31 Ağustos 2025 Pazar

SA11591/SD3588: Sıkıntı (Roman); 12. Bölüm-Okyanus 28

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Moda, markaların arkasına saklanan, Yahudi olduklarını bazen isim değiştirerek, bazen de köken bilgisini paylaşmayarak gizleyen Samirîlerin rakipsiz bir şekilde çalıştıkları ve zaferler kazandıkları bir alandı. Hiçbirimiz piyasaya hakim olan markaların ürettiği kıyafetlerden bağımsız bir giyim-kuşam özgürlüğüne sahip değildik.


Bütün ruhuyla ve bildikleriyle cehennem gibi bir hayatın tam ortasında yaşayan insanlara unutturulmuş bir savaştı bu. Hatırlatmak gerekiyordu:

“Bu sebeple beşerin ihtiyaç duyduğu temel bilgi, çarpıtılmamış tarih bilgisidir, diyebiliriz. Varsayımlarla, teorilerle gerçeğe ulaşmaya çalışan beşerî aklın geldiği ve tıkandığını hissettiği yeni binyılda, insanın şimdiden geriye doğru giderek diğer disiplinlerle ve eş zamanlı kıta ve ülke tasnifli mukayeseli tarih okumalarıyla tarihi sadeleştirmesi, kirlerinden arındırması ve sonraki nesillere aktarabilmesi gerekiyor.” diyordu ‘Okyanus Yazarı’.

Ve tümevarımsal analizinin hüküm cümlelerini kuruyordu:

“Sadeleştirilmiş ve kirlerinden arındırılmış tarih bilgisi insanın doğasını daha doğru anlamasına ve geleceğini kendi kararlarıyla şekillendirmesine hizmet edecektir; yani insan satanizmin kuşatmasına karşı özgürlüğünü koruyabilecektir; varlığı tehdit altında olan insanın satanizm karşısındaki seçeneksizliğini aşabileceği tek yol da budur.”

Moda, markaların arkasına saklanan, Yahudi olduklarını bazen isim değiştirerek, bazen de köken bilgisini paylaşmayarak gizleyen Samirîlerin rakipsiz bir şekilde çalıştıkları ve zaferler kazandıkları bir alandı. Hiçbirimiz piyasaya hakim olan markaların ürettiği kıyafetlerden bağımsız bir giyim-kuşam özgürlüğüne sahip değildik.

Kimi zaman özgürlükleri sınırlayıcı yasalar çıkarılmasını sağlayan Yahudilerin tasarladıkları kıyafetleri giymek zorunda kalıyorlardı insanlar, kimi zaman da medyanın ve kadınların ruhundaki teşhir dürtüsünün etkisiyle insanların bütün değerli dikkatleri medyayı ve gündelik hayatın her ânını saran cinsel bataklığa odaklanıyordu. 

Ve artık kaçınılmaz bir saplantının etrafında dönüyordu erkek, kadın, giyim, makyaj ve koku.

Sabır Taşı’nın tetiklediği moda ile ilgili araştırmalarım beni insanların gözlerinin önünde gerçekleşen, ama hiç kimsenin umursamadığı ve hatta hemen herkesin farkına varmadan sokuldukları yankı odalarında normalleştirilen dehşet verici olaylara götürmüştü.

Hero Magazine yazarı Sara Semic'in yazdığı, modanın okültizmle, cadılıkla, paganizmle ve satanizmle ilişkisine odaklandığı ‘McQueen'den Dior'a: Modanın Okültizmle Olan Aşk İlişkisini Ortaya Çıkarmak’ (From McQueen to Dior: unpicking fashion’s love affair with the occult) başlıklı yazısı, diğer birçok alanda olduğu gibi insanlığın savunmasız olduğu Moda'daki sembolizmin ne kadar pervasız hale geldiğini görmemi sağlamıştı.

Batı’da ve dünyanın birçok ülkesinde bir dinî bayram gibi kutlanan ‘Cadılar Bayramı’na dokunarak giriş yapmıştı yazısına.

“Cadılar Bayramı, cadı şapkaları ve sahte kan arayışında ucuz mağazaları basmak ve zihnimizin karanlık köşelerini eğlendirmek için bize bir bahane sunsa da, moda dünyasında cadılık ve okültizm, festivalin mevsimsel cazibesini aşan bir trend haline geldi.” diyordu Sara Semic.

Görseller eşliğinde yayınladığı metin şöyle devam ediyordu:

“Clio Peppiatt'ın son tarot temalı koleksiyonundan, Ryan Lo'nun son defilesinde görülen saten pembe cadı şapkalarına kadar, podyum okültizme bir övgüye dönüştü; #MeToo hareketiyle örtüşen ve kadınların ve tasarımcıların günümüz siyasetinin kaynayan kazanını savuşturmak için kadınsı güçlerini nasıl kullandıklarına örnek teşkil eden bir akım.”

Masum olmayan bir ilişkiyi ortaya çıkarmak, onu kadınlara yönelik aşağılamalara karşı çıkarak meşrulaştırmak demek değildi. 

“Donald Trump ve Brett Kavanaugh'un aşırı erkeksi ikliminde, 21. yüzyıl modasının tarot, astroloji ve büyücülük takıntısı, erken modern dönemde Avrupa genelinde 40.000'den fazla kadının işkence görüp idam edildiği cadı mahkemelerini hatırlatıyor. Kazıkta yakma dönemlerinden bu yana ilerleme kaydetmiş olabiliriz, ancak kadınlar hâlâ rutin olarak utandırılıyor ve aşağılanıyor ve modanın cadılık eğilimi, gücü geri almanın bir yolu olarak görülebilir. Artık vahşi, siğilli bir cadı olarak tasvir edilmeyen 21. yüzyıl cadısı, baştan çıkarıcı ve küstahça büyüleyici. İşte podyumdaki okültün ve mistisizmin belirleyici anlarını ele geçiriyoruz...

Sara Semic, “Kadınlar hâlâ rutin olarak utandırılıyor ve aşağılanıyor ve modanın cadılık eğilimi, gücü geri almanın bir yolu olarak görülebilir” dese de satanizmin moda ile ilişkisi ortadaydı. 

Kanıtlar çok açıktı:

“Paganizm ve okültizm, Alexander McQueen'in koleksiyonlarında tekrar eden bir temaydı. Annesi, soyağacını 1692'deki Salem cadı mahkemelerinde idam edilen kurbanlardan birine kadar takip etmişti. McQueen, 'Elizabeth Howe Anısına, Salem 1692' başlıklı FW07 defilesinde, podyumun zeminindeki siyah kum dairesinin içine kan kırmızısı bir pentagram çizdi. Modeller, bel kısmı daralan kalıplı deri korse elbiseler giyip, koyu mavi göz makyajıyla -tıpkı Anna Biller'in 2016 yapımı The Love Witch filmindeki simsiyah saçlı tilki gibi- bu dairenin üzerinde yürüyordu.” 

Bir başka kanıt:

“Maria Grazia Chiuri, ilk Dior koleksiyonu için, astrolojiye meraklı ve koleksiyonlarını sunmadan önce tarot kartlarına bakma alışkanlığı olan, batıl inançlarıyla ünlü Christian Dior'dan ilham aldı. Tarot kartı sembolleri ve takımyıldızları, narin tül eteklere ve vual elbiselere ışıltılı ipliklerle işlenirken, kazaklar da kozmik sembollerle süslendi.”

Kadınları cadılaştıran modadan başka bir kanıt daha:

“Luella Bartley, 2008 Sonbahar/Kış koleksiyonunda bize arketipik cadıyı sundu; siyah ruj ve konik cadı şapkasıyla, ancak protez burunlar ve süpürgeler olmadan. 1970'ler yapımı The Wicker Man filmindeki Britt Ekland'dan ve yaşadığı Cornwall, Boscastle'daki Cadılık ve Büyü Müzesi'nden ilham alan Bartley, koleksiyonun açılışını çılgınca kıvırcık saçlarının üzerine sivri uçlu keçe cadı şapkası ve kısa siyah bir elbisenin altına giydiği kabarık kollu köylü bluzuyla yaptı; elbiseyi balkabağı turuncusu taytla tamamladı.”

Birlikte çalışıyorlardı, çünkü onların amirleri aynıydı:

“Duvar çiçekleri için kıyafet dikmeyi sevmeyen Ashish, en çok payet ve sloganlara olan tutkusuyla tanınır. 2018 İlkbahar/Yaz koleksiyonu için bir disko cadıları topluluğu yarattı; modeller, bazıları ışıltılı yıldızlar ve pentagramlarla benekli, bazıları ise "Cadı" ve "Yas Tutun" gibi sloganlarla süslenmiş, göz alıcı elbiseler giydi. Defile, içinde yaşadığımız "karanlık zamanları" yansıtmayı amaçlamıştı, ancak ışıltılar ve disko topları, onun geleceğe dair umudunu simgeliyordu.

Gareth Pugh'un dehşete olan düşkünlüğü, mistik 2013 Sonbahar/Kış koleksiyonunda açıkça sergileniyordu. Modeller, yerlere kadar uzanan mistik elbiseler ve bembeyaz makyajlarla podyumda hayalet gibi süzülürken, yüzleri örümcek ağı gibi saç tutamlarıyla örtülüydü. Pugh'un ilham kaynağı, Karpat Dağları'nda yaşayan ve erkeklerden tamamen bağımsızlık arayan, farklı yaşlardan yaklaşık 150 kadından oluşan 'Asgarda' adlı Ukraynalı bir kadın kabilesiydi.”

Moda sinemasız olmazdı:

“2016 yapımı aşırı doymuş feminist korku filmi The Love Witch'ten ilham alan ve çalışmalarında eğlenceli, yıkıcı kadınlık temalarını ele alan Clio Peppiatt, tarot imgeleriyle dolu bir koleksiyon üretti. Bu koleksiyonda, kendisi tarafından elle çizilmiş tarot kartlarından, Adem ve Havva motiflerine ve gece mavisi bir paltonun arkasında birbirine sarılmış bir çift iskelete kadar pek çok şey yer alıyor.”

‘Man Adası’nı öğreniyorduk:

“Preen tasarımcı ikilisi Thea Bregazzi ve Justin Thornton, 2017 İlkbahar/Yaz koleksiyonları için, İngiltere'nin kuzey kıyılarında cadılık ve okültizmin yuvası olarak bilinen, memleketleri Man Adası'nın tarihinden bolca ilham aldı. Modeller, yüzlerine ve podyuma yapraklar serpiştirilmiş beyaz cadılara dönüştürüldü, saçları dağınık örgüler halinde örüldü ve defileye biraz Glastonbury şıklığı kattı. Pentagram motifi ayrıca çiçek işlemeleriyle işlenerek beyaz bir elbiseye işlendi ve gümüş pentagram küpeler ve yakalara tutturulmuş iğneler şeklinde yeniden ortaya çıktı.” 


<<Önceki                      Sonraki>>


[26.08.2025, 12/57 (949))]


Seçkin Deniz, 31.08.2025, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı




Takip et: Next Sosyal @seckin_deniz

Takip et: Next Sosyal @sonsuzark



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Seçkin Deniz Twitter Akışı