3 Şubat 2015 Salı

SA1133/SD212: "karma aşı" /25.07.2006/ 523. patika

...aşılandın oğul...
...bebeliğinin son karma aşısıyla iğnelendi sol kolun...
...onlar bedenini aşıladılar...
...endişeliyiz...
...biz de ruhunu hastalıklara karşı aşılayabilecek miyiz?...
...ateşin vardı, yarı ölü mikroplara karşı savaşırken sen...
...onları tanıyacaktın...
...onlarla çok sonra savaşmayı şimdiden öğrenmek için...
...yine biz, ruhunda olanlarla savaşabilmen için, sana gerekli olanları verebilecek miyiz?...
...karşılaşacağın meselelerle nasıl başa çıkacağına dair zihninde sağlıklı bir iz kalacak mı?...
...bitkindin...
...gelecekte ne kadar bitkin olacağına dair bir fikrin yok, şimdi...

2 Şubat 2015 Pazartesi

SA1132/KY20-MEK11: Rishi'ye Ne Oldu?

"Akıl almaz acılar içinde Kongo’nun derelerinde, çamurlu sazlıklarında saygısızca ve daha canları bile çıkmadan ölüme savrulan Rishi...  Rishi ve 20 milyon Kongolu akranı, akrabası, arkadaşı..."


Bizim kuşak için kölelik kavramı nispeten canlı bir kavramdır. Televizyonun henüz tek kanal olduğu yıllarda, 1977 yapımı The ROOTS Türkiye’de Kökler adı ile yayınlandı. Neredeyse soluksuz izlediğimiz o dizide Kunta Kinte kahramanımızdı. Batılı beyaz adamın sınır tanımaz ahlaksızlığı, vahşeti ve zulmü o dizi sayesinde adeta bizim kuşağın zihnine kazındı.

İnsanların davarlar gibi alınıp satılabileceği, doğurdukları çocuklar dahil her şeyleri ile sahiplerinin malları oldukları, sahipleri isterse uzuvlarını kesip kadınlarına tecavüz haklarının olduğu akıl dışı bir dünyadan bahsediyorum. Ontolojik olarak modern insanın köleyi kavrayabileceğinden gerçekten kuşkuluyum.

1 Şubat 2015 Pazar

SA1131/KY18-ABK3: Bir Cehalet Çatışması

"Görünen o ki, bugün ortalama bir Avrupalı'nın, hatta kimi Müslümanlar'ın, İslam'ın bugünkü Avrupa'nın yükselmesinde oynadığı roller hakkında hiçbir fikirleri bulunmamaktadır."


Geçtiğimiz Ekim (2014) İspanya, Endülüs'teydim. Hayatımdaki en güzel tecrübelerden biri olarak sayabileceğim bu seyahatimin detaylarını Daily Sabah okurları ile paylaşmak için sabırsızlanıyordum. Fakat bir türlü kağıda dökmeyi başaramadım. Ta ki eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy mizah dergisi Charlie Hebdo'ya yapılan saldırı hakkında fikir beyan edene dek. 


Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Charlie Hebdo saldırısını 'medeniyete karşı ilan edilmiş bir savaş' olarak nitelendirdi. Ancak bu bir 'medeniyetler çatışması' değil, aslında gayr-i meşru bir terörizm ve şiddet vasıtasıyla tecrübe ettiğimiz bir cehalet çatışmasıdır.

SA1130/ ÇY4-DB36: ABD Senatosu'nun CIA İşkence Raporu 5

 “Yöntemler, tümüyle ve nihai olarak âdildir” 
Dick Cheney, CIA İşkence Programı'na onay veren ABD Devlet Başkanı George Bush’un yardımcısı 

"CIA yetkililerinin büyük bir çoğunluğu kurallara uygun hareket etti. Onlar, uluslarına hizmet kapsamında ne yapmaları gerektiğini söylenilenleri yaptılar" John Brennan, CIA Direktörü, 12 Aralık 2014

"Bunlar, Amerika’nın dünyadaki duruşuna da ciddi zarar verdi. Bu nedenle, bu yöntemlere bir daha asla başvurmamamız için Başkan olarak yetkilerimi kullanmaya devam edeceğim." ABD Başkanı Barack Obama, 9 Aralık 2014

“CIA tarafından 11 Eylül sonrasındaki yıllarda kullanılan acımasız sorgulama teknikleri esasen yararsız ve gizli servisin Kongre’ye ve kamuoyuna söylediği gaddarlıktan çok daha fazla” CIA İşkence Raporu'ndan

USA Senate CIA Torture Report 5
ABD İstihbarat Senato Seçme Komitesi
Merkezi İstihbarat Biriminin Tutuklama ve Sorgulama Programı Komite Çalışması

Komite aşağıdaki bilgilere ve bulgulara ulaşmıştır.

#17: CIA personelini ciddi ve belirgin ihlaller, uygunsuz faaliyetler, sistemik ve bireysel yönetim başarısızlıkları konusunda nadiren sorumlu tuttu ve cezalandırdı.

CIA politikalarını ihlal eden veya kötü performans gösteren CIA görevlileri ve sözleşmeli personel yaptıklarından nadiren sorumlu tutulmuş ve nadiren pozisyonları değiştirilmiştir. CIA tutuklularının yaralanması ve ölümü, kişilerin yasal standartlara uymadığı halde tutulması, CIA tutuklularına yetki alınmadan sorgulama teknikleri uygulanması ve CIA’in program konusunda yanlış bilgiler vermesi gibi belirli olaylar uygun,etkili veya iyileştirici eylemlerle sonuçlanmamıştır.

SA1129/TG90: Eski Batılı Seçkin Asker Koalisyonu: IŞİD'ın Sonradan Müslüman Olmuş Emirleri

"En çok endişe verici olan şey IŞİD'in içinde Fransa'nın seçkin Birinci Deniz Piyade Paraşüt Alayı'ndan eski askerlerin bulunmasıdır" The Telegraph


Sonsuz Ark'ın Notu: 
Suriye ve Irak'ı kana bulayan, İslam'ın umut vaat eden profilini vahşice kesilen kafalarla, insafsız infazlarla dolduran, müslümanları ve İslam'ı şiddete entegre etmeye çalışan bir planın parçası olarak IŞİD'in liderleri çoğunlukla eski(!) Fransız, İngiliz, Amerikalı, Kanadalı, Yeni Zellandalı, Avusturalyalı profesyonel paralı askerlerden oluşmaktadır. Bu paralı askerler, söz konusu ülkelerin oluşturduğu savaş koalisyonunun Irak ve Afganistan'daki müslüman katliamlarında  yer alan, psikolojik çöküntüler yaşayan ve çoğunlukla uyuşturucu müptelası olan eski askerleridir. Batı, her biri kendi ülkeleri için yürüyen canlı bomba olan bu eski askerleri ve yerel unsurları kullanarak müslüman toprakları kan gölüne çevirmiş ve üretilen algı stratejileriyle tüm dünyada müslümanlara yönelik cadı avı başlatılmasını sağlamıştır. Aşağıdaki haber ve bu haberin içeriğine benzer haberler  Batılı ülkelerce görmezden gelinmekte ve neredeyse inkar edilmektedir. Bu haber kirli stratejinin fotoğrafının artık saklanamadığını göstermektedir. Seçkin Deniz, 01.02.2015
***
IŞID'in İçindeki Fransız Askerleri
A dozen French soldiers joined ISIS: ministry

Fransa'nın savunma kaynaklarınca yapılan açıklamaya göre IŞİD için savaşan yüzlerce Fransız radikalin arasında yer alan 10 civarında eski Fransız askeri, ayrılıkçı grubun saflarına katıldı.

31 Ocak 2015 Cumartesi

SA1128/AŞ58: Erdoğan'ın Sırtındaki Vebal

"Erdoğan'ın sırtındaki vebal hem gücünü arttırıyor hem de zayıflatıyor, Erdoğan bunu asla unutmamalı..."


Söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Her kaotik problemi aştığımızda biraz daha serinkanlı bakarız olaylara diye ummuş olmamın verdiği bir sıkıntı mı, bilmiyorum. Ne Gezi Terörü'nde bu kadar sıkıldım, Ne 17-25 Aralık Darbe Girişimi'nde. 30 Mart Yerel Seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Seçimleri beni zerre kadar tedirgin etmemişti. Türkiye onurlu bir yolculuk yapıyordu ve bu onurlu yolculuğun kesintiye uğramasını ya da sona ermesini isteyen yerli-yabancı saldırganlar vardı. Farkındaydım ve bu farkındalığın verdiği özgüvenle sonraki günlere dair iyimserlik biriktiriyordum. Ama şimdi, şimdi ciddi bir şekilde tedirginim.

Nasıl tedirgin olmayacağım ki? Eleştirilerin dosdoğru algılanmadığı bu derin ayrışma ve karmaşa zamanlarında söylediğim, söyleyeceğim her sözün önünü, arkasını tek tek izah etmek zorunda kalıyorum. Doğru sözlü olmak  zorunda olan, hüsn-ü zanna odaklanmış  bir müslüman zihninin üreteceği eleştirileri, "Ben tasnif dışındayım, eleştirilerim hepimizin hayrınadır" diyerek izah etmek zorunda kalması kadar kötü bir ahvâl olabilir mi?

SA1127/KY1-CÇ97: Hesaplaşma

"Şu anki  gözyaşlarının anlamını bile bilmiyordu. Bir el, görünmeyen bir el gırtlağına sarılmıştı sanki."

(Lütfen öyküyü okurken kısık sesle dinleyiniz)

Derinden Münir Nurettin Selçuk’un sesi geliyordu:

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul”

Demek Mahir bey içerdeydi. Ve kapıyı çaldığını duymamıştı. Bir daha var gücüyle asıldı tokmağa. Ve kuş sesli zilin tuşuna uzun uzun bastı. Ya uyuyordu ya da duymazlıktan geliyordu. Sık sık yapardı Mahir bunu.

Öfkeliydi İlhan. Mahir’i severdi. Pek severdi hem de. Birlikte büyümüşlerdi. Taa ilk okuldan lise sona kadar aynı sınıfta okumuşlardı. Ve her sabah –cumartesi Pazar hariç- bu eve gelir Mahir’i uyandırır okula götürürdü. Kendisi okula gitmediği gün Mahir’de gitmezdi. Bu da pek ender olmuştu.

SA1126/KY9-NK45: Geldiler...

"Ben başkalarını ararken annemle babam aradı İstanbul'dan: "Çocuklar döndü ama biz şimdi onlara nazar değmesin diye okumaya devam ediyoruz" dediler."


Çok şükür neredeyse iki aydır beklediğimiz kardeşlerimiz Suriye'deki esaretlerinden kurtuldular ve vatanlarına kavuştular; insan olanlar, vicdan sahibi olanlar, göğüs boşluğunda gerçekten bir kalp taşıyanlar çok ama çok sevindiler. Ben, Atila ve Afak'da bu kalp taşıyanlar arasındayız elbette:)) Ayrıca çocuklardan iyi haber aldığımda ağrılarımın da biraz geçtiğini hissediyorum baştan beri...

Sevinçten kimi arayayım, kiminle konuşayım şaşırdım doğrusu. En doğrusu merak eden herkese telefon açmak diye düşünüp aklıma gelen bütün dostlarımızı aradım. Saliha'yı aradığımda ilk önce cevap vermemişti. Meğer Hamit için tişört almaya çıkmışlar:)) Harika!

30 Ocak 2015 Cuma

SA1125/KY23-NN5: Nehir Nil Suriye'de; Savaş Kurbanı Bir Tarih

"Kendimi bir Suriyelinin yerine koyuyorum. Ya bir ülkede mültecisin, ya ülkende kafana her an yağacak  bombaları bekliyorsun, ya mezardasın veya mezarsız yok olup gitmişsin."

 Şam Emevi Câmii

Aslında bu yazımda size Kahire yazımın devamı olarak Yukarı Mısır, Nil Nehri ve Kızıldeniz'i anlatacaktım. Ama gelin görün ki; gördüğüm yıkık dökük bir Halep resmi beni darmadağın etti ve birden içimden Mısır'ı bırakıp, Suriye'yi anlatmak geldi.

Duygunuzu katacağınızı hissettiğiniz yazılara başlamak ve bitirmek çok daha kolay oluyor. Tıpkı Mısır gibi Suriye için de anlatacak bir dolu anım var aslında.

Suriye.. Bizim bahtsız komşumuz... Önceleri, yıllarca Hafız Esad denen bir tiranın ayakları altında ezildin. Sonra tam her şey düzeldi derken alçak bir iç savaşa seni halkından söküp aldı. Birbirimize bu kadar yakınken, politika denen illet ne kadar da uzak tuttu seni bizden. Ve evet tam yakınlaşmışken, yine ansızın mazide yok olup gittin. Allah bizlere, emanetin olan halkına en iyi şekilde ev sahipliği yapacak maddi ve manevi gücü verir inşallah. Tünelin ucu henüz görünmese de, Allah'tan ümidimizi kesmiyoruz elbet... Dualarımız daima seninle...

SA1124/TG89: ABD’nin Gizli Terörist İzleme Sistemi- II

"Kasım 2013 itibarıyla Terör Gözlem Veri tabanında yaklaşık 700.000 kişi bulunmaktadır."

BARACK OBAMA’S SECRET TERRORIST-TRACKING SYSTEM, BY THE NUMBERS

Sayılarla Gözlem Listeleri

Belgelerde, hükümetin “TIDE sistemine ulusun teröre karşı mücadelesi için sadece gerekli olduğu kadar kişiyi ekleme” amacını güttüğü vurgulanmaktadır. Listeye her gün yüzlerce isim eklenmesi sebebiyle gözlem listesi ile ilgili rakamlar ancak anlık bir veri anlamını taşımaktadır. 

Ulusal Terörle Mücadele Merkezi tarafından Ağustos 2013’te hazırlanan ve “Rakamlarla TIDE” başlığını taşıyan bir slaytta, Obama yönetimi gözlem listesinin kapsam ve amaçlarından bahsedilmektedir. “Yaklaşık” rakamların kullanıldığı belirtilen belgede 680.000 kişinin gözlem listesinde bulunduğu ve daha geniş bir TIDE veri tabanında yer alan 320.000 kişinin de izlendiği ifade edilmektedir. Ağustos 2013 tarihi itibariyle 5000 Amerikalı gözlem listesinde yer alırken 15.800 kişi ise TIDE sistemi kapsamındadır.

SA1123/ ÇY4-DB35: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları - İtiraf 22-23

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers’ Testimonies

İtiraf 22

İsim: *** | Rütbe: Çavuş| Birim: Sachlav | Bölge: Hebron

Bizim kızlar yelpazenin her iki tarafında, oldukça kutuplaşmıştı. Bazıları : “Yeter artık, ben savaşçı değilim, sekreter olmaya daha uygunum.”  diyerek açıkça bunu söylüyorlardı ve oldukları şey de buydu. Şoför olarak tekrar atanmış bir tanesi vardı, bölüğün jipini sürüyordu. Nöbet tutmuyordu, kimse de ona karışmıyordu, sürekli jipin içinde komutanlarla birlikteydi. Diğerleri psikopata bağlamıştı, hatta erkeklerden daha sert, daha kötü olmuşlardı.

29 Ocak 2015 Perşembe

SA1122/SD211: "aklın derin mavilikleri" /27.07.2006/ 524. patika


...zekâ'nın çekip yücelttiği insanlar...

...aklın derin maviliklerinde gezindiklerinde...
...nefsin keskin karanlıklarından kurtulmuş değildirler...
...kendi dairelerinde, kendi bilgileriyle kendi zekâlarını sürükleyenlerle aynı çarka tabi oldukları hâlde, onlar diğerlerinden farklıdırlar...
...zekâ'nın dürttüğü aklın, sonsuz evren ile sonsuz bilgi içinde insanı yüceltmesi ne kadar kesinse, yücelmeyle doğru orantılı olarak nefsin karanlıklarının o denli net ve acımasız olduğu da kesindir...
...o insan ki; yüceldikçe nefsinin en suflî istekleriyle basitleşir...
...ortalama ömrü, ortalama değerler ve eylemler arasında geçip giden bir insanın, nefsinin keskin karanlıklardan ziyâde, grilerle resimlendiği bellidir...

SA1121/KY5-PT43: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ A-Nazarî Tasavvuf- Tasavvuf Şeyhleri ve Kerametleri

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***


Şeyhleri Tanrılaştırma ve Onlara Kulluk Etme:

Tasavvufçuların İslâm'dan en fazla saptığı konulardan biri de, şeyhlerini Allah'tan başka tanrı gibi görmeleri veya göstermeye çalışmalarıdır. Müridin şeyhin karşısında zelil, dilini yutmuş, iradesiz, düşüncesiz ve gassalin elindeki cenaze gibi olmasını şart koşmuştur. Bu alçaltıcı kulluğu da, müridin şeyhine bağlılığı, sevgisi, itaati ve Kutsi makamlara yükselişinin açık alameti saymıştır. Şeyhine karşı bu şekilde yaşayan ölü gibi olmayan müritlerin helak olacağını ve manevi makamlarda yükselemeyeceğini söylemiştir.

Bakınız, Tayfur (Ebu Yezid) el-Bistami bunu nasıl dile getiriyor: 

"Üstadı (şeyhi) olmayanın imamı şeytandır."

28 Ocak 2015 Çarşamba

SA1120/KY20-MEK10: Sana Saygı Duymuyorum

"Bir zamanlar beyazların dostu idik, ama sizler dalavereleriniz ile, sonu gelmez yalanlarınız ve hesaplarınız ile kendinizden uzaklaştırdınız, şimdi yine aynı topluluklarda oturmuş birbirinizi atlatmaya dair kötü planlar yapıyorsunuz, neden dobraca konuşmuyorsunuz; anlamıyorum."

Motovato (Kara Kazan) Cheyenne Reislerinden.(*)


Toprağa saygın yok senin.
Toprağa ve ağaca, ne de sığıra, Antilop’a,
Ekmeğe, suya saygın yok senin,
İçinde ruhların yıkandığı nehire, dağa, ovaya saygın yok,
Kutsala saygın yok senin, ruha, bedene,
Senin insana saygın yok, ne de Tanrı’ya, peygambere.
***
Sen insan tarihinde bir sapmasın. İnsanın ürettiği her değeri tecimleştirip, üzerinde tepinen, hak etmediği meşruiyetler içinde insana kanlı ellerin ve günahkar yüzünle özgürlük buyuran sapkınlıksın sen.

SA1119/SD210: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 40 (11-15 Şubat 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

 11-15 Şubat 2012 (602 Tweet)

Fatih Akalan @fatihakalan
15 Şubat 2012
16557. KCK'nın şehirlerde daha düne kadar Türk bayraklarını indirdiğini mahkemeler kurduğunu vergi topladığını infaz yaptığını ne çabuk unuttuk.

15 Şubat 2012
16556. aşk dediğin çıkar ilişkisidir... gönle koydu isen onu, para ikinci bir çıkar olarak oraya sığamaz...

15 Şubat 2012
16555. @fthcakmak çelişki var da...gönül bir çıkar ilişkisini kaldırır, ikincisini kaldıramaz:)

15 Şubat 2012
16554. @bahriyeyemeniCi biliyorum..demek ki; prim vermeleri değerlerini de netleştirdi...

27 Ocak 2015 Salı

SA1118/SD209: Köşe Yazarları ve Okuyucuları

"Gazete okuyucularının derin aldatılmışlık hislerinin aslında gazeteciyle doğrudan ilişkisi yoktur; gazetecinin kimler tarafından kullanıldığıyla ilgisi vardır..."


Herhangi bir gazetenin herhangi bir köşe yazarı için düşünülebilecek ilk şey, her konuda ahkâm kestiği olsa gerek... Ahkâm, hükümler demek, bir nevi fetva makamlarının etki gücüne sahip olan fikirler... Keşke herhangi bir gazetenin herhangi bir köşe yazarı bütün bunları hak ediyor olmasa...

Yazılarını okuyan herkesi etkilemeyi ve yönlendirmeyi, kesin ve kaskatı iddialarla sürekli iz belirleyici olmayı vazgeçilmezleri arasında kabul eden yazarlar ile diktatörler arasındaki tek fark fiziksel güç kullanımında ortaya çıkar... Yazarlar zihinleri etkilemeyi ve kontrol altına almayı tercih ederler ve zihinleri ışıklandırmaktan ziyade kısırlaştırmaktan başka gaye edinemezler... Diktatörlerin ise söylenmemişlerle ilgisi yoktur; sadece zihinle değil, bedenle de uğraşırlar...

SA1117/TG88: Rothschild Hanedanına ait BlackRock Aralık 2013 ve Ocak 2014'te Halkbank'tan Ne Kadar Hisse Aldı?

"Rothschild hanedanına ait BlackRock 16- 23 Aralık 2013 ve 24 Ocak 2014'te yaptığı alımlarla Halkbank'taki Hisselerini %5 sınırının üzerine çıkardı"


Dünyanın en büyük yatırım yöneticisi BlackRock Inc. (BLK) ve milyarder Dan Loeb’in Third Point LLC şirketi, Türkiye’de işadamları ve politikacılar aleyhinde açılan yolsuzluk soruşturmaları sonucunda düşen hisse senetleri sebebiyle zarara uğrayan yatırımcılar arasında yerini aldı.

BlackRock şirketinin 3.9 milyar dolar değerinde hisse satın almasından bir gün sonra Türkiye Halk Bankası A.Ş (HALKB) hisseleri, genel müdürünün soruşturma kapsamında tutuklanmasıyla %13 değer kaybetti. Third Point şirketinin geçen ay yaptığı 150 milyon dolar değerindeki yatırımın ardından Türkiye’nin en büyük gayrimenkul müteahhitlik şirketi olan Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş iki gün içerisinde %12 değer kaybına uğradı.

26 Ocak 2015 Pazartesi

SA1116/KY23-NN4: Bank of America, Merill Lynch ve Capital Analyst, SYRIZA'nın Ekonomik Programı Hakkında Ne Düşünüyor?

"Basına sızan e-mail'e göre 'Herkes Yunanistan'daki her şeyi satmak' istiyordu ve 'SYZRIA'ın programı Komünizm'den beter'di"

Milios-Stathakis

Capital fon analisti Joerg Sponer, Londra'da SYRIZA parlamenterleri Giorgos Stathakis ve Yiannis Millos ve 35 uluslararası banka ve yatırım foncusuyla buluştuktan sonra SYRIZA'nın ekonomik planlamasının 'şaka gibi' olduğunu söyledi..

Bank of America/ Merill Lynch da SYRIZA'nın ekonomik stratejisine olumsuz bir reaksiyon verdi.

Yiannis Milios ise, yabancı fonlarınıın SYRIZA'ya olan davranışlarının değiştiğini, bunun da SYRIZA'nın Yunanistan'ın yeni hükümetini oluşturacağını bilmelerinden kaynaklandığını söyledi.

SA1115/KY20-MEK9: Biji Serok Ahmet

           "Kürt yiğitlerle, Zaza yiğitlerle birlikte burada zılgıt çekmekten feci mutluyum!"

Ahmet Davutoğlu, Başbakan, Ak Parti Genel Başkanı  
Diyarbakır İl Kongresi, Ocak 2015
Diyarbakır’dayız.

Bilindik ve algılarımıza yüklenmiş bütün o Diyarbakır görüntülerinden uzak.

Diyarbakır denince aklımıza gelsin diye uzun uzun işlenmiş bütün kriminal, terör, şiddet, kontrolsüz sokaklar ve abartılı güvenlik önlemlerinden epeyce uzakta, makul düzeyde heyecanlı bir kitlenin doldurduğu büyük stadyumda, Ak Parti il kongresindeyiz.

Hemen bütün parti kongrelerinde gördüğümüz düzeyin ne altında ne üstünde, rengarenk insan manzaraları, makul düzeyde süslenmiş bir salon ve bölgenin siyasi önde gelenleri, akil adamları, gençler, kadınlar…

SA1114/KY9-NK44: Bugünkü Durum...

"Şu anda kendimi kandırılmaya hazır bir kanser hastası olarak görüyorum, ne garip... "


Bugün bir parça daha iyi başladım güne, ama moralim çok iyi değil, sanki kanser bir yerde sıkı bir şekilde saklanmıştı da şimdi bazı işaretlerle gitmediğini ve hatta her an yeniden beni ziyaret edeceğini belli etmek için elinden geleni yapıyor...

Dr. Şükran'ın o güzel vurgusuyla söylediği gibi "Yapcak bi şey yok" galiba... ne kadarsa ömrümüz böyle yaşamaya devam edeceğiz herhalde...

Üç gün önce İHH'dan Başkan Bülent Yıldırım ve İzzet Şahin'in Suriye'de nihayet bulabildikleri Adem ve Hamit'in ilk görüntülerini gözyaşları ile izledim, eminim birçok kişi de aynı şekilde izlemiştir. O kadar sevindim ki her işi bırakıp twitter'dan durmadan #teşekkürlerİHH twiti attım, binlerce insan aynı anda aynı sevinci paylaşıyorduk ve bir anda #teşekkürlerİHH TT oluverdi...harika bir duyguydu.

Seçkin Deniz Twitter Akışı