7 Mayıs 2014 Çarşamba

SA666/YB19: Boyun Eğmiş Güverte'den / Sınanmış Renkler 19

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

“Kasırgaların içeride kopardıkları bağlar daha acıtıcı. Uzaklar bu yüzden daha rahatlatıcı geliyor bana.”

Soğuk güneşlerle dolu uzun günleri tutuyorum parmaklarımda. Geceler de uzun. Çok uzun hem de… İpek gibi durgun gökyüzünü yıldızlarıyla alıp okyanusun pürüzsüz teninde parlatıp duruyorlar düşüncelerimi. Kimsecikler yok Allah’tan başka. Sessizliğin şarkısı yankılanıyor, uçsuz bucaksız sudan bozkırda. Suyun içindeki canlılar ne halde acaba?

Güverte, sırtımı dayadığım seren direği, durgun gökyüzünün ve karanlık okyanusun soğuk egemenliğine boyun eğmiş gibi… Halatlar soğuk, yelkenlerin dudakları morarmış; bir hüzün kaplıyor içimi… Uzaklara dalıyorum baktığım yeri görmediğim halde. Evet, yıldızlar var gökte; okyanusta yakamozlar.

6 Mayıs 2014 Salı

SA665/SD123: "sulta gerçeği ve dışlanabilir sorgular" /29.10.2006/ 567. patika

..."referansın ne?"...
..."düşüncelerinle varlığını oluştururken ve sürdürürken baz aldığın temel değerleri, neye, nereye dayandırıyorsun?"...
..."kişisel ve sosyal oluşumların gerekçeleri ve sistem gerekleri hangi 'orijin'den tedârik edildi?"...
..."sen kimden/nereden beslendin, besleneceksin?"...
..."seni karşımda var kabul etmem için cevap vermek zorundasın!"..
..."benim kriterlerimle yargılandığın için, cevap vermen de yetmeyecek, onları kabullenmediğin sürece karşımda var olmayacaksın ve ben seni yok edeceğim!"...
...bu bir sulta'dır...
...ismiyle müsemma olan beşerî/beşerîleştirilmiş sistemlerin tümü, bu 'sulta'nın yakıcı ve yok edici acımasızlığını yansıtırlar...
...aksi hâlde yaşamaları imkânsızdır...

5 Mayıs 2014 Pazartesi

SA664/KY9-NK14: Ve Ameliyat Oluyorum

“Narkoz verildikten sonra benim her şeyi duyacağım, hissedeceğim, ama konuşamayacağım için bunu ifade edemeyeceğim gibi dehşet bir endişe kaplamıştı içimi.”

 3 Kasım 2010…

Bir gün önceden her şeyi hazırlamayı başardım, ütüler tamam, Afak ve Atila için yemek tamam, komşularıma yapacakları şeyler söylendi, hastane çantam hazır… Ama ben hazır mıyım bilmiyorum, ne olacağını gerçekten bilmiyorum…

Atila hayat yolunda artık makas değiştirdiğimi söylemişti ve haklıydı. Tam bir yolda iken makas değiştirip bambaşka bir yola sapmıştım. Bu yol, bu manzara hiç geride bıraktığım yola benzemiyordu ve aslında bu yolda nereye varırım; onu da bilmiyordum.

Kanser psikolojisinde insanlar ilk olarak “Neden ben?” diye sorarlarmış. Bense bunu hiç sormadım. Bana göre oldukça meşakkatli bir hayatım olmuştu, derin üzüntülerim, kırgınlıklarım vs. Ama “Neden ben?” sorusu hiç mi hiç aklıma gelmemişti. Netice olarak bu Aziz ve Celil olan Allah katından gelen bir şeydi ve o soruyu sormak caiz değildi diye inanıyorum.

4 Mayıs 2014 Pazar

SA663/FT11: Petra; Antik Düş Güzeli ve İzlerde Saklı Sırları

"Güzel Petra, şahin bakışlarıyla duruyor öylece. Piramitlerin, Kommagene krallarından Nemrud’un Kümülüsünün duruşu gibi. Sırlarını anlatacak birilerini bekliyorlar öylece."

Petra
Petra düştü göz perdelerimize. Adındaki ecnebi dişiliğe şaşırıp aldanmayın; Petra bir Rus güzeli değil, bir antik kent. Cumhurbaşkanı Gül, Ürdün’de yaptığı gibi, resmi soğuk ilişkilerden yorulan gözlerimizi, tarihin derinliklerine döndürecek başka yerleri de ziyaret etse ya. Mesela İtalya’yı ziyaret edip Pompei’ye gitse. Orada yanardağ patlarken çıkan sesle ölenlerle birlikte, hangi halde ne iş görüyorlarsa, öylece sıcak lavlarla donup kalan yüzlerce insanı gösterse bize vesileler.

Antik kentin girişinden başlayan 80 metre derinliğinde ve 1200 metre uzunluğundaki kanyonda yürüyüş yapmış Cumhurbaşkanı Gül ve beraberindekiler, yol boyunca antik kenti gezen turistlerle selamlaşmış ve fotoğraf çektirmişler. Daha sonra antik kentin hazine diye bilinen 30 metre genişliğinde ve 43 metre yüksekliğindeki kayalara oyulmuş giriş bölümü önünde fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı Gül kendisini tanıyan turistlerle sohbet etmiş ve fotoğraf çektirmiş.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

SA662/ KY11-TG18: Kör ve Yalancı; Robert Fisk ve Seymour Hersh* /Çeviri

“Robert Fisk, Esad yönetiminin çirkin politikalarını güzelleştirmek için utanç verici bir girişimde bulunuyor.”

Seymour Hersh & Robert Fisk

Orijinal başlık; Robert Fisk, Seymour Hersh Ve Suriye/ Yassin al-Haj Saleh

 Robert Fisk ve Seymour Hersh Batı'da eleştirel gazeteciler olarak tanınır. İngilizce yayın yapan basında muhalif pozisyonlar işgal ederler. Bununla birlikte Suriyeliler arasındaki konumları farklıdır.

Suriye hakkında yazdıkları şeylerdeki sorun, son derece Batı merkezli olmalarıdır. Analizlerindeki sözde odak noktası- Suriye ve halkı, şu andaki savaş-çoğunlukla normal Suriyelilerin görülmediği yorumlarına bir fon oluşturur. Fisk ve Hersh için Suriye’deki mücadele eski hizipler arası ilkel bir savaştır. Onlar için asıl önemli olan ise özellikle ABD'nin resmin içine dâhil olduğu, savaşın jeopolitik özelliğidir.

Kimyasal silahlar söz konusu olduğunda Fisk ve Hersh geçen yaz Guta'da gerçekleşen saldırı öncesini görmezden geliyorlar.

2 Mayıs 2014 Cuma

SA661/ÇY3-BŞ6: Global Bela; İnternetin Karanlık Yüzü

“Görünen o ki çok yakın bir gelecekte kanunların teknolojinin hızı karşısında düştüğü zavallı durum, internet ağının kendi yasa uygulayıcılarını oluşturmasına sebep olacak.”

İleri Teknolojinin Kontrol Edilemez Karanlık Çocuğu

İnsanoğlunun varoluşundan beri süregelen bilme isteği, bilimin oluşmasında ve gelişmesinde en önemli etken olduğu gibi, teknolojinin de baş döndüren derecede ilerlemesinin en belirgin gerekçelerindendir. İnsanın edindiği bilgiyi topluma sunma/paylaşma devinimi, bilgiye hâkim olma sürecinin de doğal bir sonucudur. Birçok düşünür "sanayi devrimi" ile "ileri teknoloji devrimi"ni yeni bir çığır açma konusunda kıyaslamaktadır. İleri teknoloji devrimi ve bu devrimle bütünleşik olan ‘İnternet Teknolojisi’ geleneksel alışkanlıkları altüst etmektedir. İnternet teknolojisini diğer teknolojilerden ayıran en büyük fark internetin zamansız ve sınırsız bir yapı olmasıdır.

İnternet, teorik olarak kısıtlamalardan uzak, özgürlük (!) alanı olarak algılanan kitlesel bir iletişim aracıdır. İnsanların internet sayesinde her çeşit bilgiye kolay erişiminin, insanlığa yararları olduğu gibi zararları da olduğu yadsınamaz. Filtrelen(e)memiş her türden bilgiye kolayca ulaşabilsen her yaştan birey "kirli bilgi toplumu" diye adlandırabileceğimiz teknolojinin korkmamız gereken yüzü olarak karşımıza çıkıyor.

SA660/AS55: Filistin Ateşi

23 Nisan 2014, Filistin'de Birlik Hükümeti için Uzlaşma: 

"Filistin’de Batı Şeria yönetimini elinde bulunduran El Fetih ve Gazze Şeridi’nin yönetimini elinde bulunduran Hamas, birlik hükümeti için uzlaşıya vardı. Anlaşmaya tepki gösteren İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, "Mahmud Abbas, Hamas ile barışı seçti" dedi."


Filistin acıların içinde pişiyor. 1948'den beri yitirilen nesillerin/şehitlerin her birinin akan kanı gelecek zaman Araplarının tümü için birer keffâret oluyor. Filistin ateşi, bilinçlenmiş Müslüman kıvamında tüm Arap ülkelerini yakıp geçecek ve ilk anda diktatörlüklerin tümünü yıkacak bir ateş. Bugün Filistinli Arapları bir açık hava cezaevinde açlığa, hastalıklara mahkûm eden İsrail'i verdikleri dolaylı destekle, karşılıklı çıkar ilişkileriyle ayakta tutan tüm Diktatör Arap Ülkeleri, bağımsız ve demokratik bir Filistin'in bütün Arapların kanına işleyecek muhtemel zaferlerinden korkuyorlar. Açıkça Arap diktatörlüklerinin tümü halklarının Filistinli Arapların yaydığı bilinçli güçten etkilenmesinin önüne geçmek istiyorlar.

1 Mayıs 2014 Perşembe

SA659/SD122: "hüznün sarı hasadı" /30.10.2006/ 568. patika

...söz, her bir kahrı sarınır dışına; dışından da içine bağlar sessizce...
...sözden hâsıl olan hissiyâtı sözden hâsıl olan kahırlar silkeler...
...her silkeleme bir tutam ot koparır, hissiyâtın meralarından...
...koparılmış tutam tutam otlardan sonra geriye kalan, meralar değil, bozkırdır...
...hüznün sarı hasadına dönen her güz mevsiminde gök de sararır...
...tüm renklerin sarıya büründüğü demler çoğaldıkça çoğalır...
...zaman ölür, an be an...
...mavileşir pusulası, ölümün çağıran serinliğinde...
...bedenler kavrulur, sonrasında hasatların...
...birer birer yiter gençliği...
...gözlerindeki fer kahrın mor dudaklarından bûseler alır...

SA658/ KY6-SK15: “Cumhurbaşkanı Olmasın da Ne Olursa Olsun!”

“Vatanseverlik, etkili mücadelede direnmektir.”


Şöyle bir tweet okudum: 'Muhalefet liderleri, eğer içinizde biraz vatanseverlik varsa, istifa ederek Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasına engel olursunuz' Muhalefet liderleri muhalefet biçimleri ile fark yaratamıyor... Ancak istifa ederek kaos yaratan bir duruşla mı muhalefette iken yapamadıklarını yapacaklar? Bu da vatanseverlik olacak... İlginç...

Yani bir yasaya karşı, bir gidişata karşı, yaptırımı olan bir tepki göstermeye güçleri yetmediği için buna davet edilseler anlayacağım bu çağrıyı... Ama 'X cumhurbaşkanı olmasın' diye olunca bir tuhaf geldi bana...

 'Vatanseverseniz istifa edin ve bunu engelleyin' demek ne anlama geliyor? Muhalefet liderleri istifa edince ne olur bir düşünün... Tablo canlandı mı gözünüzde? Vatanseverlik, etkili mücadelede direnmektir... Kaçmak da gerekir bazen, ama X şunu olmasın diye değil...

30 Nisan 2014 Çarşamba

SA657/KY1-CÇ59: Hira /Roman- 2/1

“Hira yolcusu da bunu anladı. Bunu bildi. Bunu sezdi. Heveslerini elinin tersi ile itti tıpkı Baba-oğul'un ittiği gibi. Tıpkı atası İbrahim gibi, tıpkı atası İsmail gibi yolunu kesenlerin heveslerini kursağında bırakmayı bilecekti.”

BÖLÜM İKİ
-1-
610 yılının bir Ağustos gecesiydi. Kırk yaşlarında bir adam Nurdağı’nın eteğinde durup soluklandı. Durup soluklanmayı seçti. Durup soluklanması gerekti. Nihayetinde O da yorulandı. Acıkandı. Üşüyendi. Ürperendi. Yorulmuştu. Oturup bir taşın üzerinde soluklandı. Oturup soluklanmayan, durup dinlenmeyen menzile varamazdı. Varmazdı. Durmayı unutan, soluklanmayı unutan bir atın koşarak çatlaması gibi o yolcu da durup dinlenmediğinde çatlardı. Menzile varamazdı. Durup dinlenmekten, soluk almaktan korkan değildi. Korkusu durup dinlenmeyi kendisine mekân etmekti. Öyle bir şey yapmayacağını bilendi O, korkusu yersizdi. Böyle bir korku hiç yer etmedi gönlüne, gönlünün derinliklerine. O duyduğu bir anlık bir ürpertiydi. Hafif bir rüzgârın bedeni yalaması gibi yaladı gitti gönlünü.

Durup dinlenmeyi kendine mekân yapacak değildi. Önünde aşılmaz duvarlar, aşılmaz dağlar, aşılmaz yollar yoktu. Çün kendisi kendisinde engel değildi. Kendisi kendisine çelme takan değildi. Soluklanıp, yeniden güçlenip dağa tırmanacaktı. 

SA656/KY13-AO2: 1 Mayıs Bayram Gibi Kutlanmalı

“Taksim'i eylemleri için mekân seçenler, buradaki en küçük olayların dahi büyük propaganda gücü olduğunun farkındalar…”


İktidarın resmi bayram olarak yasalaştırdığı ‘1Mayıs’ her yıl Taksim restleşmesi nedeniyle korkuya, endişeye dönüşüyor. Kendini emekçilerin sahibi göstermeye çalışan, ancak çalışanların en az ilgi gösterdiği kuruluşlar olan kimi sol sendikalar 1 Mayıs'ı iktidarın izin vermeme kararına rağmen Taksim'de kutlamak istiyor.

Hatırlanacağı gibi geçen yıl oradaki inşaata rağmen "İlle de Taksim" diye tutturan bu sendikalar ve destekçileri olaylara yol açmış ve arzu edilmeyen görüntüler izlemiştik. Bu gruplar Taksim'de toplanmayı sadece 1 Mayıs için istemiyorlar; bu grupları Taksim'deki her eylemde görmek mümkün. Gezide ve Taksim'deki tüm eylemlerde aktif rol oynayan legal/illegal sol gruplar, şimdi de 1 Mayıs'ı bir fırsat olarak görüyor ve yasağa uymayacaklarını belirtiyorlar.

29 Nisan 2014 Salı

SA655/ KY6-SK14: Demokratik Bölgeler ve PKK Demokrasisi...

“Artık yeni bir yol denenmezse, Türkiye, civarındaki diğer ülkeler gibi, ayrıştırılıp kaosla ateşe atılan bir ülkeye çevrilmek istenebilir. Elbette bu endişe yüzünden, devlet, kim ne istiyorsa yapalım diyemez. Bölge halkının, siyasi tercihini korumak, güvenliğini sağlamak hala ‘Devlet'in görevidir.”


Devletin elinde kan, örgütün elinde kan...

Türkiye'nin bugünü için bölünme tohumları çok önceden atılmış... Halk devlete, halk örgüte kırdırılmış. Derin yaralar açtırılmış...

Vatan uğruna  vurulanınki de ana, dağa evladını kurban veren de... Hepsi ağlamış. Hepsi, hepsine sebep olanlara içinden öfkeli belki ama göğsünü dik tutmuş ele... Daha kuruluşun ilk yıllarında onlarca Kürt isyanı olmuş. Dünden, hamurumuz böyle yoğrulmuş...

Gelelim bugüne...

SA654/ KY11-TG17: Çift Taraflı Eski CIA Ajanı Raúl Capote ve Venezuelalı Öğrencilere İsyancı Eğitimi/ Çeviri

Eski CIA Ajanı Raúl Capote Venezuelalı “Öğrencilere” İsyancı Olmaları İçin Verilen Eğitimi Anlattı 


Sonsuz Ark'ın Güncel Notu:
Brezilya'da sahneye konan istikrarsızlaştırma senaryosunu 22 Nisan 2016 tarihli
SA2789/TG188: Bir Stratfor Propagandası: "Brezilya Skandalı: Değişim İçin Bir Şans" başlıklı çeviride, 2013 Mayıs-Haziran ve Aralık aylarında ortaya konan Türkiye hedefli aynı senaryonun uygulama aşamalarını 1 Temmuz 2013 Pazartesi günü yayınladığımız
Seçkin Deniz, 03.07.2017 


Raúl Capote bir Kübalı. Fakat herhangi bir Kübalı gibi değil. Gençliğinde Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) tarafından işe alındı. CIA tarafından Küba’da kendileri için çalışması karşılığında büyük miktarda para teklif edildi. Fakat sonra ABD için hiç beklenmeyen bir gelişme yaşandı. Capote aslında Küba milli güvenliği adına çalışıyordu. Bu noktadan sonra çift taraflı casus haline geldi. Aşağıda Chávez Vive dergisinin kendisi ile Havana’da yaptığı röportaj yer alıyor:

İşe başlama süreci nasıl gerçekleşti?

Yıllar önce başlayan bir süreç, birkaç yıllık hazırlık daha sonra da işe girme. O sıralarda tasarımcılar, ressamlar, yazarlar ve sanatçılardan oluşan bir grup olan Saiz Kardeşler Kültür Derneği’ni kuran, Küba öğrenci hareketinin lideriydim. Merkezi Küba’nın güneyinde bir şehir olan Cienfuegos’ta çalışıyordum. O sıralarda önemli bir endüstriyel merkez kurulduğu için düşmanın ilgisini çeken özelliklere sahip bir şehirdi. Bünyesinde pek çok genç insanın çalıştığı Küba’nın tek elektrik merkezini inşa ediyorlardı. Bu sebeple şehirde Sovyetler Birliği’nde eğitim görmüş genç mühendisler bulunuyordu. 

27 Nisan 2014 Pazar

SA653/ÇY3-BŞ5: Ahlakî İlkeler, Vicdan, İstatistikler ve Kürtaj

“Çevrenizdeki her yaştan çocuktan biyolojik olarak hiçbir farkı olmayan fetus, kutsallık atfedilen 'anne' şefkatini, merhametini ve fedakarlığını, annenin vücudundan ayrılınca mı hak etmeye başlar?”

Dünya Kürtaj Haritası, 2012. 
(Kürtaja onay veren ülkeler yeşil, kesinlikle yasaklayan ülkeler kırmızı renktedir, diğer renkler kısmen onay veren ülkeleri göstermektedir.)

Hazırlanan kürtaj istatistikleri, yaşam alanlarının hemen hemen tamamını ilgilendiren ve etkileyen kürtaj sorununun sadece toplumumuzun değil, dünyanın büyük bir sorunu olduğunu gösteriyor.

Türkiye'de gerçekleşen rahim tahliyesi sayısının 2009'da 60 bin 140, 2010'da 58 bin 186, 2011'de 69 bin 364 olduğu açıklanmıştı. BM'ye bağlı olarak faaliyette bulunan "Alan Guttmacher Enstitüsü" tarafından yayınlanan çok yakın tarihli olmayan verilere göre, Dünya’da her yıl 210 milyon kadın hamile kalıyor. Bunların içindeki 80 milyonluk istenmeyen hamileliklerin 60 milyonu kürtajla sonuçlanıyor. Her yıl dünyada doğuma bağlı olarak vuku bulan 600 bin ölümden 200 bini kürtaj masasında meydana geliyor.

Dünyada çeşitli gerekçelerle hamileliğine son veren kadınların sayısı her yıl biraz daha artarken, tartışmalara yeni boyutlar ve yeni gerekçeler ekleniyor.

26 Nisan 2014 Cumartesi

SA652/ KY5-PT17: Kiziroğlu Mustafa Bey/ Roman- 2/7: Elif

Kiziroğlu Mustafa Bey


-7-
İki üç gün Elif’ten köşe bucak kaçan Kiziroğlu pes etmişti. Hem bir arada olup hem de uzak kalmaya çalışmak olmuyordu. Bu davranış yarenlerinin hele de Hüsam Dayı’nın gözünden elbet kaçmamış kınadığını da ima yollu belirtiyordu her fırsatta. Küheylanı suvarırken Hüsam Dayı yanında bitivermiş yaptığının yanlışlığını açık açık söylemişti bu kere.

“Yaptığın yanlış.. nereye kadar kaçacaksın? Kız kardaşının günahı ne?” dediğinde, şaşırmış gibi yaparak,  “Dayı ben ne diye kaçayım kız kardeşimden..” demişti. Hüsam Dayı başını sallayıp “Ne diyeyim.. dağ başında genç bir kız.. anasını kaybetmiş gelip kardaşına sığınmış.. daha ne diyeyim.. ben dediğimi dedim işte!” deyip gitmişti.

25 Nisan 2014 Cuma

SA651/ KY6-SK13: Ermeni Açılımı Konjonktürel mi?

“Başbakan Erdoğan'ın 1915'in 99. yıldönümü gelmişken yaptığı son açıklama bir ilk ve gayet olumlu.”



Gündem: Hakkını arayana taciz geleneği; Taksim, 1 Mayıs ve Türkiye;  Başkanlık vs yarıbaşkanlık; Şantaj, montaj, vs

Devlet Arşivleri Genel Müdürü açıklama yapmış. '1915 olaylarını incelemek isteyen herkes, Ermeni tarihçiler de dahil gelip araştırma yapabilirler' demiş. Ancak henüz 95 milyon evrakın sadece yarıya yakını tasnif edilmiş durumda.

Son yazımın ardından, Ermenilerin tezlerine karşı tez yönünde yoğun tepkiler aldım. Ben okurlara dünyanın dört bir tarafında karşılaştığım Ermenilerin hikâyelerini anlattım. Türkiye’deki köklerini, vatansızlıklarını... Aldığım tepkiler 'vatana ihanet edenin vatan beklentisi olmamalı' yönünde oldu. Oysa duyguları var bu işin. Kim hain, kim çeteci, kim kimle işbirliği yaptı bunu bilmeden genelleme yapmak yanlış.

Ve o yazıda da dediğim gibi, bizim Ermeni ve Kürt olmayan ne hainlerimiz var... Ne işbirlikçilerimiz var... Ayrıca ben olayı tartışmaktan ziyade ABD'de bu konunun neden gündem olduğunu somut gerçeklikler ile izah etmeyi amaçlamıştım, daha çok...

24 Nisan 2014 Perşembe

SA650/AS54: Aşağılık Kompleksi - Flaş Haber: Obama ‘Soykırım’ Demedi

24 Nisan 2014/Son Dakika: Obama'dan 24 Nisan Açıklaması:


"ABD Başkanı Barack Obama, Ermenilerin 1915'teki olayların yıl dönümü olarak kabul ettikleri 24 Nisan günü ile ilgili açıklamasında, büyük felaket anlamına gelen "Meds Yeghern" ifadesini kullandı.  Açıklamasında,"Bugün Meds Yeghern'i anıyor ve 20. yüzyılın en kötü mezalimlerinden birinde can verenleri onurlandırıyoruz. 99 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde 1,5 milyon Ermeni katledildi ya da ölüm yürüyüşüne zorlandı; bu insanların ölümlerinin ve acılarının yasını tutuyoruz."

Aşağılık kompleksinde 5 yıl geçmesine rağmen bir şey değişmemiş; 24 Nisan 2009'da yaptığım eleştiriyi aynen aktarıyorum: 

24 Nisan 2009 gece yarısı tüm haber kanalları ekranların sol alt satırlarını ve sol ya da sağ sütunlarını iri puntolar ve kalın bantlarla kırmızı ve sarı renklerle doldurdular: Flaş Haber: “Obama ‘Soykırım’ Demedi. ABD Başkanı Barack Obama, 24 Nisan yazılı başkanlık açıklamasında, 1915 Ermeni olayları için "soykırım" nitelemesini kullanmadı. Türkçe'ye "büyük felaket" olarak çevrilen Ermenice "Meds Yeghern" sözüne yer verdi. Barack Obama, "Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi, 'büyük felaket' de, bizim anılarımızda yaşamalı" diye konuştu.”

SA649/SD121: "yayılmacı sinsilerin iç yüzü" /01.11.2006/ 569. patika

...sinsi olanın hiçbir şeyi yoktur...
...dürüst ve açık olanın ise örtü olarak kullanacak hiçbir şeyi...
...geliştirilmiş/geliştirilmeye devam edilen kişiliği ile ayan beyân ortada olan insan için bu meyanda söylenecek laf yoktur...
...kişiliğinin her bir özelliği yarım yamalak ve çürük/çürümüş hâlde olan insan ise kendisi için söylenecek olan lafların ortaya çıkmamaması için, sürekli örtü arar ve bulduğu her şeyi kendisini saklaması için kullanır...
...insanların fikirleri diğer insanların davranışları üzerinde muhakkak etkilidir; insanların çoğu da kendi iç ve dış kalıplarını çevrelerindeki insanlara göre düzenlerler...
...dolayısıyla, genel bir kabul görmek ve dışlanmamak koşullanması üzerine kurulan insan sosyalitesi, her bir fert üzerinde insan özgünlüğüne aykırı bir baskı düzeneği meydana getirir...
...işte ikiyüzlülükten daha tehlikeli olan 'sinsi' nitelikler bu baskı dolayısıyla ortaya çıkar...

23 Nisan 2014 Çarşamba

SA648/ Sonsuz Ark-YD2: Başbakan Erdoğan’ın 1915 Olaylarına İlişkin Tarihî Mesajı

“20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.”


“Ermeni vatandaşlarımız ve dünyadaki tüm Ermeniler için özel bir anlam taşıyan 24 Nisan, tarihi bir meseleye ilişkin düşüncelerin özgürce paylaşılması için değerli bir fırsat sunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz.

Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar.

Tabiatıyla ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de acıların birbiriyle mukayese edilmesi ve yarıştırılması acının öznesi için bir anlam ifade eder.

22 Nisan 2014 Salı

SA647/SD120: Kürtaj; Bebeği Rahimden Kazımak (*)

“İnsan kendi yavrusunu neden öldürür?”
Katliam Devam Ediyor...

(Arama motorlarına 'Kürtaj' yazınca görsellerden bulabileceğiniz kürtaj sonrası bebek parçalarının ve 'Kürtaj haktır' pankartlarıyla yürüyen kadınların foroğraflarını kullanamadık, özür dileriz )
Sonsuz Ark

Erzurumlu İbrahim Hakkı ile Charles Darwin’in insanın atası olarak allayıp pulladığı bir maymunun, modern insana dönüşmemiş hallerinin herhangi birinde, kendi rahmindeki bir yavru maymunu özel aletlerle parçalayıp öldürerek rahminden kazıyıp tahliye etmesini, maymundan evrilerek insana dönüşmüş olduğuna inanan modern insan bile tasavvur edemez. Hiç bir felsefî diyalektik bu tasavvuru imkânlı hale getiremez. Çünkü; Australopithecus - Homo habilis-Homo erectus-Homo sapiens neandertalensis tür zincirindeki herhangi bir maymun bu vahşeti sergileyecek niteliklere, bilgiye ve irâdî özgürlüğe sahip değildir. Ancak tür zincirindeki son halka olan Homo sapiens sapiens (modern insan) bu vahşeti sıradan bir işlem olarak algılamakta ve kolaylıkla yapmakta; modern nüfus planlaması adı altında kendi çocuklarını doğmadan öldürmektedir.

Kürtaj(*) sonrası, rahimden tahliye edilen insan yavrusunun- bebeğin- parçalanmış organlarının sergilendiği video sunumları insanın insana yaşattığı ve onun yaşama hakkını elinden aldığı vahşeti sergilemesi açısından önemli kanıtlardır(1). Bu sunumlarda bir metal paranın boyutları kadar olmayan öldürülmüş insan yavrusunun organlarını izleyebilirsiniz; vücutlardan koparılmış, gözleri kapalı minik başlar, parçalanmış kollar, kimi zaman atmaya devam eden bir kalp, minik bağırsaklar ve diğer organların tümü.

Seçkin Deniz Twitter Akışı