14 Mart 2014 Cuma

SA591/ KY6-SK11: ABD Oyları Merak Ediyor

ABD Oyları Merak Ediyor, Birinci Parti Olamayacağını Bilmek, Sarıgül ve Üçüncü Havalimanı, Cemaat'in Beklentisi, 'Gerilla'nın Meşru Savunma Hakkı' ve 'İşgalci T.C', KCK Tutukluları

ABD Oyları Merak Ediyor

Hükümetin Fethullah Gülen için ABD ile yaptığı görüşme ve iadesini talep edeceği iddiaları gündemde... ABD başkanı Obama'nın Başbakan Erdoğan'a 'mesaj alındı' deyip demediği son Beyaz Saray açıklaması ile iyice irdelendi.

2004 senesinde Gülen ABD'deydi ve ikametinin uzun statüye geçebilmesi için müracaatı mevcuttu. O dönem Türk Dışişleri Bakanlığı'nın bu müracaata destek olarak, Gülen'in Türkiye'deki davalardan beraat ettiğine dair belgeleri bir ön yazı ile ABD Dışişlerine ilettiği belirtiliyor.

 Dönemin büyükelçisi Faruk Loğoğlu bu belgeleri Abdullah Gül'ün talebi üzerine ilettiğini açıkladı. Ancak dosyaları gayr-ı resmi şekilde Marc Grossman'a ilettiğini ekledi. Buna gerekçe olarak, ABD Dışişleri'nden bir bilgi talebi gelmemiş olmasını gösterdi...

13 Mart 2014 Perşembe

SA590/AŞ40: Başbakan Tarihi Eksik Okuyor

“Abdulhamid’e ilk darbe indirildiğinde Said Nursi neredeydi?”


Nasıl yazmalı? Düş kırıklıklarının mor renginde hüzün kavuran Başbakan Erdoğan’ın ‘kandırıldık’ dediği andaki sesi, koyu bir hançer ağrısının iniltilerini taşıyor. Gök mavi, su berrak. Gün geçtikçe serpilen büyüyen bir örnek var ortada. Tüm soruların açıkça cevaplanmaya başladığı, Başbakan’ın devletin düzgün işleyişinden emin olmayı beklediği kahredici bir sessizlik. Devletin derinliklerine sinmiş ‘paralel devlet unsurları’ndan arınmadan hamle yapamayan bir başbakan olmak, dünyanın en zor işlerinden biri olmalı.


II. Abdulhamid, Resne’de ve daha sonra da Ohri’de, iki yüzbaşının, Niyazi ile Eyüp Sabri’nin üstlendiği rolün sembolik olduğunu elbette biliyordu. Firzovik’teki Arnavut hoşnutsuzluğunu bahane eden, bu hoşnutsuzluğu manipüle ederek padişaha karşı bir ayaklanmaya dönüştüren akıl, Selanik ve Manastır’daki mason mahfillerinde, İtalyan localarında, Alman, İngiliz, Fransız, Rus ve Avusturya saraylarında, Mürzsteg’de, Reval’de, Kahire’de pişirildi.

12 Mart 2014 Çarşamba

SA589/AS50: Dücane Cündioğlu’nun 'Çocukça Düşünceler'inin Çelişkilerine Dair Bir Analiz

"Herkes 'biz' diyebilseydi, karşıtlıklar ve çelişkiler aldanmaları gerektirmeyecekti. Herkes 'ben' dediği için karşıtlıklar doğuyor, çelişkiler oluşuyor ve aldanmalar peydahlanıyor."


Dücane Cündioğlu imzalı “Çocukça Düşünceler” başlıklı  hem içerik hem de teknik olarak sorunlu Fıkra'nın Sektörel Analizi'ni yapalım...

“Halkın çoğu çocukça ve çocuksu düşünür ve bu nedenle insanlar hayat içerisinde sıklıkla karşılaştıkları çelişkilerden —zannedildiğinin tam aksine— pek de rahatsız olmazlar.”

Halkın çoğu çocukça ve çocuksu düşünebilse keşke; tam tersine halkın çoğu öğrenilmiş korkular ve çâresizliklerle düşünür, sorular sorar ve verilen cevapları alır. Eğer çocukça düşünselerdi sıklıkla karşılaştıkları çelişkilerden aşırı rahatsız olurlardı ve onlara verdikleri tepkiler dolayısıyla “yaramaz çocuklar“ derdik. Lakin halk, çocukça düşünemese bile eski bir çocuk olan herkesten oluştuğu için, çelişkilerden özellikle yönetsel aklî çelişkilerden en çok rahatsızlık duyan unsurdur. Rahatsızlığını eline geçen her fırsatta belli eder, sadece bu biraz uzun sürer. Siyasetçiyi aldatan da bu sürenin uzunluğudur.

SA588/KY9-NK9: Bitkisel Tedaviden Vazgeçiyorum

“Doktor’a alanını sordum, “Alan derken?” diye soruma soru ile cevap verdi.”

Audrey Hepburn

Ama içimi içten içe kemiren bir şey vardı. “Kendimle yüzleştim” derler ya hani; evet, ben de kendimle yüzleşmeliydim. Ben ameliyattan niye kaçmıştım? Niye alternatif tedaviye yönelmiştim?

Bu soruların cevabını nihayet kendime verdiğimde ameliyat kararımı da tekrar vermiştim. Evet, ben ameliyattan sonra evde etkisiz eleman olacaktım. Hiçbir işe yaramayacaktım. Kolumu oynatamayacaktım ve hep başkalarına muhtaç olacaktım. Evimizin düzeni allak bullak olacaktı ve Atila ile Afak’ın iş yükü iki üç katına çıkacaktı. Ama bütün bunlar için ameliyat gibi sonuçları ölçülebilir ve bir o kadar garantili yöntemi bırakıp bana artık kapkaranlık gelen bitkisel tedavi yoluna girmeye nasıl cesaret edecektim.

Bunu yapamayacağımı anladığımda hemen Atila’yı aradım.

11 Mart 2014 Salı

SA587/SD105: "artık skolastik merkezin çok hesaplı hegemonyası yok" /11.01.2007/ 577. patika

İllüstrasyon, Scott Beale
...eski usûl kalem erbâblığının devri kapanıyor...
...kaleme hâkim olan ile kalemden tevellüt edene tâlip olanlar arasındaki fark, sürekli artan bir hızla yer değiştiriyor...
...yazan, okuyandan daha çok biliyor değil...
...artık skolastik merkezin çok hesaplı hegemonyası yok...
...bilgiye tamah eden, ettiği anda bilgiye râm olabiliyor...
...fersah fersah yol tepmiyor, talepkârın ayakları...
...kendine ait derin kalıpları olmayan kalem tutucular, artık varsıl birer yaşayan ölü olarak, miras tüketiyorlar...
...gençler eskileri okumuyor; eskilerin öykülerine alay ederek bakıyorlar...
...her bir yazısı, birer mistik gerçek kutsallığına bürünmüş gibi kasılı duran eski usul yazıcıların durduğu yer, sebat kıvrımlarından azalmaya başlıyor, eriyor; hatta o eski yazıcı, son demlerinde hüzün kemiriyor...
...son asrın okuyucuları, mevtâ merkep muhabbetinden sıkıldılar ve...

SA586/ KY6-SK10: Türkiye’nin Sıcak Gündemi

Bunlardan Kurtulalım, Cemaat CHP'yi Ele Geçiriyor, Cemaat, Ecevit, Kavakçı, Ahmet Taşgetiren ve Madalyonun Öbür Yüzü, İran, ABD, PKK, Kürtler ve Cemaat


'Bunlardan kurtulalım...'

'Hep birlikte bunlardan kurtulalım'

'Hep birlikte bunlardan kurtulalım... hiçbir ilkenin önemi yok'... Bunu yaparken çeşitli iç ve dış dinamikler, kesimler birlikte hareket etsin...

Başbakan'ı kimin nasıl dinlediğinin önemi yok... İster yakın zamanda Almanya Başbakan'ı Merkel'i dinlediği ortaya çıkan National Security Agency dinlesin... İster MİT'te çalışan paralel olduğu iddia edilen birileri, kafasına göre yasadışı dinlesin...

NSA kendi sistemi ile mi dinlemiştir? Yoksa MİT'te çalışan kişiler aynı zamanda başka yere mi çalışıyor? Böylece hiç zahmete girmemiş de olabilirler... Veya sadece iddia ettikleri 'yolsuzluklara' tahammülü kalmayan, temiz vatan evladı cemaate yakın birileri dinlemiş olsun...

10 Mart 2014 Pazartesi

SA585/KY11-TG10: İsrail’in Avrupalı Yeni Naziler ile Aşkı/ Çeviri

Siyonist İsrail Hükümeti, 2. Dünya Savaşı öncesinde Nazilerin Siyonist organizasyonlar tarafından finanse edildiği tezlerini güçlendirecek bir cesaretle Ukrayna’da ırkçı yapılarla işbirliği yapıyor görünmektedir.
Sonsuz Ark
Temsili bir hükümetin işbaşında olduğu Ukrayna’da,Channel 4 News Kiev’den son gelişmeleri bildirdi. Haberlerde Sağ Sektör (Right Sector) lideri Dmyiro Yaros ile yapılan bir mülakat yer alıyordu. 

Sağ Sektör, Ukrayna’daki ayaklanma sırasında sokakta ön cephede savaşan, silahlı faşist-bazılarına göre neo-nazi- bir çetedir.

Matt Frei tarafından yöneltilen sorular zayıf olmasına rağmen bu aşikâr olanı sormasına engel olmadı:

“Sizi neo-nazi ve anti-semit olmakla suçlayan Rus Hükümeti ve benzerlerine yanıtınız nedir?”

Yarosh bu soruya; “Hayır kesinlikle doğru değil. Geçtiğimiz günlerde İsrail Büyükelçisi ile tanıştım ve aramızda dostane bir ilişki başladı.” şeklinde yanıt verdi.

9 Mart 2014 Pazar

SA584/DT25: Yalanın Tuzlu Serüveni

“Doğru sözlü olmayı doğuştan getirmiştik biz. Allah bizi öyle yaratmıştı. Bunu koruduğumuzda yalancıları yeniyorduk…”


Büyüklere güvenimi ilk ne zaman kaybettiğimi hatırlamıyorum. Galiba bu tedrici bir şekilde olmuştu. Önce dedikodulardaki ikiyüzlülüğü görmüştüm, sonra bile bile yanlışı sessizce kabullenmelerini. Yalan söylemeyi sevmezdim, ki çocuk aklımla birkaç kez denesem de başaramamıştım yalan söylemeyi; daha doğrusu söylediğim yalan değildi, sadece gerçeğin söylemek istemediğim yerlerini söylememiştim; ama doğrusunu eksiksiz anlatmadığımı biliyordum. Hep herkes yalan söylediğimi biliyormuş hissine kapıldığım için epeyce stres yaşamıştım o dönemlerde.


Büyüdükçe, yalanın boyutlarını, renklerini gördükçe insanlardan iğrenmeye başladım. Direndim. Ben direndikçe yalnız kalmaya başladım. Evet; çocuklar yalan söylemeyi büyüklerinden öğreniyor. Artık buna eminim. Korkudan yalan söylemekle başlıyor bu iğrenç hikâye. Sonrası da çıkar meselesi işte, herkesin bildiği.

SA583/ KY5-PT14: Kiziroğlu Mustafa Bey/ Roman- 2/4: Bozuk Düzen

Kiziroğlu Mustafa Bey


-4-
Kadı Cemalettin Taş Han’da esnaf gezmelerini sürdürüyordu. Küçük esnaf dertliydi dertli olmasına ama çekiniyorlardı. Kendi gölgelerinden bile korkuyorlardı. Ekmeğe konulan narha karşı çıktıkları yoktu. Hatta selden ötürü kendileri birçok malı maliyetinin altında satıyorlar, kimi zaman perişan olmuş ailelere ihtiyaçlarını hibe ediyorlardı. Ve ekmeğe konulan narhın bir göz boyamadan ibaret olduğunun da farkındaydılar.

Dertleri büyüktü küçük esnafın. Hem büyük tüccarların fahiş faizleri karşısında belleri bükülüyordu, hem alınan vergilerden canları çıkıyordu. Kadı öyle anlamıştı ki, küçük esnafın verdiği vergi büyük tüccarın verdiği verginin iki katıydı neredeyse. Hoş bu durum yalnız bu Sancağa özgü değildi. Daha önce görev yaptığı yerlerde de aynı durumla karşı karşıya kalmış fakat çaresizlik boynunu bükmüştü.

8 Mart 2014 Cumartesi

SA582/KY11-TG9: Amerika’da Aileler ve Çocuklar Arasında 18 Yaş Krizi/ Çeviri

"Amerika özgürlük ve sorumsuzluk cehennemi olmaya devam ediyor. Ailelerin ve çocukların kanunların soğuk ve keskin sırtında aradıkları ancak bulamadıkları şey sadece sevgi. Türkiye’nin asla anlayamayacağı, algılayamayacağı bir gerçek var aşağıda. Kaybetmediğimiz tüm değerler için Anne-babalarımıza teşekkür ediyoruz."
 Sonsuz Ark

“Rachel Canning Okul Taksitleri İçin Ailesine Açtığı Davayı Kaybediyor”

New Jersey aile mahkemesi, Rachel Canning’in ailesine karşı eğitim ve yaşam masraflarını ödemedikleri gerekçesiyle açtığı davada, ailenin lise masraflarını karşılamak zorunda olmadığı kararına vardı.

Hâkim, genç kızın üniversite masraflarının karşılanması talebi hakkında vereceği kararı ise davanın “ev kurallarını uygulama zorluğu çeken aileler için emsal oluşturup oluşturmayacağının araştırılması” için daha sonraya erteledi.

Hâkim ayrıca 18 yaşındaki Canning’in ailesinden haftalık harçlık ve avukat masraflarını karşılanması isteğini de reddetti.  Bir sonraki oturum 22 Nisanda gerçekleştirilecek.

New Jerseyli aile 18 yaşında olmasına rağmen okul ve günlük yaşam masrafları için kendilerine savaş açan genç kızları ile bugün mahkemede yüzleşti.

SA581/ÇY2- HK2: 30 Mart; Düşman Ambarından Tahıl Çekmek

“Oyumu takip etme işi sanırım yine bana kaldı.”

                                      AK PARTİ: 49.4  CHP: 21.8   MHP: 15.8   BDP: 8.3   Diğer: 8.53

Büyüdükçe bayramların eski tadının olmadığından yakınırız. Neydi farkı bayramların eskilerden?

Sanırım tek farkı çocuk oluşumuz, tek yapmamız gereken yeni giysilerle ziyarete gitmekti çoğumuzun... Sorumluluk sahibi oldukça, işin rengi değişti bizim için.

Bayram değil, seyran değil ben bunları neden yazdım?

Seçim günü ve bayram günleri aynı coşku yaşanırdı evimizde.

Küçük bir mahallede, geniş akraba çevresine sahip, uzun dönem muhtarlık yapmış bir babanın kızıyım.

Seçim sabahı hummalı bir çalışma başlar, annemin eliyle açtığı börekleri ikram etmek için sofralar kurardık. Gece geç saatlere kadar kapımız kapanmazdı. Kardeşlerim ve benim için t.v 'den sonuçları izlemek çok zevkliydi. O kalabalıkta, hengamede takip etmeyi becerirdik bir şekilde. Çocuk aklıyla tuttuğumuz partiyi, futbol takımı gibi yarıştırırdık…

7 Mart 2014 Cuma

SA580/ KY6-SK9: Mit Kanunu ve Gündem

Hangisi Paralel? Ya Tuz Kokarsa? Kabataş ve Dinde Kadının Şahitliği, Son Notlar


MİT Düzenlemesi

MİT yasasındaki değişiklik teklifinin, kuruma istediği yerde dinleme merkezi kurma, bu verileri uzun vadede saklayabilmeyi mümkün kılan kısmı eleştirilen ilk konu. Bugüne kadar Başbakan'dan Cumhurbaşkanı'na herkesin dinlendiği bir ülkede, dinlemeler artacak diye hayıflanmak bir hayli politik duruyor. 'Artacak' diye eleştirirseniz, şu anda ki durumun farklı olması gerekmez mi? Bunun hükümeti eleştirmemek için dile getirildiğini söyleyenler, kendilerinin de şu anki gerçekliğe rağmen sırf hükümeti eleştirmek adına konuştuklarını, içlerinden biliyorlar elbette...

MİT'e yurt dışında operasyon yapma ve teçhizat edinme yetkisi verilmesi bir diğer konu. Bugün bunu eleştirenler, malum tır olayı olduğunda yasanın değişmesi gerektiğini söylüyorlardı. Dolayısı ile bu gerçekleşmiş oldu. Uygulamaya yasal dayanak sağlandı.

6 Mart 2014 Perşembe

SA579/AS49: Kanaat Önderlerinin Etki Gücünün Sorgulanması ve Spekülatif Bir Örnek: M. Fethullah Gülen

2010 yılında sorduğum sorunun cevabını 2014'te arıyorum: 
"M. Fethullah Gülen bunları neden yapıyor?"
Alper Selçuk, 06.03.2014

 13.06.2010 tarihinde yazılmış aşağıdaki yazıyı, 17-27 Aralık 2013'teki FETÖ ihaneti ve sonrasında her türlü ihanetten daha alçakça 15 Temmuz 2016'daki askeri darbe girişimi sonrasında yeniden okudum; Başbakan Erdoğan'ın bile aldandık dediği düzlemde yazdığım bu yazı, aslında bir tarihe ışık tutmaktadır; bu büyük milletin profesyonel görev paylaşımlarıyla masonlar tarafından nasıl aldatıldığının en büyük delili olarak duracaktır. Dikkatle okumanızı öneririm... Alper Selçuk


Düşüneceğiz; bu hengâmede zekâmızı/aklımızı ve nefsimizi Kur’an’ın kesin hükümlerine amâde kılarak düşüneceğiz. Başka çıkış yolumuz yok. Önce kişinin mükellefiyetine dair çerçeveyi inceleyecek, sonra bu hususta âlim veya bilenler sınıfına bakacak ve en son Gazze’ye insanî yardım götüren İHH organizatörlüğündeki filonun uğradığı saldırıyı ve gerekçelerini, kendi bakış açısına göre değerlendiren M. Fethullah Gülen’in kanaat önderliğini tahlil edeceğiz.
***
Kanaat önderi tamlamasına ilişkin tahlillerin tenkit aynasında yer bulmasının zamanı geldi ve geçiyor. Kadılık, Halifelik, İmamlık, Şeyhlik, Seyyidlik, Dedelik, Şeyhülislamlık, Müderrislik/Fakihlik, Hocaefendilik gibi kurumların itikâdi ve amelî kanaatlerin ‘sor-bildirilen kanaate itaat et’ mekanik istenci ile fetvâ deruhte ettiği dönemler insanlığın ulaştığı farkındalık düzeyinden dolayı sona ermek üzere… Kanaat önderlerinin yanılabilirliği bir hakikat olarak günbegün zihinlerde yer ediyor.

5 Mart 2014 Çarşamba

SA578/KY9-NK8: Bitkisel Tıp Macerası

“Ameliyattan vazgeçtiğimizi, bitkisel tedaviye başlayacağımızı söyledik. Hepsinin sesinden tedirginlik okunuyordu.”

Audrey Hepburn
Pazar günü ameliyat sonrası için, kendime daha önce Optimum’da gördüğüm mavi iyileştirme battaniyesini almak için, çıkmaya hazırlanırken, aklıma birdenbire bitkisel tedavi seçeneğini geldi. Ne de olsa yıllardır bu işle meşguldüm ve bunun için bir şeyler yapabilirdim.

Atila’ya çıkmadan hemen önce bu fikrimden bahsettim. İçinde bulunduğum durumu en iyi anlayanların ve sabırla bana yaklaşanların başında geliyordu Atila. Yine sabırla eğer görüştüğüm insanlar bitkisel tedavi olabilir derse ameliyattan vazgeçip geçmeyeceğimi sordu. “Hemen vazgeçerim!” dedim. O da elimi çabuk tutmamı ve gereken görüşmeleri yapmamı istedi.

SA577/SD104: "arınamayacaksın!" /28.01.2007/ 578. patika



...sen, ki; gecenin ayazında...
...saçları dağılmış, ıslık çalıp duran, gökyüzüne bakan kişi...
...sen, ki; ayakları üşümüş bir kelebeğin titremelerinde ürperen kişi...
...sen, ki; sözsüz musikinin akıp giden sebepsizliğinde yalın kalan kişi...
...doğrul, kalakaldığın yerde...
...ne sen dünyanın yükündesin ne de dünya senin yükünde...
...bedenin sana emanet, onu idare eden sen değilsin...
...sen onu kullanansın...
...sen dünyayı kullanansın, sen hayatı kullanansın...
...sen sadece o kadarsın...
...kalbe düşen hüzünle, neşeye yönelen bakışların arasında bir ahlak meselesi yok...
...kuşku zehri de yok...

4 Mart 2014 Salı

SA576/KY11-TG8: Amerikan Devlet Okulu Kuşatma Altında/ Çeviri

Sonsuz Ark, Obama’nın Amerikan Eğitim Sistemi’nde yapmak istediği yapısal değişiklikleri çevirisi yapılan eleştirel analizlerle anlamak istemektedir. Bu makalede Sözleşmeli (Charter) Okullar olarak adlandırılan devlet tarafından desteklenen özel okulların yaygınlaştırılmasındaki temel ideolojik faktörlerin eleştirildiği görülmektedir.

Texas, Indiana, Ohio ve diğer eyaletlerde “yaratılış” ve buna ilişkin İncil temelli ‘bilim’ standart yaklaşım olarak yerini almıştır. Amerikan tarihinin sağcı bir yaklaşımla yapılan yeniden yorumu tüm ülkede yaygınlaşıyor.”

Obama başkanlığının bir özelliği, ilkokul eğitim sistemini doğrudan etkileyecek şekilde Amerikan devlet okul sistemine karşı yürüttüğü kampanya olmuştur. Bu, Cumhuriyetin temel taşlarından biri olan bir kurumun erozyonu anlamına gelmektedir. Sistemin devlet okulları ve özel okulları beraber içeren melez bir sisteme göre yeniden düzenlenmesi projesi, doğrulanmamış bir düşünce olan, charter (sözleşmeli) okulların daha iyi bir eğitim verdiği dogmasına dayanır.

SA575/KY11-TG7: İllegal Ses Kayıtları Tarafsız Analiz Raporu/ Çeviri

"Türkçe konuşan kişi ile yapılan incelemede Türkçe yapılan konuşma kaydındaki sıçramaların çoğunun isimlerin veya kelimelerin ortalarında gerçekleştiği anlaşıldı."


Sonsuz Ark'ın Notu: 

Analizi isteyen Roy Gutman analiz sonuçlarını çarpıtarak, "Analist, kayıtlar gerçek görünüyor, diyor..." başlıklı bir yazı yazmış. 

İsteyen: 

Roy Gutman,  Pulitzer ödüllü, Amerikalı Gazeteci ve Yazar, İstanbul,  For McClatchy Newspapers, Avrupa Büro Şefi http://www.roygutman.com/ 


İstek:


Gönderilen MP3 dosyası içeriğindeki ses üzerinde herhangi bir oynama olup olmadığının mümkün olduğu kadar kesin bir şekilde belirlenmesi

Problem:

Anadilim Türkçe olmadığı için, ses perdesindeki değişimleri, nüansları, ses tonlama değişimlerini ve bir kelimenin ya da ifadenin aniden kesilip kesilmediğini veya senkronizasyonda sorun olup olmadığını belirlemem oldukça güç. Bu sebeplerle sesin teknik analizinde ve anormalliklerin ve şüphelerin tespitinde, anadili Türkçe olan kişilerden yardım alınmasına karar verildi.

SA574/AŞ39: Ön Bellekten: “Asıl Hırsız Kim?”

“Eski geleneklere bağlı uşaklık psikolojisi artık nefretle anılıyor.”


“Yalnız bir kelebekti ömrü dolduğu gün, doğduğu gibi gidecekti.”

Öylesine dolandı dilime bu cümle ve yazdım. Her şeyden uzakta kalabilmek bazen, gözlerin, kalabalıkların içinde iken. Ve görmek; ihaneti çırılçıplak görmek. İhanete uğramış olanın yüzündeki hüznü görmek ve sonra, ihaneti görenlerin çoğaldığı günü görmek. İşte o an hissedersin, fark edersin heyecanla; insanların ön belleklerine depoladıkları bilgilerden daha fazlası asıl bellekte bütün ihtişamıyla duruyor.

İhaneti görenler teker teker bir araya geliyorlar ve koşa koşa, gülen gözleriyle ihanete maruz kalmış olana doğru yürüyorlar. Ona bakıyorlar, onunla beraber onun şarkısını söylüyorlar, alkışlıyorlar, soğukta onu dinlemek için toplaşıyorlar ve bayraklar sallıyorlar.  

2 Mart 2014 Pazar

SA573/KY10-MrÖz6: Sen Ne Kadar Cesursun, Ahmet Hakan?

"Saçım uzun, taramaya da üşendiğimden 'Vereyim oyu, tarasın!' dedim kısa aklımla."


Ahmet, kim O? Söyle bi zahmet!

Epeydir okumuyordum yazılarını, 'Bu adam eskiden iyiydi, şimdilerde bozuldu' diyenlerden değilim. Okuyunca söyleyecek çok sözüm oluyor, ama Ahmet Hakan kiiim, ben kim...

'Alacak %50’yi tarayacak Herkesi!’

Başlık dikkatimi çekti, okudum bugün, hiç bir şey anlamadım. Kesin bende sorun vardır; yoksa iyi gazetecisindir, bilirim. Eleştirecek değilim anlamaya çalışıyorum. Saçım uzun, taramaya da üşendiğimden 'vereyim oyu, tarasın' dedim kısa aklımla.

1 Mart 2014 Cumartesi

SA572/KY11-TG6: İsrail'in (IDF) Özel Operasyon Birlikleri Kiev Ayaklanmasında Ne Arıyor?/ Çeviri

Ukrayna’da Yahudi Bir Askeri Birlik: “Maidan'ın Mavi Miğferleri”

İsrailli Komutan Kiev'i Korumak İçin Savaşıyor


Birliklerini “Maidan'ın Mavi Miğferleri” olarak adlandırıyor, fakat Ukrayna devrimine katılan Yahudi bir askeri birliğin başındaki Delta lakaplı komutanın giydiği başlık kahverengi. Miğferinin altında ayrıca kippa var.


İsrail ordusunun (IDF) eski bir mensubu olan Ukrayna doğumlu Delta, pazar günü kimliğini açıklamadan JTA'ya konuştu. Givati piyade tugayının, Shu’alei Shimshon keşif taburunda kazandığı savaş yeteneklerini Kiev'in sokak savaşçıları arasında yükselmek için nasıl kullandığını açıkladı. Hükümet güçleriyle çarpışan, kadın ve erkeklerden oluşan 40 kişilik bir gücün-içlerinden bazıları IDF kökenli-başında bulunuyordu.

İçlerinde ülkenin Haham Moshe Azman'ın da bulunduğu bazı Ukraynalı Yahudiler, Delta'nın, henüz tamamlanmamış Ukrayna devrimindeki rolünü doğruladılar. 

Seçkin Deniz Twitter Akışı