27 Mart 2014 Perşembe

SA610/KY4-FM9: Bir CV’im Bile YOK

“Hatip “ananın a..” diyor, kültür seviyesi yüksek bu yığın bir coşuyor, bir galeyana geliyor ki sorma. “Siz anladınız!” diyor. Tümcenin tamamını zikretmiyor. Kültür seviyesi yüksek şahıslar hep birden gülüp anladıklarını izhar ediyorlar.”


İnsanlığı kendinden menkul, küpesini çıkarıp cv’si olmayanların mitingine gittiği iddiasındaki birinin hezeyanlarını okurken eseflendim doğrusu. Abi bir cv’im bile yok, hakketten, (emice bu cv ne ya?) eseflenişim cv’imin olmayışı değil. Savladığı “verilen para”. Abi ben boşuna mı saat 17’deki mitinge saat on birde gittim? Madem para vardı beni niye es geçtiler ki? Ben de küpesizdim. Yoksa para sadece İstanbul mitinginde mi dağıtıldı. Söyleseler de rahatlasam. Hani her mitingde verilip de Antalya es geçildiyse gücenirim valla. Hele burada da verildiyse işte o zaman hepten gücenirim.

Valla gücenirim emice.. Hem geçen seçim verilen makarna ve kömürden de payıma düşeni alamadım. Beni niye hep es geçiyorlar ki emice? Bu işte bir terslik var valla bak. Benim de bir oyum var, benim de cv’im yok. Benim de simit görünce ağzım sulanıyor olmalı, sulanmış olmalı, saat 17’deki mitinge saat 11’de gidip güneşin altında Pazar kuranların tezgâhlarındaki sulara nasıl da içli içli bakmışımdır, kim bile. Küpesini çıkarıp tebdili kıyafet yapan biri buraya katılmış olsaydı da şahitlik etseydi diye iç geçiriyorum şimdi. Ne makarna alabildim, ne mitinglerde dağıtılan paralardan payıma bir şey düşmüyor, bu ne ya?

Emice valla anlamıyorum! Yok, şükür, sosyoloji dalında lisansımız, aynı dalda yüksek lisanlı olduğumuza dair diplomalarımız var, yani azıcık da olsa etrafta olup biteni anlayabiliyorum. Yani öyle sanıyorum. Kendinde varlık, kendisi için varlık ve başkası için varlık tanımlamasını anlayabildiğime göre (emice anlamasam bilgi sosyolojisi dersinden çakardım valla) çevrede olup biteni anladığımı sanıyorum.

Mitingin olacağı meydanı dört döndüm kimseden bir şey sezmedim. Acep diyorum, benim dışımdakilerin yekûna yakını organize miydi? Hani paraları alıp bana sezdirmemiş olabilirler. Mi acaba? Eğer böyle ise valla çok gücenirim emice? Günahım ne? Niye bana kömür makarna yok? Niye miting katılım payı yok? Hadi yok biri de azıcık faş etseydi bu kadar yanmazdım.

Emice “küçük altın dağıtıyorlar” savlarının uçuştuğu seçimler bu kadar yakmamıştı canımı. Hoş o seçimlerde de söylenen şeyden nasibimizi alamadık ya.. olsun, bu kadar yanmadı canım. Hadi o zaman sadece sözlü idi, şimdi artık görüntü var. Koca koca adamlar, hanımlar, abiler bir araya gelip kendi yazdıkları senaryoyu oynayacak değiller ya? Bana niye denk gelmiyor canım ona sıkılıyor, valla.

Mitinglere bakıyorum emice. Canlı yayınlardan izliyorum kimi mitingleri. Kültür seviyesi yüksek, ayaklarında lacoste marka shoes olanlar, Giorgio marka pantolon ve gömlekliler, bir elinde envai çeşit mevkutelerin arzı endam ettiği, diğerinde android işletim sistemli smart telefonlarla (herhalde o küpesini çıkarıp biz cv’si olmayanların mitingine katılan insanlığı kendinden menkul eşhas gönülden desteklediği mitinglere katılanları benden iyi bilir, böyle olmalı alkışladığı mitinglere katılanlar) hatip konuşurken bir yandan mevkuteleri okuyup, bir yandan twit atanların (herhalde öyledir, zira biz cv’si olmayanların elinde mevkute ve online bağlantı için gereken materyaller olmadığını gözlemleyip faş etmiş mezkur eşhas) ahvaline bakıyorum.

Emice bu kültür seviyesi yüksek insanların muhatap kabul ettiği –dolayısıyla o zatın kültür seviyesi pek yüksek olmalı- kişi öyle mükemmel tümceler kurup haykırıyor ki, ben bazen kulaklarımı tıkıyorum. Kızarıyorum. Ne de olsa cahilim.. bir cv’im bile yok. Hatip “ananın a..” diyor, kültür seviyesi yüksek bu yığın bir coşuyor, bir galeyana geliyor ki sorma. “siz anladınız!” diyor. Tümcenin tamamını zikretmiyor. Kültür seviyesi yüksek şahıslar hep birden gülüp anladıklarını izhar ediyorlar. Ben cahil, cv’si olmayan kişi anlamıyor emice. Ne de olsa aynı seviyede değiliz. Hani ben anladım desem kuşkum yok ki, mezkur hatip “beni, cv’si olmayanlardan bir kişi anlamış, o da yanlış anlamış.” Der. Neme lazım hiç birimiz anlamamış olalım.

Benim gönülden desteklediğim ve gittiğim hatip “İstediğiniz hastahaneye gidebiliyor musunuz?” diyor, bir cv’si bile olmayanlar hep birden “Evet!” diye bağırıyor. Anlıyorum. Hem o ‘Evet’i. Hem o soruyu anlıyorum. “Öğrenciler ders kitaplarını bedava alıyor mu?” diyor hatip, kalabalık coşku ile “Evet!” diye bağırıyor. “Bedava tabletlerini aldı mı öğrenciler?” diye soruyor kalabalık “Evet!” diye bağırıyor. “Uçakla yolculuk yapabiliyor musunuz?” diye soruyor, amanin halk “Evet!” diye bağırıyor. Emice sen daha iyi bilirsin biz uçağı bir filmlerde görürdük. Gökyüzünde çıplak gözle görmüşlüğümüz ise parmakla sayılacak kadardır. Şimdi bu cv’si olmayanlar uçağa biniyorlar. Neredeyse otobüs biletine uçak bileti.

Kültürlü hatip acaip çağrışımlar yapan sözcükler, tümceler kurarken cv’leri olan yığınlar gönüllerince alkışlarken, biz cv’si olmayan, makarnaya talim edenler her sıradan insanın anlayacağı şeyleri soran bizden birine “Evet!” karşılığını veriyoruz coşkuyla. ‘Yollar’ diyor, ‘Köprüler’ diyor, ‘Hastane’, ‘okul’ diyor ve dediklerini anlıyoruz. ‘Çarkçı’ diyor, anlıyoruz. ‘Paralel’ diyor anlıyoruz. “Ananın.. a!” ile başlayan bir tek cümle kurmuyor. Kursa da anlamayız ki. Alkışlamayız ki. Alkışlayacak kadar bir kültürel birikimimiz yok ki.

Bir cv’miz bile yok emice. Daha ne olsun!



Fikri Muhayyer, 27.03.2014, Sonsuz Ark



Seçkin Deniz Twitter Akışı