Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Oysa Kabala’nın kaynaklık ettiği mistik söylemler, tarih boyunca gizli olarak kurulan kanallarla hakikat ters yüz edilerek insanlara aktarılıyordu. Madem insanlar aydınlanıyordu, o halde ‘giz’ niye vardı?"
Biz bir şirket olarak, sadece iş ahlakı ile değil, çalışanların bilinci ve ahlak algısı ile de örnek bir kurum olmaya çalışıyorduk; bizde özel hayatta başka, iş hayatında başka standartlar yoktu. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi muttakilere önder eyle!” diyenlerdendik.
Kolağası, doktor kızla yaşadığı o âna geri dönmüştü sanki:
‘Tam olarak Hak Din İslam'ın ifsad edilmesi için inşâ edilmiş Sufizm'e karşı çıkmayan Müslüman’dan şüphelenirim, Abi!’ diyordu. ‘Sufizm'in kremasını laf cambazlığı yaparak yiyen ve bunu Sufizm'in ta kendisi sayanların tamamı Sufizm’in ne olduğundan habersizdir. Bunlardan ne köy olur ne de kasaba?’
‘Su’, aslında bu gerçeği ifade eden ayetlerle başlamıştı:
“Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Serin olmayan ve faydasız, kapkara bir dumanın gölgesindedirler.”
Cehennem, dünyada da benzer izler yansıtan somut bir gerçekti.
‘Su Yazarı’na göre birbirine zıt yaygın iki temel hâl vardı. Kaynakları farklı olsa da aynı türden sahte bir huzur duygusuna sürekli vurgu yapıyordu notlarında; Sufizm’in mistik gizemlerinin ve Batı’nın gelişmişlik yanılgısının kapsadığı alanlarda, aydınlanmış, kurtulmuş, refah içerisinde ve huzurlu olarak resmediliyorlardı insanlar. Bu büyük bir aldatmacaydı.
Fakat ne yazık ki yerkürede ve Türkiye'de, Osmanlı’nın son yarı ömründen başlayarak yaygın bir şekilde devlet, medya ve toplum desteği alıyordu Batıcılık ve Sufizm; buna karşılık biz hem bireysel olarak hem de şirket olarak Kur’an merkezli bir yol izliyorduk. Kur'an'ı merkez alan insan aklını hiç kimse kısıtlayamazdı; çünkü Allah bizzat insana aklını kullanmayı emrediyordu.
‘Kur'an'sız bir marifet olamaz, Abi!’ diyordu Kolağası. ‘Sufizm, Kur'an'ı örterek kadim dediği marifet klasörlerindeki tüm sapıklıkları meşru kılıyor. Sufizm dininin bana sağlayacağı makamı, itibarı, menfaati, saltanatı reddettiğim gibi, Sufizm’e inanan bir eşi de reddediyorum. Dilleri yaratan ve insanlara her dilde 'akledin' diyen de Allah'tır; ihlas esastır İslam’da, ama Sufizm'de ihlas yok Abi, riyakarlık var. Riyakar biri ile nasıl evlenebilirim? Madem ‘vahdet’ül vücud’ diyorlar, Allah’ı da dahil ederek, her türlü varlığı bir ve bütün sayıyorlar, bu Gavs Divanı nedir, Gavs'ul Azam kimdir? Bunlar ne iş yaparlar? Yoksa bunlar antik Yunan tanrıları gibi kainatı idare ederken görev paylaşımı yapan titanlar mıdır? Bu putperestlik değil de nedir, Abi? Bütün bunları görünce içimden bir ses şöyle haykırıyor: Allah bana yeter!’
Onu dinlerken, ‘Sıkıntı’nın yazarlarından birinin konuştuğunu sanmamak elde değildi. Gelişmiş insan, çok değil, kendisinden elli ya da yüz yıl önce yaşamış bir insan kadar kolaylıkla eş seçemiyordu.
Özellikle erkeklerin önündeki engeller Lilith’in çeşitli versiyonlarıyla donatılmıştı. İnançlarına karşı hassas olan Müslümen erkeklerin karşısında gizlenmiş bir feminizmle birlikte Sufizm’in otokrasisine iman etmiş genç kızlar ve kadınlar vardı.
Fırtına’nın derinden yaşadığı sarsıntılar, Kolağası’nın temkinli karakterinin önceden gördüğü açık birer tehditti, ailesinin huzuru için.
Sufizm, sekizinci yüzyıldan beri yine insanın aklını ve ihtiyaçlarını kullanarak İslam'ı manipüle ediyordu; mutasavvıf geçinenler hem ‘peygamberî hadis’ hem de ‘kudsî hadis’ diyerek marifet-hakikat sahnesinde pazarladıkları sözler uyduruyorlar, insanı ve diğer yaratılmış her şeyi tanrı edinen, Kabala merkezli sapkın bir din inşa ediyorlardı. Sonuç olarak, Şeytan’ın istediği gibi, Allah’ın yerine tapınılacak bir sürü put yapıyorlardı.
Oysa Kabala’nın kaynaklık ettiği mistik söylemler, tarih boyunca gizli olarak kurulan kanallarla hakikat ters yüz edilerek insanlara aktarılıyordu. Madem insanlar aydınlanıyordu, o halde ‘giz’ niye vardı? O gizli ağa dahil olmayanlar neden öğrenemiyorlardı bu gizi?
Şeytan karanlıklarda ve gizlice çalışmayı seviyordu çünkü. Biz Kur’an’a inanan Müslümanlar olarak bu gerçeği biliyorduk; hiçbir ırka ya da soya ayrıcalık tanımayarak ve apaçık olarak her insanı muhatap alan Kur'an, marifetin ve hakikatin ne olduğunu öğreterek aydınlatıyordu insanı, inkarın ve şirkin de.
‘Bir Müslüman muallimi reddetmez, Abi, biliyorsun!’ diyordu yükselmiş bir öfkeyle dolu olarak Kolağası. ‘İnsanın ilk muallimi Allah’tır, sonra da Allah’ın gönderdiği elçilerdir. Bunlar şeyhlerini muallim olarak tevil ediyorlar, oysa Sufizm’de muallimlik yok ki faşizm var; gassal önünde meyyittir, şeyhine kul olmuş her bir mürid. Muallim öğretir ve seçimi öğrencisine bırakır; Sufizm'de muallim yok, özgür irade yok, onun dışında her türlü zorbalık var, Gavs da dayattıkları bir zorba!’
Ben de onun sakinleşmesi için yumuşak bir sesle, ‘Haklısın Kolağası!’ demiştim. ‘Sufizm, İslam'ın bizzat düşmanıdır; Kabala gibi insana hükmetmek için tasarlanmış karmakarışık bir ideoloji olarak Şeytan'ın elidir!’
Bir süre daha sohbet etmiştik Kolağası ile. Askerlik için başvuru yapacaktı hemen, ama evlilik için zamana ihtiyacı vardı; ona hak vermiştim ve eş seçiminde dikkatli olmaya devam etmesinin önemli olduğunu söylemiştim.
Kolağası, bilinçli genç erkeklerle genç kızların birbirlerine ulaşabilmesinin bir yolunu bulmak gerektiğini söylemişti. ‘İslamî Evlilik Siteleri’nin bu konuda çok etkili olduğunu belirtmiş, ama bir süre sonra hemen hepsinin istismar edildiğini ya da ticari birer işletmeye dönüşmeleri dolayısıyla da güven vermediğini anlatmıştı.
Ona bu türden yöntemlerin işe yaramayacağını, camilerin bu anlamda aktif bir görev üstlenebileceğini, bunun için de benzersiz bir atmosfer oluşturulması gerektiğini düşündüğümü söylemiştim ben de...
Gelişmiş bir görücü usulü idi bu aslında; iyi tasarlanırsa, güvenli uygulamalarla her türlü deformasyonun ve istismarın yaygınlaştığı bu çağda rahatlıkla iş görebilirdi. Fakat bunun için de Kolağası gibi genç erkeklerin, Sabır Taşı gibi genç kızların ve kadınların artması gerekiyordu.
Sıkıntı
Takip et: @SonsuzArk
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
