5 Nisan 2014 Cumartesi

SA620/AS51: Taliban'ın Kestiği İki Parmak

"Bedel ödemek/ödetmek bir kez bir milletin kanına girdi mi iflah olmuyor o millet. Aç, sefil ve birer hayvanınkinden farksız hayatlarıyla Afganlılar, bu kez seçim denen bir şeyin dayatıldığına şahit oldular."


"5 Nisan 2014'teki Afganistan'daki cumhurbaşkanlığı yarışında öne çıkan üç isim, Abdullah Abdullah, Eşref Gani, Zalmay Resul iç politikada ulusal güvenlik, iyi yönetim ve ekonomiye vurgu yapıyorlar. Dış politikada vaatleri benzer. Taliban, Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin halefinin belirleneceği seçimde bir dizi saldırıda bulunacağını, seçimleri sabote edeceğini açıkladı. Taliban, seçimin ABD tarafından sahneye konan bir komplo olduğunu savunuyor ve halktan sandığı boykot etmesini istiyor. Afganistan'ın 2009 başkanlık seçimlerinde, 30 sivil ve 26 asker hayatını kaybetmişti." 

2 Nisan 2014 Çarşamba

SA619/SD112: "ânâ" /15.11.2006/ 573. patika

...toprak, toprağın soğuk teni...
...O'nu incitme!...
...bembeyaz örtünün içindeyken O, sendeki tüm iyilikler adına, O'na yumuşak davran!...
...dünyadaki her şey onu hırpaladı, incitti, üzdü...
...bazen de sevindirdi...
...lütfen, sen incitme, o nazik bedeni!...
...O, dokuz çocuğun doğumuna, büyümesine emek verdi...
...O, külfetlerini çektiği nimetlerin hepsini çocuklarına yedirdi...
...yemedi, yedim, dedi...
...içmedi, içtim, dedi...
...bu sebeple, güç gereken bu demde, bedeni o gücü bulamadı kendinde...
...ecel, şimdi o emaneti sana devretti...

1 Nisan 2014 Salı

SA618/ÇY3-BŞ2: SIPRI Raporu: BMGK+Almanya ve Embedded Ülke İsrail’in Kan Metaforu

“BM Güvenlik Konseyi'nin kanunsuz silah ihracatı ve ithalatına çözüm getir(e)memesinin altında yatan asıl sebep,  güç sahibi üye ülkelerinin 'kan'la beslendiği’ gerçeğidir.”


İsveç merkezli Stocholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI), 2008-2013 yılları arasında, dünyanın silahlanma raporunu açıklamıştı. Rapordaki bütün veriler, legal silah pazarının yaklaşık verileridir. Legal diyorum, çünkü bu veriler devletten devlete yapılan satışları kapsıyor. Sınır aşan ülkeler ve onların sponsor olduğu suç örgütleri, silah ticareti yapmak suretiyle büyük miktarlarda kara para elde etmektedirler. Kara paranın sermaye yapıldığı her bir suç bir başka suçu etkilemekle kalmaz, zincirleme bir reaksiyon oluşturup zincirdeki halkaların birbirinden beslenmesini sağlar.

31 Mart 2014 Pazartesi

SA617/SD111: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 21 (26-31 Ağustos 2011)

“Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.” 

(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

26-31 Ağustos 2011 ( 362 Tweet)

31 Ağustos 2011
8180. @farukmercan Bana tuhaf geliyor bu söylemler...herhangi biri hakkında ön ya da son yargı oluşturmak zorunda mıyız?
31 Ağustos 2011
8179. @hey_uyan ona et bayramı diyorlar:)
31 Ağustos 2011
8178. @nevsinmengu Tamam... sizi anladık:)))
31 Ağustos 2011
8177. @akif_emre Bizimkiler de oynuyor ABD de...

SA616/ÇY2- HK3: Yeni Türkiye’de Yanlışa Yer Yok

“Yeni Türkiye asla ve kat'a meşru irade dışında kimseye teslim olmayacağını gösterdi.”


Kazasız, belasız bir seçim atlattık şükürler olsun. Seçimden önceki gergin atmosfer hepimizi bir hayli tedirgin etti. Tehditvârî eleştiriler hâlâ devam etse de, gayet rahat bir haftaya başladık.

Bu seçim sonrası da 'Oynayamadım, eteğim dardı' masalını dinliyoruz, iktidar partisinin başarısı algı yönetimine bağlandı.

Siyasi kanat algı yönetimi uyguladı ya da uygulamadı, bu konuya girmeyeceğim. Evvela sivil kanata söyleyeceklerim var. Diyelim ki, biz algı operasyonu kurbanı olduk, ya siz neden ipin diğer ucunu gerdiniz?

Önümüze tekrar tekrar sürdüğünüz, gayrı meşru tapelerle  algı operasyonunun bizzat içinde olduğunuzu hiç düşünmediniz mi? Yıllardır bizlere koyun derken algı yönetiminin dik alasını uyguladığınızın ne vakit farkına varacaksınız?

29 Mart 2014 Cumartesi

SA615/KY9-NK11: Ameliyat Hazırlıkları

“Dualara ne kadar da ihtiyacım var bir bilseniz...”

Audrey Hepburn

Ameliyattan önce hızla bazı hazırlıklar yapmam gerekiyordu, ev temizlenecek, yemekler hazırlanacak, yatağım hazırlanacak, ütü yapılacak çok ama çok koşturmam gerekiyordu. Hepsini halledebileceğimi hissediyordum.

Önce komşum Nuran’ı ve Rabia ablayı aradım. Yapmalarını istediğim birkaç şey vardı. Hastanede bir veya iki gece kalmam gerektiği için yatağımı şimdiden hazırlayamazdım. Bozulurdu. Onları çağırıp yastık, çarşaf, havlular ve battaniyemi gösterdim. Hepsinin nasıl hazırlanacağını söyledim.

Çarşafım yatacağım koltuk minderlerinden çok az sarkacaktı, mavi çiçekli yastık kılıfı takılacaktı. Tozpembe ve toz mavi havlularım katlanarak görebileceğim şekilde yatağımın yanındaki sehpaya konacaktı. Bu hazırlıklar bana kendimi iyi hissettirecekti.

SA614/PZ21: Rey Vakti Haysiyet Vaktidir

“Kimse kusursuz değil, Tayyip de değil, lakin onun eline su dökecek başka bir kimse daha bu memlekette rey alacak kıratta değil.”

Senelerce rey attık. Ölçtük, biçtik, hesabettik, bize yakın gelen partiye rey verdik. Hanım sorardı, kime vereceğiz? Kadın kısmı alakadar olmazdı seçimlerle, parti bilmezlerdi. Biz ne dersek, hangi şekle mührü bas dersek, onlar da mührü oraya basarlardı. Tabi, kavga varsa evlerde, kadınlar kocalarının işaret ettiği yere mührü basmazlardı. Yahut kadın kocasına küsse gider kocasının kızdığı partiye basardı mührünü.

Biraz mahalle tantanası, biraz karı koca hırgürü arasında seçimler yapılırdı. Konu komşudan başka yakın akraba gelir giderdi, rey isterdi bir kısım adamlar için. Söz vermezdik kimseye, reyimizi de dillendirmezdik. Günü gelir giderdik sandığa. Rey bizimdi, hesabı da biz verecektik. Rey verdiğimiz parti hakka riayet etmezse biz de mesul olacaktık. Ağır bir vebaldi, niye bu vebalin yükünü başkasının aklıyla hareket edip rey veren taşısın ki? Madem taşıyacak kendi aklının çizdiği yola baş kor.

28 Mart 2014 Cuma

SA613/ KY11-TG13: Hizbullah Lideri Nasrallah İsrail’e Gizli Teminat Mesajı Gönderdi/ Çeviri Haber

İsrail’le savaşarak Müslümanlar arasında itibar kazanan şiî Nasrallah, katil Esed’e destek olarak savaşçılarını gönderdiği Suriye’de, sırf sünnî oldukları için Özgür Suriye Ordusu ile savaşmakta ve Müslümanların kanını dökmeye devam etmektedir. Suriye’de çocuk, kadın, genç,ihtiyar demeden Müslümanları öldüren ve açlıktan ölmelerini sağlayan Nasrallah, ezelî düşman olarak tanımladığı İsrail’e gizli teminat mesajı göndererek Lübnan sınırlarında  İsrail’in arzuladığı bir güvenlik alanı tahsis etmiştir.
Sonsuz Ark

Londra merkezli Asharq Al-Awsat  web sitesinin sızan bir Suriye belgesinden elde ettiği bilgiye dayanarak Çarşamba günü bildirdiğine göre, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah  geçen sene, İsrail’e Lübnan’ın güneyinin “dünyanın en güvenilir bölgesi” olduğu güvencesini verdi.

Web sitesine göre, Suriye Dışişleri bakan yardımcısı Faisal Mekdad ve Rus mevkidaşı Mikhail Bogdanov arasında Mayıs 2013’te geçen buluşmadaki kayıtlara göre Suriye tarafının İsrail’e yönelik güvencelerini iletti.

Bogdanov’un ifadelerine göre Nasrallah, “Şu anda bütün dikkatimiz Suriye’de olan bitene odaklandığı için İsraillilere Lübnan’ın onlar için dünyanın en güvenilir yeri olduğunu söyleyebilirsin” dedi ve Hizbullah’ın “İsrail’e karşı herhangi bir eylemde bulunma niyetinin bulunmadığını” teyit etti.

SA612/SD110: "derin teselli" /02.12.2006/ 574. patika


...var olan, yerküredeki varlığından gittiğinde...
...o varlığa bağlı her ne varsa, yakıcı, sersemletici bir kasırgayla donanır, tüm hücrelerinde...
...durmuş zamanın, geriye döndürülmek istenmesi kadar hiçbir şey arzu edilir olmaz...
...keşkeler dolanır gönüllerde...
...yapılmış olanlar tek tek defalarca hatırlanır, didiklenir...
...yetersiz görülür her şey; daha fazlası yapılacakken daha azı yapılmış gibi gelir, geride kalanlara...
...acının sarsık bıraktığı akıl kıvranır, durur...
...her bir ses teselli fısıldar: "herşey gerektiği kadar yapılmıştır, takdir-î İlahî"...
...tesellilerle geçici olarak durulan o varlığın bağlıları, en küçük sessizlikte acının artık dinmeyecek olan sızılarıyla yeniden kıvranırlar...
...kesin olan gerçekleşmiştir ve hâlâ yerinde durmaktadır...

27 Mart 2014 Perşembe

SA611/ÇY3-BŞ1: Kaybolmuş Bir Vadideki Yankılar

“Küçük bir kızın saçlarında çırpınan ışıklı yağmurlardan damlalar getirdim.”


'Ben geldim'

Bu hiç ummadığınız anlarda karşınıza çıkan, hatta çoğu kez dengelerinizi altüst eden kişinin söylemeyi unuttuğu bir cümle mi?... Aslı yok, aslı belli değil...

Merhaba... Geldim işte...

Çekimser, kâğıda dökülmeye kararsız kelimelerin arkasına sığınarak geldim. Halbuki nasıl da sıralanmışlardı aklımda birbiri ardınca... Mazur görün cümlelerimin mahçup hallerini bugün; yeni tanışıyoruz....

SA610/KY4-FM9: Bir CV’im Bile YOK

“Hatip “ananın a..” diyor, kültür seviyesi yüksek bu yığın bir coşuyor, bir galeyana geliyor ki sorma. “Siz anladınız!” diyor. Tümcenin tamamını zikretmiyor. Kültür seviyesi yüksek şahıslar hep birden gülüp anladıklarını izhar ediyorlar.”


İnsanlığı kendinden menkul, küpesini çıkarıp cv’si olmayanların mitingine gittiği iddiasındaki birinin hezeyanlarını okurken eseflendim doğrusu. Abi bir cv’im bile yok, hakketten, (emice bu cv ne ya?) eseflenişim cv’imin olmayışı değil. Savladığı “verilen para”. Abi ben boşuna mı saat 17’deki mitinge saat on birde gittim? Madem para vardı beni niye es geçtiler ki? Ben de küpesizdim. Yoksa para sadece İstanbul mitinginde mi dağıtıldı. Söyleseler de rahatlasam. Hani her mitingde verilip de Antalya es geçildiyse gücenirim valla. Hele burada da verildiyse işte o zaman hepten gücenirim.

Valla gücenirim emice.. Hem geçen seçim verilen makarna ve kömürden de payıma düşeni alamadım. Beni niye hep es geçiyorlar ki emice? Bu işte bir terslik var valla bak. Benim de bir oyum var, benim de cv’im yok. Benim de simit görünce ağzım sulanıyor olmalı, sulanmış olmalı, saat 17’deki mitinge saat 11’de gidip güneşin altında Pazar kuranların tezgâhlarındaki sulara nasıl da içli içli bakmışımdır, kim bile. Küpesini çıkarıp tebdili kıyafet yapan biri buraya katılmış olsaydı da şahitlik etseydi diye iç geçiriyorum şimdi. Ne makarna alabildim, ne mitinglerde dağıtılan paralardan payıma bir şey düşmüyor, bu ne ya?

26 Mart 2014 Çarşamba

SA609/AŞ42: Bugün 31 Mart; Hava Mükemmel

“Kirli beyazlar kahır içinde; içki kadehleri bir doluyor, bir boşalıyor.”

 Saatlerimizi ileri almayı unutmadık.

Tahtakale Kaset Tüccarları’nın ‘Turp’un Büyüğü’, ‘Heybedeki Turp’, diyerek taksim taksim yaptıkları algısal bombardımanda zihnimize psikolojik harekât bombaları boca etmelerine alıştık, maksadın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devrilmesi olduğuna da artık kâni olduk.

Her bombardımanda mitingler daha da kalabalıklaştılar; tekerlekli sandalyede ameliyat ertelemiş yaşlı başlı insanlar gördük. Yani; artık fark etmeyen de fark etti, Başbakan Erdoğan’ın niçin devrilmek istendiğini. Dünya Erdoğan deyice Türkiye’yi hatırlıyor, Halk Erdoğan deyince Türkiye’yi. Yani hedeflerinde Türkiye var, Erdoğan değil.

SA608/ KY5-PT15: Kiziroğlu Mustafa Bey/ Roman- 2/5: Zavallı Kiziroğlu

Kiziroğlu Mustafa Bey


-5-
Şehrinaz bir biçimde Doğan’a ulaşmış, cuma “Huzur”a çıkıldığında hanımı Aysema ile birlikte Kiziroğlu’na kaçmayı düşündüklerini, bu kaçışa Kiziroğlu’nun rızası olur mu olmaz mı? diye cumaya kadar haber beklediğini anlatmıştı. Doğan kendisine ulaştırılan bilgiyi Kiziroğluna iletmiş fakat olumlu-olumsuz bir cevap alamamıştı. Gerçi cumaya daha iki gün vardı var olmasına ama hanımların ona göre de hazırlığı olacaktı.

Kiziroğlu Aysema’nın teklifini alınca hem sevinmiş hem de şaşırmıştı. birdenbire hem de böyle bir zamanda. Başına gelenlerden habersiz olmasına imkân yoktu.

“Sen ne dersin Hüsam Dayı?” diye sordu Kiziroğlu. Hüsam Dayı başını iki yana sallayıp düşünceli düşünceli konuştu:

24 Mart 2014 Pazartesi

SA607/KY12-MNA1: Hoşgörü’den Kaçan Ölçü’ye Uzun İnce Bir Yol

[Tanrı’yla Girilen Yarış]
“Tanrı’yı hayatın dışına atmaya çalışmanın altında yatan gerçek, Tanrı’yla girilen yarış değil midir?”


“İnancına, değerlerine küfreden birini hoş görebilir mi insan? Hayır; sadece tahammül edebilir.”

Batının hümanizminden sonra İslam dinine yamanmaya çalışılan hoşgörü de çöktü. Her şeye bir ölçü koyan Allah, insanın denge halinde olmasını ister. Fıtratımıza kodladığı şifrelerle oynandığında ortaya çıkacak sapmaları bilen yaratıcı, Kur’an’da sürekli uyarır insanı: Ölçüyü kaçırma!

Ölçü kaçarsa ne olur? Allahın koyduğu sınırlara kanaat etmeyen türedi insanlar size merhamet adı altında merhametsizliği servis ederler. Bunun bariz örneklerinden biri kurban bayramlarında ‘Hayvan katliamı yapılıyor’ diye yaygara koparanlardır. Hayvanların katledildiğini düşünenlerin hiçbir canlıyı yememesi gerekir. Onlara “Bitkileri niçin katlediyorsunuz?”, diye sormaya hakkım var.

23 Mart 2014 Pazar

SA606/AŞ41: Ricciardone’nin Pandomim Gösterisi ve CHP’ye Destek İsteyen İdris Naim Şahin

“Erdoğan’dan başka hangi Türkiye lideri bir ABD Büyükelçisi’ne korkudan pandomim yaptırabilmişti ki?”


Gündemin gına getiren tekrarlarından sıkılmış bir halde, bir an önce 30 Mart gelsin de herkes eteğindekinin, aklındakinin, serptiğinin karşılığını alsın da kurtulalım derken tıkanıklıkların tümü birdenbire dağıldı, güneş görmüş kar gibi eridi. Artık gönlüm rahat; teknik hiç bir boşluk kalmadı. Mengeneye maruz bırakılmış zihnim kendi doğal akışında çalışmaya başladı.

Ne mi oldu? Çok basit; Fethullah Gülen, kendi resmî yayın organı olarak kullandığı Zaman Gazetesi’nde, genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı’ya verdiği röportajda ne var ne yok anlattı.

Optimizmin bütün versiyonlarıyla düşünen ben, Gülen’in haklarını helal etmesine odaklanmış olmakla çok iyi bir şey yaptığımı anladım. Evet; uzlaşma mesajları veriyordu Gülen, Başbakan Erdoğan daha ne istiyordu ki? İşin Gülen kısmını halledince, Erdoğan’a yüklenmek daha haklı imiş gibi geliyor herkese, bana da öyle geldi, ki; bugün okuduğum iki haberle berrak bir zihin açıklığı yaşadığımı hissettim. 

SA605/KY4-FM8: Müşteki ve İntizar/ İnsanların Göğüslerine Zehir Fısıldayanlar

“Allah’ım, bu azgınları Sana şikâyet ediyorum!”

Allahım! Sana şikâyet ediyorum!

İnsanların mahremine sinsice sokulup, mahremini faş edenleri sana şikâyet ediyorum. Bunu Senin verdiğin “Müslüman” adını alarak yapıyor oluşlarından ötürü daha şedittir şikâyetim! Gönlümü burkan Sen’in verdiğin adı kullanmalarıdır. Pisliklerini, çirkefliklerini örtmek için Senin verdiğin adı kullanan bu sefilleri Sana şikâyet ediyorum!

Allahım! Sana şikâyet ediyorum müfterilikte sınır tanımayan ve kendilerine “müslüman” diyen bu azıp sapmışları.

Sana şikâyet ediyorum!

21 Mart 2014 Cuma

SA604/SD109: "sırlar ve kaçışlar sona erdiğinde..."/ 20.12.2006/ 575. patika


...yangını, yangının alevleriyle canı yanandan başkası anlayamaz, anlatamaz...

...ki; anlatma vakti de, yangının cayır cayır yaktığı vakit değildir...
...ölümün uzak ve puslu varlığı, ölünün size yakınlığına göre yakın, berrak ve net oluveriyor...
...birdenbire düştüğünüz gerçeklik çukuru, kendi ayrıntılarıyla sizi sarsıyor; ağırlığınızı, yaslanarak paylaşmaya çalıştığınız kenarlardan, çukurun orta yerine itiveriyor...
...ölümü her bir farkediş nöbeti, sizin için evrenin en derin gerçeğini kesinlikle kavrama/anlama nöbetine dönüşüveriyor...
...yapışkan bir sessizlik, artık yerinde olmayan bir anne'nin yokluğunu bağırıyor, kulaklarınıza...
...mevcudiyetine temas edemediğiniz bir anne, sizce bilinmeyen bir şekle dönüşüyor...
...o gülen, ağlayan, üzülen, sevinen canlı anne, artık bu özelliklerle yaşamıyordur, karşınızda...
...toprağın kucağına dönen bedeni ve bilinmeze uçuveren ruhuyla ikiye ayrılmış bir hâlde...

SA603/KY4-FM7: O Abiler-Ablalar 1973-1977 Seçimlerinde de Sırat-ı Kezzâb Üzre İdiler

“Artık tapelerle geziyorlar. Tek farkları teknolojik nimetler. İlkesizlikleri devamda. Şirretlikleri devamda…”


Bakmayın siyasete hep uzak durduklarını söylemelerine. Partilerle martilerle işleri olmadığı savı bir martavaldan öte değildir.  İlk kez 30 Mart 2014 seçimleri için de düşmüş değillerdir yola. 1973 ve 1977 yıllarında da sahadaydılar. Yolsuzluk masalları yoktu dillerinde. Muta nikâhı da söz konusu değildi. 

Dillerine pelesenk ettikleri “MSP dinî felaket değilse de millî felakettir. Oylarınızı kırattan başkasına verirseniz vebal altına girersiniz.” diyorlardı Erzurum esnaf dolaşmalarında. O günkü MHP yöneticileri için de “Kıratı destekleyin!” talimatı vermiş güya seçmenine. Böyle diyorlardı o günün kıratı için oy isteyen ve siyasetten hep beri durdukları martavalıyla insanların karşısına dikilen abiler, ablalar.

20 Mart 2014 Perşembe

SA602/KY10-MrÖz7: Ameliyatını Erteleyen ‘70’lik Ekmekçi Memet’ Erdoğan’ın Mitingi’ne Neden Gitmek İster?

“Meydandaki insanların her birinin o kadar çok haklı sebebi var ki...”

“Anlamıyorum nasıl yapar bunu, neden ya neden; değer mi? Canından kıymetli mi?” diye bağırarak odaya girdi. Telefonunu masama fırlattı. “Babam yarın ameliyat olacaktı ya; bu sabah hastaneye gidip ameliyatını nisan ayının ilk haftasına erteletmiş. Neymiş efendim hafta sonu çok önemli misafiri gelecekmiş. Kim o önemli misafir biliyor musun? 'Erdoğan'... Sanki bizim eve geliyor; aklım almıyor, delireceğim! ''

En yakın mesai arkadaşımdı bunları söyleyen. Gün boyu hiç susmadı, sürekli 'anlayamıyorum' la başlayan cümleler kurdu. Anlamaya çalışmıyordu aslında, Haklıydı da. Canından kıymetli miydi?...

Erdoğan'ın pazar günü Kocaeli mitingi var. Mehmet Amca 70’li yaşlarda, o meydanda olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu konuda iddialıyım; bu güne dek yapılan en kalabalık miting olacak. Hasta ve yaşlı bir adamın orada olduğunu kimse fark etmeyecek. Peki, Mehmet Amca neden bu kadar önemsiyor?

SA601/ KY11-TG12: Siyonist Bir İslam; Ürdünlü Şeyh Ahmed al-Adwan’la Söyleşi/ Çeviri

“Yahudiler bizim kuzenlerimizdir, bu yüzden onlar için dua etmeli ve onları ziyaret etmeliyiz, onlarla beraber yaşamalı, onlara saygı göstermeli ve onlara en üst seviyede takdir ve şükranlarımızı sunmalıyız.”
Ürdünlü Şeyh Ahmed al-Adwan

(Aralık 2012 yılında, İsrail'i ziyaret eden ve Dinler arası Barış ve Uzlaşma (Diyalog ve Hoşgörü) konseptinde görüşmek üzere Haham Shmuel Eliyahu gibi Yahudi Hahamlar ile bir araya gelen Ürdünlü Şeyh.)

Sonsuz Ark'ın Notu:

Aşağıdaki röportaj petrol ve nüfus zengini Arap ülkelerinin hemen yanı başında ırkdaşları ve dindaşları olan Filistinlilerin Siyonist İsrail Devleti’nce kendi topraklarında öldürülmelerini, aşağılanmalarını, esir tutulmalarını anlayamayanlar için çok açıklayıcı bir niteliğe sahiptir. 

Adı geçen şeyh, İsraillilerle diyalog ve hoşgörü merkezli ilişki kurmak adına, Filistin topraklarının Allah tarafından İsrail’e vaat edilmiş topraklar olduğunu, Kur’an’dan delillendirmek gibi büyük Siyonist sapkınlığın somut bir örneği olarak, Filistinlilerin devlet kurma hakkı olmadığını iddia etmektedir.

Seçkin Deniz Twitter Akışı