13 Aralık 2025 Cumartesi

SA11757/SD3680: Sıkıntı (Roman); 13. Bölüm-Toprak 27

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Sığındıkları yer her zaman ‘karma bilgi’ydi; temiz bilgiye kirli bilgi dahil ederek elde ettikleri bilgi türüydü bu!


Seçtiğimiz malzemelerle doğranan salatamız hazırdı, bize bir fiş vererek ‘Mangal’ bölümüne yönlendirdiler; etlerimizi seçecektik ve onları uzun mangalın ayrılmış tek kişilik bölümlerinde pişirmek için sıra bekleyecektik. 

Avukat söylenmeye çalışıyordu, ancak önümüzde ve arkamızda sıra bekleyenlerden de çekiniyordu. Değişiyorduk, zorla değiştiriliyorduk, içimizdeki kültürel genetik itiraz ediyordu, ama yapabileceğimiz şeyleri seçmekte zorlandığımız için itirazlarımızı kendi içimizde dile getiriyorduk.

‘Düşündüklerini, yadırganmaktan korktuğun için dile getiremiyorsun değil mi, Avukat?’ dedim fısıltıyla. ‘Buna da siz hukukçular ‘özgürlük’ diyorsunuz, öyle mi?’

Bana bakışı bastırılmış öfkesinin kızıl kıvılcımlarını savuruyordu... gülümsemeye devam ettim ve ‘Sakin ol, Dostum!’ dedim. ‘Nihayetinde kendimiz pişirip kendimiz yiyeceğiz, takma kafana; ya doğrasaydık, parçalara ayırsaydık, sonra da pişirseydik? İşin kömür, temizlik, bulaşık, malzeme tedariği gibi kısımları da var.. Hem bak, nasıl güzel kokuyor mangalda pişen etler?’

Elindeki salata tabağına bakıp duruyordu. ‘Allah, azabın beterinden korusun!’ dedi homurdanarak...

Et seçim sırası bize gelmişti biraz sonra. Ben kuzu kuşbaşı seçtim bir porsiyon, o köfte seçmişti. Oradan da fişlerimizi aldık ve mangal kuyruğuna girdik. Bilenler etlerini istedikleri gibi pişiriyorlardı, bilmeyenler ise birkaç ustanın -nasıl pişmesini istediklerini sorduktan sonra- verdikleri talimata göre etleri çeviriyorlardı.

Çok tuhaf görünüyorlardı, mangalda ellerinde maşalarla etlerini pişirmeye çalışan insanlar. Heyecanlanan dekolte kıyafetleriyle vücutlarını ‘cömertçe’ teşhir eden laik kadınlar, daracık kıyafetleri ve bol makyajlarıyla parmak uçlarını kullanma becerilerini kaybetmiş başörtülü genç kadınlar ve onların etrafında neredeyse panikle dolanan pahalı kıyafetleriyle her yaştan erkekler.

Neden böyle olmuştu? Türkiye insanı, kendisini başkalaştıran - ve insandan ayırarak yapma birer oyuncaktan farksız, insansı- plastik bir şeye nasıl dönüşmüştü? Bu kadar çok laik tip yoktu son yirmi yıla kadar.

“Müslümanlar, ruhlarına nüfuz etmiş teatral dergah pandomimlerini, zihinlerindeki yazgıcı çölleri, vahdet’ül vücutcu keşifleri ve nihayetinde birer yunan tanrısından başka bir şey olmayan Hristiyan ve Yahudi azizlerin tıpkı basım örnekleri olan tarikat şeyhlerinin sömürgeci azınlıkları temsil ettiğini öğrenecekler!’ diyordu ‘Toprak Yazarı’. “Onların büyük çoğunluğunun küresel bir ağın örümcekleri olduklarını seçip ölçerek söyleyecekler ve kirli bilginin sindiği tüm kötü ruhları geleceğin tarihinde parçalarına ayıracaklardı.”

Tarikatlar, cennet vaat eden şeyhlerin krallıklarıydı her zaman; yavaş yavaş laikliğe giden yolu açan panteist düşünce ne yazık ki ‘İslam’ diye pazarlanıyordu. Sonuç olarak insanlık tarihinde sıfatlar ve aidiyetler değişse de işlevler değişmiyordu.

‘Bekçi’ hiç de ayrım yapmıyordu, öncekilerle sonrakiler arasında:

“Kilise ve Havra soğuk ölülerin vekillerinden tanrılığa gittiğini iddia edenlerle baş başa bırakılırken, tarikatların dergahlarında sömürgeci tipler aynı kuru gürültü ile saldırganlaşacaklar ve koşulsuz rehberlikle yeni bir aydınlanmaya önderlik edemeyeceklerini anlayacaklardı. Kirli bilgi, kendisini üretenlerin kafalarında yıldırımlar yağdıracak, onları tanrısal korkularında boğacaktı.”

Sığındıkları yer her zaman ‘karma bilgi’ydi; temiz bilgiye kirli bilgi dahil ederek elde ettikleri bilgi türüydü bu:

“Karma Bilgi, telif eserlerle, romanlarla, şiirlerle, psikolojik ve sosyolojik çözümlemeler eşliğinde yapılan politik sanatla insanların zihinlerinde gezinirken, içerdiği iyiliğe dair simülatif göstergelerle ayakta durabildi. İçeriği boşaltılmış kavramlar, iyiliği ve güzelliği yokluğa mahkum ettiler!’ diyordu ‘Toprak Yazarı’. “Sıkı bir dikkatle indirgenmiş ve böylece tanımlanmış iyilik, en iyi hâliyle, birine kötülük yapmamakla açıklanırken, fertlerin gittikçe genişleyen ve diğerlerinin hayat alanlarına müdahale eden, çıkar hesaplarına demokrasi ve özgürlük haklılığı enjekte eden, bencil ve katatonik ruhsal profillerini örnekleştiren ve özenle belirlenmiş müfredatlarla okulların kalıplarında şekillenen hastalıklı dünyalarından hızla ve sezdirmeden uzaklaştığında, Allah’ın insanları yalnız bıraktığı sanıldı.”

‘Bekçi’, iyiliğin insandan nasıl uzaklaştırıldığını açıklarken laikliğin doğuşunu anlatıyordu sanki:

“Bu sadece bir aldanmaydı. İnsan, doğasının sınırlarını aşamadığı için Allah’ın kanunlarını da aşamayacaktı. Çünkü akıl, haricî bütün dayatmaları zamanın sıcak akışında ilerlerken yavaşça sırtından iter ve bilgideki kiri doğal yollarla dezenfekte eder; acılar sadece bu eylemlere hız kazandırır. İnsanlık, yeni bir medeniyet tasarlarken, aklın kendisine yüklenen kötülük yükünden sıyrılma becerisini de izleyecektir.”

‘Toprak Yazarı’nın şu anda gözlerimin önünde bulunan insanları kastetmediği açıktı, onların çocuklarını ve torunlarını kastediyordu. Onun geleceğe umut dokuyan sözleri içimi ısıtsa da yaklaşık üç yüz yıldır dünyaya yayılan kötülük merkezli sistemin asla değişmeyeceğini biliyordum, bu sistem değişmeyeceği için insanlığı iyilikle donatan yeni bir sistem tasarlanmalıydı; benim için önemli olan buydu.

“Yirmi birinci yüzyıl, kendi akışını sonsuz gibi görünen dünya hayatına dahil ettiğinde, yani günümüzde, kirli bilgiden arınmanın ilkelerini de oluşturmuş bulunmaktadır. Bilimsel-aklî bilginin, ateizmin yahut mistisizmin gölgelerinden kurtulmasının hemen ardından saklanamaz iyiliğe ve güzelliğe hizmet etmesi artık mümkün görünmektedir.”

Mümkün görünebilirdi, eğer bilimsel bilgi yeniden manipüle edilmezse.

“Ateizm ve mistisizm akımları, kendi tanrılarını oluşturup ibadet ritüellerini belirlerken, iyiliği ve güzelliği temsil eden her türlü kavramın da içini boşaltmışlardı!” diyordu ‘Bekçi’. “Yeni yüzyıl, tarihten ve öznel yaşanmışlıklardan edindiği tecrübeleri doğrudan kullanabilecek insan profiline sahiptir; iletişimdeki yüksek hız, kuşakların değişmesini bekleme zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. İnsan-bilgi-eser etkileşimi sürekli ve bölünmez bir akışla işleyecek, insanlığa ait ortak bir medeniyette temiz bilgiyi kullanacak ve bu bilgiyi referans kabul eden insanların ürettiği eserlerle daha zengin, daha hoşgörülü ve daha paylaşımcı bir insan tipini tarif edecek ve bu tipi gerçekleştirecektir.”

Hepimizi sorumluluk almaya çağırıyordu:

“İçinde yaşadığımız yüzyıl ve doğrudan seçebilme özelliğimiz, bize fikrin yeniden kurulmasının ve buna bağlı olarak insan için tanımlanan iyiliği yeni kitaplarla, düşüncelerle, sanatla idealar dünyasından gerçekler dünyasına indirmemizin sorumluluğunu yüklüyor. İnsan, Allah’a ait ve Allah tarafından gönderilen her türlü uyarı ve müjde içerici bilgiyi doğru kullanarak ‘kirli bilgi’den arınmanın ilkelerini oluşturacaktır!”

Sonra arınma gerçekleşecekti:

“Medeniyetler kurgusunda en temel dönüştürme gücünü temsil eden ‘tanrı’ kavramındaki binlerce yıllık kir, 'tanrı bilgisi’ne sahip Allah tarafından gönderilen korunmuş Kur’an’ın mesajlarıyla arındırılabilir. Ki; günümüz insanı bunu bugün tereddütsüz bir şekilde söyleyebilecek bir yetkinliktedir. 'Tanrı bilgisi’ne paralel olarak yine bilginin kir hâlesinde yer alan, elçi-peygamber, kitap, melek, ahiret, kader, suç, ceza, ödül, adalet, hak, yardımlaşma, savaş, barış, özgürlük gibi temel kavramların yine Kur’an ışığında arındırılması şarttır. Arınma ilkeleri, bu sorgulamada geçmişe dair her türlü iyilik tanımını reddederek ve Kur’an’ın tanımını kabul ederek başlangıç değerini bulacaktır.”

‘Toprak Yazarı’nın insanın fıtratına güvendiğinin farkındaydım. Ne yazık ki geçmişin derinliksiz, ezberci söylemlerini tekrarlayan şahıslar yine önderlik ediyorlardı insanlara. ‘Yazık!’ diyordum onları her gördüğümde, ‘Harcadığınız ömre yazık... kim bilir o hastalıklı, virüslerle yüklü zihninizi kaç gence kopyaladınız. Hiç mi utanmıyorsunuz cehaletinizi genç nesillere aşılamaktan?’

Gerçekte baskı altında olsalar da yeni nesiller onları ciddiye almıyorlardı; önder olarak öne çıkan şahısların ne kadar cahil olduklarının farkına vardıklarından değil, -maalesef bunu yapma becerileri yok edilmişti- onların ilkesiz ve kemiksiz duruşlarına bir anlam veremediklerinden... gelecekte temel nedeni daha iyi anlayacaklar ve onların cehaletlerinden utanmadıklarını göreceklerdi. 


<<Önceki                      Sonraki>>


[07.12.2025, 13/55 (1009))]


Seçkin Deniz, 13.12.2025, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı