Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
“Övünmekte haklıydılar”, diyordu ‘Bekçi’. “Çünkü kendileriyle rekabet edecek hiçbir kişi, kurum ya da kuruluşa hayat hakkı tanımamışlar, dünyadaki bütün bilim, felsefe-düşünce, din, sanat ve siyaset alanlarında dönüştürdükleri her ırktan ve dinden insanı ağlarına dahil etmişlerdi. 17, 18, ve 19. yüzyılda neredeyse salgın şeklinde yayılan bir masonik ağ cehennemiyle örülmüştü dünya. 20. yüzyıl tümüyle onlarındı."

‘Yer Yazarı’ soruyordu ısrarla: “Bilim, düşünce ve sanat dünyasında kurulan bu Samirî hegemonyası kendiliğinden mi oluşmuştu? Dünyanın bütün geleneksel yönetimlerini, dinlerini ve geleneklerini yok eden bu gizli ağları kuranlar neden başka bir ırk ya da soydan gelmiyorlardı? Tarihin karanlık dehlizlerinden çıkıp gelerek 18. yüzyılda bir volkan gibi yeryüzündeki bütün devletlerde patlayan ve bütün yönetimleri ele geçiren ve bütün kılcal damarlarını saran bu acımasız örgütün izin vermediği herhangi bir bilim, düşünce ve sanat meraklısı hayat ve icraat alanı bulabilir miydi? İyilerin organize olma kapasiteleri bu kadar derin, güçlü ve acımasız olabilir miydi? Allah’ın emir ve yasaklarına karşı bütün yeryüzünde hüküm sürmeyeceklerse, Samirîlerin binlerce yıllık çabaları ne içindi?”