13 Ocak 2020 Pazartesi

SA8287/KY1-CÇ701: Fesat Ehli

"Fesat ehlinin belki de tek gıdası bizim aceleciliğimiz. Aceleciliğimizin kurbanı olduk. Sabrı unuttuk."


Fesat ehli için tüm şartlar müsait. Bir mürekkep damlası gibi yayılıyor yapıp ettikleri fesat ehlinin. Heyhat kim anlar bu benzetiden? Ne mürekkep kaldı, ne okka ne dolma kalem ne onları tutan el ne de temiz bir sayfa. Hepsi sanal. Yazı dahi sanal alemin bir parçası oldu. Fesat ehli için bundan daha müsait zamanlar olabilir mi? 

SA8286/KY69-EY475: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


12 Ocak 2020 Pazar

SA8285/KY20-MEK86: TRT Kurdî'nin Dili

"TRT Kurdî, Kürtçenin politikleştirilmesinin önüne geçmiştir. Kürtçe'nin İslam hafızasının ve Müslüman dillerin arasında kalmasının yoludur kanalımız." 
 Mustafa Ekici, TRT Kurdî Koordinatörü, 10.01.2020


2009'da kurulan 11 yıllık kanal Türkiye'de, Suriye'de ve Kürtlerin yaşadığı her yerde 24 saat Kürtçe yayıncılık yapıyor. Kanalımız spordan müziğe, kadından çocuğa, dinden siyasete, kültürden ekonomiye kadar geniş bir yelpazede, haftada 45 yeni program yayınlıyor. 

TRT Kurdî, Irak, Suriye, İran'daki 100 tam zamanlı Kürtçe yayıncılık yapan kanallar arasında reyting sıralamasında birinci. Türkiye'de reyting sıralamasında ilk 30'dayız. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da en çok izlenen ilk 5 kanal arasındayız. Suriye'de ve Irak'ta birtakım araştırma şirketlerinin yıllık araştırmalarında açık ara bir numarayız. 

SA8284/KY13-AO329: Yarım Âlimler, Yarım Hocalar, vesaire....

"Gerçek bilgiden uzaklaşmayı tercih eden ve bunu hayatın her alanına yerleştiren bir toplumun nereye varacağını kestirmek oldukça zor."


İnternet teknolojisiyle birlikte yaygınlaşan sosyal mecralar ve arama motorları üzerinden bilgiye kolay ulaşım cahille aydın arasındaki mesafeyi azalttı. Bu durum ise gerçek bilginin değer bulmasını engelledi, gerçek bilgiyi perdeledi.

Bugün artık ulu orta dolaşan sıradan bilgiler üzerinden kamuoyu tatmin ediliyor ve çoğunluk gerçek bilgiye ulaşmayı hedeflemediği için toplum bilgiçlik taslayan cahillerin tezleriyle karşı karşıya kalıyor, onlar üzerinden gerçeklik tartışması yapıyor..

SA8283/KY69-EY474: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


11 Ocak 2020 Cumartesi

SA8282/SD1587: Milyarder Sorunu- The Billionaire Problem-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, IMF'nin eski baş ekonomisti ve Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü MIT Sloan'da profesör olan Simon Johnson'a aittir ve ABD tarihindeki Milyarderler sorununa odaklanmaktadır. Yazar, zenginliklerin temelindeki suç faktörünü  temel hatlarıyla irdelemekte ve siyaset alanının tarihsel süreç içerisinde zenginler tarafından ele geçirildiğini netleştirmektedir.  Endüstri 4.0 dönemi yaşanırken kontrolsüz bir şekilde ortaya çıkan Facebook, Amazon ve Uber gibi dev şirketlerin yapılacak düzenlemeleri engellemek için servetlerini kullandığını söyleyen Simon Johnson küresel milyarder sorununun büyüyerek devam ettiğini şu cümlesi ile vurgulamaktadır: "Ama şimdi bu yeni dev şirketlerin kontrol sahibi hissedarları Andrew Carnegie, John D. Rockefeller ve orijinal J.P. Morgan'ın yaptığı gibi, hemen hemen aynı şekilde çalışıyorlar. Paralarını, demokratik kurumlara zarar verse bile, nüfuz kazanmak ve rekabet karşıtı ve işçi karşıtı davranışlarında her türlü makul kısıtlamaya karşı koymak için kullanıyorlar." Yazarın Twitter ve Google'dan bahsetmemesi ilginçtir. 16 Aralık 2019'da yine bir Amerikan dijital teknoloji devi olan Google, Rus Yandex şirketinin açtığı rekabeti ihlal davası sonrası Ocak 2019’da, söz konusu davaya ilişkin soruşturma başlatıldığını duyuran Rekabet Kurumu'nun aleyhine verdiği karar sonrası Türkiye’deki iş ortaklarına, Türkiye’de satılacak yeni akıllı telefonlara işletim sistemi Android lisansı vermeyeceklerini bildirerek Türkiye'ye şantaj yapmış ve tehdit etmişti: "Türkiye’deki iş ortaklarımıza Türkiye’de piyasaya çıkacak yeni Android telefonlarda onlarla birlikte çalışamayacağımızı bildirdik. Mevcut piyasadaki telefonları alan ya da kullanan tüketiciler bundan etkilenmeyecek. Google’ın diğer hizmetleri de bu karar dışında kalacaktır.” Eylül 2018'de mobil telefonlarda gerekli rekabet kurallarına uymadığı gerekçesiyle 93 milyon TL ceza kesen Rekabet Kurumu Google'a istenen şartları yerine getirmediği gerekçesiyle günlük gelirinin binde 5'i oranında bir ceza kesme kararını 7 Kasım tarihinde açıklamış; Google'a tekrar düzenlemeler yapması için 60 gün süre tanındığını duyurmuştu. Yapılan açıklamada Google'ın daha önce yaptığı düzenlemelerin gerekli kriterleri sağlamadığı vurgulanmıştı. Oysa Avrupa Birliği 2018'de Google'a aynı gerekçeyle 5 milyar dolar ceza kesmiş ve Google herhangi bir şantaj yoluna gitmemişti. Milyarder bir dev Amerikan şirketinin dünyadaki herhangi güçsüz bir devleti tehdit edebilme alışkanlığı yıllardır sürmektedir ve bu durum artık sürdürülebilir değildir. Türkiye'nin tavizsiz bir şekilde kurallarını kabul ettirmesi ve insanlarını şirketlere karşı koruması gerekmektedir... Yerli yazılım sorunun acilen giderilmesi şarttır.
Seçkin Deniz, 11.01.2020

The Billionaire Problem
"Endüstri Devrimi hız kazanırken, 1830'larda yazan Honoré de Balzac, daha geniş bir sosyal kaygıyı öngörmüştü: “Görünen bir sebep olmadan elde edilen büyük servetlerin sırrı unutulmuş bir suçtur, çünkü işler düzgün bir şekilde yürütülmüştür.” Fakat bugünün milyarderleri unutmayı imkansız hale getiriyor."

Milyarder sorunumuz giderek kötüye gidiyor. Herhangi bir pazar odaklı ekonomi, inovasyon dahil olmak üzere yeni servetler inşa etmek için fırsatlar üretiyor. Girişimci yaratıcılığı daha az kuralla sınırlandıran yerlerde daha fazla yenilik yapılması muhtemeldir. Bu yaratıcılığın bir kısmı, aslında kamu yararına zarar veren süreçlere ve ürünlere yol açabilir. Ne yazık ki, mevzuata veya düzenlemelere duyulan ihtiyaç belirginleştiğinde, yenilikçiler milyarlarca dolarlık paraya sahiptir ve onlar bu parayı çıkarlarını korumak için kullanabilirler.

SA8281/KY69-EY473: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


10 Ocak 2020 Cuma

SA8280/TG275: How America Ends-Amerika’nın Sonu-III

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Atlantik Enstitüsü Fikirler bölümü kıdemli editörü Yoni Appelbaum'a aittir ve Amerikan toplumunda ve siyasetinde yaşanan kaotik durumu ele almaktadır. Sonsuz Ark olarak 'ABD'nin Çöküşü' etiketi ile yayınladığımız bir çok yayına ek olarak, doğrudan 'How America Ends- Amerika’nın Sonubaşlığını taşıyan bu analiz, ABD dışında yaşayanların bir temennisi beklentisi olmaktan ziyade, ABD'nin çöktüğünün somut bir gerçek olduğunu tescil etmektedir. Yazar Yoni Appelbaum'un şu cümlesi yeterince net ve nesneldir: "Amerika Birleşik Devletleri, belki de hiçbir zengin ve istikrarlı demokrasinin tecrübe etmediği bir geçiş dönemi yaşamaktadır: Tarihsel olarak baskın olan grup politik bir azınlık olma yolunda ilerlerken, azınlık olan gruplar ise eşit hak ve menfaatlerini savunur hale geldiler. Böyle bir geçişin emsalleri varsa; o emsaller, Beyaz İngilizler’in başlangıçta baskın olduğu ve baskın grubun sınırlarının o zamandan beri müzakere edildiği Amerika Birleşik Devletleri'ndedir. Ancak bu emsaller pek de teselli edici değildir. Bu yeniden müzakerelerin çoğu siyasi çatışmaya veya açık şiddete yol açmıştır ve çok azı şu anda devam etmekte olan kadar derindir." Türkiye, bu gerçeğin ışığında dış politika hedeflerini belirlemeli, temkinli ve tereddütsüz ilerlemelidir.
Seçkin Deniz, 10.01.2020

How America Ends
"Tektonik bir demografik değişim sürüyor. Ülke bir arada kalabilecek mi?"

Siyasi Sağ ve ülke bu durumdan geri dönebilir. Geçmişimiz, demokratik ilkelere olan bağlılıklarını, sahip oldukları gücü muhafaza etme adına kaybeden, ancak bunda başarısız olduktan sonra çok korktukları siyasi düzen içinde de başarılı olabileceklerini keşfeden etkin gruplarla doludur. Federalistler, yönetimlerine yönelik eleştirileri suç sayan Yabancı ve İsyana Teşvik Yasaları’nı uygulamaya geçirdiler; kefaret dönemi demokratları siyahî seçmenin elinden seçme hakkını aldılar ve İlerici Cumhuriyetçiler belediye yönetimini göçmen seçmenlerden uzaklaştırdılar. 

SA8279/KY1-CÇ700: Nurhayat’ın Öyküsü

- Senden başka kimse kalmadı.. kimseye ulaşamadık.. artık şu üstünü örttüğünüz gerçeği söylesen..


- Demek Yüksek Lisans Tezi hazırlıyorsun?

- Evet, 70’li yıllarda 'Sinema'nın Gençlik Üzerindeki Etkisi’ni araştırıyorum..

- Çok geç kalmışsın sen?

- Niye öyle söylüyorsun?

- Nerede bulacaksın 70’li yıllardaki gençleri?

SA8278/KY69-EY472: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


9 Ocak 2020 Perşembe

SA8277/SD1586: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 545 (26-28 Şubat 2019)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-28 Şubat 2019)  (Şubat 2019: 3.150  Tweet+Önceki Toplam: 350.777+3.150 = 353.297 Tweet

Seçkin Deniz 🇹🇷 @Seckin_Deniz
Doğu-Batı hem doğuda hem batıda birbirine rakip... BM Güvenlik Konseyine gelen Venezuela taslağına Rusya ve Çin'den veto twitter.com/euronews_tr/st…

Öztürk @oztrk_aydn
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen: "Suriyeli Kürtler sürecin bir parçası ve temsilcileriyle görüştüm. Ancak (PKK) DSG siyasi sürecin bir parçası değil. Gelecekte bir soruna dönüşebilir ve bu konuyu doğru bir şekilde ele almamız önemli."
@Seckin_Deniz retweetledi

SA8276/KY13-AO328: Diyanet Teşkilatı'nın Kuruluşu ve Türkçe Ezan Meselesi

"Birkaç cümleden oluştuğu için anlamı kolayca öğrenilebilen müslümanların namaza ortak çağrısı olan Ezan'ı yerel dillere çevirmek, hele bunu adlî cezalara bağlamak son derece yanlıştı."


Mustafa Kemal, Diyanet Teşkilatı'nı kuran isimdir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin yerine kurulan, İslâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurum olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı'na bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur. Dolayısıyla laikliğin esas alınmasına rağmen dini müesseseler, dini eğitim devletin koruması altına alınmıştır.

SA8275/KY69-EY471: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Ocak 2020 Çarşamba

SA8274/ÇY4-DB150: İran Gücünün Gizli Kaynakları

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız, neocon-satanist ideolojiye sahip Foreign Policy'de yayınlanan analiz, İran asıllı, Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Okulu yardımcı doçenti Narges Bajoghli'ye aittir ve İran'ın emperyalizme karşı direnişin bir simgesi olarak bölgede geniş bir tabana sahip olduğunu, Vekil-terörist savaşçı olarak kullanılan Afganlıların Amerikalıların zannettiği gibi para ile satın alınmadığını iddia ederek iddia ederek gerçeği çarpıtmaktadır... 2-3 Ocak 2020 gecesi ABD'nin füzesiyle Bağdat Havaalanı çıkışında öldürülen İranlı tümgeneral Kasım Süleymanî'nin organize ettiği şii paralı askerlerle ilgili (5 Ocak 2020'de) konuşan Afganistan milletvekili Belkıs Ruşen, ABD güçlerinin saldırısında öldürülen Kasım Süleymanî’nin bir cani olduğunu söylemiştir: “Afgan halkının temsilcisi olarak Karzai’nin Süleymani’nin ölümüne duyduğu üzüntüden ötürü utanç duyuyorum. Malumdur ki Kasım Süleymani Afganistan’da en çok cinayet işleyen şahıslardan birisidir. Süleymanî, en az 5 bin Afgan gencinin Suriye’de Fatimiyyun Tugayı ismindeki örgüt çatısı altında ölümüne sebep oldu. Bin iki yüz Afgan gencinden ise haber alınamıyor. İran, Afgan göçmenlerin inançlarını kötüye kullanarak bir lokma ekmek için Suriye’ye gönderiyor. Amerika kendi çıkarı için bölgede insan öldüren makineler çalıştırıyor. İşi bitince onları da öldürüyor. Amerika’nın menfaati bittiyse istediği yerde istediğini vurabilir. Örneğin Bin Ladin ve Molla Ömer’i vurdular. Cuma günü Kasım Süleymanî’yi de vurdular. Amerika’nın Bağdat halkının çıkarı için bunu yaptığını elbette düşünmüyoruz. ABD yaklaşık 10 yıldır Suriye ve Irak’ta sivilleri öldürenlere şimdiye kadar dokunmadı. İşleri bitince de öldürdüler. (Süleymanî) Sahip olduğu imkânlarla Hamaney’e en yakın isimdi, ölümünün Afganistan’a çok olumlu etkileri olacak. İran Afganistan’da çalışmaları için binlerce Süleymanî eğitmiş olabilir ama birinin Kasım Süleymani’nin yerini alması zaman alacak." İran’ın Afganistan’daki Hazaraları, Şii kutsal mekânları koruma bahanesiyle Kudüs Gücü vasıtasıyla Suriye’deki iç savaşa dâhil etmişti. Fatimiyyun Tugayı Afgan Hazaralardan oluşuyor, Suriye’de Hizbullah’tan sonra Esed rejimine destek veren en büyük milis grup. Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarından Yekta Hüseyni, 2016 yılında yaptığı açıklamada Suriye’de Esed rejimine destek için savaşan Afganların sayısını 18 bin diye açıklamıştı. Bugün bu sayının 30 bine yaklaştığı tahmin edilmektedir. Analiz'in yazarı ABD-İran devrimi arasındaki ilginç bir bağa işaret etmektedir; İran'daki devrimci hükümetin ilk savunma bakanı, 1960'lı ve 1970'lerin sömürgecilik karşıtı hareketlere derinden katılan Berkeley Kaliforniya Üniversitesi tarafından eğitilmiş bir fizikçi olan Mustafa Çamran'ın, Küba ve Mısır'daki gerilla taktikleri konusunda eğitim aldığını söylüyor, aslında Narges Bajoghli Mustafa Çamran'ın kimden (CIA) eğitim aldığını zımnen söylüyor ve bir ABD Devrimi olan İran İslam Devrimi'nin bölgede ne yapmak istediğine kısmen işaret ediyor: "(Mustafa Çamran)1970'lerde Şiileri organize etmek için Lübnan'da çalıştı, 1970'lerin sömürgecilik karşıtı hareketlerine ait askeri taktikler IRGC'nin DNA'sına ve genişlemeyle İran'ın bölgede desteklediği milislerin DNA'sına inşa edildi." Nitekim, İran, Pers İmparatorluğu'nun en büyük hizmetkarı Kasım Süleymanî'nin öldürülmesi sonrası, ABD'ye karşı intikam naraları atsa da, ortağı Irak Başbakanı Abdulmehdi'ye haber vererek (Abdulmehdi de ABD'ye haber verdiğini, saldırıda Irak ve koalisyon güçleri tarafından herhangi bir kayıp olduğuna dair resmi bir durum bildirilmediğini"açıkladı) Irak'taki ABD üslerine saldırdığını iddia etmiş, 80 ABD askerinin öldüğünü iddia ettiği saldırı sonrası, sadece 5 günde (3-8 Ocak) ABD ile yaşadığı krizi unutmaya başlamıştır. ABD resmi yayın organı VOA'nın Hamaney'in sözcüsü gibi verdiği habere göre, Hamaney'in ifadesi ile bu saldırı "ABD'ye atılmış bir tokat"tı. İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif ise şöyle diyerek konunun unutulmasını isteyecekti: "Cevap vermemiz gerekiyordu, verdik. Şimdi her şey bitti. Gerilimi tırmandırmamaya çalışıyoruz. Umuyoruz ki Trump yönetimi yetkilileri almaları gereken dersi almışlardır." Kasım Süleymanî'nin öldürülüp öldürülmediği hakkındaki belirsizlikler sürerken, İran Velayeti, Suud hanedanı, Sisi, BAE, Esat gibi ABD'nin Ortadoğu ve İslam Dünyasındaki proxy'si (vekil savaşçısı) olmaya devam ediyor. Trump'ın 8 Ocak 2020'de yaptığı açıklama bunu teyit ediyor: "Dünkü saldırılardan hiçbir Amerikalı zarar görmedi, tüm askerlerimiz güvende. Caydırıcı kuvvetler ve önleyici sistemimiz başarılı bir şekilde devreye girdi. Hep birlikte çalışıp İran ile bir anlaşmaya varmalıyız. İran şiddeti destekledikçe barış gelemez. NATO, çok daha fazla Ortadoğu’daki süreçte yer almalı."
Seçkin Deniz, 08.01.2020

The Hidden Sources of Iranian Strength
"İran’ın temsilcileri (vekil savaşçılar-paralı askerler) ile bağları, Trump yönetiminin anladığından çok daha derin."

Geçenlerde ona Trump yönetiminin İran'a karşı yaptırımlarının belirtilen hedeflerinden ülkenin bölgedeki milisleri mali olarak destekleme yeteneğini kısıtlamak olduğunu söylediğimde, İran’ın İslam Devrim Muhafız Birlikleri’nin (IRGC) üst düzey bir üyesi olan Ali “Amerikalıların anlamadığı şey, bölgede desteklediğimiz grupların paralı askerlerimiz olmamasıdır” dedi. Şöyle devam etti: “Amerikalılar her şeyin parayla ilgili olduğunu düşünüyorlar. Bölgede sadakat satın aldığımızı düşünüyorlar, çünkü onlar bu şekilde sadakat satın alıyorlar.”

SA8273/Sonsuz Ark-YD187: Mantıksal Safsatalar-2: İlişkilendirme Safsataları

"Bu metinler, inkarcı insanların Allah'ın varlığına ve birliğine karşı çıkmalarına gerekçe sağlayabilmek için aklı ve mantığı nasıl çarpıtıp kullanarak direndiklerini görmeniz açısından yayınlanmıştır."
Seçkin Deniz, 08.01.2019


Mantıksal safsatalar yazı dizimizin ilk bölümünde mantıksal bir argümanın yapısı, argümanı oluşturan öncüllerin değerlendirilmesi, mantıksal safsatanın ne olduğu ve neden kullanıldığı konuları üzerinde durmuştuk. Serinin ikinci bölümünde ise ilişkilendirme safsataları olarak isimlendirebileceğimiz safsata türleri üzerinde duracak ve bu safsata biçimlerini, tartışma örnekleriyle açıklayacağız.

SA8272/KY13-AO327: Bu Suikast Bizi Tedirgin Etmek Yerine Neden Sevindiriyor?

"Türkiye, ABD bölgeden elini, ayağını çekmediği, ülkeleri parçalamak, yeni haritalar çizmekten vazgeçmedikçe Türkiye ABD’nin attığı adımlara nasıl iyi niyetle bakabilir?"


Hâlâ, öldürülenin Kasım Süleymanî olması nedeniyle sevinenler var.

Bölgemizde yaşananlar; ABD, bölgeye girdiği ve müslümanları kendi emelleri doğrultusunda kullandığı için.. Bu suikast de ABD’nin yeni hedefleri için!

ABD’nin hangi bölge hedefi Türkiye’yi sorunlarla karşı karşıya bırakmadı, zora sokmadı?

SA8271/KY69-EY470: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


7 Ocak 2020 Salı

SA8270/SD1585: "ölüme alışa alışa ölürsünüz" /16.10.2004/ 265. patika




...alışmanın fark etmekle ilgilendiği zamanları bilir misiniz?...
...veya fark ettiğiniz zaman, fark ettiğiniz şeye alışmak istemediğiniz o çağa ulaştınız mı, bilmem...
...her kişi, orta yaşta yahut orta yaştan az ilerde...
...acının katmerlisini...
...sevincin göreliliğini...
...ölümün kaçınılmazlığını...
...insanların, büyüklenmelerine karşın, kaçınamadıkları zavallılıklarını...
...ve daha bir çok şeyi fark eder...
...fark ettiklerine alışmak korkutur insanı...
...ölüme alışmak imkansız gibi görünür, ölümden korkan gözlere...
...önce sıralı ölümler alıştırır insanı ölüme...
...yaşlılardaki sıra yakına gelir gittikçe...
...ya da yakından uzağa gider ısrarla...

SA8269/SD1584: ABD 'Katil Robot Anlaşması'na Karşı Çıkmaktan Vazgeçmeli

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz nükleer silahlanma, konvansiyonel silah politikaları ve Rus çalışmaları ile ilgilenen Kaliforniya Berkeley Üniversitesinde görevli bir teknoloji ve güvenlik uzmanı olan Lisa A. Bergstrom'a aittir ve bu silahları üreten, kullanan ve satan ABD, Rusya, İsrail gibi ülkelerin karşı çıktığı otonom ölümcül silahlar olarak tanımlanan 'Katil Robotlar'la ilgili uluslararası bir düzenleme (tasnif) ile ilgili anlaşmanın nasıl mümkün olacağına odaklanmaktadır. Oldukça nesnel bir perspektifle yazılan analizin faydalı bir bakış açısı üreteceğine inanıyoruz. 15 Eylül 2017'de yayınladığımız 'SA4872/TG228: Geleceğin Tartışması: Yapay Zeka, Yasalar ve Ahlak Problemi' başlıklı çeviriden yaklaşık bir yıl sonra 25 Haziran 2018'de yayınladığımız 'SA6382/SD1035: Dünya Neden Otonom Silahları ve Benzerlerini Yapmaya İhtiyaç Duyuyor?' başlıklı çeviride, "Küresel toplum, insanları özerk bir şekilde hedef alan ve öldüren silahlar peşinde koşmayı kabul etmeyebilir veya askeri avantaj elde etmek için çaba sarf etmekteki acımasız mantığa boyun eğebilir ve böylece diğer -hukuk, sorumluluk, insan hakları ve haysiyet gibi- değerleri feda edebilir mi?" sorusunun cevabının arandığını vurgulamıştık, ardından 2 Mayıs 2019'da 'SA7633/SD1370: 2030'da İsyan-SMEIR (1)' başlıklı seri yayınlarımızda da ABD'nin otonom ölümcül silahlarla ilgili 'terör' bahaneli hazırlık çalışmalarını okurlarımıza ulaştırmıştık; ilk yayınımızdan üç yıl sonra bugün daha kapsamlı ve etkili bir tartışmaya, son yıllarda otonom silahlar üreten bir Türkiye olarak nasıl katılacağımızı belirlemek zorundayız.
Seçkin Deniz, 07.01.2020

The United States should drop its opposition to a killer robot treaty

Kara mayınları, parça tesirli mühimmatlar, yanıcı silahlar, kör lazerler, patlayan mermiler ve daha fazlası: Uluslararası insancıl hukuk tarafından yasaklanan veya tasnif edilen silahların listesi, son 150 yılda istikrarlı bir şekilde büyüdü. Yaklaşık iki düzine ülke tarafından desteklenen ve büyüyen uluslararası bir sivil toplum örgütü kampanyası başarılı olursa, yakında bu listeye eklenecek başka bir şey daha olabilir: özerk silahlar.

6 Ocak 2020 Pazartesi

SA8268/SD1583: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 14

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Ben ikinci çayımı içerken, onlar ilk aşama ile ilgili olasılıkları değerlendirmeye başlamışlardı bile. Gözlerinde parıldayan rahatlamışlığı gözlemlemek güzeldi. Heyecanlanmışlardı ve kıskaca alınmış ruhları bir an olsun rahatlamıştı. Kendilerine kurulan tuzağı karşı tuzakla bozacaklarına inandıklarını görüyordum."


‘Kıskaçta mıydık?’ Zihnimde bu soru dönüp duruyordu. İşim, sistematik işleyişlerde sıkıntılara düşmeden önce, düşünce ve düştükten sonra insanları yönlendirmekti. Sıkıntı, türü ne olursa olsun insanı kara kara düşündüren bir kıskaçtı. Binlerce sıkıntıya sahip insanlar olarak hepimiz kıskaçtaydık; hiç değilse doğum ve ölüm arasında. Ya da birbirine zıt olan her duygu, düşünce, eylem, hayâl ve inanç coğrafyasında aklın, nefsimizin, değerlerin çerçevelediği bir kıskaçtaydık. Kendi yaptıklarımızın sonuçları bir yana, doğrudan ya da dolaylı olarak başkalarının yaptıklarının sonuçları da bizi etkiliyor ve sınırlıyordu.

Seçkin Deniz Twitter Akışı