Sanal Savaş'taki tek rekabet avantajımızdır.”

Sistematik düşünek benim işimdi, Banach’ın bahsettiği sanatı çok iyi anlıyordum, ancak bu gözü dönmüş yaratıkların zihinlerinin işleme biçimini fark ettiğim için içim daralıyordu.

Kullanılan her bir sözcüğün cümledeki diziliş yerinin bile çok önemli olduğu bir metni okuyordum ve yorumluyordum. İnsan bu kadar kötü ve aşağılık olamazdı; olabilmesi için ruhunu şeytana satmış bir Samirî olması gerekiyordu.

Karımı ve çocuklarımı teselli etmiştim, ama içimde kopan fırtınalara söz geçiremiyordum; çocuklarımızı korumak için çok daha büyük işler yapmamız gerekiyordu. Bekçiler kaygılarında haklılardı. 



<<Önceki                      Sonraki>>


[03.07.2026, 15/31 (1127))]


Seçkin Deniz, 04.07.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

  

Seçkin Deniz Twitter Akışı