23 Eylül 2014 Salı

SA900/ÇY4-DB15: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Kadın Askerlerin İtirafları - İtiraf 14-15

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Kadın Askerlerin İtirafları- Women Soldiers’ Testimonies


İtiraf  14

İsim: *** | Rütbe: Baş Çavuş | Birim: Sınır Devriye  | Bölge: Seam  Bölgesi

Ayırma Duvarı’na yakın bir yerde devriye gezerken  Duvar inşaat firmasına ait bir araca taş atan bir grup küçük çocuğu hatırlıyorum. Bu taşların çoğu duvara çarpıp kalırdı, zaten doğru düzgün atamazlardı bile. Bir devriyeyle birlikte oraya  gitmiştik, komutanın aracı da geldi ve ben, “Tamam, plastik mermi kullanın” diye emir aldım. Tamam dedim, plastik mermi doldurdum. Tamam dedim bacakları hedef alalım. Tam karşılarında yere ateş etmek, çoğunlukla onlar için korkutucu oluyor. Doğal olarak ben de parçalara ayrılan plastik mermilerle ilgili hikayeler duymuştum ama hiç kullanmadım. Bu mühimmat,  birimlere içinde  üç kurşunla gelir.

Tampon.

Kesinlikle. Sınır Devriye onları daha çok acıtsın diye parçalıyor.

22 Eylül 2014 Pazartesi

SA899/KY15-BT3: “Peki Paşam, İstediğin Olsun!”

 Konuk yazarımız Bahar Türker'e sabırlar ve babasına Allah'tan rahmet diliyoruz.
Sonsuz Ark 


19 Eylül, 08:11

Sabah 4:00 'de Babacığımın bütün acıları dindi, geride bana bıraktığı ciğer acısıyla yanıyorum şimdi gün aymadı, aymaz bugün...

20 Eylül, 08:01

"Ölürsem beni memleketime (Adana’ya) götürün, sakın buralarda bırakmayın!" diye vasiyet etmişti babacım... Peki paşam, istediğin olsun.

21 Eylül, 18:05

Beni kötü rüyalardan uyandıran, sevdiğim ilk adam... Bir bilsen seni nasıl özledim.

21 Eylül 2014 Pazar

SA898/SD175: "söz takası ve çatışmaların kaynağı" /08.09.2006/ 543. patika

...sözlerin takasındaki tıknazlık yer, bitirir insanoğlunu...
...sözlerden fikirler üremez...
...takası yapılan sözler hep aynıdır...
...ve bu takas, gönüllülük esası üzerine kurulu değildir...
...hükmetmeyi, eğmeyi, bükmeyi ve değiştirmeyi hedefleyen etki amaçlı ve tek yönlü bir takastır, bu...
...ve her tek yönlü söz takası, karşıt bir takas gâyesi oluşturur...
...değiştirmek isteyen, değiştirmek istediğinin kendisini değiştirmekten vazgeçirme ve farklı yönlerden eleştirmek kaygısıyla ortaya çıkan karşıtlığa dair sözlerinin takasına mahkum olur...
...karşıtlık, bazen sessizlikle, bazen de sert söz takaslarıyla vâki olur; insanlar buna 'çatışma', diyorlar...

20 Eylül 2014 Cumartesi

SA897/ KY5-PT26: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Giriş

بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

GİRİŞ

Tasavvuf: «Bireysel dincilik.» Sözde Allah'ın bizzat kendisini doğrudan tanımayı ve O'nunla bütünleşmeyi öğreten mistik doktrin. «Ruh terbiye­siyle manevî hiyerarşide duygusal ve sezgisel süreçleri kul­lanarak iler­leme.» [1]

Tasavvuf; esas itibariyle “Allah'ın, her şeyin öz kaynağı olduğunu”[2] sa­vunan spritüel ve spekülatif bir düşüncedir. Dolayısıyla tasavvufa göre kâinatta ne varsa her şey (hâşâ!) onun bir parçasıdır.[3]  Tasavvufun temel taşı bu­dur.

Tasavufun farklı tanımlamalardan bazıları

Maruf Kerhî'ye (ö. 200/815) göre, "Tasavvuf, gerçekleri almak, halkın elinde bulunandan umut kesip yüz çevirmektir".


Seriyü's-Sakatî'ye (ö. 251/865) göre, "Tasavvuf, güzel ahlaktır".

Cüneyd Bağdadî (ö. 298/910)'nin tanımı şöyledir: "Tasavvuf, Allah'ın seni senden öldürmesi ve seni kendisiyle diriltmesidir".

SA896/FT29: Mızrak Çuvalı Her Zaman Deler; Adalet Peşinde- Law Abiding Citizen-

“Biraz adalet hiç olmamasından iyidir…” 
Nick Rice, Savcı


Adı ve afişiyle sıradan, klasik bir Hollywood aksiyon filmi önyargısı doğuran film; şiddet, gerilim, suç değişkenlerini kullanmasına karşın tematik bir film; senarist psikolojik ve sosyolojik eleştirel bakışını Amerikan Adalet sistemi ve uygulayıcıları düzleminde konumlandırmış, filmin kışkırtıcı ses tonunun Amerikan yargı sisteminin anti-demokratik genlerini filme ve yapımcılarına karşı harekete geçirmemesi için yüksek ölçekli susturucular kullanmış.

Savcı Nick Rice’in kişisel başarı istatistiklerinin düşmemesi gibi küçük ölçekli kaygılarla sabote ettiği bir davanın kelebek etkisi ile birçok insanın ölümüne neden olmasını temel paradoks olarak kullanan Law Abiding Citizen, sistematik hukuk eleştirileri için yeni bir kapı açıyor olmasa da, insanlık tarihinde kangrene dönüşmüş olan adalet arayışının sürmesi adına, Uğur Yücel’in Ejder Kapanı kadar öğretici ve etkileyici.

19 Eylül 2014 Cuma

SA895/TG53: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2001-2004/3. Bölüm

“Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

 Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

Görevimde ilk hafta, kontrol noktasındayım, Filistin bölgesi ile sadece Yahudilere serbest olan cadde arasındaki pasajda ilk kez bulunuyorum. Bir tel örgüsünün arkasında bulunuyoruz, geçenleri durdurarak sıra halinde kimliklerini alıp kontrol ediyor ve sonra kimlikleri tel örgüden geri uzatarak geçişlerine izin veriyoruz.


Eğitimimizi beraber tamamlayarak göreve gönderildiğimiz biri vardı, (bir Filistinliye) şöyle bağırdı:”Wakif (ahbap)! Dur!” Adam ne denildiğini anlamayarak bir adım daha attı. Bir adım daha ve yeniden bağırdı; “Wakif”! Adam bunun üzerine korkudan donakaldı. Askerin ne söylediğini tam anlayamamıştı. Doğrusu gelen geçeni durdurmak kimsenin umursamadığı bir prosedürdü. 

SA894/KY1-CÇ75: Geçmişe Dair

çevresi işlenmiş mendiller için kullan at çağından önceki
inadına bir bekleyiş denebilir ya da umut ekimi


beynimin tam ortasında bir hüznün ölgün bakışları vardı
yalnızlığa sırnaşmış

-I-
köşegen ağızlarıyla kediler
yelkenlerini kemirirken gemilerin
mevsimleri bekliyordu insanlar
mevsimler
bir yağmurun beklendiği
bir de yağmurun beklenildiği
yalvaran
merhamet dileyen
yağmura uzanmanın hazzını yaşayan
belki şairlerdi yalan olan
belki yalana koşan şairlerdi
köşegen ağızlarıyla direnen
yalnızca gözbebekleriydi belki de
ufalanmış

18 Eylül 2014 Perşembe

SA893/YB21: Uzun-Uzak Okyanus Gecelerinden Sonra / Sınanmış Renkler 21

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

“İyiliği ve kötülüğü tanımlayan Allah’ı hatırlamak ve hatırlatmak için lazım değil miyiz birbirimize?” 

Okyanusların hep serin olduğunu düşünenlere hatırlatmak isterim; yanılıyorsunuz. O sonsuz yalnızlık hissinin her tarafınızı sardığı anlarda gökte eğer mevsimin coşarak getirdiği güneş varsa serinlik en çok özlediğiniz oluyor. İnsansız yalnızlığınızda doğanın kendi dengesi içinde size uzattığı ikramlar her zaman sizi hoşnut etmiyor. Dönsem mi diye düşünüyorum yine kıyılara… Serinlik size uğramış artık, diye duyuyorum.

İnsan insandan kaçışını iki sebebe borçlu; İnsan insandan bıkar ve kaçar uzaklara ya da insan insana daha iyi bakmak için kendini çeker alır insandan. Bu iki durum aynı değildir; ama bazen ikisi aynı anda vâki olabilir.  Uzaklara gitmek istemiştim üç buçuk ay önce. İnsanlar yormuştu beni.

SA892/TG52: IŞİD-ISIS İnfazlarının Arkasında Kim Var? SITE Nedir, Rita Katz Kimdir?

“ISIS sosyal medya hesabı, videoyu kısa bir süre içinde yayınlayacaklarını duyurdu, videoyu daha önceden ele geçiren sadece bizdik ve onları videoyu (daha önce) yayınlayarak alt ettik.”
Rita Katz
The Search for International Terrorist Entities Intelligence Group (SITE) 
[Uluslar arası Terörist Oluşumları Araştırma İstihbarat Grubu]

 Şüphesiz bu, kamuoyunu savaşa yönlendirme faaliyetlerine sıklıkla dâhil olan bir haber kuruluşundan beklenemeyecek bir şeydi ve aynı yönlendirme bir kez daha SITE yardımıyla gerçekleştirilmiş oluyordu. 

Ağustos ayının ortalarından beri büyük haber kuruluşları SITE İstihbarat Grubu tarafından internet üzerinde bulunduğu iddia edilen videoları naklediyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde aynı medya bu özel şirketin mahiyetini ve dağıttığı malzemenin orijinalliğini sorgulama gereği duymuyor.

The Search for International Terrorist Entities Intelligence Group (SITE) [Uluslar arası Terörist Oluşumları Araştırma İstihbarat Grubu] Rita Katz tarafından 2001 senesinde kurulmuştur. 2003 senesinde Katz, “Anonymous” müstear ismini kullanarak “Terörist Avcısı: Amerika’da Faaliyet Gösteren Köktendinci İslami Gruplar İçerisine Gizlice Sızan bir Kadının Hikâyesi” adını taşıyan bir kitap yazdı.

17 Eylül 2014 Çarşamba

SA891/KY9-NK29: Ufak-Tefek Sandığımız İşler

“Marketten çıkarken kapıyı kendisi açabilen insanlara dönüp bağırarak, şükretmelerini istemek gelmişti içimden, ama bu kadar derdin arasında bir de deli muamelesi görmek pek iyi olmayacaktı...”


Teşhis, ameliyat ve radyoterapi esnasında ve sonrasında yaşadıklarımı aklıma geldikçe yazmaya devam ediyorum.

Atila'nın ikinci biyopsimden sonra aldığı, büyük cepleri olan kot çantayı hiç yanımdan ayırmıyordum. Her dışarı çıkışımda yanımda biri olamayacağına göre ben de yeni taktikler geliştirmeliydim. Çanta sol omzuma asılı şekilde market alışverişie gidiyor, kasadan geçen malzemeleri sol elimle çantanın içine dolduruyor sonra da çantayı yine sol omzuma atarak çıkıyordum. Ancak bir süre sonra sol koluma da bir şeyler olmaya başlamıştı. Fazla ağırlık yapmadan sağ elimle de az malzeme taşımayı denediğim zamanlar da oldu; ama kolum hemen ödem yaptı.

16 Eylül 2014 Salı

SA890/ KY4-FM20: Bir Ressamla Röportaj - Seksenbirinci-

“Birileri geldi, gördü hatta burada dahi itiraf ettiler ki Michelangelo resim konusunda elime su dökemez. Biraz biraz Leonardo da Vinci yaklaşabilirmiş…”


Sevgili kâriler (aman işte) okuyucular, haber peşinde, röportaj peşinde koşmaktan yorgun argın masamda oturmuş idim ki, telefonumun bed sesi ile kendime geldim. Telefondaki sesin sahibinin içine düştüğü hayreti, şaşkınlığı, ürküntüyü anlatacak bir sözcük her hangi bir dilin lügatinde olduğuna ihtimal veremem. O sesin acipliği karşısında nefesim kesildi ayaklarımdan önce.

Sözünü ettiğim kişi çok yakın bir dostum –bir akıl hastanesinde doktordur kendisi- iş yerinden arıyordu. Bir ressam getirmişlerdi. Kendisini mutlaka görmem konuşmam gerektiğinden söz ediyor gibiydi. Kalktım gittim. Ve ressamla aşağıdaki görüşmeyi yaptım.

SA889/SD174: "çamur, tanrılık kompleksi ve hiddet" /08.09.2006/ 544. patika

...hiddetin kökeni hükmetme güdülerine dayanır...
...gerçi, insanoğlunun inada yaslanmış duran tüm duyguları, içindeki 'tanrılık kompleksi'nden kaynaklanmaktadır...
...Allah'ın çamura kendi ruhundan üflediği ve onu insana dönüştürdüğü gerçeği açık ve kesindir...
...yan etki olarak da, insanın içinde bir hükmetme güdüsünün olması doğaldır...
...ama doğal olmayan, insanın gerçekten her şeye hükmedeceğini düşünebilmesi...
...yaratılmışlardan yeni kombinasyonlar oluşturabiliyor olması, onun 'yaratma gücü'nün olduğu hâyâline kapılmasına neden oluyor...
...yaratamayacağını anlayınca, hükmedemediğini de fark ediyor ve hiddetleniyor...
...basit bir öykü bu...

15 Eylül 2014 Pazartesi

SA888/ KY5-PT25: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ Önsöz-İçindekiler

بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 


ÖNSÖZ

Hamd Allah-u Teâlâya mahsustur. Allah’a hamd ederiz ve ondan yardım isteriz. O'ndan af diler ve nefislerimi­zin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden O'na sığınırız. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir. O'nun ortağı yok­tur. Ve yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Onu kıya­metin önü sıra hak ile müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdi. 

Kim Allah'a ve elçisine tâbi olursa doğru yolu bulur. Kim de Allah'a ve Rasûlüne isyan eder­se, ancak kendi nefsine zarar verir. Allah'a asla zarar veremez. Muhakkak ki, sözün en doğrusu Allah'ın kitabıdır; yol gösterenlerin en ha­yırlısı da, Muhammed (s.a.v.)'dir. İşlerin en şerlisi sonradan dine sokulandır. Di­ne sonradan sokulan her şey bidattir ve her bidat da sapıklıktır.

14 Eylül 2014 Pazar

SA887/ÇY4-DB14: İsrail İstihbarat Askerleri’nin Netanyahu ve Ordu Komutanlarına Mektubu- (Tamamı)

Birim *8200’da görev yapmış 43 yedek askerin neden Filistin Toprakları’nda görev yapmayı reddettiğini açıklayan mektubu okuyun.

“Milyonlarca Filistinli 47 yıldır İsrail askeri egemenliği altında yaşıyor. Bu rejim, temel insani hakları reddediyor ve toprağın geniş alanlarına Yahudi yerleşimciler için, farklı hukuk ve yargı sistemleri ve kolluk kuvvetleri zoruyla el koyuyor.”

Sağdan sola: İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Moşe Ya'alon ve Genelkurmay Başkanı Benny Gantz son çatışmalar sırasında Gazze'deki haritalara bakarken. 
Fotoğraf: Ariel hermoni / İsrail Savunma Kuvvetleri / EPA

Başbakan, Sayın Binyamin Netanyahu,
GenelkurmayBaşkanı Benny Gantz,
Askeri İstihbarat Direktörü Tümgeneral Aviv Kochavi,
Birim 8200 Komutanı

Biz, Birim 8200 Gazileri, geçmiş ve şimdiki yedek askerler, Filistinlilere karşı eylemlere katılmayı ve İşgal Altındaki Topraklar üzerinde derinleşen askeri kontrol araçları olarak hizmet vermeye devam etmeyi reddettiğimizi beyan ediyoruz.

Genellikle asker istihbarat birimlerinin,  ahlaki ikilemlerden bağımsız ve yalnızca masum insanlara yönelik şiddetin azaltılması için katkıda bulunduğu düşünülür. Ancak, bizim askerlik servisimiz bize,  bu topraklar üzerindeki İstihbarat hizmetinin, İsrail'in askeri işgalinin ayrılmaz bir parçası olduğunu öğretti.

SA886/SD173: Türkiye, Ilımlı İslâm, Ağabey ve BOP; Örnek Koy-Yönlendir-Birleştir-Yönet

 "Türkiye kendi kimliğinde denenen dinsizliğe karşı, yine kendi kimliğinde denenecek olan din mecrâında ilerleyecektir; ancak asla bir kukla veya kuklaların bağlandığı bir değnek olmayacaktır..."



Son yıllarda Amerika'nın Türkiye için uygun bulduğu yeni bir kimlik ve kişilikten sık sık söz edilmektedir. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) dedikleri büyük oyun tahtasında yeni almaşıklar oluşturmak için dev ülke ABD'nin başkanı ve ilgili bakanları bu hususta sık aralıklı beyanât vermekte, Türkiye'de uzun mücadeleler sonucunda sağlanmış Ilımlı İslam modelinin Ortadoğulu ülkeler (sadece Müslüman ülkeler, İsrail hariç) için bir baston kimlik vazifesi görmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar. Çünkü; yeni çıkarlar bu baston kimliğe sarındırılacak yeni uydu kişilikli Müslüman ülkeleri gerektirmektedir...


Eski diktatöryal/baskıcı rejimlerin eski yöneticileri, mevcut koşullanmalardan bunalmış durumdalar ve yeni ittifak şemsiyeleri altında Amerika'dan ve Avrupa'dan hızla uzaklaşmaktadırlar. Irak'ın işgali de yeni ittifaklar peşinde koşulmasından kaynaklanan tehditlere verilmiş en yıldırıcı cevaptır. Buna rağmen müslüman ülkelerde artık gözü açılmış civcivlerin sayısı, kamuoyu oluşturacak düzeye ulaşmıştır; yılacak göz sayısı da bununla ters orantılı olarak azalmıştır...

13 Eylül 2014 Cumartesi

SA885/TG51: Ebola Salgını: ABD Kaynaklı Bir Biyoterör Eylemi mi?

 “Batı Afrika’da daha önce asla bir Ebola salgını görülmemiştir.”

 Ebola

Bu makale Ebola salgını hakkında bize yalan söylendiğine inanmamız için çeşitli sebepler sunmaktadır. Makalenin içeriğindeki açıklamalar Ebola salgınının ABD bağlantılı bir biyoterör eylemi olduğunu ortaya koymaktadır. 

ABD’nin Batılı ana akım medyası aracılığıyla ısrarla savunduğu yalanlardan biri de, hiçbir saygın uzman tarafından Ebola virüsünün hava yoluyla taşındığına inanılmadığı görüşüdür. Bu mesele hakkında Kanada Halk Sağlığı Kurumu tarafından verilen beyanat(1) şöyledir:

“Enfeksiyon, laboratuar ortamında küçük parçacıklı aeresollar aracılığıyla primatlar üzerinde denenmiş ve kesin olarak gösterilmemiş olsa da, hava yoluyla insanlar arasında hastalığın yayılabileceğine dair ciddi şüpheler ortaya çıkmıştır. Hastalığın bu şekilde iletiminin ne kadar önemli olduğu açık değildir. Kötü hijyenik koşullar virüsün yayılımına yardımcı olabilir.”

12 Eylül 2014 Cuma

SA884/FT28: Ortaya Karışık Misyoner Bir Film: Tanrı’nın Kitabı -The Book of Eli-

"Batılılar geldiklerinde ellerinde incil vardı, bizim elimizde topraklarımız… Bize gözlerimizi kapayarak dua etmemizi söylediler... Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde incil, onların ellerinde ise topraklarımız vardı." 
Jomo Kenyatta, Kenya'nın İlk Devlet Başkanı 
(Doğumda konulan adı Kamua Ngengi, Hıristiyanlaştırılarak John Peter adı verildi, Adını Johnstone Kamau olarak değiştirdi)


Tam 30 kış, yani yıl, güneşten kavrulmuş Amerika’nın doğusundan batısına kadar yürüyen bir misyonerin öyküsünü anlatıyor film. Misyon; yaşanan savaş sonrası ozon deliğinin genişlemesi sonucu Güneş ışınlarının yakıcı, kavurucu yok edici etkisinin, yerkürede yeşil hiçbir şey bırakmadığı bir varsayım zamanında, her nüshası yok edilmiş İncillerden kalan tek nüsha’nın, kör alfabesiyle yazılmış Kral James İncili’nin, batıdaki yeniden başlama adasına götürülmesi.

Sinema dünyasından sessizce geçip gitmiş olması, yozlaşmış, paylaşmaktan ve şükretmekten uzak Amerikan toplumuna Hıristiyan değerlerinin hatırlatılması görevini üstlenen filmin, bu anlamda çok da başarılı olmadığını gösteriyor.

11 Eylül 2014 Perşembe

SA883/AŞ51: Şaşkınların Tarihi Yazılmaya Devam Ediyor

“Bağıran, çağıran ve entrika üretenlerle, susan, düşünen ve işlerine saygı duyarak alın terlerinin karşılığını isteyen insanlar bir arada yaşamaya da devam edecekler.”


Tepesi sislerle dolu bir dağın yamacında, merasındaki toprak damlı evinde akşamları internete girip Türkiye’yi ve Dünya’yı okuyan bir çoban gibi ya da yer küre istasyonunda kısa bir süre konaklayan bir misafir gibi bakıyorum her şeye. Akşama dek meranın minik tepecikleri, vadileri arasında koşuşturan keçilerinin, koyunlarının ardında yorgun düşüp, alın terini kenarları işlenmiş mendille silen çobanın gönül rahatlığı ile Türkiye ve Dünya siyasetini izliyorum. Şaşırdığımı söyleyemem.

Şaşırmıyorum, çünkü; insan aynı, hiç değişmiyor. İşinde-gücünde olan insanlar ve işi gücü insandan, insanın emeğinden çalmak olan piyasa maymunu insanlar tarih boyunca hep var oldu; şimdi de durum değişmiyor, gelecekte de değişecek gibi görünmüyor. Bağıran, çağıran ve entrika üretenlerle, susan, düşünen ve işlerine saygı duyarak alın terlerinin karşılığını isteyen insanlar bir arada yaşıyorlar.

SA882/ÇY5-DÇ6: Cin Ali’nin Çizdiği Rezidanslı Kuleler

“İlk önce kibrit kutusundan çizdiği evdekiler fırladı sokaklara… Peşinden, ilk çizdiği kuledeki Dayısı ve akrabaları…”


Müfredat kitapları herkes resim çizemez diyordu o yıllarda. Ya da herkesin güzel resim yapamayacağını düşünüyor olmalılardı. Özgürce, serbestçe, diledikleri renklerde…

Kendi çizimi de iyi değildi zaten. Ama boyaları çok severdi. Öğretmen, ilk resim dersinde kolaylık olsun diye resim çizemeyenlere, “Cin Ali çizebilirsiniz!” demişti. Herkes de onu çizmeye başlamıştı. Elbette bir bildiği vardır diye düşünmüştü.

Resim kâğıdını evde unuttuysa da kareli kâğıt dağıtırdı öğretmeni derslerde. Cin Ali’yi icat etmişlerdi. Kolaydı. Basitti. Dümdüzdü…

10 Eylül 2014 Çarşamba

SA881/KY1-CÇ74: “Dikkat Araç Çıkabilir” İbaresine Dolaylı Bir Gönderme

 
güzel şiirler yazardınız aşk üzerine
ve okumaya başlamazdan önce derdiniz ki
müstehcen giysiler giydirip
podyum açlığını gideriyorum kelimelerin
biz anlamazdık ve hatta kovardınız şiir dinletilerinden
oysa tek alkışçınızdık biz
alaya alındığınızın tek tanığı
gerekçeniz üzerinde ne denli yorulduğumuzu bilemezsiniz
bilemezdiniz bir kadının üzerinden ipek giysilerini kaydıran
kelimeler üzerine tutuştuğumuz bahisleri 

Seçkin Deniz Twitter Akışı