24 Şubat 2020 Pazartesi

SA8383/SD1621: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 21

"Türkiye bağırsaklarında gezinen çelişkileri, doğru bir yöntemle ve güçlü bir irade ile temizlemeden sağlıklı ve güçlü bir ülke olamayacaktı."


Renk renk insanların sürekli hareket ettiği havaalanında geçen süre zarfında bir şeyler atıştırmış ve öğle namazını kılabilme arayışına girmiştim. Hiçbir şeyi güvenle alamamak ve yiyememek ne kadar zordu.

Uçak Roma’dan Torino’ya doğru yol alırken yakın geçmişle ilgili derin uçlara doğru dokunmaya devam ediyordum. Hiç de acımasız değildim, aksine herkesin hakkını maskelerin ve perdelerin arkasından çıkarıp alnına yapıştırıyordum. Herkes yaptıklarını çok iyi biliyordu ve internet gibi açık kaynaklarda yer alan bilgiler herhangi bir mahkeme kararı ya da açıklama ile yalanlanmıyordu.

1960'lı yıllar Türkiye'de mason olduğu iddia edilen ve bu iddia yüzünden masonların ikiye ayrıldığı isim olarak duran Süleyman Demirel'in idam edilen Menderes sonrası Demokrat Parti'nin mirasına konması, Erbakan'ın çağrılarak dini politika yapacak olan Milli Selamet Partisi'nin kurulması, 60 darbesinin kudretli albaylarından Türkeş'in 1 Ağustos 1965 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığına seçilmesi (1969'da Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilmişti), FETÖ lideri F. Gülen'in Özel Harp Dairesi-NATO-masonik yapı tarafından sisteme dahil edilmesi, okullarda Darvinizmin ve dinsizliğin yaygınlaştırılması gibi birçok ABD tasarımı olduğu sonradan anlaşılan gelişmelerle doluydu...

Ünlü 68 kuşağı da Amerikan 6. Filosuna karşı sol yumruğunu havaya kaldırarak meydanları doldururken de ABD tarafından kendilerine verilen rolü oynuyorlardı.

1970'li yıllar Ankara ve İstanbul şubelerinden Fulbright Bursu ile ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere'ye gönderilen Anadolu'nun esmer çocuklarının devşirilmeleri ile geçilmişti. Bazıları da Rockefeller Foundation Fellowship (Ecevit, 1957, Baykal 1963-65) ve Eisenhower Exchange Fellowship (EEF) (Demirel, 1955) bursları ile. Bugün gözlenen birçok çelişkinin temeli o yıllarda atılmıştı. PKK o yıllarda kurulmuştu. Şeyhler-tarikatler-cemaatler rüyalarında (!) aldıkları ulvî(!) mesajlarla siyasete müdahale ediyorlar, halkın damarlarına kadar inmenin yollarını açıyorlardı.

Dernekler, örgütler yine ABD'nin gizli elleri tarafından finanse ediliyor, matbuat tamamen ABD'nin hedeflerine uygun içerikler basıyordu. İslamcılar, Akıncılar, Nurcular, Nakşibendiler, Süleymancılar, Menzilciler, Mevleviler ve diğerleri harıl harıl çalışırken ve etki alanlarını genişletirken müslüman genç kızlar başörtülerinden tutulup sürükleniyorlardı, irtica diye bir şey papağanlar tarafından tekrar ediliyordu.

ABD’li Yahudi bankacı iş adamı David Rockefeller, "İslamiyeti yıkmak istiyorsak önce Türkiye’den başlamalıyız." demişti. İslamcılık ve Rockefeller arasında ilginç bir ilişki vardı. Sebilürreşad dergisi 1961'deki Cilt 13 sayı: 321'de kapaktan neocon siyonist Rockefeller'ın İslam çalışmalarına yapmış olduğu bağışı "Rokfellerin Teberruu" başlığıyla duyurmuş, Pakistan'daki Kuran tefsiri için bağışlanan binlerce dolar için takdir içeren bir not yayımlamıştı.

Sebilürreşad dergisi (Sırat-ı Müstakim 1908) Mehmet Akif’in (Ersoy) ismi ve fikir babalığıyla birlikte öne çıkan derginin başyazarlığı H. Eşref Edip tarafından yürütülmüştü ve kurucuları Ebu'lula Zeynel Âbidin, H. Eşref Edip’ti. Çok partili dönemin getirdiği göreceli özgürlük ortamında Eşref Edip, Sebilürreşad'ı 1948-1966 yıllarında 362 sayı daha neşretmişti. 

Türkiye Kemalizm'in zulmü ile inim inim inlerken bu İslamcılar nasıl diyanet işleri başkanı, profesör bediüzzaman, istiklal şairi, ilmihal yazarı olabilmişlerdi? Kemalizm İslamcıları da içeriyor olmalıydı ki bu mümkün olabilsin. 1945 öncesine de bakmak gerekiyordu. Ben de bakacaktım...

Irkçılık Milliyetçilik veya Sağcılık adı altında Türkeş'in lideri olduğu MHP ile toplumun damarlarına zerk ediliyor, Solculuk, özgürlük ve hak arayışı olarak Ecevit'in liderliğinde CHP ile pazarlanıyor, Din baskı altına alınıyordu. Dini temsil ettiğini iddia eden Erbakan'ın (Almanya'da burslu eğitim almıştı, 1951) ebedi genel başkan olduğu Milli Selamet Partisi ve devamı olan partiler kapatılıyor, Demirel orta yolcu olarak adıyla ironik zıtlık yaşayan Adalet Partisi ile 6 kez gidip 7 kez geliyordu. Baykal CHP ile özdeşleşiyordu.

Bu döngü 40 yıl sürüyor ve bu dörtlü kırk yıl ecelleri gelene kadar siyasetin tepesinden çekilmiyorlardı, araya giren Özal'ı da bir şekilde sistem dışına itiyorlar ve parçalanmışlık derinleştikçe derinleşiyordu. Türkiye, bütün değerlerinden uzaklaştırıldığını fark ediyor ve evladına daha fazla sarılıyordu, ancak siyasi arenada halkı gerçekten temsil eden hiç kimse yoktu.

14 Ağustos 2001'de 70 yıllardan itibaren MSP-RP'de siyaset yapan 1994'te seçildiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken 28 Şubat darbesi sonrası okuduğu bir şiir yüzünden hapse atılan siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan Adalet ve Kalkınma Partisi adında bir parti kuruyor ve girdiği ilk seçimde 2002'de iktidar oluyor ve halka hizmet etmeye başlıyordu.

Halkın %34 ile siyasete girişine izin verdiği Cumhurbaşkanı seçildiği 2014'te %52 ile destek verdiği Erdoğan'ın darbe ve terör tehditleri geçirdiği 16 yıl sonra bugün karşısına çıkanlar 1946'dan beri ekilen tarlalarda yetişenlerdi; Erdoğan'la ittifak yapan ilk milliyetçi Türkeş'ten geçmişte yollarını ayıran BBP genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu öldürülmüştü; Erdoğan'ın öldürülmek istendiği 15 Temmuz FETÖ-NATO-ABD-AB askeri darbesine karşı çıkan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geçmişten ayrışmıştı.

Türkiye 2018 yılında 72 yıllık bu kölelik ve kaos düzenine karşı mücadele ediyordu. İşte bugün halkın ortak akılla gördüğü çelişkileri sergileyenlerin köklerinde yaptığım kısa gezintide görebildiklerim bunlardı, ancak çok daha fazlasını araştırmak zorundaydık. Türkiye bağırsaklarında gezinen çelişkileri, doğru bir yöntemle ve güçlü bir irade ile temizlemeden sağlıklı ve güçlü bir ülke olamayacaktı.

Halk, daha doğrusu halkın etkin çoğunluğu 3 Kasım 2002'den beri Distopya'dan Çıkış'ın destanını yazıyordu, ABD gibi tarihin gördüğü en vahşi, en acımasız özelliklere sahip güçlü bir emperyal satanist imparatorluğun kurduğu korku devletini yok ediyor ve o korku devletinin yerel figüranlarını sistem dışına itmeden önce kararlı duruşuyla karşısına diziyor ve asil bir şekilde etkisiz hale getirerek tarihe gömüyordu. Düşünen ve yazan insanlara da araştırmak ve Türkiye'nin bağırsaklarındaki çelişkileri açığa çıkarmak düşüyordu.



<< Önceki                      Sonraki>>


[(27.01.2020, (1/41 (65))]


Seçkin Deniz, 24.02.2020, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman




Sıkıntı






Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı