22 Şubat 2026 Pazar

SA11869/SD3738: Sıkıntı (Roman); 14. Bölüm-Su 8

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

 "İçim sıkışmıştı. Çok zaman geçmiş gibi gelmişti uçağa bindiğimden bu yana, ama daha yarım saat vardı uçağın inmesine."

Geriye doğru yaslandım ve düşündüm. Zorlu sınamalardan geçiyorduk bütün insanlar olarak. Dünyanın her yerinde insanlar yaşıyorlardı ve hepsi de her yaşta ayrı ayrı yaşadıkları ortamların, olayların ve olguların sınamalarıyla başa çıkmaya çalışıyorlardı; inançlar, gelenekler, kendilerini modern diğerlerini vahşi olarak görenler, alimler-cahiller, varsıllar-yoksullar, yüceltilenler-aşağılananlar, sömürenler-sömürülenler, güzeller-çirkinler ve kışkırtı kuytularında nefsi kuşatmış bir halde her ân hazır bulunan Şeytan.

Bütün bunların farkında olan inançlı bir insanın yaşayacağı zihinsel sıkışma tarif edilemez bir şeydi muhakkak. İki elimin parmaklarıyla saçlarımı geriye doğru taradım; dalgalanan duygularımla paralel bir şekilde saçlarımın da kabardığını hissettim.

İçim sıkışmıştı. Çok zaman geçmiş gibi gelmişti uçağa bindiğimden bu yana, ama daha yarım saat vardı uçağın inmesine.

Her zamanki gibi Kur'an genişletecekti içimi, Fussilet Suresinin 30-36. ayetleri ruhumun ihtiyaç duyduğu teselliyi verecekti bana:

‘Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ diyen, sonra dosdoğru istikamet üzere olanlara melekler inerler ve “Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin. Biz dünya ve ahiret hayatında sizin dostlarınızız, Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada size nefsinizin çektiği istediğiniz her şey vardır." derler. Allah’a çağıran ve salih amel işleyen ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır? İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Buna sabredenlerden başkası kavuşturulmaz; buna payı büyük olandan başkası kavuşturulmaz. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.’

Rabbim Allah’tı; inancımın bana kazandırdığı güçten dolayı içimde korku yoktu, insanlığın içine binbir entrika ile sokulduğuı bu şeytanî karanlıktan dolayı üzülüyordum, ancak dosdoğru yolda kalabilmek ve sevinmek için daha çok çabalamamız gerektiğini de biliyordum. 

Su istedim Hostes’ten. Gecenin uykuya dolanan seslerini uzaklaştırdım zihnimden, yeniden ‘Bekçi’nin notlarına döndüm. Uçak yeryüzüne inene kadar en azından üzerinde çalıştığım analizi tamamlamak istiyordum, Meleklerin dostlarım olduğunu umarak.

“Amerika Birleşik Devletleri’nde durum çok daha vahim!” diyordu ‘Su Yazarı’. “29 Kasım 2018 tarihli Euronews haberine göre, cemaat sayısının azalması nedeniyle haftada en az yüz kilise kapanıyor. Kapanan kiliseler bira fabrikaları, bar ve oyun alanlarına dönüştürülüyor!”

İnsanlar nerede olurlarsa olsunlar şeytanî etkilerin tamamına hemen hemen aynı şekilde tepki veriyorlardı; ama çarpık Pavlus inanç sisteminin mahkumları olan Hristiyanları daha çok etkiliyordu bu kışkırtılar. Budizm’e doğru akan nihilist Yahudileri de. Yaratılışlarından kaynaklanan zihinlerindeki haklı itirazları kullanıyordu Şeytan; özellikle değiştirilemediğine inandıkları ‘kader’ dayatması onların direncini kırıyordu.

İnsanlık adına içim acıyordu ‘Bekçi’nin notlarını okurken:

“Hristiyanlık üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Thom S. Rainer, ABD’de yılda 6 ila 10 bin kilise kapanma aşamasına geldiğini, bunun haftada yaklaşık yüz kilisenin kapanması demek olduğunu söylüyor, düzenli olarak kiliseye giden insan sayısının yüzde 20'nin altına indiğine dikkat çekiyor ve 'Hristiyan ulus' olarak kabul edilen Amerikalıların bu özelliğini gittikçe kaybettiğini belirtiyor; halkın ilgisizliği nedeniyle günümüzde binlerce kilise binasının kullanılmadığı için evsizlerin barınağı haline geldiğini, cemaatsiz kalan bazı kiliselerin; konut, otel kiralık mekan, paten pisti, lazer oyun alanı ya da iş yerine, birçoğunun da şarap ya da bira fabrikasına veya bara dönüştürüldüğünü ve diğer kurumlar gibi kiliselerin de hayatta kalmak için kaynağa ihtiyaç duyduğunu kiliseye olan ilgisizliğin bağış oranlarını da olumsuz etkilediğini vurguluyor.”

İnsanlar gitmekten vazgeçtikleri ibadethanelere bağış da yapmıyorlardı:

“Giving USA Foundation tarafından 2015'te yapılan bir araştırmada, dini kurumların yüzde 32 bağış toplama oranıyla hala mevcut etkilerini koruduğunu belirten yazar, Amerikalıların hayır kurumlarına, kiliselere, sinagoglara ve camilere yaklaşık 373 milyar dolar bağışta bulunduğunu söylüyor!” diyordu ‘Su Yazarı’. “Kurum yetkilisi Rick Dunham ise bu rakamın büyük gibi gözükse de 1990 yılından sonra yaklaşık yüzde 50 azaldığına dikkat çekerek, 1986 yılında 18- 29 yaş aralığındaki tüm genç yetişkinlerin sadece yüzde 10'unun herhangi bir dine bağlı olmadığını, bu oranın günümüzde üç kat aratarak yüzde 39'a yükseldiğini, ABD'de Hristiyanlık inancından kitlesel bir göçün yaşandığını ifade ediyor.”

İnternet ve sosyal medya çağı, şeytanî çerçevelerin sınırladığı bir cehennemin kapılarını mı açmıştı, henüz bilmiyordu hiç kimse; Allah, elbette insanı yalnız bırakmayacaktı Şeytan’ın karşısında. Ben yürüdüğüm yoldan asla vazgeçmemeye kararlıydım; çocuklarıma, akrabalarıma ve çevremdeki herkese, sabredersek kazanacağımızı söylüyordum. Kur’an’dan uzaklaştırılan biz Müslümanların sıkıntıları Yahudilerin ve Hristiyanların sıkıntılarından daha az değildi.

‘Su Yazarı’ kendine özgü bakış açısıyla analizini sürdürüyordu:

“Müslüman coğrafyada olanlar için Ocak 2019 tarihli İsrail kaynaklı çok basit bir haber örnek gösterilebilir!” diyordu. "Bu habere göre, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, İsrail Başbakanı Netanyahu'yu, 13-14 Şubat 2019'da Varşova'da düzenlenecek olan, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Bahreyn, Fas, BAE gibi ülkelerin de katılacağı İran'a karşı uluslararası konferansa davet etti.”

Hristiyan olduğunu iddia eden ABD, Yahudi İsrail Başbakanını, Müslüman olduğunu söyleyen İran’a karşı konumlandırmak üzere çoğunluğu orta doğu Araplarından oluşan Müslüman ülkelerin katıldığı bir konferansa davet ediyordu.

Müslümanların sıkıştırıldığı şeytanî satranç tahtasındaki piyonları da bir çırpıda anlatıyordu ‘Bekçi’:

“ABD tarafından 1979'da İran'da kurulan Şii Velayet Sistemi'nin lideri olan Humeyni'nin Müslüman coğrafyada başlattığı mezhep savaşlarını, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ın itirafı ile Suud hanedanlığına ABD tarafından tevdi edilen Sünnî Vahhabiliği yayma görevi ile birlikte sürdürdüğü dikkate alınır ve bütün Afrika, Asya kıtalarındaki Müslüman halkların Sufizm-Tasavvuf tarikatlarıyla 'kader portalı' altında beyin yıkama stratejilerine maruz bırakılarak uyuşturulduğu analiz edilirse, 15 Temmuz 2016'da Türkiye'de yapılan Sufizm destekli FETÖ askerî darbesinin arkasında neden NATO-ABD-AB-İsrail-BAE-Suud gibi satanist sistemin unsurlarının bulunduğu; FETÖ'nün neden ustalıkla sızdığı Millî Eğitim Bakanlığı müfredatlarında 'kaderci' din eğitiminin yaygınlaştırılması için tasarımlar yaptığı net bir şekilde anlaşılabilir!”

Bekçilerin kaygılarının büyüklüğü ortadaydı. Allah’a inanıyordum ve Meleklerin dostluğunu umuyordum, bana ulaşma ihtiyacı duyan bekçilerin yapabileceklerimin sınırlı olduğunu bildiklerini de biliyordum. Ülkemin ve inancımın geleceği tehdit altındaydı; çocuklarımız atalarımız gibi uydurulmuş şeytanî bir kaderin kurbanları olarak Allah’a isyan etmemeliydiler. Bütün çocukların gerçeği bilme hakları vardı; bu hayat onlara aitti ve onlardan şeytanî entrikalarla çalınmamalıydı.

“Millî Eğitim Bakanlığı, 2016'dan sonra Din Eğitimi'ndeki sapkın kaderci anlayışın müfredattan temizlenmesi için çabalamaktadır. Çünkü Türkiye, bu türden şeytanî kader anlayışının karşısına dikilerek 15 Temmuz'daki darbeyi engelleyebilmiştir. FETÖ, darbeye direnen halkı 'kaderci' hale getirdiklerini zannederek düştüğü büyük yanılgıyı şaşkınlıkla karşılamıştır.” diyordu ‘Su Yazarı’, 15 Temmuz’daki büyük direnişin sonuçlarını değerlendirirken. 


<<Önceki                      Sonraki>>


[21.02.2026, 14/17 (1052))]


Seçkin Deniz, 22.02.2026, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı