Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Karım ve çocuklar odama girdiklerinde zihnimde oluşan cyborg simülasyonlarıyla boğuşuyordum, yüzümün nasıl göründüğünün farkında değildim."
Ne var ki evde yapabileceklerimiz sınırlıydı; çocuklarımız dış dünyada kendilerini bekleyen ve bizim çok yaygın bir şekilde yaşadığımız, ırkçılık, İslam düşmanlığı, sağcılık-solculuk ve liberal dayatmalar gibi baskı araçlarından çok daha büyük ve bileşik bir baskı serisinin altında büyüyeceklerdi. Bu baskı serisi insanın özgürlüğünü elinden tamamen almaya yönelik, tarihte hiç gerçekleşmemiş büyüklükte ve güçte, benzersiz şeytanî bir baskıydı.
Samirîler, zihninin her noktasına sızdıkları yetmiyormuş gibi şimdi de ürettikleri nanoteknolojik implantlarla doğrudan her insanın kanına ve beynine girmeye çalışıyorlardı. Yapay zeka ve algoritma temelli bu sonsuz boyutlu saldırılarının tek amacı vardı; zihinlerini şekillendirdiklerine inandıkları insanın bedenindeki değişiklikleri izlemek ve gerektiğinde müdahale etmek.
İnsanı, algılarını yöneterek gerçekten kopardıkları gibi bedeninin gerçekliğinden de uzaklaştıracaklardı; onu bir yarı-makineye dönüştüreceklerdi.
Maalesef bu konuda Türkiye’de ve diğer Müslüman ülkelerde, akademisyenler ve din adamları dahil, araştırma yapan, fikir üreten ve karşı strateji geliştiren hemen hiç kimse yoktu.
Dünya hayatını zorlaştıran insanları Allah'a havale etmeden önce Müslümanların yapması gereken çok şey vardı; ama çıkarları gereği yapmaktan çekindikleri her şeyin bedelini yine önce Müslümanlar ödüyordu. Şimdi çok önemliydi, eğer Samirîlerin bu saldırılarına karşı çıkmazsak ve alternatif sistemler kurmazsak gelecekteki bütün çocuklarımız daha ağır bedeller ödeyeceklerdi.
Bu korkaklık ve riyakarlık daha ne kadar sürecekti, bilmiyordum. Sadece, güya hikmetli sözler üretmek için düşünen ve yazan, hemen sonra, bir dahaki ‘hikmetli söz yumurtlama mevsimleri’ gelene kadar köşelerine çekilen eski çağlardan kalma ‘yeni’ yazarların yetersizliklerine, cehalet düzeyindeki bilgisizliklerine ve asla dürtülemeyecek olan ilgisizliklerine kızma dönemim de geçmişti.
Savunma Sanayi alanında özellikle SİHA’larla yaptığımız çıkış, küresel savunma sanayi açısından tarihî bir kırılma sayılabilecek kadar büyük bir çıkıştı, ancak bu bile karşı karşıya olduğumuz şeytanî tehdit için yeterli değildi; ancak küçük düşmanları korkutacak bir cesamete sahipti.
‘Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Ve siz haksızlığa uğratılmazsınız!’ diye emrediyordu Allah, Enfâl Suresinin 60. ayetinde...
İnsanı bir yarı-makineye dönüştürmeye çalışanların karşısında Müslümanların neredeyse tamamı uyuşturulmuş bir şekilde, ellerini göğe açmış Allah’tan yardım dilerken, Samirilerin, her zamanki gibi 'Tanrı' rolü oynamalarına karşı itirazlar yine Müslüman olmayanlardan geliyordu.
İnsanlığın geleceğini tehdit eden bu büyük sorun, teknoloji şirketleriyle çalıştığımız için bizimle doğrudan ilgili olsa da iş alanımızın dışına taşıyordu, ancak insanlığa yapılan bu sistematik saldırıya karşı çıkan kimler vardı, onu da araştırıyordum.
Avrupa'daki sol hareketleri birleştirmeyi amaçlayan DiEM25'in kurucusu, Yunanistan'ın eski maliye bakanlarından, Atina Üniversitesi ekonomi profesörü Yanis Varoufakis ‘tech lordism' olarak adlandırdığı, Google’ın kurucusu Larry Page; PayPal, Palantir Technologi's ve Founders Fund'ın kurucu ortağı Peter Thiel; Mosaic isimli tarayıcıyı yazan, Netscape tarayıcısı geliştiricilerinden ve şirket kurucularından Marc Andreessen ve Twitter-X, Starlink, Neuralink, Tesla ve SpaceX'in patronu (ve dünyanın ilk trilyoneri) Elon Musk gibi milyarderlerin ortaya koyduğu, desteklediği ve karşı çıkanları şeytanlaştırdıkları, insanın algoritma ile çalışan cyborglara dönüştürmeyi planlayan transhümanist ideolojiye yönelik eleştirilerini ‘Milyarderlerin İnsanları Değiştirme Planı’ (The Billionaire Plan to Replace Humans) başlığıyla yayınladığı videodan da dinlemiştim.
“Bugün dostlar, sapanımı ve oklarımı, tech lordlarının tuhaf ve kendini beğenmiş transhümanizmine, o bulut lordlarının tuhaf transhümanizmine yöneltiyorum. İnsanlığın yapay zeka ve diğer teknolojilerle birleşerek cyborglara dönüşmesi ve kozmosu, evreni kolonileştirmesi gerektiği inancına.” diyordu Varoufakis. “Bu görüşü 'zararsız bir fantezi' olarak görenlere karşı argümanımı sunacağım. Hiç de zararsız değil. Bu inanç, "tech lordism" adını verdiğim zehirli bir ideolojinin temelini oluşturuyor. Tıpkı 1970’lerden beri neo-liberalizmin yaptığı gibi, tech lordism de bugün sizi ve beni soymak için ideolojik bir kılıf ve gerekçe sunuyor. Onları transhümanizm hakkında coşkuyla konuşurken duydunuz. İnsanın özünü, bilişimizi, bilincimizi, duygularımızı veri bloklarına indirgeyip ikili koda dönüştürerek bir cihaza indirmekten bahsederken aşırı heyecanlı çocuklar gibi sesler çıkarıyorlar!”
Süreç okuma cahiliydi akademisyenlerimiz; ne tarihi doğru okuyabiliyorlardı ne de Samirîlerin ideolojik akımları birbirlerine doğurtarak ve kılık değiştirerek her seferinde daha da yükselen egemenliklerinin gerçek amacını.
Samirîleri en çok onlarla iç içe olanlar tanıyorlardı. Yannis Varoufakis de Marksist iktisat teorisi savunusu ve küresel kapitalizm eleştirileriyle onların içinde geçirmişti ömrünü; Neoliberalistlerin işçilerin emeğini de aşarak insanın varlığına yönelik olarak ürettikleri tehditler onun zihninde de varoluşsal depremler oluşturmuştu. Şimdi de Samirîlerin yönettiği Avrupa Birliği’ne ve dolar milyarderi teknoloji devlerine karşı savaşıyordu.
“Veya yapay zekanın bilinç kazanacağı, tekilliğe (singularity) ulaşacağı, bilim-kurgu filmlerinin (en azından Terminator serisinden beri) bizi uyardığı türden şeyler duyuyorsunuz. Google’ın kurucusu Larry Page’in, et ve kanın uzayda iyi seyahat etmediğini söyleyip, insanlığın evreni fethetmek için cyborglara dönüşmesi gerektiğini savunduğunu duydunuz. Böylece bir sonraki kuyruklu yıldız çarptığında hayatta kalacağız ve Gezegen B’yi, C’yi vs. kolonileştireceğiz.” diyordu alaycı bir dille. “Bütün bunlar zararsız birer fantezi mi? Bence değil. Yalnızca Homo Sapiens’in teknolojileriyle birleşeceğine inanmıyorlar, bundan çok daha ileri gidiyorlar: Bu birleşmenin arzu edilebilirliğinden şüphe duyan, cyborglaşmayı engellemeye çalışan, siyasi olarak durdurmaya çalışan herkesi “kötü”, “villain” ilan ediyorlar!”
Karım ve çocuklar odama girdiklerinde zihnimde oluşan cyborg simülasyonlarıyla boğuşuyordum, yüzümün nasıl göründüğünün farkında değildim.
Neşeli bir şekilde odama girmişlerdi, ancak yüzümü görünce üçünün de yüzlerinin değiştiğini ve büyüyen gözlerle bana bakmaya başladıklarını fark ettim ve hemen telaşlanarak ayağa kalktım.
Büyük oğlum olduğu yerde donmuştu.
‘Ne oldu sana, Mühendis?’ dedi karım, ‘babama ne oldu?’ diye soran küçük oğlumun elini bırakarak bana doğru koşar adımlarla yaklaşırken... 'Ne oldu sana?'
Sıkıntı
Takip et: @SonsuzArk
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
