24 Aralık 2017 Pazar

SA5378/KY37-AZ239: Suudi-İran Savaşı mı?.. Geçiniz...

"İşin sonunda Suudi Arabistan ile İran’ın savaşmasına gerek kalmaz, sokak, silkeler atar bu kadroları..."


Öfke ve saldırganlık, aşırı korku karşısında yaşanılan, zihinsel bulanıklığı da beraberinde getiren ruh halidir. Eğer, Suudi Arabistan ve İran’ı yöneten kadrolar, bir yüksek korku halinde böyle bir ruh haline düşmezlerse, merak etmeyin, bu iki ülke birbiriyle sa-va-şa-maz…

Bir gerçeği daha söyleyelim: İsrail, İran ile Suudi Arabistan için hiç sa-vaş-maz… Karakterlerine aykırı… Kurulduklarından bu yana hiçbir ittifakın içinde yer almadan, sırtlarını, Amerika’daki Yahudi lobisine ve bu lobinin kontrol ettiği Amerikan derin devletine dayayarak yalnız, kendileri için savaştılar. Bakmayın siz Trump’ın çıkardığı gürültüye, Amerika’daki Yahudiler’in yüzde 80’i bırakın İran ile savaşmayı, Kudüs’ün tek başına İsrail’in başkenti ilan edilmesine bile karşı!.. Bu İsrail mi, bu kadar kırılgan bir zeminde, üstelik kendi iç istikrarını sağlayamamış, bölük-pörçük aşırıcı partilerin desteğindeki bir koalisyon ile yönetilirken, Veliaht Prens Selman ve arkadaşı BAE Veliaht Prensi Zayed için savaşacak?.. Hadi canım…

SA5377/KY35-YTK246: Paris-Ankara Hattı

"Mesele seçmek değil zaten, her bir insan için, toplumlar milletler velhasıl bütün insanlık için doğru olanı seçme konusunda titizlenmek."


Avrupa Bakanlığı’nın son yıllarda başlattığı Türkiye-AB Sivil Toplum Buluşmaları için Paris’e gelen Türk gazeteciler olarak Fransız meslektaşlarımızla yapacağımız karşılıklı soru-cevaplı toplantıya biz de onlar kadar merakla girdik.

Avrupa’yla birbirimize uzun zamandır yüksek sesle diğerinin hiç de hoşlanmadığı şeyler söylüyorduk.

Açılışı, bütçe görüşmeleri nedeniyle bu seferki toplantıya katılamayan Bakan Ömer Çelik yerine Müsteşar Selim Yenel yaptı. Hızla giderilmesi gereken karşılıklı güvensizliğe vurgu yapan Yenel, Ankara’nın müzakerelerin başlatılması, Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesi ve vize anlaşmasının yürürlüğe girmesini beklediğini vurguladı.

23 Aralık 2017 Cumartesi

SA5376/KY56-HS11: 17-25 Aralık'ın Pagan Kökleri; Kış Solstisi/ Gerdek Gecesi/ Şeb-i Arûs/ Christmas/ Satürnalia

Sonsuz Ark'ın Notu:
Adem'in bildiklerini bilseydik, neler değişirdi bilmiyoruz, ama en azından ondan günümüze dek Allah tarafından dünya ve ahiret mutluluğumuz için gönderilen tek din olan İslam'ın aslında tam olarak ne olduğunu çok iyi bilirdik. Evet, tahrif edilmesine Allah'ın izin vermediği Hakiki İslam'ın anlatıldığı son kitap Kur'an var elimizde, ancak onu da küfrün, yani zulmün, yani karanlığın en vahşi, en şeytanî yetenekleri ile okunmaz, anlaşılmaz diyerek, önceki kitaplar gibi insandan uzaklaştırdılar. Gönderilen peygamberleri yalanlayanlar, öldürenler kim idiyse onlar hep birbirlerine şeytanın yolunu öğrettiler binlerce yıl, biz Adem'in bildiklerini bilmemekle büyük bir zaaf içerisinde onların bize ne yapmayı tasarladığını fark etmekte çok zorluk çektik, halen de çekiyoruz, ama aramızda iğne ile kuyu kazar gibi çalışan ve akleden samimi insanlar da var ve aramızdan birileri şeytanın yolunda çalışıp çabalayanların birbirleri ile ilişkilerini görebiliyor artık ve anlatmaya çalışıyorlar. Aşağıdaki yayında, maksadı bu zemin olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Seçkin Deniz, 23.12.2017


* 25 Aralık iddianamesinin zamanlaması manidar bulunmuş... Hâlbuki asıl manidar olan bu operasyonlar için seçilen 17-25 Aralık tarihleri idi.

* Diyorlar ki 17-25 Aralık'ı unutmayacağız, unutturmayacağız. Pagan Romalılar da tam olarak bu tarihleri unutturmama niyetindeydiler.

* Romalıların tam da 17-25 Aralık tarihlerinde kutladıkları pagan Saturnalia festivali Christmas olarak Hristiyanlık'ta kutlanmaya devam etti.

SA5375/KY26-CA168: Utanç ve Hikâye

"Parçalı beden olarak algılanmak, bu şekilde bir ömür sürdürmenin sistemi içinde kaybolmak, bütünsel varlığın akıl ve yürekle kendini yeniden oluşturabileceği hayat macerası açısından, bu maceranın insanlığa kazandırması mümkün iyilikleri düşününce hele, ne acıklı bir kayıp!"


Anoreksiya ile agorafobi arasında bir bağ var. Bütün hayatı fiilleri etkileyen bu iki algı bozukluğuna daha çok kadınlar yakalanıyor. Özellikle anoreksiyanın yayılmasının başlıca sebebi, kadınlık değerini beden ölçüleriyle tartan imgelerin her alana sızan belirleyiciliği.

Kadın varlığı, onu bir bütün olarak tanımaya izin vermeyen karmaşık bir sistem tarafından sürekli parçalara ayrılıyor. Medya, reklamlar, panolar, başka anlamları açma kabiliyeti kapitalizm tarafından soğurulmuş bir sanat ağı içinde parçalı kadın bedeni algısını olağan hale getiriyorlar. Bedenine yönelik bakışların tanımlamaları (ve tacizi) karşısında donanımsız genç kız için bütüncül varlığını korumanın yollarından biri gibidir, bedensizleşme. 

SA5374/KY64-ZTK40: Derin Cepler, Derin Kapak: BAE, Körfez'de Bir Casus İmparatorluğu Oluşturmak İçin Eski CIA Yöneticilerine Para Yağdırıyor

"BAE İstihbarat servisini profesyonelleştirmek için Amerikalıları tuttu. Eski Amerikalı casuslar ne kadar uzakta olabilir?"

Deep Pockets, Deep Cover: The UAE Is Paying Ex-CIA Officers to Build a Spy Empire in the Gulf

Batılılar, Abu Dabi’nin kuzeydoğusundaki Zayid Limanı’ndan pek de uzak sayılmayan bir yerdeki tipik bir modern Körfez villasında BAE’lilere modern casusluğun araçlarını öğretiyorlar. İstihbaratın temel bilgilerini veren derslerle başlıyor. (…) Müteakip haftalarda (…) gibi çok daha ileri istihbarat eğitimleri veriliyor.

(…) Tesisler ve dersler, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin Batı’dakini model alan bir profesyonel istihbarat kadrosu yaratma çabasının bir parçası.

Eski CIA ve hükümet yetkilileri, ilginç bir görev ve belki çok daha önemlisi, ballı bir kariyer vaadiyle Körfez ülkelerine çekiliyorlar.  

SA5373/KY58-GÖKA59: Her Bekleyiş Umut Taşımaz

"Ama ne ki bekleyiş, umut değildir asla onunla özdeş tutulmalıdır. Evet, her ikisi de geleceğe dair hislerle dolu durumlardır ama umudun kolları geleceğin çok daha ötelerine uzanır."


Biz umut üzerine düşüncelerimizi paylaşırken, ülkemiz üzerine yaptıkları kumpaslar yetmiyormuş gibi bir de ABD’nin meşum Kudüs kararı çıkageldi. Aktüel olandan biraz kopup daha meslekî denilebilecek yazılar yazmaya koyulduğumuzda gerekçemizi, dünyanın içinde bulunduğu kaotik durum diye açıklamıştık. Böyle zamanlarda ülkemizden ve mazlumlardan yana saf tutmanın haricinde, fitneye mani olmak için, sadece kendi alanımızda, verimli düşüncelere yol açabilecek tarzda yazmak ve geleceğe hazırlanmak lazım geldiğini söylemiştik. Sözlerimiz, bugün de cari. Müsaade ederseniz umuda ençok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde umut üzerine düşüncelerimi aktarmaya devam edeceğim.

Herşeyden önce umudun bir bekleyiş ve arzu türü olduğunu söylemek ve kabul etmek gerekir. Bu üçü çoğu zaman bir arada, kucak kucağa sarılmış bir halde bulunurlar ama bilmeli ki umut, diğer bekleyişlerden ve arzulardan büyük farklılıklar gösterir.

SA5372/KY34-EE13: Bir ve Diri Ümmet

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Âlemlerin Rabbi, Mevlâmız olan Allah’a hamd, örnek kulu, son Resûlü Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ü selâm ile sözlerime başlarım.

Tüm peygamberlerin olduğu gibi sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’in de amacı ve hedefi, Allah’ın dinini, yani tevhide dayalı inanç sistemini, ferdî ve ictimaî hayatlarında canlandıracak müminler yetiştirmektir. Bunun özü de bireysel olarak takva (Allah saygısı), toplumsal olarak vahdet (birlik) erdemlerine sahip çıkmaktan geçer.

SA5371/KY38-SevDur109: Merhum Erbakan Söylemişti: "Amerika İsrail’e Eyalet Versin!"



“İsrail bayrağında İki mavi çizgi ve ortasında da Siyonizm yıldızı bulunmakta. Bunlar birer semboldür. Üstteki çizgi Fırat Nehri’ni, alttaki çizgi de Nil Nehri’ni ifade etmektedir. Yahudilerin inançlarına göre bu sınırlar İsrail devletinin sınırlarıdır.”

Milli Görüş Hareketi’nin Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan bu sözleri söylediğinde, komplo teorilerinden bahsettiğini düşünen çok oldu. Böylesine büyük bir plan, böylesine dev bir proje akla yatkın gelmediği için, Erbakan Hoca’nın Siyonizmle ilgili düşünceleri dikkate değer bulunmadı.

22 Aralık 2017 Cuma

SA5370/KY28-ATA343: Kıbrıs’ta Çözümün Modeli Değişiyor

"İlk darbeyi ABD dolarının, ikinci darbeyi de ABD’nin kendisinin siyasi olarak yiyeceği bence kaçınılmaz bir süreç.  Neticede dünyayı, Kıbrıs’ı da etkileyecek bir kaos dönemi bekliyor… Hep birlikte göreceğiz."  


Müzakerelerin ucu açık ve Rumların keyfine kalacak şekilde devam etmeyeceği artık kesinleşmeye başladı. 

Müzakereler konusunda yaptırımcı etkileri olan siyasilerin söylediklerini dikkatle okuyorum, özellikle KKTC ve Türkiye’deki siyasiler ile Rum lider Anastasiadis ve görüşmecisi Mavroyannis’inkileri. 

KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un, “Bizim her zaman kalıcı bir çözüme yönelik olarak dost elimiz Güney Kıbrıs’a doğru uzatılmış durumda. Ancak biz ilelebet Güney Kıbrıs ile bir çözüm olsun diye bekleyecek değiliz. 60 yıldır gayretlerin tamamı sonuçsuz kalmıştır. Üstelik de masa başında müzakere edilmesine ve bizden talep edilen fedakarlıklara olumlu yanıt verilmesine rağmen sonuçsuz kalmıştır. Haliyle KKTC olarak da sonsuza kadar tanınmamış ve müzakerelere mahkum edilmiş pozisyonda beklemeye artık niyetimiz yok. Bu noktada ana vatanımızla istişare içinde yeni modelleri elbette konuşmak durumundayız” sözleri 2018 Şubatından sonra Kıbrıs konusunda nelerin yaşanacağını ortaya koyuyor.

SA5369/Sonsuz Ark-YD75: İngiltere, Savunma Kapasitesi Konusunda Ciddi Sorularla Karşı Karşıya

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, ciddi bir yayın organı olan Financial Times'te yayınlanmış olarak İngiltere hükümetine uzmanları için çok önemli teknik detayları ve büyük endişeleri hatırlatan sorulmuş soruları içeriyor. Diğer bir deyişle artık emperyal gücü bitmiş bir ülke olarak İngiltere'nin savunma kaygıları yaşadığının açık bir yansıması olarak da okunabilecek olan metnin, dünyanın geri kalanı için 'can derdine düşmüş bir sömürgeci gücün yok olması' açısından iç açıcı bir özelliği var... Metnin yazarı kaygılarında haklı, çünkü BBC'nin 19 Aralık 2017 tarihli haberine göre yapımı 8 yıl süren ve 3 milyar 100 milyon sterline (yaklaşık 4 milyar 200 milyon dolar) mal olan, 280 metre uzunluğunda, 1000 mürettebat alabilen, 40 savaş uçağı taşıyabilen, Haziran 2017'de Kraliçe 2. Elizabeth'in de katıldığı törenle suya indirilen İngiltere tarihinin en büyük uçak gemisi HMS Queen Elizabeth'in su aldığı ortaya çıktı. İngiliz ekonomisi savunma ihtiyaçlarını finanse edecek güce artık sahip değil... Keyifli okumalar diliyoruz.
Seçkin Deniz, 22.12.2017


© Jonathan McHugh

UK defence spending
Britain faces serious questions on its defence capability


"Siber savaşın başladığı bir dönemde İngiltere'nin uluslararası askerî rolü henüz belirsiz."
  
İngiltere'nin ulusal güvenlik yeteneği incelemesinin etrafındaki tartışmalardan çoğu, Savunma Bakanlığı'nın ön taahhütleri ile mevcut bütçe arasındaki uyumsuzluğa odaklanıyor. Sonuç, önümüzdeki on yılda 200£  milyar olacağı söylenen fon aralığı .

Bu boşluğun kaynağı, büyük savunma projelerini yönetme konusundaki beceriksizlik, geçmişte vaat edilen verimli tasarrufları sağlamakta başarısızlık ve pound değerindeki düşüş.. .Bununla birlikte, 2015 son kapsamlı harcamaların gözden geçirilmesinden bu yana,  AB referandumu, Donald Trump'ın seçilmesi ve sosyal medyada anlatıldığı gibi(özellikle batının siyasi süreçlerine Rusya'nın müdahalesi gibi) çatışma potansiyeli taşıyan gösterilerin ardından başka şey olmadı. Bazı temel sorular İngiltere'nin uluslararası rolü hakkında ortaya çıkmaya başlıyor.

SA5368/KY57-AHCZD67: Sûre Sûre Kur'an'da Mü'minlerin Vasıfları 30: Maide(01-10)

"Müminler,  Allah’ın kurtuluş reçetemiz olarak gönderdiği Kur’an’a sımsıkı sarılırlar ve içindekileri düşünürler, anlamaya ve hayatlarına taşımaya çalışırlar. Allah’ın kitabından uzak ve gaflet içinde bulunamazlar. ”


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi yaratan ve bize doğru yolu gösteren, kendine imân etme şerefini nasip eden, yediren ve içiren, hastalandığımızda da bize şifa veren, bizim canımızı alacak ve sonra diriltecek olan, hesap gününde, hatalarımızı bağışlayacağını umduğumuz (Şuara, 26/78-82) Âlemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamd’ü senâlar olsun. “Üsve-i hasene” olan Resûlü Muhammed Mustafa (sav)’e  salât u selâm olsun.


MAİDE SURESİNDE MÜ’MİNLERİN VASIFLARI (1-10. Ayetler)[1]

MÂİDE SURESİ Medine döneminde inmiştir. 120 âyettir. Sûre, adını 112. ve 114. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. Mâide Suresi muhteva bakımından Nisâ sûresinin devamı mahiyetindedir. Zira Nisâ sûresinin son bölümünde değinilen yahudi ve hıristiyanların bâtıl inançları, tutum ve davranışları bu sûrede de ağırlıklı olarak ele alınmış ve bunlarla ilgili önemli açıklamalar yapılmıştır. 

SA5367/KY1-CÇ449: Çığ

"Ne yapıyorum şimdi? Niye sabahı bekliyorum ki? Kesinlikle geleceği yok."


“Nerdesin! Nerdesin! Nerdesin!” işte üç kez bağırdım. Çıt yok. Kendi sesim bile bana dönmedi. İnandırabilir miyim ki geldim ve bekledim. Ve bağırdım. hem de üç kez. Varsın inanmasın! Umurumda bile değil. Yeter artık! Gerçekten!

Benden bu kadar. Godot’u bekleyenlere döndüm. Hem onlar hiç değilse birkaç kişi bir aradaydılar. Bense yapayalnızım. Bu dağın başında bir Allah’ın kulu yok. Ya şu at? Onu niye buraya bırakmış. Bana yoldaş olsun diye değildir her halde. Beni görünce nasıl da sevindi. Nasıl da heyecanlandı zavallı hayvan. Acaba kaç gündür burada? Ben geleli altı gün oldu. En iyi ihtimalle atın yedinci günü. Onun kadar sorumsuzunu görmüş değilim. Belki kimse de görmüş değildir.

SA5366/KY48-SY33: Dr. İshiguro, Siyonizmin Robotunu Yapabilir misin?

N'oluyo yaaa? Gerçekten; n'oluyo!..


23 Temmuz 2006, Pazar

Bir süre sonra Dünya nüfusu, insan doğumlarına bağlı olmadan da artış gösterebilir. (Bir bu eksikti diyorsanız, demeyin. Dinleyin!)

Çünkü Robotlar sayesinde bu mümkün. Osaka Üniversitesi Profesörü Ishiguro'nun iddiasına göre, zamanla robotlardaki gelişmeler, onları insanlardan ayırt edemeyeceğimiz seviyeye ulaşacakmış. Robotlar daha şimdiden insanları taklit edebilme yeteneklerine sahiplermiş. Öyle ki, Ishiguro'nun bir robotu, Bay Ishiguro'nun yüz ifadelerini filan taklit edebiliyormuş şimdiden. Ishiguro diyormuş ki; silikondan yapılmış derileri ve sensör motorları sayesinde insandan ayırt edilemeyen bu android-robotların insan olmadığını anlayabilmek için şu anda 5-10 saniye geçmesi gerekiyor. Ama yakın zamanda bu süre 10 dakikaya kadar çıkabilecekmiş. (Hürriyet, 22 Temmuz 2006).

SA5365/ÇY4-DB113: Votka Yasağı Rus Devrimini Hızlandırır mı?

"Mark Forsyth'in Sarhoşluğun Kısa Tarihi, alkolle ilgili gerçekleri ve hikayeleriyle çok eğlendirici bir koleksiyondur."


Did a vodka ban precipitate the Russian Revolution?

İnsanlık tarihinin daha gizemli özelliklerinden biridir, her çağın ve dünyanın neredeyse her yerindeki insanlar, zekalarını düşürmek, reflekslerini zayıflatmak ve genel olarak onlar hakkındaki her şeyin daha az işlev görmesini sağlamak için epey çabalamışlardır. 


Peki sarhoş olmak hakkında en çok sevdiğimiz nedir? Mark Forsyth'in neşeli yeni kitabına göre, en iyi cevap genellikle klasik şamatacı olarak düşünülmeyen birinden geliyor: William James, Amerikalı filozof ve Henry'nin kardeşi. James, “Ağırbaşlılık” diye yazdı, “Küçültür, ayrımcılık yapar ve hayır der; sarhoşluk genişler, birleşir ve evet der.” 

21 Aralık 2017 Perşembe

SA5364/SD850: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 272 (06-10 Mayıs 2015)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”



 (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz, orijinalini aramak istediğiniz tweet metnini kopyalayınız, Twitter arama motoruna yapıştırıp arama yaptırınız.)

(06-10 Mayıs 2015)  (Mayıs 2015: 3.028 Tweet+Önceki Toplam: 157.435+3.028= 160.463 Tweet)


Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
SA809/TG37: Gazzeli Çocuklar Doğal Gaz İçin Öldürülüyor sonsuzark.com/2014/08/sa809t…

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlamasının tek nedeni İsrail Doğalgazı sonsuzark.com/2014/05/sa669-…

SA5363/KY35-YTK245: Yarım Trilyonluk Oyuncak Galerisi

"Yani, üretip satandan başka kimsenin zerre işine yaramayan çok pahalı bir oyuncak galerisi…"


Şimdi kararmış bulutlarıyla kışı hatırlatmıyor yaşatıyor Ankara. Muhtemelen Anadolu’nun çoğu yeri böyle. Ara sıra açan güneş çok eski bir tanıdık gibi. Soğuyor hava. Ara ara yağmur. Yakında biliyor herkes karla bembeyaz kaplanacak, dondurucu soğuklar gelecek ardından.

Ortadoğu’da birçok ülkede ise hava sıcaklığı burası için bahar denilecek kıvamda hala. Bazılarında yaz sayılır.

O yüzden anlamıyor olabilirler mi acaba kış mevsimini, havanın kararmasını, bulutların göğü kapatmasını, soğukların, zorlu bir mevsimin gelmekte olduğunu? Kim bilir…

SA5362/KY49-İTIĞLI81: İngiliz Anahtarı Hâlâ Bazı Kapıları Açıyor

"İngiltere bir şekilde eski sömürgelerine geri dönüyor. Çünkü İngiliz anahtarı Afrika’da hala işe yarıyor."


Zimbabwe eski Devlet Başkanı Robert Mugabe’ye darbe yapılıp iktidardan el çektirilmesi ile ülke yeni bir döneme girdi. Bu yeni dönem aslında çok da sevinilecek bir dönem değil. Çünkü 37 yıl aradan sonra İngiltere eski sömürgesine geri dönüyor. Bazıları Mugabe’nin iktidardan düşürülmesinde Çin’in etkisi olduğunu söyleyip “Çin kontrolünde darbe” deseler de, İngiliz parmağının olduğu çok açık.

Çin son dönemlerde Afrika’da siyaseti dizayn etmek yerine, altın, elmas, platin çıkarmakla meşgul. Henüz siyasi entrikalarla uğraşacak zamanları yok. Çünkü Afrika’da Çin yayılmacılığının ilk evresi yaşanıyor. Bu evrede siyasi olaylarla ilgilenmek Çin açısından pek uygun bir politika değil.

SA5360/KY60-ES41: "Allah Rızası İçin Karate Yaptık"



80 öncesi İslamcı gençliğini konuştuğumuz haberlerden birinde, “Hemen hemen hepimizin bir kuşağı vardı” sözleri söylenmişti. Kuşakla kastedilen karate, judo, tekvando gibi Uzakdoğu yakın dövüş sporlarının seviyelerini gösteren kuşaklardı. 1960’lı yılların başından itibaren İslamcı gençliğe yön veren, Türkiye’nin en eski ve köklü öğrenci teşkilatı olan Millî Türk Talebe Birliği (MTTB), o dönemde yaptığı sosyal, kültürel ve sportif aktivitelerle gençleri sağ-sol kavgasından uzak tutup ülkesine ve mukaddesatına bağlı bir şekilde yetiştirmeyi istiyordu. 

MTTB merkezlerinde, basketbol, voleybol, folklor eğitimleri de veriliyordu ancak tekvando, judo, karate ve güreş daha çok revaç görüyordu. Bunun sebebi üniversitelerde ve hatta liselerde bütün hızıyla devam eden sağ-sol çatışmasında kendini savunabilmekti. Sağcı ve solcu gruplar silaha sarılırken, İslamcı gençler hem kavgadan uzak durmanın hem de gerektiğinde kendilerini savunmanın yolunu böyle bulmuşlardı. 

20 Aralık 2017 Çarşamba

SA5359/AŞ81: Tedirginliklerimiz ve Erdoğan'a Hatırlatmamız Gereken Şey

"Erdoğan'dan beklenen şeyler, Erdoğan'ın taşıyabileceğinden çok daha fazlasını içeriyor. 'Gözü Kara'lık, sistematik bir direnişin sürmesini sağlamak için yeterli değil, gerektiğinde orantısız güç sahipleri ile pazarlık yapacak zekayı da gerektiriyor."


Şeytan'ın Köleleriyle Savaşımız Bütün Şiddetiyle Sürüyor

Tedirginlik 2012'de başlamadı bu halkta; 2007'ye kadar süren 85 yıllık kemikleşmiş 'kendi vatanında parya' psikolojisi, zehirli bir genin devlet zoruyla sosyolojik aktarımı sonucu oluşmuştu. Ancak tarihi ve otoriterleri şaşırtan başka bir şey daha gelişiyordu aynı halkta; insanın, dayatmalara karşı direniş gücünü de nesilden nesile büyüterek bir gün 'gözü kara' nesiller yetiştireceğini kanıtlayan umut. Bu belki de Allah'ın mutlak otorite olduğunu ve insanı asla yalnız bırakmadığını da kanıtlayan bir belge...

Türkiye çok ciddî bir bölgesel-küresel sınırda; tedirginliklerin, 7 Şubat 2012'de bugün FETÖ dediğimiz kanserin, illegal yöntemler legal-nominal araçlarla meşru iktidarın meşru istihbarat müsteşarını, İsrail, Avrupa ve ABD lehine alaşağı etme ve tutuklama girişimi sırasında bu kez daha şiddetli bir şekilde başladığı günden bu yana çok şey yaşadı... bu tedirginlikler çok daha şiddetliydi, çünkü yüzlerce yıldır aşağılanan bir halkın umutlarını kullanarak, parasını ve çocuklarını elinden alan ve o halkın seçimlerini ve tercihlerini dikkate almaya başlayan kendi devletine karşı kullanan bir hainle karşı karşıyaydı.

SA5358/KY64-ZTK39: Cumhuriyetçi Parti Nasıl 'İsrail Yanlısı' Bir Partiye Dönüştü?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıdaki analiz bir yahudi analiste aittir ve berrak cümlelerle 'durumu' anlatmaktadır... Bu konularda derin bilgi sahibi olmayan herkesin somut bir şekilde anlayacağı ve okurken gerçeğin bütününü algılayacağı "Evangelik-Siyonist Hristiyanlar" sorununu netleştiren bu metinde en kapsamlı cümle şudur: "Aslında Kudüs konusunda Amerikan politikasında bir değişim için bastıran İsrail yanlısı şahin Yahudilerin yanı sıra bu konuda harekete geçenler, İsrail yanlısı Evanjelik cemaat ve bilhassa Papaz John Hagee’in 3 milyondan fazla üyesi bulunan İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar hareketiydi."
Seçkin Deniz, 20.12.2017


How The GOP Became A ‘Pro-Israel’ Party

(…) Amerikan büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasına ilişkin tartışmalı kararın bir Cumhuriyetçi başkan tarafından hayata geçirilmesi olgusu, İsrail kurulduğundan bu yana Cumhuriyetçilerin bu ülkeye ilişkin pozisyonunda dramatik bir değişimin göstergesi.

Birçok Amerikalı Yahudi’nin nazarında Cumhuriyetçi Parti, bir zamanlar İsrail’i yeterince desteklemezken şimdilerde birçok Yahudi seçmenin pozisyonunun da ötesine geçen –ve Evanjelik seçmenlerin görüşleriyle uyumlu– politikalara arka çıkan bir partiye dönüştü. İsrail’e her iki partiden birden destek akması hali aşınırken bu tartışmalı hamlenin mevcut parti bölünmesine ivme katma riski var.  

Seçkin Deniz Twitter Akışı