Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Üniversiteler, kadını erkekleştiriyor ve kadın kendine özgü varoluşsal değerlerini kaybediyor. Kadın, kadın olmanın kendisine kazandırdığı değerlerin azaldığını fark etmiyor, erkek gibi düşünüyor, erkek de kadındaki değişimi anlamıyor ve çatışma başlıyor; sanılanın aksine üniversite mezunu çiftlerin ilişkilerinde şiddet oranı daha yüksek..."
Umudumuzu yitirdiğimiz ânda, gelişmiş olduklarını iddia eden Avrupalıların ve Amerikalıların liderlik ettiği ve dünyanın her yerini saran Batı’nın insanları gibi olurduk; oluyorduk da artık.
‘Saf akıl nedir, Abi?’ demişti Kolağası...
Göle, tepelere, ağaçlara ve göğe bakarak, ‘Bütün bu sistemin bir yaratıcısı olduğunu ve bu yaratıcının yaratılamayacağını, yaratılmış olan bu sistemin bir parçası olamayacağını idrak eden akıldır, Kolağası!’ demiştim gülümseyerek. ‘Kur’an bize put yontucu bir babanın oğlu olan İbrahim’in çocukken sorduğu ve cevapladığı soruları anlatır, işte saf akıl odur; her çocuk saf akılla doğar, büyüdüğü sürece de saf aklı tahrif eden süreçlerin baskısı altında eğilir, bükülür ve saflığını yitirir...”
‘Sen nasıl koruyorsun aklını, Abi?’ diye sormuştu hüzünlü sesiyle. ‘Şu ân yaşadıklarımı düşününce senin neler yaşamış olabileceğini hayâl bile edemiyorum!’
‘Korumaya çalışmıyorum, Kolağası!’ demiştim omuzuna dokunarak. ‘Yaşadığım her ânı geri dönülemeyecek bir ân olarak idrak ediyor, o âna dair düşüncelerimi, yapıp ettiklerimi denetliyor ve Allah’ın sınırlarına uygun hâle getirmeye çalışıyorum.... ve aklımı Allah’a emanet ediyorum!’
‘Çok iyi ya!’ demişti heyecanla. ‘Tıpkı hastalıkla mücadele yerine hastalığı önleyici tedbirler almak gibi!’
‘Tam olarak öyle, hatta kesinlikle öyle ve muhakkak ki öyle!’ demiştim yükselen kuş sürüsüne bakarak. ‘Bak şunlara; hiçbiri uçarken düşeceğini düşünmüyor, biz neden düşünürken delirelim?’
‘Deliliği keramet diye pazarlayan akıl düşmanı sufler geldi aklıma!’ demişti gülerek. ‘Ve deliliği felsefenin temel vizyonu olarak yücelten materyalistler...”
‘Aklın analitik işleyişine açıkça hakaret ederek üstelik!’ demiştim. ‘Tarih, bize ‘büyük adam’ diyerek tanıtılan bu ahmaklarla doludur; onları akıllarının derinliklerine çekerek tanrılaştıran sonraki ahmaklar da saf aklı deliliğe kurban ediyorlar, aydınlandığını iddia ettikleri karanlık şeytanî sunaklarda!’
‘Biz bu hâlde iken sıradan insanlar nasıl yaşıyorlar, Abi?’ demişti Kolağası, kaygılı sesiyle.
‘Belki de cahil olmanın avantajlarını kullanıyorlardır, Kolağası!’ dedim sesime yansıyan keyifle. ‘Kötülüğün derinliklerine inmek ustalık ister, işinde gücünde olan sıradan insanların kötülüğün derinliklerinde çok fazla kalabilme fırsatları yok. Hatta bak, evliliklerde yaşanan sıradan gerilimler bile, görünürde kötü olsalar da, erkeği ve kadını derin kötülüğün uzağında tutabiliyorlar bazen!’
‘Haklı olabilirsin, Abi!’ demişti Kolağası dalgın bir sesle. ‘İnsanın aklını meşgul edecek sıradan şeyler gerekli diye düşündüğüm zamanlar da oluyor!’
‘Erkek ve kadın, iyi ya da kötü, her şeyi birlikte yapıyorlar!’ demiştim daha serin bir sesle. ‘Ancak kötülüğün derinliklerine inebilmek için erkeğin ve kadının hemcinsleriyle geçirdikleri zamanlar çok tehlikeli!’
‘Nasıl yani, Abi?’ diye merakla sormuştu Kolağası.
‘Erkeklerin ve kadınların akılları farklı bir sistematikle çalışır, Kolağası!’ demiştim, onun tedirginliğini azaltmak için. ‘Allah, erkeği ve kadını birlikte yaşasınlar, birinin düşünme biçimindeki boşlukları diğeri giderebilsin diye yarattı... biyolojik niteliklerini düşün; birbirlerini tamamlayan unsurlarla donatmış Allah erkek ve kadını; akıllarını da öyle... gelecekte yetişkin bir erkek veya kadın olacak olan bir çocuğun kişiliği bu yüzden anne ve babanın varlığına muhtaçtır. Erkeğin kusurlu ya da eksik temalarını kadın, kadınınkini de erkek tamamlıyor. Böyle olunca da kötülük belirli bir sınırın altına çok sık inmiyor, ancak iki erkek ya da iki kadın için durum aynı değil; biri diğerinin kusurlu ya da eksik düşüncelerini fark edemiyor, itiraz edemiyor; sonuç olarak birlikte hata yapma olasılıkları yükseliyor!’
‘Hiç böyle düşünmemiştim, Abi!’ demişti Kolağası.’ Üniversite mezunu olsun ya da olmasın erkek ve kadın, değişmiyor mu bu durum?’
'Dünyanın her yerinde üniversite eğitimi erkek ve kadın arasındaki farklı düşünme biçimlerini azaltan bir çerçevede yapılıyor maalesef!’ demiştim, onu tekrar şirket binasına doğru yönlendirerek. ‘Üniversiteler, kadını erkekleştiriyor ve kadın kendine özgü varoluşsal değerlerini kaybediyor. Bu süreçte kadın, kadın olmanın kendisine kazandırdığı değerlerin azaldığını fark etmiyor, erkek gibi düşünüyor, erkek de kadındaki değişimi anlamıyor ve çatışma başlıyor; sanılanın aksine, üniversite mezunu çiftlerin ilişkilerinde şiddet oranı daha yüksek.. fiziksel şiddeti kastetmiyorum, düşünme biçimlerindeki dağılma, psikolojik şiddeti doğuran temel unsur aslında. Farkında olmadan birbirlerine duydukları ihtiyacı artık gereksiz bulmaya başlıyorlar giderek artan psikolojik şiddetin sonucu olarak. Ve sonra yeryüzüdeki herhangi bir köyde asla rastlanmayacak olan bir ilişki biçimi çıkıyor ortaya. Kırgınlık, dargınlık gibi sonuçlar doğuran, temelde gönül alarak dönüştürülebilir olan anlaşmazlıklar, nefret, kin ve intikam gibi yüksek şiddet ve kötülük içeren duygular üretiyorlar!’
‘Tam olarak Şeytan’ın istediği gibi yani!’ demişti hemen. ‘İşte bundan korkuyorum Abi, yaşadığım şeyler bana bu anlattıklarının nasıl mümkün olabileceğini gösterdi sanırım. Annelerimizin hoşgörüsü, sabrı, kanaati, direnci, merhameti yok bunlarda!’
‘İşte Kur’an, erkekte ve kadında bunları koruyor, ama işte Kur’an eğitimi yok üniversitelerde!’ demiştim üzüntüyle. ‘Eğer varsa, anne va babalarından aldıkları Kur’an etkisi belli bir oranda koruyor üniversiteli gençleri, özellikle kızları; ama o da işte sınırlı, ne yazık ki!’
‘İlahiyat mezunlarından da korkuyorum Abi, ben!’ demişti Kolağası biz binaya girerken. ‘Sanki her şeyi biliyorlar, sanki Allah’tan vahiy alıyorlar da cenneti garantilemişler gibi!’
‘Laik-seküler eğitim İlahiyat fakültelerini de kuşatmış durumda, Kolağası!’ demiştim onu çay almak için yönlendirirken. ‘Önce oralarda boşaltıyorlar kadınların aklını... erkekleri daha da başka... sanırsın kendileri yaratmış her şeyi... hükümlerini öyle veriyorlar!’
‘Rahipler gibi yani!’ demişti Kolağası gülerek. ’Ruhbanlık sınıfı oluşmuş demek ki!’
‘Samirîlerin çalışma biçimi böyle!’ demiştim ben de çay ocağına girerken. ‘Önce dinin öğretildiği mekânlara sızarlar, sonra oraları ele geçirirler ve müfredatı değiştirirler; gerisi kendiliğinden gelir... kibir, üstenci bakış oralarda öğretilir; tevazu biter, saf akıl yok olur. Kadın ya da erkek için bu felaket değişmez. Hatta kadınlar onlar için insanlığı doğuran makineler olarak çok daha öncelikli hedeflerdir, erkekler nasılsa kadınlara bağımlıdırlar, onlar için ayrıca program yapmaya gerek duymazlar!’
Aşçı Sultan ve yardımcısı yemek telaşındalardı.
‘Abi iyice korkuttun beni!’ demişti, bana ve kendisine çay doldurmak için önüme geçerken. ‘İlahiyatçı kızlardan tamamen uzak duracağım artık!’
‘Bilemezsin, Kolağası!’ demiştim ben de gülerek. ‘Ne anneler ve babalar vardır Kur’an’dan gelen iklimde kızlarına yaşatan... belki de bazıları seküler olana karşı direnmek için oralardadır, o güzel insanların o güzel kızları, güzel ilahiyatçılardan olmak istemişlerdir?’
‘Abi, aklımı toparladın, şimdi de dağıtma ya!’ demişti neşeyle çay bardağını bana uzatırken. ‘Ama haklısın, akıl yürütmelerin tutarsızlıklarla ilgili çok fazla izlekleri var, herkesi aynı kefeye koymamak lazım!’
‘Çay gibi!’ demiştim çayımı alırken. ‘Her çay aynı değildir, her demlenen çay da ikram edilen çay da aynı değildir Kolağası, teşekkür ederim inceliğin için!’
‘Asıl ben teşekkür ederim, afiyet olsun Abi!’ demişti o da neşeyle. ‘Şimdi izininle çayımı alıp odama geçebilir miyim!’
'İyi misin artık?' diye sormuştum sırtına dokunarak.
O da 'Şimdilik evet, elhamdülillah!' demişti utangaç bir tebessümle. 'Bir dahaki deprem ne zaman olur artık bilemem, animasyona dönüştürülemiyor aklın tuhaf işleri!'
Sıkıntı
Takip et: @SonsuzArk
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
