9 Şubat 2020 Pazar

SA8349/SD1610: Son Anayasal Değişiklikler; Rusya'nın Daha İyi Bir Politik Kapitalizme Giden Yolu

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, daha önce Dünya Bankası'nın araştırma departmanında baş ekonomist olarak çalışan, New York Şehir Üniversitesi Graduate Center'da (CUNY) geliştirme ve eşitsizlik uzmanı bir profesör olarak çalışan Sırp-Amerikan ekonomisti Branko Milanoviç' e aittir ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in Başbakan Medvedev'in istifa etmesini sağlayarak yeni anayasal değişikliklere gitmesinin temel nedenlerine odaklanmaktadır. Rusya Devlet Başkanı Putin, 20 Ocak 2020'de anayasada değişiklikler yapılmasını öngören, daha sonra da halk oylamasına sunulacak olan yasa tasarısını parlamentonun alt kanadı Duma'ya sundu. Analiz Putin'in muhtemel stratejilerine yönelik sağlıklı bir değerlendirme olarak görülebilir; ancak Putin'in Obama ile birlikte kan gölüne çevirdiği müslüman toprakların alacakları henüz tahsil edilmemiştir; yaşadığımız bugünlerde Putin ve Rusya, Suriye'de ve Libya'da müslümanları öldürmeye devam etmektedir ve Rusya Federasyonu bunun bedelini ödeyecektir. Türkiye'nin bu inkar edilemez gerçekle birlikte yürümesi gerekmektedir.
Seçkin Deniz, 09.02.2020

Russia’s path toward a better political capitalism
"Branko Milanoviç, Vladimir Putin'in son belirsiz anayasal değişiklik duyurularının arkasındaki muhtemel fikri açıklıyor."

Rus devletinin tepesindeki son değişikliklerin anlaşılması için, başkan Vladimir Putin'in muhtemelen sahip olduğu üç hedefe işaret etmek gerekiyor. Birincisi, kendisinden yeni bir lidere geçişin, Rus siyasi tarihinde sık sık olduğu gibi başka bir kanunsuzluk veya devrim krizine yol açmamasını sağlamaktır.

İkincisi, savaşlar, devrim ve anarşi nedeniyle yaşanan gelirdeki derin düşüşlerle dolu döngüsel Rus ekonomik tarihini tersine çevirmek, kör eden bir hızla iyileşme ve daha sonra ekonominin şu anda olduğu gibi uzun süre durgunluk yaşamaması.

SA8348/KY69-EY497: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


8 Şubat 2020 Cumartesi

SA8347/SD1609: Avrupa İçin Çok Fazla Tasarruf Sağlayan Doğru Makroekonomik Politikalar

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Floransa, The European University Institute'de ekonomi alanında doktora adayı olan, açık ekonomilerde ve para birimlerinde, hanehalkı heterojenliğinin para ve maliye politikalarını nasıl etkilediğine yönelik araştırmalar yapan Gergő Motyovszki'ye aittir ve Avrupa'daki aşırı tasarrufun harcamalar ve düşük faiz üzerindeki üzerindeki olumsuz etkisine odaklanmakta, bu durumun yüksek işsizliğe yol açtığını iddia ederek, Alman Medyasına karşı gevşek para politikasını savunan Avrupa Merkez Bankası (ECB)'yi desteklemektedir. Yayınladığımız analiz, Avrupa Birliği'nin yaşadığı derin kaosun teknik bir fotoğrafını çekmektedir. Eşitsizlik verilerinin zenginler lehine saklandığı Avrupa'nın bu karanlık çağında, Avrupa Birliği kurumlarının Avrupalılara refah vaat etmek bir yana herhangi bir iş bulmak gibi bir seçenek bile sunamadığını görmek ibret vericidir. Satın alma paritesine göre Avrupa'da liderliğe doğru gelişen bir Türkiye, tarihinin en karanlık en belirsiz dönemini yaşayan ve dağılmakta olduğu artık netleşen Avrupa Birliği'ne yönelik politikalarını netleştirmeli ve Merkel'in bir dönem tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık teklifini gündemde ısıtmalıdır...
Seçkin Deniz, 08.02.2020

The right macroeconomic policies for a Europe saving too much
"Alman şahinler, hasta bir Avrupa ekonomisinde para ve maliye politikaları ve risk paylaşımı konusunda hatalı değiller; ancak talepleri tutarsızdır."

'Avrupa'nın makroekonomik politikası' ile ilgili şiddetli bir tartışma yaşanıyor.


Alman medyası, ihtiyatlı koruyucuların savunduğu Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) aşırı gevşek para politikalarına giderek daha fazla saldırırken, eski ve mevcut merkez bankacıları da geleneksel olmayan mali politika yumuşamalarını eleştiriyor. Sıkı para politikası için zorlayan parasal şahinlerin ötesinde, mali ortodoksluk, çantanın iplerini gevşetme çağrılarına direniyor: Alman hükümeti, Schwarze Null (Siyah Sıfır) Dengeli bütçe politikasından sapma konusunda isteksiz.

6 Şubat 2020 Perşembe

SA8345/SD1608: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 549 (16-20 Mart 2019)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”


  
(Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, her günün tweetlerini aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)
(26-31 Mart 2019)  (Mart 2019: 4.514  Tweet+Önceki Toplam: 353.297+4.514 = 357.811 Tweet

16 Mart 2019
RT @Hurriyet: Ricky Martin’den dünya medyasına Yeni Zelanda tepkisi: "Terörist olarak değil saldırgan ya da radikal olarak nitelendirdi. Ne…

16 Mart 2019
RT @servet_ggk: Yeni Zelanda terör saldırısı ile ilgili polis:
- Bir beden daha bulundu: 50 şehit
- 36 yaralı (11’i ağır, biri 4 yaşında)…

SA8344/KY69-EY495: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


5 Şubat 2020 Çarşamba

SA8343/Sonsuz Ark-YD191: Aşk Bağımlısı Olunabilir mi?

"Yemek yiyemezsiniz, uyuyamazsınız ve düşünebildiğiniz tek şey bu durumu nasıl düzeltebileceğinizdir. Belki de aşkın bağımlısı olmuşsunuzdur."


Aşırı romantizm, genellikle bağımlılık benzeri semptomlar taşır; aşırı neşe (öfori), ihtiras, bağlılık, uzaklaşım ve kötü hissetme. Öte yandan, beyin taramaları, aşırı romantizmin, beynin ödül merkezlerini uyuşturucu bağımlılığına benzer bir örgüyle uyardığını ortaya koyuyor. Ancak, insanların aşkın bağımlısı olabilecekleri düşüncesi tartışmalıdır. Tartışmalıdır diyoruz çünkü, insanlar bağımlılık teorisinin doğru tanımı üzerinde ve özellikle de “aşk” terimi kullanıldığında, bununla neyin kastedildiği konusunda uzlaşı sağlamış değiller.

SA8342/KY13-AO336: Siyonist Sermaye, ABD, Rusya ve Türkiye'nin Avantajları

"ABD Seçimi, AB’nin durumu, ABD’nin planlarını uygulamada karşılaştığı çeşitli zorluklar Türkiye’nin şu an avantajları arasında.."


Dünya, Yahudi sermayesinin hakimiyeti altındadır. Tüm ideolojiler, dinler, coğrafi haritalar, devletler, devletçikler vs. bu hakim sermaye doğrultusunda şekillendirilmek istenir.

Yahudiler ticarette ehildirler ve o nedenle küresel sermayenin ana merkezi Yahudi sermayedarlardan oluşur. Bu sermayenin ilk toplandığı yer İngiltere’dir. Sonrasında ise Yahudi sermayesi ABD’de yapılanmıştır.

SA8341/KY69-EY494: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


4 Şubat 2020 Salı

SA8340/SD1607: "selâm olsun!" /07.10.2004/ 261. patika



...sakınılmış tüm insan erdemleri adına...
...köprülerden bihaber...
...derelerden geçmeyenlere....
...sebepsizliği sevip de sebepsizliğe tav olanlara...
...görsel mekanizmalar kuruluyken zindanın orta yerine, asılacak olmayı anlamayan biçarelere...
...kötülere kötülükten dem aldırmayan bir nebzeye...
...var değilim demeyen bir zerreye...
...iyiye ve kedere...
...tazeye ve hevese...
...her zaman her yere dolamayan şeylere...

SA8339/SD1606: Eşitsizlik Verileri'nin Saklandığı Karanlık Çağlar

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Dünya Eşitsizlik Veritabanı eş direktörü Facundo Alvaredo, Sciences Po öğretim görevlisi ve Sürdürülebilir Kalkınma ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü araştırma görevlisi Lucas ChancelParis Ekonomi Okulu ekonomi profesörü Thomas Piketty, Berkeley California Üniversitesi Eşit Büyüme Merkezi direktörü Emmanuel Saez ve Berkeley California Üniversitesi Eşit Büyüme Merkezi ekonomi profesörü Gabriel Zucman'ın ortak bir çağrısıdır: "Sivil toplum, medya, hükümetler ve akademik topluluktan ilgili tüm tarafları, 21. yüzyıla eşitsizlik verilerini derleme çabasına katılmaya çağırıyoruz." Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletlerinin Eşitsizlik istatistiklerini saklama girişimleri, halkların doğru bilgi edinmelerine engel olmakta ve seçimlerin manipüle edilmesini sağlamaktadır. Metnin en önemli sonuçlarından biri şudur: "Ancak eşitsizliği ölçme konusundaki ilerleme, anlatıları daha fazla şeffaflıktan alıkoyan son politika gelişmeleri tarafından engellenmiştir. Birçok gelişmiş ekonomi, her yıl yapılan vergi denetimi sayısını azaltmış ve bu temel bilgi kaynağına erişmeyi ve bu bilgileri analiz etmeyi zorlaştırmıştır. Aynı şekilde, sermaye gelirleri üzerindeki ilerici vergiler aşamalı olarak kaldırıldıkça ve servet ve miras vergileri kaldırıldıkça, servet eşitsizliğine ilişkin en temel veri kaynaklarından bazıları ortadan kalkmıştır." Görüldüğü üzere, devletlerin politikalarını lehlerine belirleme gücüne sahip olan zenginlerin servetlerini arttırmaya odaklanan küresel politikalar artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.
Seçkin Deniz, 04.02.2020

Escaping the inequality-data Dark Ages
"Artan eşitsizlik algıları demokrasinin temellerini zayıflatsa da, servet ve gelir eğilimleri hakkındaki veriler maalesef yetersiz kalmaktadır."

Eşitsizlik istatistiklerinin Karanlık Çağlarında yaşıyoruz. 'Büyük Durgunluk'tan on yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, hükümetler hala gelir ve servetin gelişimini tam olarak izleyemiyorlar. İstatistik ajansları bir bütün olarak nüfus için gelir artışı istatistikleri üretmektedir (ulusal hesaplar), ancak 'orta sınıf', 'işçi sınıfı' veya en zengin yüzde 1 ve yüzde 0,1 için değil. Google, Facebook, Visa, Mastercard ve diğer çok uluslu şirketlerin özel hayatlarımız hakkında özel bilgilere sahip oldukları bir dönemde, hükümetler gelir ve servetin dağılımı ile ilgili en temel istatistikleri hâlâ tespit edemiyorlar.

3 Şubat 2020 Pazartesi

SA8338/SD1605: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 18

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Bu çelişki neden ortaya çıkıyordu, bu insanlar hangi sebebe binaen kendilerini ve geçmişlerini inkâr ederek insanları yönetmeye talip oluyorlardı ya da onları bu işe sevk eden, icbar eden güç nasıl bir güçtü?"


Zamanın sakinleştirici etkisini kullanmak gerekiyordu, sağlıklı değerlendirmeler yapmak için. Roma uçağı bulutların arasında süzülürken o yılları düşünüyordum. On dokuz yaşında üniversite öğrencisi bir gençtim, ilk oyumu kullanmıştım 2002 genel seçimlerinde. Doğrudan Allah'a bağlı olduğumu ilan ettiğim, bilimin, aklın, özgür düşüncenin yok edildiği, sağcı, solcu, cemaatçi veya tarikatçı güçlerin ele geçirdiği, birilerinin kanatlarının altına sığınan kifayetsiz gençlerin akademisyen olduğu üniversitelerin birinde okuyordum. Baş kaldırmıştım bu sefalete, ancak tek başıma yapabileceğim fazla bir şey yoktu. Bu böyle gitmeyecekti, gitmemeliydi.

SA8337/KY13-AO335: Bir Toplumsal Mühendislik Projesi; İBB Başkanı 'Ekrem İmamoğlu'

"Aynı zaman dilimi içinde; 'Kur’an okuyan, namaz kılan, içkisini içen, modern yaşamdan, tatilden ödün vermeyen, acı ile tatlı anları bir fotoğrafa sığdırarak bunu toplumun genel kabulü haline ve buradan da kalıcı desteğe dönüştürmek isteyen bir toplumsal hedefle' karşı karşıyayız."


İ.B.B Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun deprem acısıyla sarsılan Elazığ’a uğradıktan sonra ailece Erzurum’a geçerek Palandöken kayak merkezinde kayak yaparken pozlar vermesi günlerdir tartışılmakta.

Kimileri, “Ülkede böylesine bir acı yaşanırken, alelacele Elazığ’dan Erzurum’a geçerek objektiflere kayak pozları vermek İmamoğlu’na yakışmadı” derken, kimileri de “Parasıyla eğlenmesi kimi ilgilendirir” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

SA8336/KY69-EY493: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


2 Şubat 2020 Pazar

SA8335/SD1604: Dünya Ekonomik Forumu: Neoliberal Vergilerle Sürdürülebilirliğe Doğru mu?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, başlıca araştırma konuları ücretler, çalışma süresi, refah devletleri ve endüstriyel ilişkiler olan Duisburg-Essen Üniversitesi Çalışmalar ve Beceriler Enstitüsü (IAQ) profesörü Gerhard Bosch'a aittir ve 'entelektüel olarak İskandinav sosyal modellerinin artan eşitsizliğe bir alternatif sunduğunu' kabul eden Dünya Ekonomik Forumu (WEF)'in çelişkilerine odaklanmakta ve WEF'in Yeni Davos Manifestosu üzerinden ortaya koyduğu bu duruşunu, "Bunu ideolojik olarak kabul edemez." diyerek resmi OECD ve WEF raporları üzerinden irdelemektedir. Avrupa'daki ve ABD'deki zenginlerden daha fazla vergi alınmasını savunan akımın geçtikçe güçlendiğinin ve milyarderlerin gösteri mekanı olarak çalışan WEF'in de nihayet bu gerçeği kabul ettiğinin düşünülmesinin istendiğini yazar, gerçeğin böyle olmadığını ve İskandinav ülkelerinin işe başlamada ve işten çıkarmada yeterli güvenceleri vermediğini ileri sürmektedir. Dikkat edilirse, Batı'lı hegemon ülkeler işsizlikten, eşitsizlikten ve yoksulluktan bahsetmekte ve bu parametrelerle ilgili büyük çatışmalarla meşgul olmaktadırlar. Vahşi Batı'nın çöküş ağrılarına ve bağırtılarına açıkça şahit olduğumuz bu dönemde ortaya çıkan fırsatları değerlendirmek zorundayız.
Seçkin Deniz, 02.02.2020

World Economic Forum: towards sustainability with neoliberal recipes?

"Dünya Ekonomik Forumu entelektüel olarak İskandinav sosyal modellerinin artan eşitsizliğe bir alternatif sunduğunu kabul etti. Bunu ideolojik olarak kabul edemez."

Geçen hafta Davos'ta bir araya gelen Dünya Ekonomik Forumu (WEF), son yıllarda ahlaki çıtasını daha da yükseltti. Yeni Davos Manifestosu, 'şirketlerin vergi paylarını adil bir şekilde ödemeleri, yolsuzluğa sıfır tolerans göstermeleri, küresel tedarik zincirleri boyunca insan haklarını desteklemeleri ve rekabetçi düzeyde bir oyun alanı savunmaları gerektiğini' belirtiyor. WEF’in 2019 Küresel Rekabet Edebilirlik Raporu’nda artan toplumsal eşitsizlik ağır eleştiriliyor.

SA8334/KY20-MEK88: Depremden Bize Kalan Bir Dil Olarak Merhamet

‘…insanlar ayakkabıları ellerinde nehre koşarlardı, anlamadığım dilde sevinir,
anladığım acılar bırakırlardı kapı önlerine…’ 
Fadıl Karlıdağ 


Geçen hafta, merkezi memleketim Elazığ’ın tatlı bir kıyı kasabası lezzetindeki ilçesi Sivrice olan 6.8 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Her deprem ile birlikte ortaya çıkmasına alışık olduğumuz kızıla boyalı ekranlar, birkaç gün boyunca insanı tedirgin eden son dakika uyarıları, deprem uzmanı hocalar, sosyal duyarlılık söylevleri, devlet kurumlarının çalışmaları, siyasi açıklamalar, yer yer siyasi acullükler gündemimizi haklı olarak çokça meşgul etti. Ama deprem bütün bu lazım ve kaçınılmaz şeylerin yanı sıra milletimizin ruh kökünde saklı çok değerli vasıfların nasıl ışıl ışıl, nasıl dipdiri yerinde durmakta olduğunu da ortaya koydu.

SA8333/KY69-EY492: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


1 Şubat 2020 Cumartesi

SA8332/SD1603: Avrupa'da Çalışan Yoksul Sınıflar

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Bertelsmann Stiftung'un SGI Haber ve BTI Blog'unda yazan, uluslararası ilişkilere, kalkınmaya ve hukukun üstünlüğüne odaklanan bir editör ve analist olan Justine Doody'ya aittir ve Avrupa Birliği ile ABD'de çalıştıkları halde yoksul kalmaya devam eden çalışanların mevcut durumunu irdelemektedir. Tam zamanlı iş bulanların işlerinin devam edeceğine dair güvenlerinin kalmadığını, iş bulanların çoğunun geçici sözleşmelerle çalıştıklarını ve bir ayın altında kalan iş süreleri yüzünden güvencesiz olduklarını, tek kişiye göre belirlenmiş asgari ücretin tek gelire sahip aileler için yetersiz olduğunu ve işten ayrılanların sosyal güvencelerinin yetersiz olduğunu veya hiç olmadığını ifade eden yazar, istatistiksel olarak neredeyse tam istihdam gerçekleştiği iddia edilen İngiltere'de 2010 ve 2018 arasında görünmez işsizliğin yüzde 165 arttığını ve kriz öncesi var olan 29 gıda bankasına karşılık şu anda 2.000 gıda bankasının olduğunu vurgulamaktadır. Justine Doody'nin nihâi cümlesi Batı'nın ekonomik ve sosyal çöküşünün net bir fotoğrafını çekmektedir: "İstikrarlı, düzenli çalışma saatleri ve ilerleme fırsatlarıyla iyi işler çözümün bir parçası olmalıdır. Ve böylece, işten ayrılanlar (veya emekli olanlar) için sosyal güvenlik ağının oluşturulması veya eski haline getirilmesi gerekir."
Seçkin Deniz, 01.02.2020

The ranks of the working poor
"Birçok batı ekonomisinde istihdam artmasına rağmen, yoksulluk azalmıyor. Emek piyasası politikalarında yanlış olan ne?"

Büyük Durgunluk'tan bu yana, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği ülkeleri büyüyor. Yatırım ve ticaret arttı ve işgücü piyasaları da bunu takip ediyor. İspanya ve İtalya gibi krizlere maruz kalan ülkelerde bile işsizlik düşüyor. Ancak işsizlik oranı sert bir gerçeği maskeliyor: istihdam artıyor ama yoksulluk azalmıyor. Bertelsmann Stiftung tarafından geçenlerde yayınlanan AB ve OECD'de 2019 raporundaki önemli bir bulgu, çalışıyor olmanın artık konforlu yaşam standartlarının garantisi olmadığını gösteriyor.

SA8331/KY69-EY491: Erhan Yalvaç; Çizgilerin Dili


Seçkin Deniz Twitter Akışı