8 Ağustos 2020 Cumartesi

SA8774/AH24: Tom Hanks-Greyhound; Hollywood’da bir Kırılma Ânı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Editörlerin -ki kesinlikle eminim, editörlerden daha çok kurgu üzerindeki etkisini hissettiren senarist ve yapımcı Tom Hanks’in- filmin nesnelerine ve başrol oyuncusunun karmaşık duygularına başarılı bir şekilde yüklediği simgeler bir kırılma ânının yaşandığını gösteriyor."

Alman Gri Kurdu (GrayWolf; U-Bot Denizaltısı) ve Amerikan Tazısı’nın (Greyhound; Savaş Gemisi) Ölümcül Savaşı/ Atlantik 1942

Baştan sona asık ve kaygılı suratını izlediğimiz, zafer elde ettiğinde bile gülümsediğini görmediğimiz Kaptan Ernest Krause rolündeki Tom Hanks’in, senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını Gary Goetzman’la paylaştığı bu filmde neyi amaçladığını anlamak şaşırtıcı. Bir filmin ruhuna sinmiş olan şeyi keşfedebilmek gerçekten dikkat ve bilgi gerektiren bir öz geçmiş hikayesini zorunlu kılıyor.



91 dakikalık bu filmi izlerken zihnimde hareketlenen şeyleri aktarmayı düşündüğümde, çizeceğim kompozisyonun filmin ruhuna sindirilmiş olan amacı tam olarak yansıtıyor olması gerekiyordu. Editörlerin -ki kesinlikle eminim, editörlerden daha çok kurgu üzerindeki etkisini hissettiren senarist ve yapımcı Tom Hanks’in- filmin nesnelerine ve başrol oyuncusunun karmaşık duygularına başarılı bir şekilde yüklediği simgeler bir kırılma ânının yaşandığını gösteriyor. Kırılan neydi?

Kırılan çok şey vardı. Dan Brown serisinde ateist-masonik bir propagandanın başrol oyuncusu olarak dine ve kiliseye saldıran Tom Hanks’in, son filminde George Cleveland (Gerçekte, 1930 ile 1954 yılları arasında 180'den fazla filmde rol alan George Cleveland (17 Eylül 1885-15 Temmuz 1957) Kanadalı 'beyaz' bir sinema oyuncusuydu) adındaki siyahî aşçısının önüne koyduğu yemeği yemediği (yemek yerine her seferinde kahve istediği)  halde Amen ve İsa’ vurgulu şükür duaları, bir saldırıda ölen üç askerinin cesedi denize bırakılmadan önce ‘hristiyan geleneklerine uygun’ tören yapması, filmin sonunda yatağına yatmadan önce İncil okuyarak ‘Cennetteki Babası’na dua etmesi ilk temel kırılmaya işaret ediyordu. Hollywood, bir savaş filminde ateizmin üstünü kalın bir çizgiyle çiziyor, üzerine bastıra bastıra dine geri dönüyordu.



Hanks’in asık suratının tam orta yerindeki ağır hüznün ilk U-bot Alman denizaltısını batırdığında ’50 Alman öldü’ diyerek sevinen karargâh subaylarından birine ‘50 insan’ diyerek tepki gösterdikten sonra Kaptan Köşkü’nden ayrılması, havada asılı kalan sorular bırakıyordu. Sonra anlıyordunuz; Tom Hanks’in canlandırdığı Kaptan Ernest Krause, 3 Temmuz 1866’da Almanya Lübeck’te doğan Alman asıllı bir Amerikalıydı ve kendi ırkından askerlerin ölümüne üzülüyordu.


U-Bot saldırısında isabet alan Kaptan Köşkü (Köprü)

Amerikan Savaş gemisi Greyhound’da bir asker, Kaptan Krause, adını sorduğunda ‘Epstein‘ diyerek soyadını söyleyen ve ilk U-bot saldırmaya hazırlandığında kontrolünü kaybeden başka bir Alman asıllı Amerikalı asker siyah zeminde beyaz gamalı bir haç çiziyordu. ‘Epstein’. Neden ‘Epstein’? Başka Alman soyadı mı yoktu? Bu ne tür bir vefa borcuydu ve neden bir savaş filminde adı anılıyordu?

Tom Hanks'in, 10 Ağustos 2019’da tutuklu olduğu ceza evinde intihar ederek öldüğü söylenen Amerikalı finansçı, iş adamı ve seks-pedofili suçlusu ve pazarlamacısı Jeffrey Epstein'ın Lolita Express uçuş günlüklerinde adının olduğunu iddia edenleri hatırlamamak mümkün değildi. Hanks ne tür bir vefa duygusunun etkisiyle senaryosunu yazdığı bir savaş filminde bir karaktere ‘Epstein’ soyadını veriyordu? Bu bir tür itiraf değil miydi?

Hanks’in bu kaygısına karşılık, karmaşık şeytanî ağlarla örülen Amerikan sinema-iş, siyaset ve bürokrasi dünyasının perde gerisinde olanları anlamak çok zor değildi. Reşit olmayan kızları sinema-iş-siyaset ve bürokrasi dünyasının ünlülerine pazarlamakla suçlanan ve tutuklanan Epstein’ı ve pedofili olmakla suçlanan kendisini aklamaktan başka bir açıklama bulmak mümkün değildi. Ancak neden ‘Şeytanî düşman beni etkisi altına almasın’ diye dua ediyordu?

Bir başka kırılma Hollywood’un bir süredir devam ettirdiği siyahları anlamaya ve Amerikalılaştırmaya yönelik yaklaşımda ortaya çıkıyordu. Siyahî aşçı George Cleveland’in U-Bot saldırılarından birinde, aşçı olduğu halde fedakârca toplara mermi taşırken Amerikan çıkarları için ölmesi, ABD'de yaşayan Afro-Amerikan kökenlilere karşı uygulanan şiddete ve ırkçılığa karşı aylarca sokaklarda gösteri yapan Black Lives Matter hareketine destek vermek ve Jeffrey Epstein’i korumak için hiçbir şey yapmayan eski arkadaşları ABD Başkanı Trump’a karşı verilmiş bir mesajdı.


Donald Trump ve kız arkadaşı (ve gelecekteki eşi) eski model Melania Knauss, finansçı (ve gelecekteki hüküm giymiş cinsel suçlu) Jeffrey Epstein ve İngiliz sosyalist Ghislaine Maxwell 12 Şubat' 2000'de Florida, Palm Beach'teki Mar-a-Lago kulübünde birlikte poz veriyorlar.
DAVIDOFF STUDIOS/GETTY

Covid-19'a yakalanan ve iyileşen Hanks, Trump'ı yeterince tedbir almamakla da suçluyordu. Hesaplaşma büyüktü ve bu Greyhound'da kayda geçmeliydi. Asıl 'Greyhound-Tazı' yine Alman asıllı olan Donald Trump mıydı? Kurtulacak mıydı? Yoksa tam aksine filmin sonunda kaybedecek olan GrayWolf- Gri Kurt muydu?


Greyhound- Amerikan Savaş Gemisi

Tom Hanks’in soğuğa karşı kuzu derisi montunu istemesi ve giymesi, uzun süredir sentetik bir hayata doğru akan satanist ideolojinin baskın karakterindeki yansımalarda yaşanan kırılmalardan birine işaret ediyordu. Genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri sonrasında, çıkardıkları gazlarla atmosferdeki karbon miktarını arttırdıklarını iddia ederek ineklere düşmanlığını ilan eden Bill Gates liderliğinde yapay et ve yapay anne sütü üretmeye çalışan ve Covid-19 salgınından sorumlu tutulan bir aklın karşısına kuzu derisi montla çıkmak, doğal hayatın akışına geri dönüşe işaret ediyordu.


Kuzu derisi montu ile Tom Hanks ve Ameirkan bayraklı Greyhound afişi

Bir başka kırılma da, bir kadın ve bir erkekten oluşan geleneksel dinî yapılara göre ‘aile kurma’ konusunda yaşanıyordu. Sapkın ilişkileri yaymaya çalışan Hollywood aklındaki kırılma ‘kendisine geri döndükten sonra evlilik teklifini yapmasını’ isteyen bir kadını, savaşın her anında erkek bir askerin hayallerine monte ediyordu. Neredeyse yüz yıldır evlenerek ya da nişanlanarak savaşa giden Amerikalı askerlerin geride bıraktığı gözü yaşlı dullar ya da nişanlılar dönemi kapanıyordu.

Tom Hanks’in çarpışmaların yaşandığı günler boyunca, yemeden ve uyumadan sürekli ayakta kaldığı için patlayan ayak derilerine bulaşan kana ve botlarını çıkararak giydiği, sevdiği kadının adının baş harflerini kazıyarak hediye ettiği ev terliklerine yapılan vurgu da sembolizmin aşkın örneklerinden birini görmemizi sağlıyordu.

Halen dünyanın her yerinde işgal ettiği ülkelerde milyonlarca masum insanı öldüren ve kendisi de ölen Amerikan askerinin artık eve geri dönme isteğinin bir ilanıydı bu. Savaş sadece acı veriyordu. Hanks’in senaryosunu yazdığı ve yapımcılığının yanı sıra baş rolünü de oynadığı ‘Greyhound’da baştan sona yüzüne yansıyan bu acıydı. İngilizlere daha az, Almanlara biraz daha fazla üzülen bir Amerikalı artık Yunan ticaret gemilerini koruma bahanesiyle savaşa girmeyecek gibi görünüyordu.

Ancak elbette filmin başlarında kamarasında dolabın dışına asılı olan tabelada yazan ‘Dün, bugün ve sonsuza kadar’ ifadesini filmin sonunda da görmek artık hem psikolojik olarak hem de ekonomik olarak çökmüş bir Amerikan donanmasına gönderilen bir mesajdı.

Filmin neredeyse tamamı 'Köprü' ile güverte arasında daracık bir alanda ve yüksek hızda çekilmesine rağmen can sıkıcı olmaması gerçekten ilginçti... Alt yazı ya da dublaj olmasa bile İngilizce bilmeyen herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir sessiz sinema diline entegre edilmiş olan diyaloglar filmin akışını izleyebilmeyi mümkün hale getiriyordu.

Denizcilik literatürüne yabancı olanların bile 'tam sağ, yarım sol, dümen sende, kaptan köprüde, motorlar tam yol' gibi terimlerin ne anlama geldiğini öğrendiği bir filmde, filmin genetiğine işlenmiş 'konuyu' anlamak her seviyedeki seyirci için mümkün olmayabilir, hatta bu yüzden film 'çok sıkıcı' bulunabilirdi.

Alman denizaltılarının kurduğu sinsi tuzağa ve telsizden yaptıkları tehditlere karşılık ansızın yenilmeleri, yönetmenin ya da Hanks'in filmin gerilim yüklenen düğüm noktalarını çok sağlam bir şekilde kuramadığını ve giriş-gelişme-düğüm-çözüm-sonuç sekanslarının 'hava koruması'nın bitmesine ve başlamasına bağlamasını yadırgamanıza neden olabilir.

Kameraların 'Hanks'e odaklanmaları ve neredeyse sadece onun duygularını kristalize etmeye çalışmaları nedeniyle çatışma anlarında da izleyicinin doğru ve özgür açılardan gerçekleşen olayları izlemesine engel olunduğu açıktı. Yaklaşan ve uzaklaşan U-Botların Greyhound ile kurduğu ilişkiyi kamerayla izlemek çok zordu. Kamera 'mil yakınlığını-uzaklığını' veremeyecek kadar kararsızdı. Greyhound'un toplarla saldırıya geçtiği anları dışarıdan izlemek ve etki-tepki sürecini gözlemlemek mümkün değildi.

Filmin sinematografik nitelikleri, Tom Hanks'in kırılmalarını yansıtmak üzere müdahaleye uğradığından öne çıkarılacak kadar yüksek ustalıklar içermiyordu.

Blake Neely’in yaptığı müziklerini filmin akışında hep keskin bir duygu selinin tamamlayıcısı olarak başarılı bulduğum, Bron Studios, Playtone, FilmNation Entertainment, Sony Pictures, Stage 6 Films, Sycamore Pictures gibi yapım şirketlerinin 50 milyon dolarlık bütçeyle desteklediği, 15 Mayıs 2020’de planlandığı halde Covid-19 salgını nedeniyle, filmin sinema salonu için çekildiğini söyleyen Tom Hanks karşı çıkmasına rağmen, 10 Temmuz 2020’da Apple Plus platformunda gösterime giren ve Sony Pictures tarafından dağıtılan Greyhound’un yönetmenliğini Aaron Schneider yapmış, Tom Hanks’in senaryosunu C. S. Forester'ın The Good Shepherd adlı romanından uyarladığı filmin başrollerinde kendisine eşlik edenlerden iki isim Stephen Graham ve Elisabeth Shue.

Filmi sekanslar arasında belirgin bir sınır noktası olmadan kurgulayan, birkaç flashback arası dışında başlayan ve biten bir heyecan dalgası halinde sıkılmadan izlenebilir hale getiren editörler de Mark Czyzewski ve Sidney Wolinsky.

Tom Hanks dışında diğer bütün karakterleri hep silik bir şekilde inşâ eden tipik bir 'Narsist Tom Hanks' filmi izlediğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.

İyi seyirler...



Ahmet Haydar, Sonsuz Ark, 08.08.2020, Sinema Notları 24



Greyhound İzlekleri:


  1. https://www.imdb.com/title/tt6048922/fullcredits
  2. https://www.forbes.com/sites/joshweiss/2020/07/08/greyhound-tom-hanks-aaron-schneider-interview/#514fb58d70d2
  3. https://tr.wikipedia.org/wiki/Greyhound_(film)

Tom Hanks-Dan Brown İzlekleri:

Robert Langdon, Dan Brown'ın ürettiği kurgusal bir karakterdir. Harvard Üniversitesi'nde dinî ikonoloji ve "semboloji" (tarihsel sembollerin incelenmesiyle ilgili kurgusal bir bilim dalı olan sembolojinin, gerçekteki göstergebilim alanıyla metodolojik bağı yoktur) profesörü olan Langdon, yazar Dan Brown'ın Melekler ve Şeytanlar (2000), Da Vinci Şifresi (2003), Kayıp Sembol (2009), Cehennem (2013) ve Başlangıç (2017) kitaplarında yer aldı. Doğum tarihi 22 Haziran 1964, doğum yeri Exeter, New Hampshire, ABD olarak verildi.

Tom Hanks, 2006 yapımı Da Vinci Şifresi, 2009 yapımı Melekler ve Şeytanlar ve 2016 yapımı Cehennem kitaplarının film uyarlamalarında Langdon'ı canlandırdı.



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı