10 Mayıs 2015 Pazar

SA1314/ÇY5-DÇ17: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 1.Bölüm; Deniz Feneri, CHP ve Kızılhaç

1.Bölüm
Deniz Feneri, CHP ve Kızılhaç

25 Nisan 2015 günü Kılıçdaroğlu Dusseldorf’ta seçmenlere sesleniyordu: "Deniz Feneri faciasını asla unutmadık"

Türkiye'nin temiz siyasete ihtiyacı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri olayını hatırlattığı konuşmasında, "Deniz Feneri faciasını asla unutmadık. İslami holdingler aracılığıyla Almanya'da alın terinin nasıl sömürüldüğünü, nasıl çalındığını biliyoruz. Ama bir şeyi hiç kimsenin unutmamasını istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz her türlü sorununuza en duyarlı yaklaşımları ve çözümleri üreten partiyiz. Her sorununuzla ilgilendik. Deniz Feneri olayı yaşandığı zaman ben Almanya'ya geldim. İslami holdingler faciasında yine buradaydım. En temiz duygular, inançlarımız sömürüldü. İnançlarımız alın terimizin çalınmasına alet edildi. Yurt dışında yaşayan bütün yurttaşlarıma seslenmek istiyorum. Sizin inancınız bizim inancımızdır, sizin kimliğiniz bizim kimliğimizdir. Sizin yaşam tarzınız bizim yaşam tarzımızdır. Biz kimseyi ötekileştirmeden bütün yurttaşlarımızı kucaklıyoruz ve sizlere bağrımızı açıyoruz" diye konuştu.(1)

SA1313/KY4-FM25: Bir Şizofrenle Söyleşi

"Ben baş müridime neyin ne olduğunu sorar görünürken onu imtihan ettiğimi anlıyorsundur herhalde? Zira bilgisizlik bizden uzaktır."


Çok zamandır sükut ettiğimden şekvâ eden kimi dostlar oldu. Şekvâlarında haksız sayılmamakla beraber benim dahi dinlenme ihtiyacım olduğuna kendileri de hak verecektir. Neyleyeceksiniz ki, insan denen canlı varlık tüm canlı varlıklar gibi bir takım noksanlarla mücehhezdir. Yemeye, içmeye, uyumaya, dinlenmeye ihtiyaç duyması gibi durumlar işbu noksanlıklardan sayabileceğimiz bir kaçıdır. Hal böyle olunca bizim dahi bu noksanlardan beri olmamızın imkânı olmadığını söylemek fazlalık olsa gerek. Fazlalıklardan uzak durmanın gereği bedihi iken uzattıkça uzatmanın manası nedir? Denilse, cevabımız sükut olur.

Yazı İşleri Müdürlüğü'nden arkadaşlar sık sık girişleri uzattığım yönünde şikâyet ediyorlar benim bu lüzumsuz uzunluklarımdan ötürü pek mühim haberlerden bir kısmını yayınlayacak yer bulamıyorlarmış. 

9 Mayıs 2015 Cumartesi

SA1312/KY20-MEK23: Hikayesi Olmayan Bir Seçimde Hikayesi Olan Bir Lider

"Şimdi Davutoğlu’nun dilindeki toparlayıcı, ikna edici ve umut aşılayan mesajların bu kadar sahici, bu kadar sokaktan ve coşkulu olmasının onu bu hikayesiz seçimde oldukça güçlü kıldığı gözlemleniyor."


Yeni bir lider olarak Ahmet Davutoğlu’nun meydanlarla kurduğu ilişki gerçekten ilginç. Ekranın mesafeli soğukluğundan edinemeyeceğimiz, meydanın sıcak ortamında çok ilginç detaylar sunuyor bu ilişki. Bir hoca olarak Davutoğlu, talebeleriyle kurduğu sıcak, insani ilişkiyi meydana taşımış durumda. 

Anadolu’nun dilini çok iyi bildiğinden mi, irticalen yaptığı konuşmalarında büyük siyasal söylevler yerine yerelin diline, sokağa, sıradan insana gerçekten değen ögelere ağırlık vermesinden mi, vaatler yerine kalabalıklarla söyleşir gibi yaptıklarını tek tek anlatabilmesinden mi, Davutoğlu’nun meydanda bir büyü yarattığı açık.

SA1311/ KY26-CA2: Kültür, 'Şuracıkta Kotarılan Bir Sistem' Olabilir mi?

"Katılımcı sayısını yüksek tutmayı sağlayacak faaliyet, kolay başarı arzusunun bir yansıması olarak her yere sirayet ediyor."


Kültür, bir şeye cesaret edebilme sorunudur, diyor Tezer Özlü. Üzerine bazen düşünür, bazen de hayatın talepleri öyle gerektirdiği için düşündüğümüzü bile bilmeden o adımı atarız. Kültür bir lüks değildir o takdirde. Damlaya damlaya, bazen de gürül gürül akarak bir medeniyete lâyık olmanın birikimini sağlar. Kültür gibi sanat da, insan varlığı üzerine düşünme konusunda bir tazelenme ihtiyacı ve arayışı demek. Dün söylediğine bugün yeni bir gözle bakmak, cahillere özgü olmayan bir cesaretle olası. 

8 Mayıs 2015 Cuma

SA1310/TG117: Breaking the Silence - Sessizliği Kırmak: İsrailli Askerlerin İtirafları/ El-Halil 2005-2007/3. Bölüm

     “Bizimle gönül birliği bulunan, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te Eylül 2000 tarihinden itibaren görev yapmış askerlerin itiraflarını topluyor ve yayınlıyoruz.” 
Taciz, Yağma, Aşağılama, Dayak, İşkence, Öldürme, Yaralama, Sûikastler, Özel Mülklere Verilen Zararlar…

“Bu, ayrıca var olan gerçekliği bildiği halde inkar eden inatçı çoğunluğa karşı da bir dik duruş. Bu, İsrail toplumuna ve liderlerine, çalışmalarımızın sonuçlarını değerlendirmek için acil bir çağrı.”

Askerler görev başında başlarından geçenleri anlatıyor:

İtiraf-6

El-Halil’deki kameralar?

Bildiğim kadarıyla kamera kayıtları polisin etrafta neler olup bittiğini gözetlemesi için alınıyor. Ordu da bu kayıtları X’e gönderiyor, orada monitörler bulunuyor. 

SA1309/SD246: İşsizlikten Beslenmek

"Avrupa'da savaşlar sonunda göçmenlere duyulan ihtiyaç şu anda farklı bir gerekçeyle yeniden gündemde. Bu kez savaşların yok ettiği erkek nüfus değil sorun; yaşlanan nüfusun getirdiği sıkıntı dolayısıyla göçmenler yeniden revâçta."


Avrupa Ekonomisi'ne illegal işgücü katkısı sağlamak için ardı arkası kesilmeyen  ve çoğu batmayan mülteci tekneleri- Mülteciler Avrupa'ya nasıl giriyorlar ve nerelere gönderiliyorlar? 
Seçkin Deniz, 08.05.2015

Norveç'in Türkiye'den meslek sahibi yüz bin insan istemesiyle başlayan yeni bir süreç var. Buna mukabil İsveç, Iraklı mülteci Kürtlere; "Artık ülkenize dönün, ülkenizde savaş bitti", diyerek kapıyı gösteriyor. Norveç'in yetişmiş genç nüfusa olan ihtiyacı kadar İsveç'in de ihtiyacı var. Onlar yetişmemiş göçmen gençleri yük olarak gördükleri için, ülkelerinde istemiyorlar. Sendikalar Konfederasyonu başkanına göre, 'hükümet yabancı işgücüne kapıları açarak ücretleri düşürmek istiyor'.

SA1308/TG116: Terör Stratejisti: Gizli Dosyalar IŞİD’in Yapısını Ortaya Koyuyor- II

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz, IŞİD'in profesyonel, 'Kan Dökücü' ve 'Müslüman Coğrafya'da Kaotik Zemin Hazırlayıcı' stratejilerini asıl köklerinden uzaklaştırmaya çalışan bir analiz gibi görünmektedir. IŞİD şu ana dek Pentagon ve müttefiklerince kendisine verilen, Suriye, Irak, Libya ve Yemen'den sonra Afganistan'ı da şii-sünni iç savaşına sürükleme ve gövdesi oluşmuş İslamî uyanışın yok edilmesi görevlerini başarıyla sürdürmektedir. Böylesine medya, insan, para ve silah desteği alabilen, hiçbir kriter gözetmeden öldürebilen ve psikolojik, sosyolojik çözümlemeler yaparak strateji üretebilen bir örgüt aşağıda bahsi geçen şahısların inşa edebileceği bir niteliğe sahip olamaz, Teksas sınırlarında eğitim kampı kurabilen IŞİD, bu kadar basit bir mimarî sürece endekslenerek Pentagon'dan uzaklaştırılamaz.
Seçkin Deniz, 08.05.2015

The Terror Strategist: Secret Files Reveal the Structure of Islamic State

Irak Dönemi

Bu paranoid denetim sisteminde George Orwell model olarak alınmış gibi görünüyor. Ancak durum göründüğünden daha basit. Bekir sadece geçmişte öğrendiklerini uygulamaktaydı: Saddam Hüseyin’in her yerde mevcut bulunan güvenlik sistemi uygulanıyordu, öyle ki istihbarat servisindeki generaller bile bu sistem tarafından izlenmediğinden emin değildi. 

Bekir’in notlarında sözde Tanrı tarafından emredilen İslam Devleti’nin kuruluşu ile ilgili herhangi bir beyan bulunmamasının basit bir sebebi var: Bekir, fanatik dini inançların tek başına zafer kazanmak için yeterli olmayacağını fakat diğerlerinin inançlarının sömürülebileceğini düşünmekteydi. 

7 Mayıs 2015 Perşembe

SA1307KY23-NN13: Nehir Nil İsrail'de 2; Kudüs & Hayfa

"İsraillilerin mutluluğu için her şey sağlanmış, her şey sanki güllük gülistanlık. Aldıkları veballer de emin olun çoğunun umurunda bile değil."

Kudüs

Her yer mezar, göz alabildiğince mezar.  Dile kolay 150,000 tane var.. Yüzyıllar boyu dünyanın değişik yerlerinden insanlar kutsal topraklarda gömülebilmek için buraya gelmişler ölmeye. Hala da gömülüyorlar, mezar yerlerinin fiyatları milyon dolarlarla ifade ediliyor.

Burada gömülseler cennete gideceklerine inanıyorlar. Ne garip değil mi? Koca bir ömrün muhasebesinin bırakılıp, gömüldüğün yere göre ahiret hayatının şekilleneceğine inanmak.

Bu kez çok kritik bir şehirdeyim... Kudüs'teyim. Etrafımda bir din ahengi yok, çok sesli bir koro farklı ilahiler söylüyor avaz avaz sanki. Yine de faklılıkların bir ritmi var. Sağıma baksam Müslüman, soluma baksam Musevi ve önüme baksam Hristiyan.

SA1306/KY9-NK60: Joy Odgen'in Tecrübeleri, Benim Tecrübelerim..

"Biraz daha derinlik, biraz daha diğerkâmlık, biraz daha susmak, biraz daha dinlemek, biraz daha tefekkür…"


Dün akşamüzeri Atila yine kahve içmeye davet etti beni. KC’ye Atila’dan daha önce gittiğim için birkaç dükkân dolaşıp,  mevcut tek kitapçı olan Ada Kitap’a uğradım. Kendime görür görmez âşık olduğum bir duvar saati aldım. Böylece salondaki saat, ait olduğu asıl yere mutfağa geçmiş oldu. Salonun da artık lavantalı bir saati var.

Üstteki mutfak, alttaki de salon saatimiz, çok ciciler ikisi de... Yukarıdaki saati Atila on yıl önce doğum günümde almıştı. Bana kayınvalidemin mutfağını hatırlatan bir saat; kuzine soba, saplı tavalar, odunlar, havlu hepsi bana onu hatırlatıyor.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

SA1304/KY20-MEK22: Emmet Louis Till

"Amerikan kültürünün, televizyon ve şov dünyasının, sinema ve müziğinin mahir bir şekilde inşa ettiği ‘Zenci Genç’ olmak tam anlamı ile ölümcül bir kombinasyondur."


Emmet Louis Till (25 Temmuz 1941 - 28 Ağustos 1955) 14 yaşında bir çocuktu. Hayatının henüz başında idi. Misisipi’de, küçük bir kasabada, Money’de, kısa bir ziyaret için akrabalarının yanında bulunuyordu. İddiaya göre Louis yakınlarda bakkallık yapan Roy Bryant’ın eşi 21 yaşındaki Carolyn’e ıslık çalmıştı, Birkaç gün sonra Roy ve onun üvey kardeşi J.W. Milam, gece 03.00 sularında Louis’nin amcasının kalabalık ailesiyle barındığı kulübeyi bastılar.

Louis’i evden döverek çıkardılar, beraberlerinde getirdikleri kamyonetin kasasına bir davar gibi bağladılar, onu yakında ki bir yere götürüp bıçakla bir gözünü oyarak çıkardılar, saatlerce dövdüler, yüzünün derisini soydular, bütün bunları canlı kalsın diye yavaş yavaş ve sık sık uyararak yaptılar. Çırçır makinasının keskin metal tarakları ile yüzünü ve bedenin birçok yerini taradılar, en sonunda ruhunu teslim edip acısı dindiğinde cansız bedenini kamyonete yükleyip, bacaklarına dikenli tellerle 32 kiloluk bir metal bağlayarak Tallahatchie nehrine attılar.

5 Mayıs 2015 Salı

SA1303/KY5-PT58: Tasavvuf; Bir Düşünce Virüsü/ B- Amelî Tasavvuf- Tasavvufçuların Yenileri de Eskileri Gibidir

 بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillahirrahmanirrahim

“Tasavvuf” İslâm dünyasına hicri II. asırdan itibaren girmeye başlamış bir “düşünce virüsü"dür. 

***

Tasavvufçuların Yenileri de Eskileri Gibidir

Biri diyebilir ki, "Bize ne İbn Arabî’den, onlar gelip geçmiş ve ömürlerini doldurmuş insanlardır? Biz yenilerine ve yaşayanlara bakalım, geçmişi niye kurcalayalım?" 

Diyebilir. Tasavvufun büyüsüne aldanan ve bal diye zehirlerini yudumlayan böylelerine şunu belirtmek isteriz; Biz kişilerle değil, eski tasavvufçuların İslâm'ın ruhu ve özü olarak inandığı ve bununla Müslümanların inançlarını altüst ettikleri putperest bir kültürle savaşıyoruz. İslâm'ın ruhu ve zübdesi olarak kabul edilen ve efsanevi bir dünya oluşturan mitolojik düşünceler ve inançlarla mücadele ediyoruz. Yeni tasavvufçular da İbn Arabi, İbn el-Farıd gibi eskilerin inandığı şeylere inanmakta, tasavvuf kahinlerini takdis ve tebcil etmekte ve mest olmuş bir vaziyette onların putperest şarkılarını söylemektedirler. 

4 Mayıs 2015 Pazartesi

SA1302/SD245: Dalgaların Sesi - 2. Gün/ İç Sesler

"Neşe kıpırtılarının doldurduğu yüreği, keyifli bir ıslıkla uzandı göğe. Yürüdü; yalnızlığının içinden başka bir yalnızlığın içine..."


Minik titreşimlerin ıslak yamaçları, güneşin billurlaştığı ışık dansının sonsuz pisti gibiydi; parıldıyordu okyanus, ayrıntıları sonsuzlaşan minik dalgalarıyla...

Sabahın beyaz kokusu, ince bir meltemin okşayışlarıyla ve daha bir ayrıcalıkla doluyordu içine... O gün iyi bir gündü... Kum parçacıklarının sarıp sarmaladığı ayakları çıplaktı...

Ancak o gün, içinde iki ses çatışıyordu... İyi ses etkindi hep...

SA1301/SD244: "şahsiyet ve sosyal psikoloji" /21.06.2006/ 509. patika

...eğer, herkes, kendi idrak dairesi içinde muhkem bir halde olduğunu sanmasaydı, insanlarda şahsiyetten bahsetmek mümkün olmazdı...
...sen, o ve diğerleri, kendinizi, fark ettiklerinizi ve düşüncelerinizi yeterli/yerinde ve eksiksiz buluyor olmasaydınız, bir bütün olmaz/olamazdınız...
...abartmadan, sakince konuyu irdelemek lazım...
...siz, şu andaki mevcudiyetinizin tüm özelliklerini şu ana kadar yaşamış olduklarınızla belirginleştirmiş hâldesiniz...
...onları yeterli ve eksiksiz hissetmeniz, işin doğası gereğidir...
...hayatınızın geçmiş adımlarında eksikli kalan birçok şey olduğunu bilmenize rağmen, onları eksiksiz olarak kabul etmekten çekinmezsiniz...
...ancak; o eksikliklerin üstünü örtseniz bile, gelecekte onların sizi tekrar rahatsız edeceğini de bilirsiniz...

3 Mayıs 2015 Pazar

SA1300/KY22-AB9: “Turfanda Devrimcinin 1 Mayıs Günlüğü”

"Ah bu gericilik yok mu? Hepimizin hayatını karartan şey. Şimdiye kadar olanlar da hep bu halkın cahilliğinden oldu."


Bu dünyayı anlamakta güçlük çekiyorum. Gerici Akape hükümeti bu yılda direniş parkımızı  kapattı. Mağduruz. Baskılardan sıkıldık. Direne direne kazanacağız başka yolu yok.

Devrimci arkadaşlarla sıklıkla kafa kafaya verip devrimlerin kıymetini bilmeyenlerle ilgili dertleşiyoruz. İnsan gerici olmak için neden bu kadar uğraşır, bir türlü çözemiyoruz. Özgürlüklerinin kıymetini bilmeyenler hele, tam bir akıl tutulması yaşıyor olmalı.

SA1299/YB28: İçimizdeki Karmaşa ve Deniz Fenerleri / Sınanmış Renkler 27

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Başınızı alıp gitmek istemeniz bazen, geride bırakıp kaçışlarınızda adressiz olmak istemeniz, erken ölüm, geriye dönülebilir ölümdür aslında."

Size haberler getirdim mezarlıklardan, gezgin ruhların semerlerinde taşıdıkları yüklerden... Çok yorgunum, dudaklarımda biriken zikir, zikredegeldiğim sesleri sorgulayan bir öfkeyle dolu. Dilimizde döndürüp durduğumuz seslerde Allah ne kadar var? İçimizdeki karmaşanın hasretle gözlediği Deniz Feneri nerede? "Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." diyor Rad 28; hangimiz, nerede arıyoruz huzuru?

Bir insanın son nefesini vermiş bedenini alelacele toprağa verişimizdeki tedirginlik, onun geride kalan zamanda başına gelecek olanlara tahammül edemeyişimizden mi? Kokacak, kurtlanacak, çürüyüp gidene kadar etrafına rahatsızlık verecek diye mi? Yoksa daha başka bir şey mi var bu telaşımızda?

SA1298/KY26-CA1: Karşılaşmalar: Çöp Kutusu Kenarında

"Ben karşılıklı bir görme sorumluluğu üzerine düşünüyorum da doğru dürüst seçilerek, ayrıştırılarak paketlenmiş çöplerle onlara yardımcı mı oluyorum sanki?"


İlk bakışla kalan bir izlenim, bir açıdan bir yanılmazlık boyutu içerir, ama sadece bir açıdan. İlk bakış tanımanın olduğu kadar tabulaştırmanın da bakışı. Şehir karşılaşmalarının birçoğu selamsızlık yüzünden tanımama meşruiyetini pekiştiren içe kıvrılan adımlardan ibaret. Ayrıca bakmayı denemek bir konumla değil de kişiyle söyleşi gerçekleştirme sorumluluğunu üstlenmek anlamına geliyor. Sadece vakit meselesi değil böylesine bir bakışı zorlaştıran, bir de karşılık alamama çekingenliği var.

Şehrin sokaklarında her gün defalarca karşılaştığım kağıt/kurtarılabilir çöp toplayıcılarıyla ilişkim üzerinden düşünmeye devam ediyorum: İşçinin sokaklarda gezinirken araya kulaklıkları ve bakış mesafesiyle bir görünmezlik duvarı örmeyi yeğlediğini düşünürüm hep. İşine yoğunlaşmanın olduğu kadar mütecaviz bakışlardan ve sözlerden korunmanın da koridoru o.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

SA1297/ÇY4-DB45: Yaygın Cinsel Saldırılar Pentagon'la Sınırlı Değil, Bu Bir Amerikan Problemi

"Ordu içindeki takdire şayan cinsel saldırı mahkumiyetlerine rağmen, bunların çok fazla bir etkisi olmadığı görülüyor çünkü ordudaki cinsel saldırılar ordunun problemi değil, bu bir Amerikan problemi."


Neden Amerikalılar Pentagon'un çirkin seks skandallarından sorumlu tutuluyor?
"Why Americans are to blame for the Pentagon's outrageous sex scandals"
MICAH ZENKO, Our Military, Ourselves
Amerika'nın silahlı kuvvetleri içinde devam eden yaygın cinsel saldırılar bir trajedi. 2012’de muvazzaf ordu mensupları arasında İş Yeri Ve Toplumsal İlişkiler Araştırması(WGRA), geçen yıl cinsel saldırıya uğrayan tahmini 26.000 ordu mensubu olduğu bulgusuna ulaştı ve son cinsel saldırı iddialarının bu suçu önlemek amacıyla görevlendirilen ordu mensupları tarafından yapılması kötü bir ironi oldu. 

Amerikan ordusu açıkça Genelkurmay Başkanı, orgeneral Martin Dempsey’in de aynı şekilde belirttiği gibi bir “kriz”le yüz yüze. Geçen hafta hava kuvvetleri komutanı Orgeneral Mark Welsh karşılaştıkları problemin “1 numaralı” önceliği olduğunu belirtti. 

SA1296/SD243: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 47 (16-20 Mart 2012)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

16-20 Mart 2012  (357 Tweet)

20 Mart 2012
19931. ..gençlerin kaç kelime ile konuştuğundan size ne?... siz çok kelime ile konuştuğunuzda böylesine berbat bir dünya bırakıyorsunuz onlara...

20 Mart 2012
19930. sıradan bir oyun bu çocuklar... takımınız kaybetti... o kadar... bu kadar abartmaya utanmıyor musunuz?

20 Mart 2012
19929. @mhmtaysn çok ayıp...fanatizm hakarete neden oluyor ve size yakışmıyor

SA1295/KY4-FM24: Das Kapital'i Okumanın Usül ve Adâbı

"Mübarek Das Kapital uzun zamandır yanlış anlaşılmıştır."


Eyyühel tilmiz, bir zamanlar hakkında zan ile atıp tuttuğumuz ulul azm kitaplardan birinin künhüne ermek nasip oldu da ahir ömrümüzde mahv-ı perişan olmaktan azat olduk. Bu hal bile bizim kâinat imamı olduğumuza şehadet eder. 

Gerçi zan ile atıp-tutmak bizlerin şanından olmasa da bir takım imtihanlara bizim dahi mücbir oluşumuz akıllardan çıkarılmamalıdır. Evet, biz dahi zaman zaman sınanır, o sınanmalardan yüz akıyla çıkarsak görevimizi sürdürmemize ruhsat verilir. Hamdolsun ki, görevimizi sürdürmemize ruhsat verilmiştir. 

1 Mayıs 2015 Cuma

SA1294/KY1-CÇ119: Kızıma Mektuplar VI

Kızlarından Uzakta Olanlara Adanmış Sözler
-VI-


Bu mevsimde -baharda- hiç böyle görmemiştim yaşadığım bu yeri. Birlikte yaşadığımız, sokaklarını arşınladığımız bu memleket oldukça garip havalarda. Neredeyse her gün yağmurlu. Sana mı inat kızım, bana mı inat bilemiyorum. Yağmuru severim bilirsin. Yağmurda ıslanmayı, yağmurla buluşmayı, yağmur altında durmayı severim. Sen de seversin. Yağmurla çokça anılarım, çokça anılarımız vardır. Yağmura pencere arkasından bakmayı beceremedik. Daha doğrusu ıslanmaktan korkmadık. Yağmurdan ürkmedik. Sanırım yağmura pencere arkasından bakmanın övgüsünü yapanlar ıslanmaktan çekinenlerdir. Yağmurdan değil de ıslanmaktan. Ve fakat sen ve ben ne yağmurdan çekindik ne ıslanmaktan. Böylece yağmura pencere arkasından bakmanın hazzını onlara bıraktık.

Seçkin Deniz Twitter Akışı