1 Mart 2026 Pazar

SA11880/SD3743: Sıkıntı (Roman); 14. Bölüm-Su 10

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 "Bütün insanlar onlardan arta kalanlardan dolayı çok iyi biliyorlardı döngüyü; hatta onlardan daha çok. O halde neden korkuyorlardı Samirîlerden? Öğrenilmiş ve öğretilmiş sistem, onları durdurmak isteyenlerin başarılı olamayacaklarını da öğrettiği, çaresizlik ektiği ve biçtiği için mi?"


Oysa biz, onların insanlık tarihinde sayısızca kez durdurulduğunu ve yok edildiğini de biliyorduk; onları diğer insanlar durduramasa bile Allah durdurabiliyordu. Onlar, Allah’ı kıyamete zorlamak istediklerini söylüyorlar ve katliamlarını yeryüzünün her noktasına her insana ulaşacak şekilde genişletiyorlardı. 

Uluslararası kurallarla ve kurumlarla dalga geçercesine Gazze’de insanları kuşatarak açlıktan öldürüyorlar, yardım gönderdiklerini söyleyerek açlıktan ölen çocuklarını kurtarmak için erzak dağıtım merkezlerine koşan insanları tek tek avlıyorlardı. 

Günün her saatinde alev saçan yıldırımlar yağdırıyorlardı gökten; cayır cayır yakıyorlardı masum çocukları... onları tedavi etmesinler diye hastaneleri yok ediyorlar, yaptıkları aşağılık soykırımı insanlara duyurmasınlar diye gazetecileri nişangahlarında tutuyorlardı keskin nişancılar ve bir mermiyle ölüme indiriyorlardı. Kendilerinden öncekilerin başına gelenlerden daha kötüsünü bilerek, isteyerek ve çaba göstererek hak ediyorlardı; bu yüzden benzersiz bir zalim olma hevesleri de benzersizdi.

Merhameti öldürdüklerini sanıyorlar, ama kendi sonlarını hazırladıklarını unutuyorlardı... evet, unutuyorlardı, çünkü biliyorlardı başlarına ne geleceğini...

Peki, neden yapıyorlardı bunu? Güçlü ve zengin olduklarında tanrı gibi olabileceklerine dair yanılgıları sürüklüyordu onları bu cehenneme... öldürmek, onlar için bu yanılgının sürdürülebilir olması demekti, Şeytan’ın istediği gibi Allah’ı kıyamete zorlamak demekti.

Oysa hiçbir aşağılık yaratık Allah’ı herhangi bir şeye zorlayamazdı. Geçmişte bunu çok kez denemişlerdi, başaramayacaklarını bilerek. Her biri benzersiz bir azap ile cezalandırıldı. Onlar için kıyamete gerek yoktu; şimdikiler için de gerek yok.

Bütün insanlar onlardan arta kalanlardan dolayı çok iyi biliyorlardı döngüyü; hatta onlardan daha çok. O halde neden korkuyorlardı Samirîlerden? Öğrenilmiş ve öğretilmiş sistem, onları durdurmak isteyenlerin başarılı olamayacaklarını da öğrettiği, çaresizlik ektiği ve biçtiği için mi?

Yoksa insanlar Allah’a yeterince iman etmediği için mi?

Evet, kuşkusuz böyle olduğu içindi her şey; insanın iman etmesini engelleyen büyük unsurlar vardı. Samirilerin bozdukları diğer dinlerin yanı sıra İslam'a ustalıkla soktukları Sufizm de bu büyük engellerden biriydi. 

‘Su Yazarı’nın notlarına eklediği fereemasoninformation com adlı sitede, 7 Eylül 2009 tarihinde yayınlanan Greg Stewart imzalı, ‘Freemasonry and Sufism: Two Roads One Destination’ (Masonluk ve Sufizm: İki Yol Tek Hedef) başlıklı metindeki “Batılı çerçeve dışındaki gelenekler arasında Özgür Masonluğa en yakın olması hasebiyle bir tanesi diğerlerinin arasından kendini belli eder; bu gelenek Sufizm’dir.” cümlesi, yazının başlığı ile birlikte Sufizm’in kaynağına yönelik bütün kuşkuları gidermeye yetecek kadar netti. 

İbn-i Arabi’den yapılan “Kalbim tüm suretlere girebilir, takip ettiğim din Aşk’tır benim: Aşk kervanının ilerlediği yol, dinim ve inancım budur benim.” şeklindeki alıntının altına ekilen çağrıları sıradan bir akla sahip olan herkes kolaylıkla anlayabilirdi. Bu çağrılar masonlar tarafından, kendilerini ‘özgür mason’ olarak tanıtan kardeşlerine yapılıyordu. Bu aynı zamanda bir itiraftı da. 

Herkesin kendi yorumlarını yapabilmesi için metni olduğu gibi romana aktarmanın daha yararlı olacağını düşünmüştüm.

Masonluk ve Sufizm arasındaki bağı henüz bilmeyen alt kademelerdeki kardeşlerine anlatıyordu özgür mason Gteg Stewart, Şeytan'ın bütün çocukları kardeşti:

“Eksoterik Ruhani Sistemlerin çoğuna muhalif olarak Özgür Masonluk, bütüncül heveslerden yoksundur. Kendi metodunu “tam ve mükemmel” olarak nitelendirmesine rağmen, mükemmel hedeflere ulaşma noktasında tek olmadığını kabul etmektedir. (Özgür Masonluk) kendi işleyiş tarzının, Batı dünyasında yer alan ve temel bazı ilkelerini de paylaştığı muhtelif görüşlere sahip Gnostik Okullar örneğinde olduğu gibi, Bilgiye Ulaşmada (kullanılan) Geleneksel Yollardan sadece biri olduğunu kabul ve tasdik eder.  

Bazı zamanlar ahenksiz ve çelişkili gibi gözüken tezahürlerin ötesine ne zaman ve nasıl yürüneceğini bilen ve önerilen bir mefhum veya teorinin merkezi çekirdeğine ulaşan bir kişi için aynı kaynaktan fışkıran gelenekler arasındaki derin koşutluklarla çatışmak zor olmasa gerektir. 

Böylece çok az veya hiç çaba göstermeksizin, Özgür Masonluğun tüm insanlık tarihinden doğmuş sosyo-kültürel hareketler ile ne kadar çok temel akideyi, sembol ve özellikleri paylaşmakta olduğunun ayrımına varabiliriz: Bu sosyo-kültürel hareketler ki; İçsel Tapınakları'nın inşası için biteviye emek harcayan saygın ve edepli kadın ve erkekleri birleştiren ve hali hazırda birleştirmekte olan akademi, kült, özel kuruluş, kulüp ve cemaatler formundadır.    

Bununla birlikte bu ispatlanmış gerçekliğin kabulü bizi, gelenekleri minimum ortak paydaya indirgeyerek “her şeyin özdeş olduğu” uç var sayımına ve böylece içsel karakteristik zenginliklerinin kaybına yönlendirmemelidir. Özlerinde geleneklerin birbirine benzer olduğu gerçeği, bunun halkın gözünde de aynı şekilde tezahür ettiği anlamına gelmez, bu durumu gerçek manada takdir edebilmek için etkin ve azimli bir çaba gerekmektedir.  

Batılı çerçeve dışındaki gelenekler arasında Özgür Masonluğa en yakın olması hasebiyle bir tanesi diğerlerinin arasından kendini belli eder; bu gelenek Sufizm’dir. Sufizm ve Zanaat (İng: Craft, Masonik sınıf) arasındaki benzerlik ve bağdaşım öyledir ki; kültürlü kadın ve erkekler Özgür Masonluk için “Batı Sufizmi” tabirini kullanırken aynı şekilde Sufizm için de “İslam’ın Özgür Masonluğu” tanımlamasını kullanırlar. 

Devam etmeden önce bu iki gelenek arasında en önemli temel ayrım noktasında ne düşündüğümün altını çizmek son derece önemlidir: Özgür Masonluk “eksoterik çerçeveyi” kabul ederken Sufizm yalnızca İslam Dini içinde verimli bir şekilde yaşayabilir. Dolayısıyla, bu bağlamda her ne kadar merak uyandıran bir nokta olsa da bu iki sistem arasındaki az veya çok gerçek bağlantılara değinmeyeceğim; bununla birlikte kısa ve öz bir şekilde, her iki gelenek için merkezî ve ortak noktalar üzerinde yoğunlaşacağım.      

Sufizm’e yaygın olarak atfedilen iki temel çıkış noktası bulunmaktadır: İlki, doğrudan Peygamber tarafından en yakınındaki Talebeleri'ne (Sahabeler)  iletilmiş olan bir çeşit “Gizli İçsel Doktrin” olduğu yönündedir: Bu görüş bir bakıma üyeler arasındaki altın rivayet zinciri ile günümüze aktarılmış olan İlk Hristiyanlığın Gnostik Yorumlamaları’na benzemektedir. 

İkincisi ise, birincisinden tamamen farklı bir şekilde, Sufizm’in kaynağını erken Arap İslam’ı üzerindeki Pers Etkisine dayandırmaktadır;  kesin panteist ve monist derinliğin cem edildiği bir etki. 

Aslında her iki teorinin de içlerinde güçlü bir 'gerçeklik' taşımaları muhtemeldir; fakat genel kabul gören tek bir gerçek vardır o da Sufizmin, ilk yüzyıllarından itibaren İslam’ın içinde var olduğu ve sosyal/politik bağlamda Sevgi ve Hoşgörü prensiplerini yaşatarak Özgür Masonluğa benzer şekilde iyi kötü varlığını son iki bin yıldır devam ettirdiğidir.    

Sufizm tek parçalı bir yapıya sahip değildir; ortodoks olanından, ortodoks karşıtı olanına felsefik konumlanmalar onu temel olarak almış olsa da, en uygun tanımlama Ömer Ali Şah’ınkidir: “Kalb gözü (Ayn el-Kalb) üzerindeki örtüyü, Gerçeği (el-Hak) görebilmek için kaldırmayı amaçlayan doktrin.”  

Birkaç kelime ile bundan daha derin bir yoğunlaşma oldukça güçtür ve kişi tarafından hissedilmeyen bir şeyin onlara açıklanması imkânsızdır. Diğer taraftan Özgür-Masonlukta olduğu gibi ahlaki bir değerlendirme Sufizm’e de yabancı değildir, Cüneyd-i Bağdadî’nin yorumunda olduğu gibi: ”(Sufizm) üstün vasıfların kabulü ve bayağı olanların terkidir.”  


<<Önceki                      Sonraki>>


[27.02.2026, 14/21 (1056))]


Seçkin Deniz, 01.03.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı