"Sabır taşıyız biz dört nesil dedelerimizden. Taş değil küpüz biz; ileri demokrasinin işlemeli sabır küpleri. Doluyoruz yavaş yavaş; dolacağız daha."
Demokrasinin ilerisinden bahsedince Başbakan;
atmosfer gök kuşaklarıyla doluyor. Gözlerimiz parlak, gönlümüz mesrur ve
dimağımız apak. Yüz elli yıllık cadı avı
sona erecek diye umutlanıyoruz. Ya da belki namaz kılan, oruç tutan gericiler
olmaktan kurtulduğumuz hülyası sarıyor akılsız başımızı. Akılsız başımız,
korkudan sabra devredilen bekleme sürelerine takılıyor sonra. Bekliyoruz
hasretle, ileri demokrasinin yağmur gibi yüzümüze salacağı damlalarını.Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
- Seçkin Deniz
- Mustafa Tamer
- Arif Şahin
- Eyüp Kaan
- Ahmet Faruk
- Mustafa Ekici
- Naif Karabatak
- Ata Atun
- Hakkı Aslan
- Cemal Çalık
- Tamer Güner
- Mustafa Ege
- Yaşlı Bilge
- Ahmet Haydar
- Alper Selçuk
- Faruk Tamer
- Doğa Toprak
- Khorto Bâri
- Mustafa Eyyüboğlu
- Âkil Ağazâde
- Biz Kimiz?
- Yıllık Sonsuz Ark Yayın Raporları
- Sonsuz Ark Manifestosu
21 Ocak 2013 Pazartesi
20 Ocak 2013 Pazar
SA158/ÂA12: Küresel Dönüşüm; Anti-Crusade(*), Aksayan Motorlar ve Füzyon
"Sular vahşi Batılılar için, yani ABD ve AB için çekiliyor ve şişkin balıklar, karıncaların, yani Afrikalıların midesini doldurmak için ölecekler."
Geri dönüşü olmayan bu sonucun açık göstergeleri Amerika Birleşik Devletleri’nde var. Amerikalılar kölelerinin renginde olan birini başkan yaptıklarında, ‘siyahların emrinde çalışan beyazları’ tarihe kazıyarak beyazların zihnine not düşürdüler; zaten çok daha önceden siyah patronlar beyaz işçi çalıştırmaya başlamışlardı.
18 Ocak 2013 Cuma
SA157/DT10: Kelek, Gullelerim ve Hırs
"Savaş alanında veya düelloda yendiğimiz bir adamın canını bağışlamış gibi, şişinirdik. Şimdi de öyle değil mi, rekabet ve kazanma hırsının olduğu her alanda?"
Kumara
nasıl alışır insan? Gulle (Bilye) oynamak ya da yutma (ütme) ağırlıklı oyunlar çocukları
kumara alıştırır mı? Şu sıralar, online bilgisayar oyunlarında sürekli
birilerini öldüren çocuklara baktıkça gullelerimiz masum kalıyor zihnimde… En
kötü ihtimalle kumarbaz olurduk, ama katil olmazdık, öldürmeyi kanıksamazdık
diye düşünüyorum. Belki de hatalıyım, yorum yapamayacağım.
İki kötülükten birini seçmek zorunda mıyız? Değiliz elbette; peki ya insanın içindeki kazanma hırsını ne yapacağız? Kazanmak ve en iyi olmak? Bir çocuğu bırakın, sıradan bir yetişkin bile kazanma, rakiplerini teker teker yenme azminden, heyecanından bahsetmeden durabilir mi?
Labels:
Doğa Toprak
,
Hayat
,
Kırlangıç Zamanları
,
Oyun
,
Sonsuz Ark
17 Ocak 2013 Perşembe
SA156/MEY14: Kuşku Bulutları ve Helal-Haram Tartımız
“Bu yazı, merhum babamın şahsında benzer tüm babalara ithaf edilmiştir.”
İş, güç…çağın getirdiği hengâmeler. Haberler, kitaplar, dergiler, sinema ve bir de internet. Kavganın bu türlüsüne dalmış olanlaradır sözüm. Kimseyi yadırgamıyorum, kimsenin her bir vakitte elinde tuttuğuna da dikmiyorum gözlerimi. Yüksek bir tepeye çıkıp bağıracak hâlim de yok. Suskun, içe kapanık ve çâresiz çocukların gözlerine bakıyorum ben.
Büyüdüksıra büyüklerinin şaşkın bakışları altında yalan söyleyen, sofrada herkesin tabağındakilere göz diken bencil çocukların günah öncesi dönemlerine yaklaşıyor gözlerim. Günah öncesi dönem, Piaget’in bilişsel gelişim kuramında yok. Gelişim psikolojisi ergenlik dönemini tahlil ederken konuya biraz değinir Dinî gelişim parağrafında, fakat daha fazlası yok. Günah öncesi dönem, günahın tohumlarının atıldığı ya da tam tersi günah üreten nefsin önüne setlerin dikildiği dönemdir.
Labels:
Ağaçtaki Ev
,
Din
,
Eğitim
,
Mustafa Eyyüboğlu
15 Ocak 2013 Salı
SA155/SD22: Türkiye'de İslâmî Ruhbanlık Sınıfı İdeali'inin İflâsı; Müslümanlar 'Kişi'leşiyor(*)
"Çarklar insanları öğüttüler."
Allah'ın önceki peygamberler aracılığıyla gönderdiği mesajların tahrif edildiği apaçıkken, bu tahrifi yapanların mevcut olacağı da açıktır -Kendilerini bağımsız araştırmacı olarak tanıtan Yahudi ve Hıristiyan araştırmacılar bu tahrifleri bilimsel çalışmalarla da kesinleştirmiş durumdadırlar-. Peki, Allah'ın mesajlarını tahrif ederek, tahrif edilmiş bu mesajlarla insanlar üzerinde hâkimiyet kurmak isteyenler kimlerdi? Allah'ın mesajlarını kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayıp değiştirmek, hukukî değerlendirmelere göre ne anlama geliyordu?
Labels:
Din
,
Fikir
,
Seçkin Deniz
,
Sistematik Analizler
,
Sonsuz Ark
,
Sufizm
,
Tasavvuf
14 Ocak 2013 Pazartesi
SA154/MA8: Algısal Travmalar/Kavramlar ve Sensörel Sorunlar; Kırmızı Tavşan Polemiği
"Nedir ‘Kırmızı Tavşan Polemiği’? Doğa’da ‘Kırmızı Tavşan’ yoktur. Ancak, beyaz bir tavşan kırmızı renge boyandığı zaman, ‘Doğa’da kırmızı tavşan yoktur', denilemeyecektir"
Labels:
Eğitim
,
Fikir
,
Mustafa Akdeniz
13 Ocak 2013 Pazar
SA153/YB4: Paslı Zincirin Pası/ Sınanmış Renkler 4
Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Ne zaman yüzeye çıktığınızı, ne zaman derinlere daldığınızı aklınız bilmez. Dağılmak böyle bir şeydir."

Ocak, ocakbaşlarında geçen saatlerin sesine hasret. Her biriniz bir köşede yalnızlığınızı hırpalıyorsunuz. Soğuk, pencerelerden zorluyor, kapılardan sızıyor…üşüyor insanlar; birbirlerini ısıtacak mecalleri yok. Gemi sâkin bu yüzden; sâkinlerini hatırlıyor. Balıklar bile çekilmiş yüzüne yakın yerinden suyun.
Labels:
Peynir Gemisi'nden
,
Sınanmış Renkler
,
Sonsuz Ark
,
Yaşlı Bilge
12 Ocak 2013 Cumartesi
SA152/AS16: Din Bezirganları ile Dört Bendde Ağalık Kavgası
“Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. “Hiç şüphe yok o bir delidir” diyorlar.”
(Kalem Suresi, 51)
İlk Bend:
‘Geleneksel İslam’ formuna yönelik eleştirilerimin, en aklı başında gelenekselcilerden -özellikle hukukçu olanlarından- biri tarafından yorumlanış biçimi şu:
“Kur'an’ı da herkes kendi aklıyla istediği gibi anlayabiliyorsa, ortak noktamız kalmıyor."
Birileri tarafından ilim adamı pâyesi verilenlerin kendi akılları dilediği hükmü verirken, bu payeyi almamışların –ilimlerini de ölçememişken ve bu haldeyken onların- kendi akıllarıyla Kur'anı'ı anlamasını yasaklayan tavır zaten baştan kaybetmiştir, baştan bitmiştir. Bu bitiş müslümanı bugünkü haline getiren/bitiren geleneğin bitişidir.
Labels:
Alper Selçuk
,
Antiseptik Anafor
,
Din
,
Sonsuz Ark
,
Sufizm
,
Tasavvuf
11 Ocak 2013 Cuma
SA151/KY2-NC2: Kırılma Noktası
"Serçenin kanadında uzaklaşan kırılganlık, zehrini akıtmış kalbin esrik bir rüyaya yatışı, daha az ünlem, uç uç renklerin doğaya hükmedişine şahitlik ve insanın soluğuna ferahlık veren sıradanlık…"
Yazmak fiilini gerekli kılan ne? Pervazdaki serçenin titreyen kanatlarından kaleme uzanan o sessizlik ânı…. Tevile muhtaç bir rüyanın günü sarsan iç bunaltısı… Elinizdeki zap aletinin işe yaramaz oynaklığı ve bir türlü hitama ermeyen solucan kıvraklığı dünyanın…
Eskittiğinizi zannettiğiniz bir hikâye ve belki yeniden olamayacak kadarına sunduğunuz son bir armağan… Bir gül yaprağının yerçekimine aşkla bağlanışı ve bunu fırsata çeviren faydacılığı insanın…
Labels:
Deneme
,
Konuk Yazarlar
,
Nevra Cihan
10 Ocak 2013 Perşembe
SA150/AH1: Klasik İtalyan Andacı: Maléna ve İran’da Gergedan Mevsimi
"İtalya lanetlenmiş bir coğrafya gibi geldi bana. Kendi insanına da acımıyordu. Tıpkı İran gibi"
Bisikletinin
sırtına tünemiş olan Renato, film boyunca sürekli izlediği Maléna’nın elinden
boşalan pazar çantasını görünce, bisikletinden atlamış ve dökülen pazar harcını
toplamasına yardım etmişti. Kadın, teşekkür edip yoluna gitmek için sırtını dönmüşken
Renato: “İyi şanslar Bayan Maléna!” dediğinde ona baktı ve gülümsedi.
Bir saat kırk dokuz dakikalık filmin sadece
son karelerinde ergenlik dönemini geçmeye çalışan, kendisine aşık ve kendisini
sonuna kadar izleyen ve kendisine yardım eden tek insan olan Renato’nun farkına varan ve
ona gülümseyen güzel bir kadın.
Labels:
Ahmet Haydar
,
Sinema
,
Sinema Notları
,
Sonsuz Ark
8 Ocak 2013 Salı
SA149/KhB10: Son İyilik
(Yağıyor
lapa lapa kar)
(Yağdığı kadar soğuk)
(…)
Örter
mi geceyi
Lapa lapa yağan kar
Örter mi geceden süzülen her heceyi…
Lapa lapa yağan kar
Örter mi geceden süzülen her heceyi…
Labels:
Khorto Bâri
,
Sonsuz Ark
,
şiir
,
Ve Sen İnci Tanesi Karanlık
7 Ocak 2013 Pazartesi
SA148/KY1-CÇ4: Unutuş
“Unutulacağımı bilerek seçmedim elbet unutuşu. Umdum
bağışlanmayı.. kendimce rol biçtim bağışlayacak olana.”
Güneşin dürülüşüne tanık oldum. Apansız olup bitti her şey.
Apansız olup biteceği söylenmişti. Söylendiği gibi oldu. Söylenmiş, bildirilmiş
olması olacağın olmaması için değildi elbet. Olacağa karşı alınacak bir
tedbirin düşünülüp gereğinin yapılması için de değildi. Olacağa karşı alınacak
tedbir kendimin kaybolmamasına yönelik olmalıydı. Haber bunun içindi. Bunun
için bildirilmişti. Ve ben bunu kulak arkası ettim. Ayrımına varamadan yapıp
ettiklerimin.
Labels:
Cemal Çalık
,
Deneme
,
Konuk Yazarlar
,
Sözcüklerin Düş Hâli
6 Ocak 2013 Pazar
Ahmet Haydar, Sinema ve Televizyon Eleştirileriyle Yakında Sonsuz Ark'ta
Sonsuz Ark bir isim daha sarıyor göklerine zihinlerin. Ahmet Haydar, izlediklerini yorumlayacak hoş duraklı sözcükleriyle... Sanat mı sinema mı?... Kararı siz vereceksiniz.
Labels:
Duyurular
,
Sonsuz Ark
SA147/MEY13: Psikiyatristlerin Teorileri ya da Doğal Korku
"Doğal korku, eğitimin doğal bir aracı mıdır?"
Labels:
Ağaçtaki Ev
,
Eğitim
,
Mustafa Eyyüboğlu
,
Ruhsal Analizler
SA146/AyS3: Sosyolojik Siyatik ve Barış
"Bırak barışı anlatmayı; defol git! Barış sen gittiğinde gelecektir!"
Barış, erdem, iyilik utanmazların ağzında çirkin durur. Onların gözleri
fırıldaktır; dudakları oynak. Ruhları satılmış ve kişilikleri her türlü çirkin
sıfatla tutsak. Konuşmalı insan. Gözlerinden alevler fışkıran insanlar gibi.
Alevi, çirkinliği yakacak kadar gür olmalı. Bildiği ve söylediği berrak!
./.
Yürümek, ilerlemek ve gelişmekse, yürüyen toplum ilerler ve
gelişir. Siyatikli toplumun gelişmesi ise mümkün değildir. Türkiye, siyatikli
bir topluma sahip; yürüyemiyor. Düşüncelerine sirayet eden her türlü tümör
gözlerine kadar tüm vücuduna yayılmış. Siyatiğin tüm sebeplerini hem ruhunda
hem bedeninde taşıyor. Sebeplerin tümü bir tek sebepten üremiş; doğumundan
gelen bazı sakatlıklar var çünkü.
Labels:
Aykut Seçkiner
,
Kırk İki Ara Noktalı Yazılar
,
Sonsuz Ark
5 Ocak 2013 Cumartesi
SA145/SD21: Kâmil İnsan; Halisünatif Sıfat Parçacığı ya da Gerçek Dışı/ İrreel Retorik
“Allah, sizden hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır." Nisâ 28
Erişilebilirlik rastgele bir hedef için mutlak olumlu bir özelliktir. Fakat aynı erişilebilirlik özelliği, beşerin düşünce tarihinde farklı kreasyonlarla oluşturulan soyut hedefler için olumsuz bir niteliğe büründürülmüştür.
Su, hava, ateş, toprak gibi somut algılanabilir hedeflere tutturulan algılar ve derin anlamlar, bu dört unsurun gözlenebilir ve kontrol edilebilir özellikleri üzerinden üretildikleri kadar -gözlenebilir ve kontrol edilebilir özellikler bir hedefi insan için yeterince câzip kılmadığı için- erişilebilirlik özellikleri de üretilen kaotik paradoksların dayandığı ana unsur olmuş; belirsizlik ve belirsizliğe iliştirilen umut, hedefin erişilebilirliği üzerinde bir yanılsama oluşturmak için kullanılmıştır.
Labels:
Din
,
Fikir
,
Kâmil İnsan
,
Seçkin Deniz
,
Sistematik Analizler
,
Sonsuz Ark
,
Sufizm
,
Tasavvuf
4 Ocak 2013 Cuma
SA144/ME14: Sıcak Poğaça
"Asırlar öncesinden gelen sıkıntıları yüklenen sesi, sakin ve otoriter bir kıvamla özenle kesilmiş, yıllarla yıpranmış saçların kibrini kavurdu geçti."
Şeref salonundaki resmî kabul bitmişti. Yorgundu. Özel kalem müdürüne, yarım saat kadar dinlenme odasına çekileceğini, âcil durumlar dışında kimseyle görüşmek istemediğini söyledi. Sırtı ağrıyordu. Boyun damarları gerilmişti. Şakaklarında ısrarlı bir baskı vardı. Alnı, ortasına doğru ilerleyen bir ordu varmış gibi zonkluyordu. Burun boşlukları tıkanmıştı; zor nefes alıyordu. Son kabul de sıkıntılı bir sürecin parçasıydı. Dünyanın bütün sorunlarından kafasına uzanan bir yol vardı sanki… Milyonlarca şey arkası kesilmeksizin doluşuyordu zihnine.
Labels:
Değnek İzleri
,
Din
,
Ekinokslar
,
Mustafa Ege
,
Psikoloji
,
Ruhsal Analizler
,
Sonsuz Ark
3 Ocak 2013 Perşembe
SA143/PZ10: Medeniyet Öyle Çok Uzun Boylu Bir Şey Değil
"Evimize kilidi 74 harbinden sonra vurduk biz."
70’ler karışık senelerdi. Geçmiş zaman,
Demirel’le İnönü çekişiyor derken, 12 Mart Muhtırası geldi. Bizim büyük oğlan
bir yaşında daha. Erbakan’ın meclise
girdikten sonra 70’te kurduğu ilk partisi
Milli Nizam Partisi de o zaman kapatıldı. Erbakan’ın adını sanını duyalı iki
sene olmuştu. 69’da Adalet Partisi’nden vekil olmak istemişti de Demirel’in, o veto etmişti. O da Konya’dan bağımsız
aday olmuş meclise girmişti.
Labels:
Hayat
,
Piro Zaza
,
Sonsuz Ark
,
Üç Günlük Dünya
2 Ocak 2013 Çarşamba
SA142/AS15: İnsan Tapınağının Kâhinleri
"Siz ancak ve yalnız insanı yani kendinizi tanrı ilan edenlersiniz ve kendiniz için icat ettiğiniz tapınakların kâhinisiniz… Ve Delphi kâhininden daha az düzenbâz değilsiniz."
Biraz insan tapınağının ötelerden haber veren kâhinlerinden bahsedelim bugün. Size soralım önce; siz samimi müslümanlara: siz peygamberin kehanetvâri cümleler sarf ettiğine kâni olur musunuz? “Öyle bir zaman gelecek ki…” ile başlayan kehânet dolu cümleler, Mesih ve Mehdi gelecek ya da kıyamet alametleri gibi tamamen uydurma içeriklerle söyleyenine pâye kazandıran ve gelecekten haber veren cümleler ne zamandan beri Peygamber lisanına rabtedilmiştir, bilir misiniz? Bir peygamber gelecekten haber verme gereğini neden duysun? Kendisine Allah tarafından vahyedilen Kur’an yetmiyor mu?
***
Hadis diyerek her türlü söz pazarına boca edilen cümlelerin, nasıl bir sistematiğin ürünü olduğu konusunda çoğunluğun bir fikrinin olmadığını düşünüyorum. Hadis diyerek söz pazarına sürülen cümlelerin çoğunda Kur’an akaidine zıt içerikler var… Biz, Müslümanlar olarak bize ulaştırılan her bir bilgiyi Kur’an ile denetleyerek, tahkik etmekle mükellefiz… Aksi halde tazyif edilmiş, hakarete uğramış bir dinin müntesipleri olmaktan kurtulamayız.
Labels:
Alper Selçuk
,
Antiseptik Anafor
,
Din
,
Sonsuz Ark
,
Sufizm
,
Tasavvuf
1 Ocak 2013 Salı
SA141/AÇ6: Erkler Topoğrafyası ve Kalibrasyon Sorunları
" Başbakan haksız değil. Meritokratik bir yapı tüm ülkeleri ele geçirmiş durumda ve Başbakanın bu çıkışı onları tedirgin ediyor."
Global denge noktalarına ve bu noktaların lokal bağlantılarına çarpan etkisi
yapan bir tartışma, 2012 Aralık ayında Türkiye’nin politik gündemini yalayıp
geçti. Atlantik okyanusunun kuzey doğu ve kuzey batı kıyılarında, başkentlerde
tedirgin bir rüzgar esti. Türkiye demokrasisinde ‘Erkler Ayrılığı’nın tehdit
altında olduğunu düşünen medya mensupları şaşkınlık gösterisinde bulundular.
18. Yüzyıldan beri özgürce tartışılamayan ve halen dayatılan yönetim biçimleri ve sistemler toplumların ve düşünürlerin baskı altında olduğunu gösteriyordu. Başbakan Erdoğan’ın “Kuvvetler ayrılığı zaman zaman önümüze bir engel olarak çıkıyor!” şeklindeki serzenişi, ekonomik krizlerle, diktatörlüklerin yıkılmasıyla sarsılan dünyada yeni bir sorgulama seansının başladığına dair korkular üretti.
18. Yüzyıldan beri özgürce tartışılamayan ve halen dayatılan yönetim biçimleri ve sistemler toplumların ve düşünürlerin baskı altında olduğunu gösteriyordu. Başbakan Erdoğan’ın “Kuvvetler ayrılığı zaman zaman önümüze bir engel olarak çıkıyor!” şeklindeki serzenişi, ekonomik krizlerle, diktatörlüklerin yıkılmasıyla sarsılan dünyada yeni bir sorgulama seansının başladığına dair korkular üretti.
Labels:
Adalet
,
Adil Çelik
,
Aklın Adaleti
,
Bürokrasi
,
İç Politika
,
Psikoloji
,
Sonsuz Ark
,
Sosyoloji
,
Yargı Reformu
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)

















