Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Yöntemimiz basitti; mutfakta olduğu gibi, okuyacak, algılayacak, yorumlayacak, çözümleyecek ve birer paket halinde bu çabalarımızı paylaşacaktık. Analiz böyle yapılırdı zaten. Bu, istediğimiz gibi, Şeytan için de çok büyük bir tehdit anlamına gelebilirdi."
Telefonu elindeydi onun da; yorumlarımızı eksiksiz olarak aktarmak için böyle bir teknik geliştirmiştik şirket olarak. İnsan zihni çok katmanlı ilişkiler ağına dair işlem yaparken, olgunlaşmamış algılama ve yorumlama süreçlerini sabote edebilecek kadar fırsatçı olabiliyordu kimi zaman; iradenin işlem alanından kaçıveriyordu. Bir bilgisayar gibi kullandığımız telefonlar bu kaçışları engellemek içindi.
‘Quincy Enstitüsü nedir?!’ diye sormuştu Meraklı. ‘ABD’nin yeni olarak pazarlanan dış politikasındaki değişikliğin simgesidir. Türkiye ve Erdoğan düşmanı, 15 Temmuz Darbesi'nin planlamacılarından, CIA eski Orta Doğu şefi Graham E. Fuller'in 'ABD Dış Politikasında Dönüm Noktası mı?' başlıklı sunumuyla paylaşılan, Brown Üniversitesi Watson Uluslararası ve Halkla İlişkiler Enstitüsü'nde kıdemli bir araştırmacı olan Stephen Kinzer'in, '(Solcu) Soros ve (Sağcı) Koch Şaşırtıcı Bir Girişimle ABD'nin 'Sonsuz Savaş' Politikasını Sona Erdirmek Üzere Bir Araya Geldi' başlıklı analizi, “ABD, sonsuz savaş konseptini sona erdirmeli ve tamamen yeni bir dış politika oluşturmalıdır.” temelli bir yorum seti içermektedir.
Soros ve Koch gibi iki kan dökücü ismin finanse ettiği diğer tüm düşünce kuruluşlarına zıt bir felsefe ile 'Quincy Enstitüsü' adında yeni bir enstitü kurarak, şu ana dek, özetle bu iki finansörün de desteğiyle çalışmalarını sürdüren ve terör üretmek dahil, dünyayı renkli devrimlerle ve ayaklanmalarla kana boğan diğer enstitülere karşılık 'yaşa ve yaşat' prensibine dayanan bir dış siyaset anlayışını savunmayı planladığını iddia etmektedir.
Stephen Kinzer'e göre "Quincy Enstitüsü'nün 2019’un sonuna kadar dört adet rapor yayınlanması hedefleniyor: Bunlardan ikisi Orta Doğu ve Doğu Asya’ya yönelik alternatif yaklaşımlar sunarken, bir tanesi “sonsuz savaş konseptinin sonlandırılması” ve diğeri de “dış politikanın demokratikleştirilmesi” üzerine olacak."
Açık Toplum ve demokrasi söylemi ve parası ile bütün dünyada terörün yayılmasına, normalleşmesine ve devlet otoritesinin çökmesine neden olan Solcu Soros ile hemen bütün dünyada parası ile sağcı ideolojileri, ırkçılığı besleyen ve nefretin yayılmasına ve normalleşmesine neden olan Sağcı Koch'un böyle ortak bir hedefe odaklanması normal değildir; kendi ürettikleri savaşa ve kaosa karşı mücadele etmeleri anlaşılır ve inanılır değildir. Önceki politikalarının da bir tür itirafı olan yeni yaklaşımın sahnedeki şovu kremalı, soslu kek gibi iştah çekici görünse de kanla beslenen bu yaratıkların 'iyi' bir şeylere odaklanmasını beklemek saflık ve ahmaklık olarak değerlendirilebilir.’
2013’teki Gezi Terörünü hiçbirimiz pas geçmemiştik; ürettiği kaos, soluduğumuz havayı zehirlemişti çünkü. Soros ve onun yerli aparatlarını asla unutmayacaktık.
Meraklı dersine iyi çalışmıştı.
‘Siyonist yahudi bu dörtlünün, yani Fuller-Soros-Koch üçlüsüne ek olarak yorumcu Stephen Kinzer'in siyonist ve şeytanî olmayan herhangi bir yaklaşım içinde olabilmeleri imkansızdır. Dünyanın kurulan yeni tuzaklara karşı temkinli olması gerektiğini düşünüyorum!’ demişti kendinden emin bir şekilde. ‘2010'da Türkiye ve İran'ı öne çıkardıklarını iddia etmelerinden hemen sonra Türkiye ve İran kan gölüne döndü ve iki ülke dokuz yıldır savaşlarla, kaoslarla, terör, darbe, ekonomik kriz ve kuşatmalarla mücadele ediyor. Kinzer'in, 13 Haziran 2010 tarihli 'Bir Sonraki Güç Üçgeni' başlıklı başka bir yazısının giriş cümlesi şöyleydi: "Amerika'nın Orta Doğu'daki gelecekteki ortakları neden Türkiye ve İran olmalı? Evet, İran!"
Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ı görevden alan ve Ruhani'yi göreve getiren Hameney liderliğindeki İran, ABD ile ortak çalıştı, Suriye ve Irak'ta milyonlarca Müslüman’ı katletti ve şimdi Amerikan ambargolarıyla boğuşuyor. Erdoğan liderliğindeki Türkiye, İran'ın aksine 'Stratejik ortağı' ABD'nin talimatlarına uymadığı için 2010'dan bu yana artan terör, darbe, savaş tehditleriyle meşgul. Hatta Pentagon, 50 yıllık gizli projesi FETÖ'yü de Türkiye'yi yönetmeye devam edebilmek için, önce masaya, başarısız olunca da 17-25 Aralık’ta ve en son 15 Temmuz'da sahaya sürmek zorunda kalmıştı.
Anlaşıldığı kadarı ile Quincy Enstitüsü, Trump'ın kontrol edilebilir hareket aralığını net bir şekilde tanımlamak, sınırlamak, yönlendirmek ve farklı etkilere kapatmak için çalışacak!’
Bir dinleyici olmak hoşuma gitmişti. Yemek esnasında yaptığımız sohbeti özetlemiştim her zamanki gibi. Arkadaşlarımızın çıkardıkları sonuçlar çok değerliydi ve bunları ‘Sıkıntı’da işlemem gerektiğini fark etmiştim. Telefonuma bu sohbetten çıkardığım sonuçlara dair notlar alıyordum.
‘Bundan sonra dünyanın soluyacağı politik hava çok daha zehirli ve derinlere inecek kadar güçlü olacak, arkadaşlar!’ demiştim, Sakallı'ya, Kolağası’na ve Meraklı’ya teşekkür ettikten sonra. ‘Çünkü bu çağ, iki zıt şeyi aynı anda içeren müdahalelerle insan zihnini yapısal bir bozunmaya uğratıyor. Bu çağ, her şeyden haberdar olduğunu ve haberdar olduğu her şeyi bildiğini düşünen insanların aynı anda hiçbir şeyi tam olarak bilmediğini ve hiçbir şeyden tam olarak haberdar olmadığını bilmemiz gereken bir bilgi çağı; sahte bir özgüven kazandıran ve insanı kesin bir ruhsal çöküşe sürükleyen bir çağ. Adem’le karısının insanlık tarihinin başlangıcında yaşadığı çelişkiyi her insan iliklerine kadar hissedecek; işimiz çok zor. Doğru ile yanlış, iyi ile kötü, sevgi ile nefret aynı kaplardan dağıtılacak, bir insan aynı anda bütün zıt duygu ve düşünceleri ruhunun derinliklerinde yaşayacak!’
Bu güzel sohbet öğle namazını kılmak için ayaklanacağımız zamana kadar sürecekti, ancak telefonum hiç beklemediğim bir ânda çalmaya başlayınca herkese teşekkür ettikten sonra mutfaktan ayrılmak zorunda kalmıştım.
Arayan, cumartesi günü Ankara’da görüştüğümüz şirketin tepe yöneticisiydi. Bu güzel pazartesi gününün sakin geçeceğini ummak, benim için fazla iyimser olmak anlamına gelmişti artık. Ona yemekte olduğumu, kendisini beş dakika sonra arayacağını söylemiştim.
Ayrılırken Kolağası yanıma kadar gelmiş ve aynı marka iki gömlek sipariş ettiğini, kahve dökülen gömleği de çerçeveciye verdiğini söylemişti fısıltıyla.
‘Biri kahve döktüğümün yerine, diğeri hediye, Abi!’ demişti kızmaya başladığımı fark edince. ‘O da benden hatıra olsun!’
Ne desem kırılacaktı bu ince delikanlı. ‘O halde paran bereketli olsun, Kolağası!’ demiştim sırtına hafifçe dokunarak. ‘Küçücük bir şeyi bu kadar büyütmeyi bırak artık; çok üzer seni bu hayat!’
‘Olsun, Abi!’ demişti. ‘Bu hayatı böyle seviyorum, anlayışın için çok teşekkür ederim!’
Odama dönerken, ona güzel bir hediye almam gerektiğine karar vermiştim.
Bir başka fikir daha filizlenmişti kafamda. Şirket’i bir düşünce kuruluşu olarak yeniden tasarlamam mümkün değildi, ancak kâr amacı gütmeyen bir alt kuruluş inşa ederek stratejik analizler yapacak ve yayınlayacaktık; Sakallı, Kolağası, Meraklı, hatta Fırtına da çok iyi araştırmalar ve analizler yapan ve dillerini çok iyi kullanan gençlerdi.
Zihnimde hemen şekillenen bu fikrin olgunlaşarak bir projeye dönüşmesi için Fırtına’nın gelmesini bekleyecektim. Web sayfamıza bir alt sayfa ekleyecektik, analizlerimizi orada yayınlayacaktık, ancak çok nesnel bir dil kullanmak zorundaydık; bizi düşman olarak gören yeterince ülke vardı, daha fazlasına gerek yoktu, gerçeği bildiğimizi bilmeleri yeterliydi.
Yöntemimiz basitti; mutfakta olduğu gibi, okuyacak, algılayacak, yorumlayacak, çözümleyecek ve birer paket halinde bu çabalarımızı paylaşacaktık. Analiz böyle yapılırdı zaten. Bu, istediğimiz gibi, Şeytan için de çok büyük bir tehdit anlamına gelebilirdi.
Sıkıntı
Takip et: @SonsuzArk
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
