19 Haziran 2017 Pazartesi

SA4479/KY28-ATA289: Avustralya’dan Bir Başarı Öyküsü

"Yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türkler, birçok alandaki başarılı ve örnek çalışmalarla adımızı duyurmaya ve bizi gururlandırmaya devam ediyor. Bize düşen, bu kişileri onore etmek, kıymet bilmek…"


Kıbrıslı Rumların Enosis, yani Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanması uğruna 1 Nisan 1955 tarihinde başlattıkları tedhiş hareketi sonrasında ve 21 Aralık 1963 sabahı Kıbrıslı Türklere düzenli ve planlı saldırılar düzenlemeleri, Türk köylerini yakıp yıkmaları ve Makarios hükümetinin Kıbrıslı Türklere uyguladığı acımasız ekonomik ambargolar nedeni ile Kıbrıslı Türkler adadan göç etmek zorunda kaldı. Kardeşlerimizin yerleştikleri ülkeler Türkiye ile İngiliz kökenli Ortak Refah Topluluğuna üye olan İngiltere, Avustralya ve Kanada oldu. 

SA4478/KY57-AHCZD18: Nefsini İlah Edinen İnsan

 “O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir...”
(En’am,6/ 61)     وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi hidâyete erdiren ve kendine imân etme şerefini nasip eden Allah’a hamd, Resûlüne salât u selâm olsun.

"Diğer kitapları tahrif edip temel dinî hükümleri değiştiren ve temel mesajı bulanıklaştırıp anlaşılmaz kılan güçlerin insan ve iradesi üzerinde diledikleri baskıyı kurup arzu ettikleri bireysel ve toplumsal değişimi sağlamayı amaç edindikleri aşikârdır. Bireyi değiştirmek, toplumu değiştirmeye başlamanın ilk adımıdır.[1]" 

Bunu başarmak için yaptıkları ilk şey, bir şekilde insanları vahiyden uzaklaştırmak, gönderilen vahyin/ peygamberin yabancısı kılmak…

SA4477/KY58-GÖKA4: Şükür ve Psikoloji

"Şükür, kişinin yaşadığı anın kıymetini bilmesine yardım ettiği gibi, hep içinde taşıdığı neşe unsuru, hayatın acı ve sıkıntılarıyla baş etmede çok faydalı oluyor."


İnsan ilişkileri sırasında görülen bir iyiliğe karşılık olarak iyilik sahibini şereflendirmek için duyduğumuz his ile bize bir ömür bahşeden Yaratıcımız'a karşı hissettiğimiz duygu temelde aynı. 

Kimi diller bunlar arasında bir ayrım yapıyor, kimisi ise yapmıyor.  Arapça'da “minnet” ve “şükran” çok yakın manalar taşıyor. Dilimize her iki kelime de bu arada “teşekkür” ve “şükür” de geçmiş ama Arapça'dakinden biraz farklı bir anlam ağına yerleşmiş. Biz daha ziyade her iki kelimenin dilimizdeki kullanışından yola çıkarak insan ilişkileri için minneti ve teşekkürü, Yaratıcımız'a karşı ise şükran ve şükrü kullanmayı yeğliyoruz. Bunları bir kez daha belirtme gereği duyduk. Zira bu yazıda çoğu Batı'da yapılmış araştırmalarda minnet ve şükranın psikolojimize olan etkilerinden bahsedeceğiz.

18 Haziran 2017 Pazar

SA4476/KY13-AO130: Babası Olan Çocuk Hissi'ne dair

"Baba, yaşınız ne olursa olsun sizi hep, "babası olan çocuk" hissini yaşattıran izahı mümkün olmayan bir özgüvenin, bir ulvî duygunun adı."


Babaları annelerden ayıran en büyük özellik annelerin her durumda "anne" olduklarını hissetmeleriyle ilgilidir. Bu duygu onları çocuklarına karşı her zaman sorumlu hissettirir. O nedenle "anne" her zaman annedir.. Bu durum onun duygusallığını artırır ve zaman zaman çocukları arasında, insan ilişkilerinde (farkında olmadan) ayrımcılığa itebilir.

Baba ise, babası sağ olduğu müddetçe "baba" olduğunu tam olarak hissedemez. Torunu dahi olsa babası sağ olan babalar bu duyguyu tümüyle ruhunun derinliklerinde hissedemez. Kişi, babasız kaldığından"baba" olduğunun farkına varır. Bu onun duygularını da alt üst eder ve "baba", "anne"ye benzemeye başlar..

SA4475/KY37-AZ185: CHP Atatürk’e İhanet İçinde

"Mustafa Kemal’in kurucusu olduğu bir partinin giderek “emperyalist işbirlikçisi” olması vahimdir, acıdır. Kendine zorlama bir kelimeyle “Kemalist” diyen kitlelerin de Mustafa Kemal’in gerçek kimliğini hiç bilmediklerinin göstergesidir."


Çankaya Köşkü’ndeki sofralardan birine misafir olup, ortamdan etkilenerek birden “Paşam ben artık bir Kemalist’im” deseydiniz, bir araba dayak yerdiniz. “Kemalist” kelimesi Gazi’nin hiç sevmediği bir kelimeydi, neden? Çünkü Kurtuluş yıllarında, İngiliz basınının Kuvvayı Milliye için “eşkiya” anlamında kullandığı (bizim 90’lı yıllarda PKK’ya “Apocu” dememiz gibi) bir kelimedir, Falih Rıfkı’nın Çankaya kitabını açın bakın, tek satırında o kelimeyi bulamazsınız...

Gazi’nin nezdinde yaşanılan süreç, “Türk inkılabı”dır... Bu sürece fikirsel zemin yaratmak için Kadro dergisi etrafında toplananlar işin sağını-solunu kurcalamışlar, ortaya bir hattından yürüdüğünde sonu faşizme, diğerinden yürüdüğünde marksizme çıkan bir garip sentez çıkınca da başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

17 Haziran 2017 Cumartesi

SA4474/KY26-CA133: “Furkan 63”ü Hatırlatan Kadın

"Hizmet ve dostluk insanıydı. İyimser ve coşku doluydu. Yorgunluk ve yılgınlık ihsas etmezdi. Müslümanca bir hayat tarzının inceliklerinin muhafazası konusunda olduğu kadar, dindarlığın şekillere indirgenmesi konusunda da hassastı."


Üç İhtilal Çocuğu öykülerinin satır aralarında geziniyor direnişi ve adanmışlığı. O 1960’ların ikinci yarısında tesettürlü bir genç kız olarak Fatih sokaklarına çıktığında, duvar kenarlarında oturan delikanlılar salavat getirerek dalga geçtiklerini zannederlermiş. “Ben hiç önemsemez, yürürdüm” diye anlatırmış sohbet ortamlarında. Sokakların tesettürlü öğrencilere iki yönlü olarak yasak sayıldığı dönemlerdi. 

Fevziye Nuroğlu bir taraftan resmi kamusal alan yasaklarıyla, diğer taraftan ise din adına takvalı kadını sokaklardan çekilmeyi telkin eden telakkilere karşı çalıştı, konuştu ve kurumlar oluşturdu.

SA4473/SD696: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 192 (26-31 Mart 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(26-31 Mart 2014)  (Mart 2014: 4.471  Tweet+Önceki Toplam: 105.717+4.471=110.188 Tweet)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Osmaniye Düziçi'nde çöpten kullanılmış oylar çıkmışmış... Yani senaryo o kadar ahmakça ki... Bu işi yapan çöpe atar mı?:)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
@bilaltanriverdi düzenbazdır şems... bu der tam tersine zemin hazırlar... Günümüzde mükemmel örneği var:)

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Acaba bütün bu olanlar cemaatin CHP ve MHP'yi ele geçirme oyununun parçaları olmasın:)

SA4472/KY31-FG16: Katar Emiri Ne Kadar Güçlü? Katar’da İç Dengeler ve Saray Darbesi İhtimali

 "Bu noktada Türkiye gibi güçlü bir müttefikin destek açıklaması ve asker gönderme kararı alması, yalnızca dışarıdan değil içeriden gelebilecek tehditlere karşı da Şeyh Temim’in elini güçlendirecektir."

 

Körfez’de patlayan Katar krizi onuncu gününü geride bırakırken, krizin nasıl sona ereceğine dair soru işaretleri halen havada duruyor. Kuveyt ve Türkiye başta olmak üzere krize dahil olan çeşitli aktörlerin yoğun arabuluculuk çabaları, birbiri ardına gelen resmi ziyaretler, krizin diplomatik yollarla aşılabilmesi ihtimalini güçlendiriyor. 

Öte yandan diplomasi galip gelmediği takdirde Katar’ın neyle karşı karşıya kalacağı henüz bilinmiyor. İlk günden beri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır üçlüsünün krizi askeri bir operasyona götürebileceğine yönelik değerlendirmeler yapılıyor; ancak bunun gerçekleşme ihtimali, Emir'in darbe ile devrilmesi tehlikesinin yanında çok düşük kalıyor. Nitekim dikkatler ‘dışarıdan’ bir an uzaklaştırılıp ‘içeri’ye çevrildiğinde, Katar Emiri’nin ülke içerisinde de hatrı sayılır bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu anlamak mümkün.

16 Haziran 2017 Cuma

SA4471/KY28-ATA288: Irak’ın Derin Örgütü: Kesnizani

"Üst Aklın bir parçası Bağdat’ı işgal etmekten vazgeçince, diğer parçası kolları sıvadı ve Kuzeydeki Kürtlerle sıkı ilişkiler kurabilmek için Kesnizani vasıtası ile Irak’ı 3 parçaya bölmeyi başardı."


Artık ülkeleri ele geçirme teknikleri o denli gelişti ki, bir ülkeyi içten fethetmek, askeri harekat ile fethetmekten daha kolay, daha ucuz ve daha -insani- kayıpsız hale geldi.

1963 yılında katledilen John F. Kennedy, suikastten önceki son konuşmasında, bundan tamı tamına 54 yıl önce üst aklı ve vekalet savaşlarını aşağıdaki gibi tanımlamış;

“Dünyanın her yerinde devasa ve amansız bir gizli yapı tarafından durdurulmak isteniyoruz. Bu yapı nüfuz alanını genişletmek için örtülü araçlara dayanıyor: işgal yerine sızmaya, seçimler yerine ayak kaydırmaya, özgür tercih yerine yıldırmaya, gündüzün orduları yerine gecenin gerillalarına güveniyor. 

SA4470/KY59-MLÖZ2: Bir Sosyal Deney Olarak “Mavi Balina” Oyunu

"Ergenlik çağında bulunan çocuklardan oluşan kapalı grupların başındaki kişiler, çocuklara 50 gün boyunca çeşitli görevleri vererek oyunun sonunda çocukları intihar eşiğine getiriyor."


Zamanımızda haberleşme aracından çok fitne ve bilinçaltı deney düzenlenme merkezine dönüşen sosyal medya aynı zamanda çeşitli suçların işlendiği yer haline geldi. İki seneden beri birçok ülkenin gündemini meşgul eden olay, sosyal medya vasıtasıyla yayılan “Mavi Balina”, “Sessiz Ev” gibi oyunların daha çok hassas bir ruh yapısına sahip çocukların oyunun sonunda intihara kalkışmasıdır. 


Oyun İngiltere, Almanya, İspanya, Portekiz’de bilinmekle beraber Rusya, Kırgızistan, Kazakistan gibi ülkelerde yaklaşık 720 çocuğun intihar eşiğine gelmesine ve 130’dan fazla çocuğun hayatını kaybetmesine sebep oldu. Bu oyun en başında Rusya’nın meşhur VK sosyal ağ aracıyla yayıldı. Ergenlik çağında bulunan çocuklardan oluşan kapalı grupların başındaki kişiler, çocuklara 50 gün boyunca çeşitli görevleri vererek oyunun sonunda çocukları intihar eşiğine getiriyor.

SA4469/KY1-CÇ400: Hangisi Sen?/ Roman- Bölüm IV-SONSÖZ

Bir ses, içinin derinliklerinde cılız bir ses yankılanıyordu Sacit’in ‘Ne duygularım kör, ne kalbim ölü!’


Bölüm Dört


SONSÖZ

Birden içteki vaiz Sacit’in sesi kesildi. Dadaş Sinemasının ön kapısı açılmış, birer birer, ikişer ikişer dershane öğrencileri çıkmaya başlamıştı. Sacit’in kalbi duracaktı neredeyse, neredeyse kalbi durmuş diyecekti görenler, neredeyse nefesi kesilecekti. Kesilmişti neredeyse. Neredeyse dizleri üstüne çökecekti bedenine kurşunlar saplanan Mahmut gibi Durmazpınar gibi yüzüstü kapaklanacaktı yere ve fakat işte durmadı kalbi. Ve kesilmedi nefesi de. Ve dizleri üstüne çökmedi ve yüzüstü kapaklanmadı yere. 

SA4468/KY57-AHCZD17: Hayvan'dan Aşağı Bir Dereceye Râzı Olan İnsan

"Gönüllerin Allah’ın zikriyle/Kur’anla titreyip kendine dönme zamanı gelmedi mi?"


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi hidâyete erdiren ve kendine imân etme şerefini nasip eden Allah’a hamd, Resûlüne salât u selâm olsun.


Biri Darwin’e, mükemmel bir insan olarak yaratılıp, kendi seçimi ile hayvanlardan bile aşağı bir derekeye inip, canavara dönüşebilen evrim geçirmiş varlığın paradoksunu
sormalıydı…

فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ ﴿٢٦﴾

“(Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?” (Tekvîr, 81/26)

“Bu gidiş nereye?” Rabbimiz âdeta çıkmaz sokaktan söz ediyor ve uyarıyor: “Nereye gidiyorsunuz?” Siz Müslümansınız… Halbuki, “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreden, kötülükten men eden ve Allah’a iman edenlersiniz.”(Âli İmrân,3/110) 

SA4467/KY31-FG15: Katar Krizi Nasıl Bitecek?

Sonsuz Ark'ın Notu:
14 Haziran 2017'de medyaya düşen haberin içeriğine göre ABD Başkanı Trump'un Katar'a ablukayı başlattığı ve 12 Milyar dolarlık F-15 savaş uçağı satmak için şantaj yaptığı tescillenmiştir; Trump teröre destek verdiğini iddia ettiği Katar'a savaş uçağı satarak destek vermektedir: 
"Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkelerin yalnızlaştırdığı Katar, ABD ile yeni savaş uçakları almak için anlaştı. Washington'da imzalanan anlaşmaya ABD Savunma Bakanı James Mattis ile Katarlı mevkidaşı Halid bin Muhammed El Atiye imza koydu. ABD, Doha yönetimine 12 milyar dolar tutarında F-15 savaş uçağı satacak. Amerikan medyası, Katar'ın imza atılan son anlaşmayla 72 jet alacağını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump, Katar'ı tecrit hamlesinde düğmeye kendisinin bastığını itiraf etmiş ve Doha yönetimini 'terörizmin sponsoru' olmakla suçlamıştı. Söz konusu anlaşma, bu açıklamalara rağmen gerçekleşti. Amerikan tarafı, anlaşmayla 42 eyalette 60 bin kişiye yeni iş olanağı sağlamayı hedefliyor. ABD Kongresi, geçen yıl 21 milyar dolar değerinde uçak satışını onaylamıştı."
Seçkin Deniz, 16.06.2017


Hafta başında, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) bölgesinde ve hatta daha ötesinde koordineli bir biçimde Katar’ı tecrit etme süreci başladı. Kriz ilk olarak Bahreyn’in Katar ile bağlarını koparmasıyla başlasa da arkasındaki asıl güç, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) de güçlü desteğini arkasına alan Suudi Arabistan idi. Tecrit büyük ölçüde tamamlandı: Riyad, Manama ve Abu Dabi, Katar vatandaşlarından topraklarını terk etmesini istedi, Katar ve Suudi Arabistan arasındaki kara bağlantıları kapatıldı, uçuşlar iptal edildi ve hava sahası kapandı. 

Mısır gibi ülkeler de olaya dahil olarak Katar ile bağlarını kopardı, hava sahalarını ve limanlarını tüm Katar araçlarına kapattı -Katar vatandaşlarının sınırdışı edilip edilmediği ise netleşmedi. Bu daha önce benzeri hiç görülmemiş bir durum, ama sonuç büyük ölçüde kaçınılmaz görünüyor.

15 Haziran 2017 Perşembe

SA4466/SD695: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 191 (21-25 Mart 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(21-25 Mart 2014)  (Mart 2014: 4.471  Tweet+Önceki Toplam: 105.717+4.471=110.188 Tweet)

 OMER FARUK
🔒
@tellibab
@Seckin_Deniz KIZGINLIKLARININ SEBEBİ HALKIN KÖLELİKTEN KURTULMASI YAŞAM ALANLARININ SINIRLANDIRILMASI
@Seckin_Deniz retweetledi

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Atila Dorsay: "RTE’nin belki en büyük kötülüğü, hepimizi müthiş bir öfke ve yoğun bir nefretle doldurmak oldu"

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Atilla Dorsay'ın içindeki 'kin' açığa çıkmış, hakkında yazdığı kişi bir Başbakan t24.com.tr/yazi/o-gun-gel…

SA4465/KY58-GÖKA3: Şükür

"İnsan ilişkilerindeki teşekkürden Yaratıcı'ya şükre, Yaratıcı'ya şükürden insan ilişkilerinde teşekküre karşılıklı patikalar, tozlu yollar, otobanlar, ışık huzmeleri var…"


Minnet ve şükranın psikolojimizdeki derin kökleri üzerine epeyce konuştuk. Asıl şükran duyulacak makamın Yaratıcımız olduğuna getirdik bağladık sözü. Bu nokta, çok önemli...

Potansiyel olarak sevgiye, şükran hislerine yatkın bir psikolojiye sahip olma noktasında aynı öze sahip olmamıza rağmen hepimiz farklı aileler içinde dünyaya geliyoruz. Nasıl biyolojik olarak her birimiz farklı isek aynı aileye doğan kardeşlerin bile psikolojilerinin geliştiği ortamlar, karşılaştıkları, maruz kaldıkları olaylar değişik olabiliyor.

SA4464/KY51-HA4: Sanayi 4.0 Devrimi; 3D Yazıcılar

"Dev hantallaşmış yapılar yerine mini bir yazıcı ile tüm sanayi siteleri arka odanızda olabilir."


Yeni nesil bir sanayi devrimi geliyor sessizce...

Belki de artık evlerde herkesin sanayi sitesi olacak ve artık her ilde bulunan büyük sanayi siteleri 2 metrekarelik bir alana sığacak...

Bu devrimin adı 3D (3 boyutlu) yazıcılar.

Peki nedir bu 3D yazıcılar?

SA4463/KY35-YTK192: Körfez ve Deprem

"Gazze’de kitabını mum ışığında okuyan çocukla İzmir’de artçı depremi çok da umursamayan kedi de bütün bu “büyük planlar”ın umursamaz ve belki en önemli parçaları olarak yeryüzündeki yerlerini tutmaya devam edecek."


İftar sohbetlerinin konusunun iki Müslüman ülkenin muhtemel savaşı, gerilimi olması çok akla gelecek şey değil ama şöyle düşününce peş peşe tam sekiz Ramazan’ı İran ve Irak’ın birbirini bombaladığı, yüzbinlerce gencinin cephelerde karşılıklı öldüğü bir dünyayı hatırlamak zor olmuyor.

Kağıt üzerinde itiraz ettiğimiz, ilk sorulduğunda “Olur mu canım hiç öyle?” diye refleks halinde verdiğimiz yanıtların kısa sürede itirazlarımızı boşa çıkardığına kaç defa şahit olduk, yine oluruz, yine olacağız belli ki.

SA4462/KY49-İTIĞLI52: İsrail’in Afrika’daki Dostları

"İsrail’in Afrika’da her zaman dostları ve düşmanları olacaktır. Fakat dostlukların bölgede İsrail’in çıkarlarını artıracağını ve İsrail’in Afrika’nın kaynaklarının paylaşımında daha fazla rol üstleneceğini gösteriyor."


İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Pazar günü Batı Afrika ülkelerinden Liberya’ya bir ziyarette bulundu. Bu ziyaret aslında sadece Liberya’ya yapılan bir ziyaret değil aynı zamanda Batı Afrika ülkelerine yapılan bir ziyaret özelliği taşıyordu. İlk defa bir İsrail başbakanı Batı Afrika Ekonomik Topluluğu (ECOWAS)’nun zirvesine katılarak İsrail ile Batı Afrika arasında yeni bir ekonomik ilişkinin adımını atmak istiyordu.

Daha önceki başbakanlardan Golda Meir de 1960’ların başlarında Nijerya’ya bir ziyarette bulunmuştu. Batı Afrika ülkelerine İsraillilerin yaptığı bu ziyaret sömürge sonrası Afrika’sında İsrail yayılmacılığının başlangıcını yapmıştı. Nijerya petrolü, Mali altını, Sierra Leone ve Gine elması, İsrailli şirketlere peşkeş çekilmişti.

14 Haziran 2017 Çarşamba

SA4461/KY56-HS8: Helena Blavatsky/ Non-Violence; Şiddetsizliğin Şiddeti-Sükutun Çığlığı

Sonsuz Ark'ın Notu:
Adem'in bildiklerini bilseydik, neler değişirdi bilmiyoruz, ama en azından ondan günümüze dek Allah tarafından dünya ve ahiret mutluluğumuz için gönderilen tek din olan İslam'ın aslında tam olarak ne olduğunu çok iyi bilirdik. Evet, tahrif edilmesine Allah'ın izin vermediği Hakiki İslam'ın anlatıldığı son kitap Kur'an var elimizde, ancak onu da küfrün, yani zulmün, yani karanlığın en vahşi, en şeytanî yetenekleri ile okunmaz, anlaşılmaz diyerek, önceki kitaplar gibi insandan uzaklaştırdılar. Gönderilen peygamberleri yalanlayanlar, öldürenler kim idiyse onlar hep birbirlerine şeytanın yolunu öğrettiler binlerce yıl, biz Adem'in bildiklerini bilmemekle büyük bir zaaf içerisinde onların bize ne yapmayı tasarladığını fark etmekte çok zorluk çektik, halen de çekiyoruz, ama aramızda iğne ile kuyu kazar gibi çalışan ve akleden samimi insanlar da var ve aramızdan birileri şeytanın yolunda çalışıp çabalayanların birbirleri ile ilişkilerini görebiliyor artık ve anlatmaya çalışıyorlar. Aşağıdaki yayında, maksadı bu zemin olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Seçkin Deniz, 14.06.2017


Helena Blavatsky /Non-Violence; Şiddetsizlik

* Gülen'in hayranlık duyduğu Tolstoy'a non-violence (Şiddetsizlik- Şiddete başvurmama-Pasif direniş) fikrini aşılayan ve sessiz güç geleneğini başlatan Helena Blavatsky.

* Gülen'in hayran olduğu ve birlikte anıldığı non-violence geleneğinin fikir babası Tolstoy değil, ona bu fikri aşılayan Helena Blavatsky'dir.

* Non-violence geleneğinde Gülen Tolstoy, Ghandi, Martin Luther King ve İkeda ile birlikte anılır da neden Blavatsky ile anılmaz?

SA4460/KY26-CA132: Mevsimlik İşçilerin, Hurdacıların Çocukları...

"TEOG’un kırsal kesim şampiyonları, eski kırsal dünyasına denk gelen yeni kent yaşantıları üzerine de düşündürüyor. Kırsal mahrumiyet aramızda, kent madunlarının çalışma düzeninde kendini gösteriyor şimdi."


TEOG sonuçları kırsal kesim çocuklarının olağanüstü başarısıyla konuşuldu bu sene. “Tarladan çıkan 13 şampiyon” gibi başlıklar, zor şartlara rağmen kazanılan başarı üzerine düşündürüyor. İrade, azim, disiplin, ilgi, bilinçlenme… Ayın öteki yüzünde zor şartlar yüzünden okula gidemeyen öğrenciler yok mu hâlâ?

Yaz başında mevsimlik işçilerle ilgili haberlerde bir artış baş gösteriyor. Aileler Urfa’nın bir ilçesinden çoluk çocuk kalkıp Erzincan’a tohumlama, yabani ot ayıklama, çapalama ve hasat işleri yapmak için gidiyorlar. 5 ay boyunca çadırda yaşıyor, 30 lira yevmiye karşılığında günde 12 saat çalışıyorlar. Bu şartlar altında mevsimlik işçinin çocuğunun ilkokul bitirebilmesi bile mucize eseri olur. Bulundukları yerde iş bulabilseler yollara düşmezlerdi.

Seçkin Deniz Twitter Akışı