4 Mayıs 2020 Pazartesi

SA8564/SD1689: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 31

İD, ‘Toplantı sonrası birkaç yol hikayesi yazalım, Nice’e, Èze köyüne gidelim, orayı çok seviyorum’, diyordu. Èze’nin ne özelliği olduğunu sordum. Doğasını sevdiğini söyledi.



Sabah 4:00 gibi uyandıktan hemen sonra, yine duş aldım, giyindim ve sabah namazını kıldım. Eşyalarımı alıp kapıdan çıktığımda, İD’in koridorda valizini tekerlekleri üzerinde sürükleyerek bana doğru geldiğini gördüm. Çok dakikti. Bu kez pastel yeşil bir kombinasyonla yine spor giyinmişti. Bana gülümseyerek baktı ve çok şık giyindiğimi söyledi.

Pastel krem rengi bir tişört, aynı renkte bir pantolon ve yumuşak ten rengi deri ayakkabı giymiştim. Aynı şekilde ona iltifat ettim, sonra birlikte asansöre yürüdük. Otelden çıktığımızda saat 4:30’a geliyordu.

Torino’yu Lyon’a bağlayan A32 kara yoluna girene dek, Torino’nun tarihi mekanlarına bakmaktan kendimi alamadım. Yollar bomboştu ve hızla ilerliyorduk. Henüz acıkmamıştık, güzel bir yerde durup kahvaltı yapmaya karar verdik.

Ben yine sağ arka tarafta oturuyordum. İD öne oturmam konusunda çok ısrarcı olmuştu, ancak toplantı için çalışmam gerekiyordu. Ne var ki İD’in beni çok çalışmakla suçladığı o uzun yolculukta, gerekli olan hazırlıkları yapmak için epeyce mücadele etmiştim. İş için burada olduğumu, turistik bir gezide olmadığım için de gezinin tadını çıkarmamın imkansız olduğunu anlatmaya çalışmıştım. En azından hazırlıklarımı tamamladıktan sonra, sohbet edebilir, etrafı değerlendirebilirdik.

İD, ‘Toplantı sonrası birkaç yol hikayesi yazalım, Nice’e, Èze köyüne gidelim, orayı çok seviyorum’, diyordu. Èze’nin ne özelliği olduğunu sordum. Doğasını sevdiğini söyledi. İnternette biraz araştırma yaptım. Barbaros Hayreddin Paşa 1543 yılında fethetmişti Èze’yi. İtalya sınırına yakın ve Monaco Prensliğine bağlı turistik bir Fransız köyüydü. Akdeniz'de deniz seviyesinden 427 metre yüksek bir uçurumun tepesinde yer alması nedeniyle bir “kartal yuvası” olarak tanımlanıyordu.

Lyon kuzeybatıda, Èze güney batıdaydı; Torino üçgenin geniş açılı doğu noktasıydı. Özel olarak gitmek gerekiyordu. Biletim alınmıştı; Lyon’daki toplantıdan sonra Saint Exupery Havaalanı’ndan 11:40’ta kalkacak olan THY uçağı İstanbul aktarmalı olarak beni akşam 19:55’te Adana’ya ulaştıracaktı. Ve ben planladığım gibi romanımı yazmaya başlayacaktım.

İD, dünyada her gün binlerce insanın uçuşlarını iptal edebildiğini söyledi. Bu bir tür ısrar anlamına geliyordu. Güldüm. Bu toplantılar için periyodik olarak Torino’ya ve Lyon’a geldiğimi eğer bir daha ki sefere, aynı şekilde tercümanlık yapacaksa, bir günümü Èze’ye ayırabileceğimi söyledim. Canı sıkılmıştı. Ama yapacak bir şey yoktu.

Bir iş gezisi, sadece ve yalnızca bir iş gezisiydi benim için, eğer turistik bir gezi planlaması da yapmamışsam. Kahvaltı için mola verene kadar hazırlıklarımı tamamladım ve geçtiğimiz yerleri izlemeye başladım, sorular soruyordum İD’e çevreye dair. O da heyecanla anlatıyordu, Èze’yi gezmeyi de de sık sık araya sıkıştırarak.

A43 kara yoluna saptığımız yerde, dağların kucağına sıkışmış doğal güzelliği ve nefis havasıyla Modane’de Mostar köprüsünü andıran bir köprü görmek şaşırtıcıydı. Kıyısında Sanctuaire Notre-Dame du Charmaix- Charmaix-Meryem Ana Mabedi vardı. Orada, köprü yakınlarında kahvaltımızı yaptık. Kebapçı’nın hazırladığı peynirli börekler ve Modane'de aldığımız meyve suyu ile kahvaltı yaptığımız o dakikalar uykusuzluk ve yorgunlukla geçen 24 saatin en keyifli anlarıydı benim için. İD de neşeli görünüyordu.

<< Önceki                      Sonraki>>



[(26.04.2020, (1/52 (76))]




Seçkin Deniz, 04.05.2020, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı
Takip et: @Seckin_Deniz




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı